USLANMAM
USLANMAM öğesini iGoogle sayfanıza ekleyin.
UslanmaM En Kaliteli Bilgi Adresiniz
Geri git   USLANMAM > GENEL KÜLTÜR > Edebiyat > Deneme, Hikaye
Google
 
UslanmaM Resim AlbümleriSosyal Gruplar
Kayıt ol Sosyal Gruplar Ajanda Konuları Okundu Kabul Et

Deneme, Hikaye Burada deneme ve yazıları paylaşabilir ve bulabilirsiniz.

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 04-20-2007, 10:45 PM   #1 (permalink)
Mareşal
 
HeLiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart Bir Anlık Düş

Bir anlık düştür hayat. Ve bir ağacın altında gölgelenmek kadar kısa. Nice güzellikler vardır nice hasretler vardır henüz başlayan nice sevdalar vardır kâinat kadar azametli. Hepsi; ama hepsi bir kaşık hüzünle noktalanmaya mahkûmdur. Bu dünya; gurûbların yarıştığı bir dünya. Tulûların gurûblarla tamamlandığı bir dünya. Her doğuş batışı her batış bir doğuşu barındırır koynunda.
Hayat hisseden gönüllere bir seraptır. Acıların tortulaştığı ömür için günler salise olur mevsimler saniye seneler dakika. Yaşanan her güzellik başlayan her sevdâ ışık hızıyla geçer ömrün kenarından. İnsana yalnızca geçirdikleri arkasından buruk bakışlar kalır.

Bir anlık düştür hayat.

Bu düşte gurbet içinde gurbet yaşanır. İçimizde gurbet dışımızda gurbet ruhumuzda gurbet bedenimizde gurbet... Adem (as)’in cennetten dünyaya indirilmesiyle başlamıştır insanoğlunun gurbeti. Dünya gurbetlerin en büyüğüdür. İnsan dünyada ister geda olsun ister hükümdâr yine de gariptir. Değil mi ölümlüdür değil mi ruhu bedende taşımaktadır gariptir. Bundan dolayı sonsuz bir hasret yaşanır yürekte. Bu hasretin ne başı vardır ne de sonu. Bilenler bilir de bu hasretin özünü bilmeyenler hırs ile oradan oraya koşturur dururlar.

Dünya çok gaddardır çok mekkardır yani her yanı tuzaklarla doludur. Bir üzüm yedirir bin tokat vurdurur. O çılgın bir ata benzer; sen ona ne kadar yapışırsan yapış eninde sonunda seni dışarıya atacaktır. Onun sunduğu yalancı güzelliklere kanmamak daima uyanık olmak gerekir.

Bazen bütün güzelliklerin başladığı mesut bir bahar akşamı hayatın veda çığlığını işitirsiniz acımasızca. En beklenmedik bir zamanda misafirlerin en büyüğü kapıyı çalmıştır; kimin emanetinin vakti dolmuşsa onu alıp götürmeye gelmiştir. Bakarsınız hayat bir müddet önce gülen konuşan hisseden; ama şimdi önünüze uzatılan bir cesedin kirpiklerinin altına gizlenmiştir. Ruhunuz karışır garip bir hüzünle sarsılırsınız. Gönlünüz gözünüzden akan yaşları tercümeye çalışır. Gönül ile gözyaşının düğümlendiği yerde hüzün ve acı kesişir. İsyan etmek istersiniz ne isyan ne de gözyaşı geri getirmez gideni. Giden bir meçhule yelken açmış ve dönüşü olmayan yolculuğa çıkmıştır artık. Geride kalanlara önce feryat sonra da suskunluk kalmıştır.

Gözyaşları yetersiz davetiyeleridir ömür ağacının. Ömür ağacı ağaçların içinde yeşilliği en az süren ve meyvesi bütün ağaçlardan en az olandır. Zira "Ömür sermayesi pek kısa lüzumlu işler pek çoktur." Yazık ki bazı ömürler bu kısa turfanda vakitte meyve bile veremez. İlâhî dergaha niyazımız meyvesiz hayattan O'na sığınmaktır.

Bir anlık düştür hayat.

Bütün düşler saniyelerle sınırlıdır. Aynı düşü yakalamak ise çoğunlukla imkânsızdır. Bu düşün neticesinde dil ile değil hal ile veda zamanı geldi mi bütün çırpınışlar bütün sedâlar yetersiz kalır. Sonunda veda bütün dostlara ilân edilir ve yolcu inleyen bir selânın ardından bir gelin edasıyla yeni mekânına uğurlanır. Giden yolcu sevenlerinin çağrılarına kapalıdır artık. Ne körpe bir gelin ne civan bir yiğit bu çağrılar neticesinde vedasını geri alır.

