USLANMAM

UslanmaM En Kaliteli Bilgi Adresiniz
USLANMAM öğesini iGoogle sayfanıza ekleyin.
Geri git   USLANMAM > GENEL KÜLTÜR > Edebiyat > Deneme, Hikaye
UslanmaM Resim AlbümleriSosyal Gruplar
Kayıt ol Sosyal Gruplar Ajanda Konuları Okundu Kabul Et

Deneme, Hikaye Burada deneme ve yazıları paylaşabilir ve bulabilirsiniz.


Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 04-20-2007, 11:58 PM   #1 (permalink)
Mareşal
 
HeLiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart Bir Yol Hikayesi

Bir lâbirentin içindeyim sanki... Sadece ben değil hepimiz oradayız. Kim bilir ne zaman başladı gezimiz bembeyaz kıyafetlerle ve kim bilir ne zaman bitecek hangi kavşakta... Ayrı yollarda ayrı dönemeçlerdeyiz. Bazen lâbirentin kıvrımlarında kesişiyor yollarımız... Gözgöze geliyoruz sohbetler ediyoruz dolaşıp tükettiğimiz koridorlar üzerine... Binlerce hikâyecikler dinleyip anlatıyoruz. Bazen öyle oluyor ki geçtiğimiz yolu dinlediğimiz bir hikâyeden tanıyoruz. Biliyoruz nicelerinin adımlarında taşıdıkları hisleri ümitleri sabırla devam edilirse sonunun ne güzel vadilere ne yeşil ovalara çıktığını... Bazımız duyduğu hikâyelere güvenerek dalıyor o yola bazımızsa kaçıyoruz... Kimi zamansa nihayetinin ne korkunç bir yangına açıldığını bildiğimiz koridorlar kesiyor yolumuzu... Yine kimimiz kaçıyor kimimiz dalıyor ve kimimiz ise bile bile atıyoruz kendimizi o yola.
Ve zaman geçtikçe o beyaz kıyafetlerimiz kararıyor yavaş yavaş... Çamurlar kirler paslar bulaşıyor yollardan. Dikkat etsek de buluyor bizi kaçsak da yakalıyor. Öylesine girift bir lâbirent ki temiz yollarla çamurlular içiçe... Kaçamıyoruz hiçbirimiz.
Yürüyor yürüyor yürüyoruz sonsuz görünen yollarda. Biliyoruz bir sonu olduğunu umuyoruz kestirme bir çıkış kapısı bulmayı. Ve hep o kapıyı arıyoruz; bizi sıkan boğan bu koridorlardan çıkaracak kapıyı... Her dönemeçten garip bir heyecanla dönüyoruz onu bulabilme umuduyla. Bazen ümitlerimiz kayboluyor oturup kalıyoruz bir yerde.. Yaşlı gözlerle soruyoruz “ne” ve “nerede” diye.. Bazen isyanlar duyuyoruz yankılanan bazense mutluluk şarkıları ulaşıyor kulağımıza... Ne garip yine hepsi içiçe.. Bir köşede oturup ağıt yakanlar varken cenazesine iki adım ötesinde raksedenler görüyoruz çılgıncasına...
Sadece bununla kalmıyor gariplikleri yolun ve yolcuların.. Bizzat kendimiz yapıyoruz gariplikleri; gülüyor ağlıyor seviyor nefret ediyoruz kınıyouz. Bir cânan için candan geçebiliyorken; adını vatan yâr koyduğumuz bir canı en beklemediği anda büyük bir soğukkanlılıkla bıçaklıyoruz kalbinden. Öylesine nankör olabiliyor ki bazılarımız; yemeğini yediği suyunu içtiği misafiri olduğu ev sahibine “sen de kimsin ki” diyebilerek.. Evet öylesine korkunç konuşuyor öylesine korkunç yıkabiliyoruz ki bazı tavırlarımızdan tüm duvarları sarsılıyor lâbirentin dehşetle...
Şaşıyoruz kendi halimize “Nasıl böyle olabiliyoruz” diye. Ve sonra dönüp gidiyor silinmek üzere belleğimize atıp ilerliyoruz herşeyi...
