Temel Reis çizgi filmleriyle şöhret kazanan ve bu tesirle çocukların yemesinin teşvik edildiği ıspanak

yeni bir hususiyetiyle bundan sonra polislerin yardımıma koşacak gibi görünüyor. Bir zamanlar demir deposu olduğu iddia edilen

ancak daha sonra bunun mübalağa olduğu anlaşılınca gözden düşen ıspanak

bu sefer çok farklı bir sahada kullanılmak üzere karşımıza çıkıyor.
Son yapılan çalışmalarda

hepimizin bildiği ıspanağın

önemli bir A

B vitamini ve folik asit kaynağı olmasının yanında

hücrelerinde bulunan bazı enzimleriyle güçlü patlayıcıları zararsız hale dönüştürdüğü bulundu.
ABD Enerji Bakanlığı Pasifik Kuzey-Batı Milli Araştırma Laboratuarları’ndaki bir grup araştırmacı

ıspanak yapraklarının öz suyundan başta nitroredüktaz olmak üzere diğer tabii bileşikleri saflaştırdılar. Saflaştırılan enzimlerin hangi maddeleri parçaladığı araştırıldığında bunun TNT gibi patlayıcılar olduğu belirlendi. Nitroredüktaz enziminin

mide ve bağırsaklarımızdaki diğer enzimlerle birlikte

yediğimiz gıdaları sindirdiği gibi

bazı patlayıcı maddeleri de sindirip zararsız hâ1e getirdiği hayretle müşahede edildi. Ayrıca enzimin parçalama sonucunda ortaya koyduğu son ürünün de çevreye zararsız maddeler olduğu ispatlanmış durumdadır. Hatta bu zararsız son ürünü

sanayide potansiyel kullanım imkânı bulunan faydalı bazı bileşiklere dönüştürmek bile mümkün görünmektedir. Bu enzimlerin kullanıldığı biyoteknolojik metot

çevreye zararsız bir sindirim faaliyeti olarak tanımlanmaktadır. Şu anda

alan denemeleri yapılan bu metodun kısa zaman içinde yaygın bir kullanım sahası bulacağı bekleniyor. ABD Savunma Bakanlığı

bu proje için üç yıllığına bir milyon dolar tahsis etmiş bulunmaktadır. Bu projenin en önemli avantajı

başta ABD olmak üzere ülkelerin yığınak yaptığı onbinlerce ton patlayıcı maddenin emin ve ekonomik

ayrıca çevreye zarar vermeyen bir yolla imha edilmesine imkân sağlayacak olmasıdır. Sadece ABD’de

500.000 ton depolanmış patlayıcı maddenin var olduğu söyleniyor. Bu patlayıcıların depolandığı coğrafik bölgelere yakın yaşayan halkın hayatı için büyük risk oluşturan bu depoların azaltılması ve daha güvenilir yerlerde saklanması bu usûlle mümkün gibi görülüyor.
Enzimatik yollarla çeşitli gıdaların üretimi ve bu ürünlerin sanayide kullanımı zaten 10–15 yıldan beri çok yaygın olarak yapılmaktaydı. Enzim endüstrisi

bugün dünyada 1

3 milyar dolar pazar payına sahip olup her yıl % 10–15 nispetinde büyümektedir. Bazı enzimler halen deterjan sanayiinde süper temizleyici olarak

içecek endüstrisinde nişastadan glikoz elde etmek için ve tekstil sektöründe kumaşları taş yıkama yapmak için kullanılmaktadır. Bu yeni keşifle ilk defa

patlayıcıları imha etmede de enzimler kullanılabilecektir. Bomba konan yerlere uzaktan fıskiye ile püskürtülen enzim eriyiği

her türlü patlayıcıyı sessizce parçalayarak tesirsiz hale getirebilecektir. Patlayıcı maddeleri bu şekilde tesirsiz hale getirme

klasik usûllere (açıkta patlatma

yakma

yüksek sıcaklık ve basınç altında kapalı bir mekânda maliyetli bir şekilde zararsız hale getirme gibi) göre büyük bir avantaj sağlayacaktır. Çünkü enzimatik reaksiyon oda sıcaklığında atmosfer basıncında ve su tankında az bir maliyetle gerçekleşmektedir. Böylece patlama esnasında

insan hayatı kaybetme ve yangın riski çok azalmış olacaktır. Özel bir sisteme ve donanıma da ihtiyaç yoktur. Ayrıca yan ürünleri de çevreye zararsız halde tutulacak

hatta ticari bir madde olarak kullanılabilecek hale dönüştürülebilecektir. Bilhassa askeri üslerdeki ihtiyaç fazlası patlayıcıları normal şartlar al- tında imha edebilmede çok önemli bir kolaylık sağlayacaktır.
Tabiî olarak mikroorganizmaların

bitkilerin ve hayvanların genetik programlarına kodlanan ve onlar tarafından kullanılan bu enzimleri farketmek

ayrıştırmak ve insanoğlunun ihtiyaçlarını gidermede kullanmak insanlığa yapılan büyük hizmetlerden biridir. Birçok enzim eksikliğine bağlı hastalıkların tedavisinde de bu enzim senaaaleme süreçleri insanlığın hizmetine girmiş durumdadır. Bu enzimlerden nitroredüktazların varlığını ıspanakta keşfeden ve saflaştırıp ayırarak çoğaltan bilim adamları

uygun tampon ve indirgeyici ajanlar kullanarak enzimleri aktif hale getirirler. Aktif hale gelmiş bu enzim çözeltileri

su tankı içindeki patlayıcı maddeleri indirgerler veya parçalarlar. Adeta enzimler patlayıcıları (ki bunlar genelde nitrozaminlerdir) midede ve bağırsakta yediğimiz gıdaları parçaladıkları gibi sindirirler. Ancak şu ana kadar enzimlerin parçalamasıyla ortaya çıkan son ürünlerin herhangi bir toksisitesinin (zehirleyici tesirinin) olup olmadığı tam olarak deneylerle ortaya konmamıştır. Bir grup araştırmacı bu durumu anlamaya çalışırken

bir grup araştırmacı da enzimin son ürünlerinden sanayide istifade etmenin yollarını araştırıyorlar. Bu araştırmacılar

yeni keşfettikleri bir enzimin nitrobenzeni

paminofenol bileşiğine dönüştürdüğünü tespit etmişlerdir. p-aminofenol isimli bileşik ise

ilaç sanayiinde ağrı kesicileri imal etmede kullanılan son derece değerli bir kimyevi maddedir
Bir başka ihtimal de TNT gibi patlayıcı maddeler

enzimlerle parçalanıp zararsız hale getirildikten sonra

yan ürünlerinin mikroorganizmalar vasıtasıyla daha da indirgenerek gaz hâline (amonyak ve karbondioksit formuna) dönüştürülmesinin de mümkün olabileceğidir. Çevre

enerji

sağlık bilimleri ve ülke savunmasını içine alan bu ve benzeri interdisipliner araştırmalar

bilimin bilim için değil

bilimin insanlık için ve onun ihtiyaçlarını gidermek ve problemlerini çözmek için yapılması gerektiğini gösteren güzel örneklerdir. Her biri birer fabrika olan binlerce bitki ve hayvanın ürettiği mamullerin henüz pek azının ne işe yaradığını anlayabiliyoruz. İleride bitki ve hayvanlardan elde edilecek birçok yeni enzim ve proteinlerle kimbilir hangi hastalıklara çareler bulunacaktır? Sanayi ve teknolojide hangi faydalı ürünler elde edilecektir? Gelecek vaat eden bu tip çalışmalarda muvaffak olabilmek için en birinci şart ise

tabiat kitabını iyi okuyabilmek ve bu kitapta yazılanları hakkıyla anlayabilmek olsa gerek!