USLANMAM

UslanmaM En Kaliteli Bilgi Adresiniz
USLANMAM öğesini iGoogle sayfanıza ekleyin.
Geri git   USLANMAM > GENEL KÜLTÜR > Edebiyat > Deneme, Hikaye
UslanmaM Resim AlbümleriSosyal Gruplar
Kayıt ol Sosyal Gruplar Ajanda Konuları Okundu Kabul Et

Deneme, Hikaye Burada deneme ve yazıları paylaşabilir ve bulabilirsiniz.


Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 04-20-2007, 06:27 PM   #1 (permalink)
Mareşal
 
HeLiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart On İkiye Bir Kala

Milletler arası üstün zekâlılar topluluğuna üye arkadaşımın anlattıklarıyla ruh hâli arasında bir irtibat kuramamanın şaşkınlığını yaşıyordum. Arkadaşımın konuşması bittiğinde şaşkın ve biraz da mahcup söylediklerinin gerçek olup olmadığını sormuştum. “Dokuz yaşımda ‘deha’ olmadığımı anladığım zaman üç gün yemek yememiş ve gözlerim kan çanağına dönünceye kadar ağlamıştım.” diyordu arkadaşım. İlgi ve iltifatlarla yetiştirilen bu insan ‘deha’ olduğu telkinleriyle büyümüş dokuz yaşında okulda kendisinden daha başarılı biriyle karşılaştığında çevresinin ve özellikle öğretmeninin ilgisi o arkadaşına yönelince büyük bir hayal kırıklığı; psikolojik bir yıkım yaşamıştı...

Anlatılanlar bir çocukluk hâtırâsı olsa da ciddi meselelerin kapısını aralıyor ona “Ahsen-i takvîm sırrına götüren yol nedir?” gibi zorlu soruların cevabını düşündürüyordu: İnsan nasıl bir varlık gerçekten bir meçhul mü? “İnsan olmasaydı kâinat olmazdı.” sözü insanın ulviyetini canlılar içindeki farklılığını vurguluyor. “İman insanı insan eder; belki insanı sultan eder.” sözüyse bu üstünlüğün hangi değerlerle gerçekleşeceğini işaretliyor. Üstün vasıflara sahip insanın imtihanı da kendisine verilen üstünlükleri nispetinde zorlu mu zorlu geçiyor. İhtirasları beğenilme arzusu farklı olma gayreti ve şöhret gibi duyguları yaratılış gâyesinin önünde olunca bakışları tamamen dış dünyaya çevriliyor “kalû belâ”daki sözünü pek hatırlayamıyor insanoğlu. Bu ruh hâliyle de ihtiraslarının ateşinde yaktığı cevherini tükettikçe tüketiyor “Kalabalık da olsa sevilmeyen caddede yalnızsın.” sözünü tasdik edercesine 21. yüzyıl caddesini bütün imkânlarına rağmen pek sevemiyor. Bu vetirede hayat âdeta bu söze şahitlik ediyor; insana tepeden bakan siyah camlı yüksek binaların kalabalıkların korna seslerinin arasında huzurun sesini ararken huzur bulmak huzur vereni bulmak zorlaşıyor; gittikçe daha da yalnızlaşıyoruz.

Medyanın meşhur ettiği bir gencin hazin ölümü cenazesine gelenlerin onun dışındaki her şeye ve herkese ilgisi ve en kötüsü de bundan ibret almayan insanlar kalabalıklardaki yalnızlığın belgesidir âdeta:

“Bütün insanlığı dövsen havanda
Zerre zerre herkes yine yalınız
Boşlukta yol alan uçsuz kervanda
Her şey tek başına dağ taş ve yıldız.”

(NFK)

“İnsanın insan olmaktan başka gâyesi yoktur.” sözünden bir hayli uzaklaşan günümüz insanına insan gibi insan olmaktan önce “başarılı insan” olma başarının üstünde bir değer tanımama para kazanma üstün olma şöhret gibi değerler hedef gösteriliyor. Bu zor ve yanlış hedefin her basamağını kendisine yabancılaşarak çıkıyor insanoğlu. Zâtına hoşça bakma varlığı Var Eden’den dolayı sevme düşüncesinden uzaklaşan insan hayatı bir arena diğer insanları da birer gladyatör gibi algılıyor. Yaşadığı stres dolu hayatın yükünü hafifletmek içinse önüne çözümsüz reçeteler sunuluyor: Kişisel gelişim kitaplarındaki huzur reçeteleri sportif faaliyetler ruhu dinlendiren insanı stresten uzaklaştırdığına inanılan bazı meditasyonlar…

Peki ekseriyetle Batı kaynaklı bu eserler bir kısmı Uzakdoğu ve Hint kökenli bu usuller insana huzur yolunu gösterebiliyor mu? Bu düşünce sistemleri gerçek mânâda ruhu doyuracak değerlerle insanın karşısına çıkabiliyor mu?

İnsanları hayatı sevmeye davet eden bazen mutluluğu içimizde aramamızı tavsiye eden bu öğretiler insanı bir bütün olarak ele alıp ruhunu kanatan sorularına cevap verebiliyor mu?

“Çocukken haftalar bana asırdı
Derken saat oldu derken saniye
İlk düşünce beni yokluk ısırdı
Sonum yokluk olsa bu varlık niye?”