Yürüyor yürüyor yürüyoruz artık kirlenmiş elbiselerimizle. Sonra öyleleriyle karşılaşıveriyoruz ki; bembeyaz kıyafetleriyle kesiveriyorlar önümüzü; kimisi simsiyah saçlarıyla kimisi de katettikleri yolun uzunluğunun nişanesi elbiseleriyle aynı renk saçları ve alınlarında taşıdıkları derin yol haritalarıyla selâmlıyorlar bizi. Hem seviniyor hem üzülüyoruz. Yolumuzu aydınlatıyor aklıkları parlak yüzleri. Bu boğucu lâbirentte nefes oluyor her biri ruhumuza bir ideal oluyor her biri hülyamıza.. Gıpta ediyor iç çekiyoruz; “Acaba ben de bunlar gibi yapabilir miyim” diye. Çabalarsam.. bu şevkle aşıyoruz yolları arıyoruz kapıyı bir süre. Aklımızda ve hayalimizde o melek yüzler bütün çamur deryasına rağmen bembeyaz kalabilenler.
Ama bazen... Bazen bir dönemeci dönünce donakalıyoruz çamurdakini görünce. Binde bir bile olsa bizi bir çukurdan çıkaran ak erlerimizden birini görüveriyoruz en derin çamurda.. Bitiyor sanki o an dünya. Bir sürçme... Şekil değiştiriyor bu derin çamur; para oluyor mal oluyor heves oluyor güzel bir göz oluyor ve yutuveriyor nicelerini. Kararıyor her yer... “Sen de mi?” diyoruz asla çamura layık görmediğimiz kişiye. Cılız ve bitkin bir sesle “Sen de mi?”
Korkuyor ürperiyoruz. O an gri olan kendimizi düşünüyoruz. “Ya bir gün ben de dalarsam çıkmamacasına bu deryaya. Kaçtığımı sanmama rağmen habire sürtündüğüm bu derin çamurlara... İçinde debelenirken yolculuğu aradığım kapıyı unutursam... ve... ve...”
Duruyor beynimiz düşünemiyoruz gerisini. Ancak böyle zamanlarda idrak ediyoruz yolculuğun çetinliğini.
İşte öyle anlarda yapayalnız kaldığımızı hissediyoruz kendimizle... Ama asla güvenemeyeceğimiz nefsimizle...
Belki sorgulamaya başlıyoruz nankörce cahilce... Haddimiz olmadan belki dile de getirmeden geçiriveriyoruz aklımızdan “niye” diye. Titriyoruz korkusundan sürçmenin titriyoruz korkusundan düşmenin ve çığlığını duyuyoruz ruhumuzun derinlerden gelen yalnızlıktan... Titreyiveriyoruz bu belirsiz yolculuktan...
Ve yine yürüyor yürüyor yürüyoruz... Nice yürüyenler görüyoruz âdeta haritasını çizmelerine rağmen lâbirentin bir kapısı olmadığını iddia eden. “Olsaydı biz mutlaka görürdük bulurduk” diyen. Ve nice yürüyenler görüyoruz birkaç adımda o kapıyı buluveren..
“Çok garip nasıl olur” diye sorarken daha cevabı buluveriyoruz..
O an anlıyoruz kapının bir yerde olmadığını o an anlıyoruz yürümekle kapıya ulaşılamayacağını o an anlıyoruz kapının her yerde olduğunu ve kapıya nasıl ulaşılacağını..
İstemek sadece istemek gerekiyor yavan olmayan bir duyguyla. Duygu enerjisi yüksek bir isteyişle... Tâ kalpten onun derinliklerinden gelen bir aşkla. Sonra yumup gözlerimizi yoğunlaşarak bu istekle.... Ve çok değil birkaç saf gözyaşı koyarak bu kudsi isteğin noktalarına...
O an her zaman yanımızda olduğunu göreceğiz o kapının... Bir anda açılıverecek gerçekten istemeyi başardığımızda... Hiç beklemediğimiz hiç hesap etmediğimiz bir anda...
Sonrası mı? Değiştiğini göreceğiz lâbirentin dümdüz bir yola... Belki benzeri bir şekilde O’nunkinin; Haram’dan Aksâ’ya...
Nereden mi biliyorum nasıl mı yazıyorum?
Ne yazık ben sığ duygularımla o kapıyı hiç açamadım ki. Bütün bunlar yolla ilgili dinlediğim gerçek bir hikâyeydi...

HeLiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
Eklenti Ekleyemezsiniz
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan UslanmaM Cevaplar Son Mesaj
Aşk Hikayesi HeLiN Ferhatcanın Şiir Köşesi 0 03-21-2007 11:19 PM