Tabut hayattayken hazırladığımız amellerin çeyiz sandığıdır. Baş üstünde omuzlarda taşınacağımız dünyaya ait son istirahat vasıtasıdır. Öbür âlemdeki mekânımız bu sandıkta gidenlerle döşenecektir.

Gurbet halkasının son zincirini takarken toprağın altındaki sıcaklık dünyanın bahar meltemindeki ılıklığa tercih edilir. Umutla huzuru gözlerken halimizi sessiz bir bulut bürür. Önce yerini ılık yağmurlara bırakır sonra çetin fırtınalara.

Kısa ömür bir başka hayata tohum olmak için toprakla kucaklaşmaya mecburdur. Toprak yavrusunu yeniden bağrına basmak için bekleyen çilekeş bir anadır; dostlar meclisine açılan uhrevî pencere kendine atılan bedeni ahirete hazırlayan maya...

Bir anlık düştür hayat.

Bu düşün sonunda aldanışın türküsünü söylememek meyvesiz bir ömür geride bırakmamak için toprağın çiçekler uzatan yönünü yakalamak gerekir. Bu yakalayışın yegâne ilacı ölümü ölmeden önce öldürmek ilahî dergâhın azameti karşısında eriyip yok olmak can içre canı tatmaktır. " Çünkü başta Habibullah olan Efendimiz (sas) ve ashabı nice erenler gönül dostları kabrin öbür tarafındadırlar. "İmanın ikliminde eriyen bir insan için bir anlık düşün sonu olan ölüm bir başlangıcın ilkidir. Ötelerle hem dem olan yüce gönüller bu kısacık dünyanın güzellikleri karşısında sarhoş olmazlar yok olup gitmekten korkmazlar. Onlar bilirler ki âlem–i ervahta (ruhlar alemi) başlayan anne rahminden dünyaya uzanan bu yolculukta ruh en kısa dünya hayatında konaklayacak ve bu kısa dinlenmenin neticesinde kabre kabirden de ebedî hayata gidecek hakiki mekânında yerini alacaktır. Kalp ibrelerini Hakk' a ayarlayan gönül erleri her anı dolu dolu yaşayarak Rablerinden gelen mesaja göre hayatlarını tanzim edecekler ve sırat–ı müstakimden ayrılmayacaklardır. Dünya ahiretin tarlasıdır. Bu tarlada ne ekilirse yolculuğun sonunda o biçilecektir.

Ölüm gidilesi yol içilesi şerbet; ölüm dünya talimgâhında yorulan bedenlerimize terhis aaakeresi; ölüm cemale müştak ruhlar için şeb–i arus şaşalı bir düğün; ölüm ruh kuşunun yanarak vuslata kanat açması; ölüm dünya orucunu bir meleğin elinden içilen kevser şarabıyla neticelendirip dostla yapılan iftar ve :

"Ölüm ölene bayram bayrama sevinmek var
Oh ne güzel bayramda tahta ata binmek var."

Bir dünyaya gelince doğunca kundaklanır insan bir de ahirete giderken ecel şerbetini içince. Kâinatın dar rahminden ahirete doğmaktır ölümün diğer adı. Her doğum bir tazelik bir muştudur. Bu müjdeye hazırlıklı olmanın yolu kul olmaktan geçer. Resul'un (sas) getirdiği nâmeyle kul olma şerefini yakalayanlar hakiki imanı elde ederler. "Hakiki imanı elde eden kâinata meydan okuyabilir." ve Hak tarafından kabule mazhar olur. Hak sevdiğini meleklerine fısıldar melekler de halka sevdirir. Marifet dünyanın gönderirken mahsun olduğu toprağın da misafir etmek için sabırsızlandığı bir bedenle Hakk'a yürümek ve herkes ağlarken gülerek dünya misafirhanesini terk etmektir.

Temennimiz bütün insanların bir anlık düşün sonunda geride bıraktıklarına tebessüm etmeleridir.

"Ey dost canı sen aldıktan sonra ölmek şeker gibi tatlı. Seninle olduktan sonra ölüm tatlı candan daha tatlı." (Mevlana)

Hüner ne pekiyi? Cevabı şair versin:

"O demde ki perdeler kalkar perdeler iner
Azrâil'e hoş geldin diyebilmekte hüner

HeLiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla

Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
Eklenti Ekleyemezsiniz
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan UslanmaM Cevaplar Son Mesaj
Videolardan Anlık Görüntü Alıp Gif Yapın "AVD Video Processor v7.5 09.09.2006 01:00" ABYSS Orjinal Sitelerinden Programlar 2 03-28-2008 12:39 PM
Bir Gecenin Bir Anlık Hüznü HeLiN Amatör Aşk Şiirleri 0 04-14-2007 12:14 AM
Bir anlık bir hata... DJPesimisT Aşk Hikayeleri 0 01-16-2007 07:26 PM