![]() |
![]()
|
![]()
|
||||||
| Deneme, Hikaye Burada deneme ve yazıları paylaşabilir ve bulabilirsiniz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Mareşal
![]() ![]() |
Bir bayram yerinde büyük bir dönme dolap. Biri iniyor
biri biniyor. Ağlayarak binip ağlayarak inen insanlar. Bebekler biniyor bazen ihtiyarlar bazen çocuklar bazen de gençler iniyor. Yukarılara çıktıkça gülen eğlenen insanlar yokuş aşağı inerken ağlıyorlar üstlerini başlarını yırtıyorlar. İşte şu delikanlı... Saçlarını hangi cehennem tarağıyla taramış cesedi hangi harmanlarda hangi döğenlerin altında böyle lime lime olmuş. Büyük çarkın en tepesinde sevinç çığlıkları atarken tepe taklak gidiyor. Bir görülmemiş temaşa. Kendimden geçmiş bu bin kollu dolabı ve bu dolabın üstündekilerin başlarında çevirdiği dolapları seyrederken yanımda bir aksakallı oniki dilimli yeşil taçlı koca peyda oluyor. Diz çöküyorum. Ellerine sarılıyorum: Bilge sultan bu ne temaşa bu ne tecellidir? Bu gördüğün çark-ı felektir oğul. İkballeri idbare idbarları ikbale çevirir. Bir ağlatır bir güldürür. Ona çok sıkı yapışırsan dişlilerinin arasına alır bu hâle getirir. Gıdası yıkılmış hayaller boş yere çekilmiş kahırlardır. Gelimli gidimli güzellikler ardından akıtılan gözyaşı nehirleriyle dönen bir çarktır bu. Kendini anlamamakta ısrar edenlerden kurtuluş akçesi gibi sarılanlardan öyle bir intikam alır ki. Onları öyle bir savurur ki... Âşıklarının yüzüne gülüp arkasından vurduğu için "kahpe felek" demişlerdir ona. Onun bu abus çehresinin altında bilseniz anlaşılamamanın ızdırabı vardır aslında. Bunca zamandır üzerinden geçen bunca insanın hiç öncekilere bakmamasına içerler durur. Sûretini bir madalyon gibi boyunlarına asanlar bu hareketleriyle boyunlarına bir yağlı urgan geçirmiş olduklarından habersiz güle oynaya infaz gününü beklerler. Bu madalyonun arkasını çevirip bakan feleğin hakikatini anlayan tuzağına düşmeyen o kadar az insan var ki. Artık o da iyice bezmiş. Bütün yüküyle beraber gitmeye kirini pasını cehennemin alevleri göklere çıkan ateşinin yalımında yıkamaya hazırlanıyor. Bilge sultan medet! Bu aldanıştan kurtulma çaresi yok mudur? ... Bir ulu kabristanda buluyorum kendimi. Dünya yükünü defalarca buraya boşaltmış. Uçsuz bucaksız yurtluk. Yurtluğa dönmüş örenleşmiş eski dünyalar. "Mezar taşlarına bak!" diyor pîrin sesi. Mezar taşlarına bakıyorum. Her dilden her alfabeyle envai çeşit isimler isimler isimler... Bütün bu zamanın kararttığı silikleştirdiği isimlerin üstünde ter u taze bir ibare parlıyor: Hüve'l baki... Feleğin alnındaki güzel kadın kakülleriyle örttüğü bu işareti görebilirsen onun tılsımı sana kâr etmez aldanışa düşmezsin. 2. Zaman bir aksakallı ihtiyar. Zaman kendi de bilmiyor hangi zamandan beri yaşıyor?. Görüyor. Gösteriyor. Yorumluyor. Zaman bir kum saatinin incecik belinde akıyor akıyor hep durmadan. Dünyaları nesilleri milletleri öğütüyor. Yurtları değiştiriyor. Şâhitlik ediyor. Zalimin zulmünü görüyor. Zalimin zulmünün yanına kalmadığını görüyor. Zalimin bir başka zalimden mazlumun ahını alışını sonra kendinin de baş aşağı gidişini görüyor. Dehre sövmeyin diyor efendiler Efendisi. Yüce Beyan'ın ve zamanın sahibi Asr'a yemin ediyor. Ve zaman hepsini her şeyi görüyor gösteriyor... Bazen de toplanıp bir yumağa dönüyor. Bir yumak gibi dürülüp dürülüp bir noktaya dönüyor. Ölçüler bazen anlamını yitiriyor. Bazen genişleyip bazen daralan bir yol oluyor; bazen de bu kimine genişleyip kimine daralan yolda akan bir yolcu oluyor. Bazıları onu bir nehre benzetip bir nehirde iki kere yıkanılmaz diyor bazıları bu aynı olmayan nehirde hep birbirine benzeyen kirlilerin hep birbirine benzer şekilde yıkandıklarını görüp hayret ediyorlar. "Allahım!" diyorlar "aman Allahım bu neyin alâmeti?" Bir gün bir tek gözlü adam bir toprak parçası alıyor. Çalışıyor çalışıyor. Toprağı teriyle suluyor. Tırnaklarıyla tımar ediyor. Canını dişine takıp gecesini gündüzüne katıyor. Sonra eserinin karşısında muzaffer gladyatör edasıyla şöyle diyor: "Ey toprak işte şimdi gerçekten benim oldun." Toprak acıyla silkinip titreyerek cevap veriyor: "Behey cahil! Sen bunu bana söyleyen dokuzuncu tek gözlüsün. Onların hepsi çift gözlülerle birlikte şimdi gerçekten benim oldular." Zaman bu manzarayı kim bilir kaçıncı defa acıyla seyrediyor... ![]()
|
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | UslanmaM | Cevaplar | Son Mesaj |
| Gerçek Hayat Ahirettedir | ABYSS | Dini Bilgiler | 0 | 04-19-2007 10:23 PM |
| Gerçek Hayat Kareleri | HeLiN | Deneme, Hikaye | 0 | 04-12-2007 01:32 AM |
| Martın Stawıarz [Kareleri] | SuyunGizemi | Güzel Sanatlar Bölümü | 0 | 03-19-2007 04:59 PM |
| Yoksul Çiftçi(GeRCeK Bi HaYaT) | ABYSS | Deneme, Hikaye | 0 | 12-20-2006 05:32 PM |