USLANMAM

UslanmaM En Kaliteli Bilgi Adresiniz
USLANMAM öğesini iGoogle sayfanıza ekleyin.
Geri git   USLANMAM > GENEL KÜLTÜR > Edebiyat > Deneme, Hikaye
UslanmaM Resim AlbümleriSosyal Gruplar
Kayıt ol Sosyal Gruplar Ajanda Konuları Okundu Kabul Et

Deneme, Hikaye Burada deneme ve yazıları paylaşabilir ve bulabilirsiniz.


Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 04-20-2007, 11:33 PM   #1 (permalink)
Mareşal
 
HeLiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart Kore Tugayı Yeniden İş Başında

Kore'nin bizim için ayrı bir yeri vardır. Çoğumuz 'Koreli Ahmet'in Yeri' 'Koreli'nin Evi' veya 'Koreli'nin Oğlu' gibi ifadelerin kullanıldığı sosyal ortamlarda büyüdüğümüzden pek çok Kore gazisi tanımış onlardan Kore hatıraları dinlemişizdir.
Türkiye Birleşmiş Milletler gücüne bir tugay asker vererek Kore Savaşı'na iştirak etmiştir. Harbe katılan askerlerimizin Türkiye'nin değişik bölgelerinden olması ülke genelinde Kore âşinalığı meydana getirmiştir.
Kore ile olan bu tarihî irtibatımız 2002 Dünya Kupası vesilesiyle bir daha tazelendi. Kore-Japonya ortak organizasyonu ile gerçekleşen maçların bir kısmı G. Kore'de yapıldı. Maçlar sırasında G. Kore halkının milli takımımıza gösterdiği teveccüh hepimizi memnun etti. Bu alâka bir spor müsabakasına verilen destekten öte bir vefa duygusu ve şükran ifadesi gibiydi. Kırk sekiz yıl aradan sonra katıldığımız Dünya Kupası maçları ve aldığımız dünya üçüncülüğünün verdiği sevinçle bu konu üzerinde fazla durulmadı; ama bu durum önemliydi. Bu desteğin arkasında Türk askerinin yaptığı fedakârlıklara karşı bir vefa borcu mu sporun dostlukları arkadaşlıkları artıran ve pekiştiren gerçek mânâsının aaaahürü mü yoksa bizim bilmediğimiz başka bir şey mi vardı?
Bu sorular G. Kore Avrupa Futbol Sorumlusu Sinan Öztürk'ün Kore ile ilgili bir konferansında kısmen cevabını buldu. Öztürk G. Kore hakkında tarihî ve coğrafî bilgiler vererek başladığı konuşmasını şöyle sürdürmüştü: "Türk askeri; üç yıl süren Kore savaşları boyunca gerek cephede gerekse cephe gerisinde gösterdiği başarı kahramanlık ve insanî davranışlarla hem G. Kore askerlerinin ve sivillerinin hem de diğer ülke askerlerinin takdirini kazanmıştır. Zira onlar insanî değerler adına Anadolu'dan kalkıp Pasifik'e gitmişlerdir."
Bu durumu doğrulayan cepheden bir hâdise: 'Unutulan Savaşın Kronolojisi" isimli kitapta şöyle anlatılıyor: "Kunuri bölgesinde dost ve düşmanın ayırt edilemediği bir ortamda çok sarp ve kapalı bir arazi ile soğuk hava şartlarında Türk Tugayı'nın dost birliklerin yardımından uzak çok sayıda düşmana karşı gösterdiği kahramanlık ve aldığı başarı 'Mehmetçiğin Kunuri Destanı' olarak tarihe geçmiştir. Bu başarıyı tebrik etmek için Amerikan ordusu komutanlarından General Walker Türk Tugayı'nı ziyaret eder. Türk askerini selâmladıktan sonra: 'Kahraman Türk Evlatları! Size şahsım ordum ve Amerikan milleti adına teşekkür etmek için gelmiş bulunuyorum. Ben sizi başta Kunuri bölgesinde vazifelendirmek istememiştim. Fakat düşmanın taarruzu ile hasıl olan fena durum dolayısıyla size ağır bir vazife vermek mecburiyetinde kaldım. Vazifenizi fedâkârâne bir şekilde yaptınız. Eğer düşmanı durdurmak için kahramanca çarpışmanız ve mukavemetiniz olmasaydı ordum çok zor duruma düşecek belki de imha edilecekti. Size teşekkür ve takdirlerimi sunuyorum ve ordumun değerli bir uzvu olmanızdan iftihar ediyorum.' demiş ve beraberinde getirdiği madalyaları Türk gazilerinin göğsüne bizzat takmıştı."
General Walton Walker Tugayımızın Kunuri Savaşı'nda gösterdiği kahramanlıktan dolayı Tuğgeneral Tahsin Yazıcı'ya madalya verirken.

Türk Tugay Komutanı Tahsin Yazıcı ise Kunuri Destanı'nın sonuçlarını şöyle değerlendirmektedir: "Bir avuç Türk evladı kendisinden beş on misli üstün iyi muharip bir düşman kuvvetiyle elverişsiz şartlar içinde Allah'ın (cc) yardımına dayanarak çarpışmış kendilerinden ümit kesilecek durumlara düştükleri halde yılmadan vazifesine devam etmiş zorluklarla dolu ilk muharebe vazifesini şerefle yapmış ve bununla milleti huzurunda kendileriyle iftihar duymak hakkını kazanmıştır. Şayet bu zafer kazanılmamış olsaydı Birleşmiş Milletler camiasının ve onun direği olan Amerika'nın dünya efkârı muvâcehesinde siyasî askerî nüfûz şeref ve şahsiyetinin yıkılmasına Kore'nin tamamen kaybolmasına bu suretle Komünizmin zaferine Japonya'yı ve Uzak Şark milletlerini komünistleştirmeye.. büyük fırsatlar verebilir ve bugün dünyanın durumu başka şekil ve renge girebilirdi."
İşte bu sebeple Doğu'da ve Batı'da Türklere karşı bir takdir ve hürmet meydana gelmiş özellikle Türk-G. Kore dostluğu bu vesile ile başlamıştır.
Sinan Öztürk'ün yukarıda belirttiğimiz konuşması şöyle devam etmişti: "Kore televizyonlarında Türkiye ile ilgili programlar yapıyorum. Programlara; Kore Savaşı'na katılmış Türk askerleri ile aynı cephede savaşmış onlarla arkadaşlık yapmış ekmeğini paylaşmış askerleri Türklerle ilgili hatıraları olan Korelileri davet ediyorum. Onlarla mülâkatlar yapıyoruz. Programa katılanlardan biri; Türk askerinin cephedeki görevlerini cesaretle yerine getirmekle birlikte cephe gerisinde de boş durmadığını yetim çocuklardan bir kısmının bakımı ve eğitimi için Ankara Yetimhanesi isimli bir okul açarak savaş mağduru kimsesiz çocuklara yardım elini uzattığını anlatıyordu. Bir diğeri; bir parça ekmek bulabiliriz ümidiyle asker karargâhlarına yaklaştıklarını bazı ülke askerlerinin yedikleri konservelerin artıklarını kendilerine vermelerine karşılık Türk askerinin konservelerini yemeyip kendilerine verdiklerini anlattı. Başka bir program misafirim ise Türk askerlerinin dil bilmedikleri halde yardım severlikleri dostlukları ve insanî davranışlarıyla 600 civarında Korelinin Müslüman olmasına vesile olduğundan bahsetti."
Bu anlatılanları doğrulayan bir tespit de Koreli bir araştırmacı olan Dr. Cemil Hee Soo Lee tarafından yapılmıştır: "Türk askerinin Kore halkıyla girdiği insanî münasebetler sonucu Kore'de Türklüğün ve İslâmiyet'in tesiri görülmeye başlanmıştır."
Sinan Öztürk konuşmasını şöyle sürdürmüştü: "Bugün Kore'de; büyüklerinin araladığı fedakârlık yardımlaşma sevgi ve hizmet kapısından girerek bayrağı devralan yeni bir nesil daha var. Onlar oraya bu sefer üniversitede okumaya yüksek lisans ve doktora yapmaya veya ticaret vesilesiyle gittiler. İnsanlığın istifadesine sunulmasını arzuladıkları inanç ve karakterlerinden tevarüs eden insanî hasletleri temsil edip tanıtma gayeleri vardı. Türkiye'yi ve Türk kültürünü nasıl tanıtırız diye düşündüler. Türk Kültür Merkezi açtılar. Orada Korelilere Türkçe kursları veriyor ve Türkiye'yi tanıtıcı programlar yapıyorlar. Talep üzerine Türk yemeklerinin öğretildiği bir kurs da açtılar. Ayrıca Türkiye'den Kore'ye Kore'den Türkiye'ye misafir öğrenci götürerek iki ülke arasındaki dostluğun gelişmesine katkıda bulunuyorlar. Bu gönül erleri için; 'Onlar yer yüzünün kara sevdalılarıdırlar ve bugün dünyanın dört bir yanında kızaran güller renklerini bu ay yüzlülerden ve bu ay yüzlülerin ruhlarında taşıdıkları mânâlardan almaktadırlar.' denilmişti.
Unesco'nun bir projesi gereği öğrencilere dünya ülkeleri tanıtılacaktı. Türkiye'nin tanıtımını bu Kültür Merkezi üstlenmek istedi. İsteği kabul edildi. Diğer ülkelerin tanıtımını yapanlar çalışmalarını tercüman vasıtasıyla sundular. Projeye katılan arkadaşlar zamanı daha verimli kullanabilmek ve ülkemizi daha güzel bir şekilde tanıtabilmek için çok çalıştılar ve kısa sürede Koreceyi iyi bir şekilde öğrendiler. Anlatımlarını Korece yaptılar. Slayt ve fotoğraf destekli güzel bir tanıtım yaptılar. 1999 Marmara depremi sırasında bu kültür merkezi G. Kore adına hem kurtarma ekipleri gönderdi hem de maddî yardım yaptı. Gönderilen yardımı yetersiz bulan Kore halkı kendileri de bir şeyler yapmak isteğiyle Türk Kültür Merkezi'ne başvurdu. Birlikte neler yapılabileceği konuşuldu. Bir hipermarketle anlaşılarak büyük bir organizasyon yapıldı. Marketin bir günlük satışlarından elde edilen kârın tamamı Türkiye'ye gönderilecekti. Yardım gâyesiyle o gün fiyatlar yükseltildi ve halka alışveriş yapmaları için duyurular yapıldı. Bazı ünlü sanatçılar siyasetçiler şarkıcı ve sporcular teşvik için mağazaya davet edildi. Böylece birçok insanın alışveriş yapması sağlanarak bir gün içinde 2 milyon $'lık rekor düzeyde bir satış gerçekleştirildi.
Türk Kültür Merkezi milli takımımızın desteklenmesi için yapılan çalışmalara da katıldı. G. Kore Futbol Federasyonu ile birlikte düzenlenen program gereğince haftalar öncesinden binlerce insanı grup grup statlara alınarak kendilerine maçlarda söylenecek Türkçe sloganlar öğretildi. Belediyeler tarafından finanse edilen on binlerce G. Kore ve Türk bayrağı seyircilere dağıtıldı. Maçlarda hep bir ağızdan Türkçe aaaahüratlar yapıldı. Oluşan bu sıcak ortam futbolculara da yansıdı. Türk ve Kore futbolcuları el ele verip seyircileri selâmladı. Bu dostluk kardeşlik ve centilmenlik gösterisi Türkiye'den gelen seyircileri ve bizleri çok memnun etti. Koreliler ise bir vefa duygusuyla verdikleri desteğin kendilerini mutlu ettiğini söylüyor keşke daha fazlasını yapabilsek diyorlardı.
Dünya Kupası için G.Kore'ye giden Türk Milli Takımımız

Yapılan bu ve benzeri çalışmalarla oluşan dostluklar Türkiye ziyaretlerini gündeme getirdi. Şimdi Türkiye'ye yılda birkaç tur düzenliyoruz. G. Kore-Türk dostluğu öyle bir noktaya gelmiştir ki havaalanına inip 'Kardeş ülkeden geliyorum.' dediğinizde 'Türk kardeşimiz hoş geldiniz.' diyeceklerdir. Zira onların tek kardeş ülkesi vardır o da Türkiye'dir."
Dünya Kupası'nda G.Kore seyircisinin Türk takımına gösterdiği teveccühün sebebi sadece savaştan kalan bir vefa duygusunun aaaahürü değildi. Bunda şimdilerde orada bulunan Türk insanının yaptığı güzel hizmetlerin kurduğu dostlukların tesiri de vardı. Belli ki "Kore Tugayı" yine iş başındaydı. Fakat bu seferki görevi savaşmak değil gönüllere girmekti. Böylece kültürel ve içtimai bağları güçlendirip bir kez daha dünyaya örnek olmaktı.
Dileğimiz G. Kore-Türk dostluk ve kardeşliğinin bütün dünyaya yayılmasıdır. Ne mutlu ki bugün böyle bir dostluk ve kardeşlik hamlesi başlamış bulunmaktadır. Tarihinden ve inancından aldığı şuurla sevgi ve hoşgörünün temsilcisi olmuş gönülleri insanî değerlerle dopdolu bir yiğitler topluluğuyla bir kutlu yolculuğa çıkılmıştır. Bu yolcuların "Yürüdükleri yol hak dostlarının gelip geçtiği bir güzergâhtır ve bu yolda yürüyenlerin de yolda kaldıkları hiç görülmemiştir."

HeLiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
Eklenti Ekleyemezsiniz
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz