Hayret ki ne hayret... Toplumda neyi nasıl diyeceğini bilmeyen nice insan var. Hem de kimlerden bilir misiniz? Aydın geçinen kişilerden. Kendini entelektüel bilenlerden... Kaş yaparken göz çıkaran cinsten kişiler bunlar.
Hani toplum içinde sakar kişiler vardır. Bir iş yaparken on tane çam devirir. Özrü kabahatinden daha beterdir böylelerinin. Sakın özür dilemesi için tavsiyede bulunmayın. Özür dilerken devirdikleri çamlar yüzü bulur.
Ben okumamış

yazmamış

cahil kişiler için belki böyle hataları mazur görebilirim. Ama toplum içinde insanlar ile iç içe olan ve sık sık başkalarının kalp ve gönüllerini hedef almak ve mesajını en usturuplu bir şekilde onlara göndermek için çabalayan kişilerin böylesine hatalar yapmasını bir türlü anlayamıyorum.
"Gül" diyeceğine "diken" diyen

"güzel" diyeceğine "çirkin" diyen

"sevgili" diyeceğine "düşman" diye hitap eden konuşma özürlülere bilmem siz aydın diyebilir misiniz?
Konuşmak bir gönül alış verişidir. Bir araya gelip muhabbet ederken kişilerin kalp ve gönül aynalarına görüntü ve imaj sunduğunun farkında olmalı insan. Bu pazarda kimsenin kimseyi kırıp dökmeye hakkı yoktur. "Teşbihte hata yoktur" derler. Böyle kişileri bir çuval inciri berbat eyleyen şahıslar olarak görmek bilmem abes kaçar mı?
Teşbih dedim de aklıma geldi; böyle kişilerin teşbihleri de gayet yavan ve kısırdır. Bilgisizliğinin eseri yansır benzetmelerine. Meselâ "gâvur ölüsü gibi yatma kardeşim" sözü bir teşbihtir

ama bir Müslüman'a söylenecek söz değildir. Zira hassas bir Müslüman bu teşbihten kırılabilir. Vurdum duymaz davrananda ise zaten o dinî hassasiyet yoktur... Meselâ

yürürken birkaç kez tökezleyen bir şahsa "ne o yoldaki deliler gibi çarpuk çurpuk yürüyorsun" sözü onu derinden yaralayabilir. Zira benzetilen kişi akılsız bir varlıktır. Bu da onu dengesiz bir insan olarak nitelemektir. Geçici de olsa insan böyle bir şahsa benzemekten istinkâf edecektir. Ve bu teşbih hassas bir kimsenin yapacağı bir benzetme değildir. Evet

insan konuşurken karşısındakinin yüreğini hesaba katarak konuşursa

anlatmak istediğini muhatabına daha çabuk iletir. Ve böyle kişilerin dostu da çok olur. Kalp

ruh ve gönül hesaba katılmadan yöneltilen her söz

muhataba sunulan her kelam yüreği yaralama ihtimali olduğu için sakıncalıdır. Evet

dikkatli insanlar başkalarına söyleyeceği sözü de süzerek söylerler. Öyle vurdum duymaz bir şekilde sunamazlar mesajlarını muhataba. Kılı kırk yararlar ve öylece karşısındakine ulaştırırlar meramlarını. Bu demektir ki siz de benimle konuşurken aynı lisanla konuşun ve hitabınızı ona göre yapın. Yoksa başkalarına konuşma hatası yapmamaya dikkat eden ve en küçük bir kelime ile dahi olsa

ruhta yara açmamaya özen gösteren bir insan

yanlışlarla dolu bir söz sağanağına tutulmak istemez. Gül verdiği ve muhataba çiçek takdim ettiği için

hiç olmazsa o cinsten bir karşılık bekler. Gül verene taş atan insanlar

bence insan psikolojisinden

pedagojiden zerre kadar anlamayan söz yobazlarıdır. Bilgisizdir bunlar; ne durumdan

ne hâlden anlamayan zavallı birer duygu ve his kaçkınıdırlar. Kalp bölgesini ya kaybetmiş veya terk etmiş bu çorak vadilerin sakinleri su verene kum sunmayı zaten tabiatları icabı yerine getirirler. Onlardan bundan başka bir hareket beklemek de abestir..
Arkadaş; konuşma özürlüler bir bakıma

hissetme ve duyma özürlüdürler. Bunun için kim ile oturup kalkacağını

kim ile sohbet edeceğini

kim ile samimî olacağını bil ve ondan sonra gir toplum içine. Yoksa bu özürlülerden biri tarafından kalbine bir hançer saplanırsa o zaman suçlu yine sen olursun. Zira muhatabı iyi seçemedin

haristandan çiçek

kupkuru bir çölden ab-ı hayat bekledin....o