
Bir kitap olsaydı hayatın

gönül kütüphanesinin neresine koyardın onu? Tarih kitaplarının mı

felsefe kitaplarının mı

romanın mı

şiirin mi

yoksa günlüklerin arasına mı? Göze çarpan bir yerde mi durmasını isterdin veya dikkatle bakanların bile göremeyeceği bir yere mi yerleştirirdin onu? Sık sık açıp okur muydun hayatının kitabını

yoksa sadece ayda yılda bir

tozunu silmek için mi eline alırdın? Veya büsbütün unutarak onu gönlünün hiç bakmadığın bir köşesine mi atardın? Peki kitabını eline alan sonuna kadar okur muydu

yoksa hemen sıkılır atar mıydı?
En hüzünlü ve en sevinçli anlarında

hattâ; 'Hayatımda ilk kez yaşadıklarım.' yazısının olduğu yerlerde

kâğıdın ucunu katlayıp kitabını bırakan bir okuru görsen ne hissederdin? Senin için en zor anları gülümseyerek

en mutlu anları acıyarak ve en ilginç anları da anlamadan okuyanlara ne derdin okuyup bitirdiklerinde? Kararsız olduğun zamanlarda

sonucu yanlış tahmin edenlere veya girişeceğin işlerde akıl öğretmeye kalkanlara ne derdin? O da az gelirse

kendine acıyarak o beğenmediğin ömrün anlarını yeniden yaşamak

tamamen farklılaşarak yaşamak ister miydin? Yoksa bütün olmuş bitmişleri boş mu verirdin?
Hayatının muhtevasına değil de

kitabının inceliğine kalınlığına bakanlar olsa moralin nasıl da bozulurdu değil mi? Harflerin küçüklüğü büyüklüğü ile ilgilenenlere

üstelik cümlelerin kısalığından hoşnutsuzlara; o cümle

kelime ve harfleri yaşayan biri olarak acı acı gülümser miydin? Heyecanla sonuç bekleyenlere ilgiyle bakar mıydın okurlarken?
Hayatın bir eser olsaydı

sen edip olarak en çok hangi bölümlerini severdin? Hangi sayfalarını yırtıp atmak

hangi satırları tekrar tekrar okuyup altını çizmek

hangi cümleleri bir daha yaşamak isterdin? Ve hayatın kitap olmaktan; kitap senin hayatını anlatmaktan memnun olur muydu?
İkinci

ardından üçüncü ve dördüncü baskı yapar mıydın? Yoksa kitaplıkların raflarında yıllarca gereksiz

sade bir eşya gibi bırakır mıydın?
Hayat kitabının dış baskısına önem verir miydin? Sayfaların en kaliteli kâğıttan olmasını ister miydin? Veya saman kâğıtları kendine lâyık görür müydün?
Kapağına nasıl bir resim koyardın? Bir resmi belge mi; gülen

düşünen

ağlayan veya sırtını çevirip giden bir portre mi olurdu kitabının dış yüzünde?
Kitabına ne isim verirdin: 'Yaşadıklarım'

'Hatıralarım'

'Doğrularım'

'Yanlışlarım'

'Hayat Ne Kadar Kısaymış' veya 'Aşk ve Nefretlerimin Antolojisi' mi olurdu adı eserinin?
Ve her şeyden önemlisi

başka kitaplardan ne farkı olurdu

fazladan ne anlatırdın

farklı olarak neyi vurgulardın

neyi söylemeyi gereksiz bulup geçerdin? Muhtevası daha fazla ne öğretirdi okuyana

ne ders çıkarırdı? En güzel yeri neresi olurdu? Başlangıcı mı

ortası mı

yolunun sonu mu

hepsi mi

yoksa hiçbir yeri mi?
Ne uslupla

hangi kelimelere ağırlık vererek yazılmış olurdu? Yoksa kalb diliyle mi yazılmış olurdu hemen bütün satırları?
Hayatın kitap olsaydı

o kitabı sever miydin? Senin başucu kitabın olur muydu? Konuşurken

yazarken

hayal ederken ona not alır mıydın? Yoksa

görmezden mi gelirdin

inkâr mı ederdin

utanır mıydın yaşadıklarından?
Hayatın kitap olsaydı

hayatı özetler miydi

yahut sayısı bilinmeyen seri kitaplardan biri mi olurdu ömür sayfaların?
Hayatın kitap olsaydı...