(NFK)

İnsanlara “iyilik yapın güne güzel başlayın insanları sevmeye çalışın kendinizle barışık olun...” gibi tavsiyelerde bulunan öğretiler; hayata ölüme ve sonrasına dâir bilgileri sunup aslî vazifemizi gösterip insanı hangi kılavuzla huzur sahillerine ulaştıracak?

“Varlık niçin yokluk nasıl yaşamak ne topyekûn?
Aklı yele salıverip çıldırmadan geçilmez.


Kayalık boğazlarda yön arayan bir gemi
Usta kaptan kılavuza varılmadan geçilmez.”

(NFK)

Yoksa bu Usta Kılavuz Kaptan’dan (sas) nasipsiz öğretiler fikir ve his dünyamızı gerçek mânâda tatmin edemeyecek kalıcı olmayan çarecikler mi üretiyor? Son din ile şereflenmeden önce ‘Nirvana’ya ulaşma yolunda olan Yusuf İslâm: “Denizde bacaklarıma kramp girdiğinde ölümle yüz yüze geldiğim çaresizlik anlarımda insanın ilâh olamayacağını da anladım!” cümlesiyle insana kulluk pâyesinin dışında pâyeler unvanlar arayan düşünce sistemlerinin boşluğunu itiraf ediyordu.

Var oluşun gâyesi ve ölüm sonrası için yeterli olamayan cevaplar sunan düşünce sistemlerinin birkaç güzel öğüt ve bedeni yorgunluğumuzu alan çeşitli egzersizlerle insanı tatmin etmesi eşya ve hâdiselerin hakikatini göstermesi mümkün mü?

“Nesin sen nesin hakikat olsan da çekil!
Yetiş körlük yetiş takma gözde cam!
Otursun yerine bende her şekil;
Vatanım sevgilim dostum ve hocam!”

(NFK)

Evet takma göze takılan camla; eşya ve hâdiselerin gerçek yüzü nasıl görülebilir ve ne derece idrak edilebilir! Hakikate ulaştırmayan öğretiler ruhu sonsuzla mâverayla irtibatlandırmayan düşünceler hangi hakikatlere pencere açabilir? İnsanoğlu zaman ne kadar ilerlerse ilerlesin; teknik gelişmeler hayatı ne kadar değiştirirse değiştirsin ruh dünyasından ve mâveranın bestesinden kopuk bir dünya kuramıyor. Fıtratın sesi her zaman asıl yurdunu soruyor:

“Sırtımı uykuda dürtüyor bir el;
Fırla yatağından koşar adım gel!
O bir minicik zar kabuğunu del!
Seni çağıran var tâ mâveradan!”

(NFK)

Mâveradan habersiz kalan var oluş gâyesini idrak edemeyen insan müspet şartlarda bile depresyonlar ruhî bunalımlar yaşayabiliyor. Gazeteler uzun süre psikolojik tedavi gören şöhretlerin alkol ve uyuşturucu tedavisi gören insanların haberleriyle doluyor. Madalyonun bir yüzü böyle iken 2000’i aştığımız günümüzde insanoğlu maddenin bütün kesafetine rağmen mâveranın sesini arıyor vicdanının sesine kulak veriyor. Bugün sathî bakışlarla dahi olsa Batı’ya göz gezdirdiğimizde milyon dolarlar harcanarak yapılan dinî ve aaaafizik konulu filmleri insanların inanç arayışlarını görüyoruz. Bu çileli fikir seyahatleri Martin Lings ’te ve Yusuf İslâm’da olduğu gibi çoğu defa araya araya Âlemlere Rahmet’in silinmez izini bularak sona eriyor o izde huzur buluyor.

Kur’ân Hz. İbrahim ’i (as) anlatırken bir boyutuyla da insan ruhunu anlatıyor. İnsan her devirde Var Eden’ini ve varlığının gâyesini arıyor. Müslüman İngiliz Martin Lings “on birinci saat” sembolüyle insanlığa zamanının azaldığını özüne dönmesinin kulluğa dönmesinin aciliyetini anlatıyordu.

Bu sembol 21. asra bir uyarı olmakla beraber fert olarak da hepimizi yakından ilgilendiriyor. Birçok filozof ve Lings’e göre de 21. asır ya mistik bir asır olacaktır yahut insanlığın sonu. Çünkü her insan ilerleyen zamanla ömür sermayesinin son saatine doğru yol alıyor. Belki bizim saatimiz de ‘on ikiye bir var’ diyor. İnsanlık kendisini en güzel ve en üstün mahiyette yaratan Yaratan’ından uzak düşmenin kendisine nelere mal olduğunun her geçen gün biraz daha farkına varıyor. Ve insanlar “şaşkınlık batağında usta kılavuz kaptanlar” arıyor. İnsanlık sevgiyi hoşgörüyü huzuru arıyor. Teknolojinin bir köy kadar küçülttüğü dünyamızda Hakk’ı temsil eden sevdalılar sâyesinde on ikiye bir kalsa da insanlığın sevgi inanç ve hoşgörü ışığını bulacağı ümidini taşıyoruz

HeLiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
Eklenti Ekleyemezsiniz
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz