1 den 6´e kadar. Toplam 6 Sayfa bulundu

Konu: Dünyada Yaygın Dans Türleri Hakkında Genel Bilgiler...

  1. #1
    Administrator
    ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Dünyada Yaygın Dans Türleri Hakkında Genel Bilgiler...



    Arkadaşlar öncelikle belirtmeliyim ki Dünya'da dans genel anlamda 2'ye ayrılır.

    1.si Sosyal Danslar: Peki nedir bu sosyal dans dediğimiz?
    Kısaca şöyle anlatabilirim ki canınızın istediği herhangi bi zamanda biyere gidip o dansı yapabiliyorsanız o dans sosyal danstır. Dünyada en yaygın olarak yapılan sosyal danslar Başta Salsa daha sonra Tango, Bachata, Merengue, Rueda, Klüp Cha Cha...
    Dünyanın neresine giederseniz gidin minik bi araştırmadan sonra mutlaka bir latin gecesi bulursunuz. O ülkede konuşulan dilden tek bir kelime dahi bilmiyorsanız o mekana girdiğinizde tanımadığınız herkesle dans etme hakkınız var.

    2.si Salon Dansları: Bu da nerden çıktı. Ben zaten bizim salonda dans edebiliyorum ne bu salon dansı?
    Salon Dansları Sosyal danslardan ayrı olarak ağırlıklı olarak yarışma ve show amaçlı yapılan danslardır. Cha Cha Cha, Jive, Pasodoble, Samba, Rumba
    Sosyal danslara kıyasla teknik yönü daha ağır basar ve genellikle sabit partnerle yaıpan dans türüdür.

    Bu dans türleri hakkında detaylı açıklamaları daha sonra teker teker yapıcam. Arada ilgilendiğiniz dans türleri varsa özel istekte bulunabilirsiniz. Onları ön sıralara koyarız

  2. #2
    Administrator
    ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    !!!Salsa!!!
    SALSA TARİHİ

    Salsa, İspanyolca'da kelime anlamı olarak sos ya da salça'dır. Malzemesi nerede yapıldığına bağlı olarak değişen bir salça. Fakat buradaki tek gerçek içinde çok fazla baharat olduğudur!!!
    Birçok popüler müzikte olduğu gibi, salsa da Afrika'nın, yeni dünya'nın kozmopolit kültürüyle buluşmasıyla ortaya çıkmıştır. Salsa'nın 1930'larda ya da 1940'larda Küba'da başladığı söyleniyor. Aslında tartışma gruplarına baktığınızda, Portoriko'lular ve Küba'lılar arasında, Salsa'nın kendilerine ait olduğuna dair derin tartışmalar var. Hatta Afrikalılar da Salsa'yı sahiplenme konusunda hayli iddialılar. Bir tarafı Yoruba vurmalı çalgıları ve bir tarafı da çağrı cevap (call response) vokalleri, yerlilerin müzikleriyle birleştirildi. İspanya ve Fransa'nın müzüik ölçüleri ile İngiltere country dansı üstüste konularak SON ortaya çıktı ve tadı çok güzeldi!!!
    Evet, hareket olarak modern Latin dans müziğini Küba kurduysa da değişik içeriklerle bu dansın transformasyonu Karayipler dışında, New York ve Miami sokaklarında gerçekleşmiştir..
    Salsa'yı tarif etmek kolay değildir. Salsayı kimler buldu? Kübalılar mı, yoksa Porto Rikolular mı? Gerçekte salsa birçok Latin ve Afro-Caribbean danslarının birleşimidir. Herbiri, salsanın gelişiminde önemli rol oynamışlardır
    Küba'ya, salsanın orijini ve ortaya çıkışının temellerini atması bakımından hakkını verdikten sonra söylemeliyiz ki, salsa sadece Kübanın dansı değildir. Derinlere indikçe, sonradan "Danzon" adını alan ve Haiti'den kaçan Fransızlar tarafından adaya getirilen, İngiliz/Fransız country müziği, Rumba ve Afrika kökenli birçok dansla (Guaguanco, Colombia, Yambu) harmanlanmaya başladı. Ve bugün bilinen salsa ile neredeyse aynı özelliklere sahip olan, Küba'nın simgesel müziği ve dansı "Son" bu karışıma eklendi. Bu ilginç bileşim kendini küçük varyasyonlarla ve küçük oluşumlar halinde bazı başka ülkelerde de göstermeye başladı. Dominik Cumhuriyeti, Colombia, Porto Rico ve diğerleri. Bu ülkelerdeki orkestralar müziklerini para kazanma amacıyla Mexico City ve New York'a taşıdılar. Ve bu iki şehirde yatırım olanaklarının ve tanıtım imkanlarının zenginliği sebebiyle salsa ticari görünümünü kazanmış oldu. "Salsa" terimi New York'da doğdu fakat dansı değil. Salsa değişik ülkelerin değişik müziklerine verilen ortak bir lakap olarak popülaritesini kazandı. Rumba, Son Montundo, Mambo, Guaracha, Cha cha cha, Son, Charanga, Cumbia, Merengue, Plena,Danzon, Guguanco, Festejo, bomba, cubop, Guajiro ve daha birçoğu. Bunların bir bölümü kendi karakterlerini yarattılar bazıları da harmanlanıp Salsayı oluşturdular. Daha kısa ve net bir anlatımla söylemek gerekirse, Salsa ,Küba Son müziğinin birtakım diğer tarzlarla karıştırılıp modernize edilmiş halidir diyebiliriz.
    Eğer günümüzde yapılan salsayı dinlerseniz, altyapısında "Son" duyacaksınız, "Cumbia" duyacaksınız, "Guaracha" duyacaksınız. Hatta eskiden çalınan "Merengue" den parçalar duyacaksınız. Bütün bu eski müzikleri modern ritmlerin arasında yakalayabilirsiniz. Büyük Salsa müzisyenlerinden Kübalı Willie Chirino, bir şarkısının liriklerinde salsanın tarihini bir cümleyle özetlemiş: ".y si en la calle Serra te la encuentras dile que le he escrito un 'SON' de corazón..." ".eğer ona Serra caddesinde rastlarsan, ona sadece onun için kalbimden bir 'SON' yazdığımı söyle..."



    SALSA

    Latin ritimleri uzun yıllardır popülerliğini korumuştur, hemen hemen herkes Samba, ya da Reggea müziklerini bilir ve bunlarda dans etmiştir.
    Fakat hergün daha büyük bir popülerite kazanarak kitlesini arttıran ve dansçılara yıllardır büyük zevk veren bir latin dans daha var, sadece Karayipler'de, Amerika'da ya da Avrupa'da değil dünyanın her köşesinde insanları etkileyen bir danstan bahsediyoruz. SALSA...
    İspanyolca bir sözlükte araştırdığınızda salsanın çeşitli baharatlardan oluşan bir çeşit sos olduğunu bulursunuz.Tabiki bizim bahsettiğimiz salsa bu değil, bizi dansetmeye iten bazı ritimlerden ve vuruşlardan bahsediyoruz. Tıpkı yediğimiz salsa gibi, salsa ritmi de sıcaktır. Belirttiğimiz gibi salsa kelimesi müzikle ilgilidir, salsa müziğinin üzerine yapılan dansa Küba ve Miami de genellikle "CASINO" denir. Ama artık bütün dünyadaki dansçılar tarafından "SALSA" adıyla bilinmektedir
    Salsanın kelime anlamını inceledikten sonra, bütün salsa dansçılarının bilmesi açısından çok önemli olan, salsanın köklerine ve neden bu ismi nasıl aldığına, kısaca salsanın nereden geldiğine bakalım.
    Salsa şarkılarının sözlerinde çok geçen bir kelime vardır: "SON". Son salsanın tam anlamıyla orijinidir. Yani salsa Küba son müziğinin modernize edilmiş halinden başka bir şey değildir. Diğer müzik türleri ve zengin enstrümanlarla geliştirilmiştir.

    Son, Havana'ya Kübanın batısından daha iyi bir yaşam sürmek için büyük şehire göçenler tarafından, 1920'lerde getirilmiştir. Yaşamlarını kazanmak için sokaklarda gitarları ve davullarıyla Havana'ya renk katan bu insanlar zamanla Havana partilerinin vazgeçilmez unsuru olmuşlardır. Doğaçlama yaptıkları müziklerle (Son-montundo) insanları dans ettirmişlerdir.
    bu türün ilk uygulayıcıları Ignacio Piñero, María Teresa Vera, ve Miguel Matamoros İspanyol koloni kültüründen aldıkları gitarlar ve geleneksel Küba çalgılarından guiro, maracas ve clave ile bu müziği yıllar sonraya taşıyacak altyapıyı kurmuşlardır. kısa zamanda Havana sosyetesi, o zamana kadar yaptığı Waltz, Danza, Contradanza ve Danzón gibi dansların yanında "SON" da yapmaya başladılar. O zamanların en popüler gece klüplerinden Casino Deportivo ve Casino de la Playa dünyanın dört bir yanından buraya kumar oynamaya gelen zenginlere SON müziğini tanıttı.
    Zamanla yeni gruplar, yeni müzik anlayışları ve yani enstrümanlarla son geliştirildi. Piyano, perküsyon aranjmanları, ve üflemeli çalgılar SON müziğe katıldı. Küba'nın ekonomik durumu kötülşetikçe müzisyenler para kazanmak için Amerika Birleşik Devletleri ve Meksika'ya göç ederek yaptıkları müzikle geçimlerini sağlamaya başladılar. Zaman geçtikçe evlerinden uzakta olan bu müzisyenler kayıtlar yapmaya ve giderek ünlenmeye başladılar.
    60'lı yıllara gelindiğinde amerika'da yaşayan latin müzisyenler klasik son müziğine Rock'n Roll, Merengue, Bossanova, Cumbia, Cha Cha Cha, Mambo, ve Boogie-Woogie gibi popüler müzik türlerini kattılar. Gelenksel latin ritimlerini bozmadan ortaya çıkarttıkları bu türe sevecn bir isim buldular: BOOGALOO". Latin müziğin efsanesi Tito Puente, New York's Madison Square Garden'daki Fania All Stars konserinde Kendinden geçmiş şekilde danseden kalabalığa "Esto es una gran SALSA!". diye seslendi.
    Bu sözler çok ünlü bir Küba Son şarkısı olan "Echale Salsita!" da dan alınmıştı. Tito Puente'nin Fania All stars konserinde söylediği bu sözler kısa zamanda,bu müziğe kısa, etkileyici ve tanımlayıcı bir isim arayan plak şirketlerinin pazarlamacıları tarafından kullanıldı. Ve SALSA etiketi günümüze kadar yaşadı. Ne tesadüftür ki bu müziğe salsa denmesine en çok kızan kişi de Tito Puente'idi.


    SALSA ENSTRUMANLARI


    GUIRO
    Plastik, fiberglas ya da doğal calabash (bir çeşit sukabağı) kullanılarak yapılan, bir yüzü tırtıklı bir enstrüman. Tırtıklı yüzüne tahta bir çubuk sürtülerek çalınır. Şişeye benzeyen ve kilden yapılan udu guirosu dan, Afrika udu davuluna benzeyen bir ses alınır

    TRES
    İkişer telli üç set telden oluşan küçük bir geleneksel Küba gitarıdır. Tres çalındığında, metalik bir tını duyulur. Bu romantik ses Küba son müziğinin ve salsanın değişmez tınısıdır

    CLAVE
    Biribirine vurularak çalınan iki tahta çubuktan oluşur. Afro-Küba müziğin iskeletini oluşturun ritimleri yaratan enstrümandır. Clave olmadan salsa ve bir çok diğer Afro-Küba müziği yapılamaz

    BONGO
    Farklı boylarda iki küçük davulun birbirine bağlanmasıyla oluşan bir enstrüman. Diz arasına konularak elle çalınır. Hemen hemen bütün latin müziklerinde kullanılır

    DJEMBE
    Ahşaptan yapılan bir çeşit Afrika davulu. Bacakların arasına konularak çalınır ve çok zengin ve derin bir tonda ses üretir. Kenarlarına vurulduğunda ise çok güçlü bir tiz alınabilir

    SHEKERE
    Yuvarlak bir sukabağının etrafına ağ şeklinde örülmüş boncuklardan oluşur. Sallandığında ritim oluşturur. Geleneksel shekere calabash kabağının etrafına değişik boylarda boncuklar örülerek yapılır ancak günümüzde fiberglas kullanılmaktadır

    SURDO DRUM
    Brezilya kökenli bir bas davulu. Samba müziğin kalp atışıdır.

    MARACAS
    Maracas, elle sallayarak çalınan ve çok güçlü ses çıkaran bir enstrümandır. Orjinal maracasda sukabağının içine zeytin çekirdeği yerleştirilir ancak günümüzde genellikle plastik ya da ahşap gövdeli, içlerinde plastik boncukları olan maracaslar üretilmektedir

    TIMBALES
    Bir çift kuvvetli ses veren prinç metalinden yapılmış davuldan oluşur. Davullar ayakların üzerinde durur ve bu şekliyle timbales latin müziğin markası olmuştur. Latin müziğin efsanevi ismi "El Rey" Tito Puente'nin çaldığı enstrümandır.

    CAMPANA
    Çan olarak da bilinir. Çan şeklinde bir metale tahta bir çubukla vurularak çalınır. Halkın Küba sokaklarında düzenlediği karnavallarda, ineklerin boyunlarından çıkardıkları çanları, bir sopa ile çalmalarıyla bulunmuş bir enstrümandır.

    AGOGO
    Birbirine metal bir çubukla bağlanmış iki koniden oluşan bu enstrüman bir çok Brezilya samba müziğinde kullanılır

    PAN PIPE
    Tipik Güney Amerika flütü. Bambudan yapılır. Üzerinde bulunan deliklere üflerken, delikleri açıp kapamayla çalınır.

    CAJON
    Tahta bir kutudur. Bacaklar arasında elle vurularak çalınır.. Eski Rumbalarda sıkça kullanılırdı.

    BATA DRUM
    Kum saati şeklinde, kayışla bacaklara bağlanarak, diz üzerinde çalınan bir Nijerya davuludur. Küba müziğinde sıkça kullanılır

    kAYNAK:www.salsaturk.com

  3. #3
    Administrator
    ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    !!!Arjantin Tango!!!
    Arjantin Tango

    Tutkulu, dokunaklı ve kışkırtıcı; Tango bir çok insan için değişik şeyler ifade eder. Bir dansçı için, Avrupa ve uluslararası stiller arasından o andaki duygusal durumuna göre seçebileceği bir çok dans bulunur- Valsin romantizmi, Rock n' Roll'un dinamizmi veya Samba'nın karnavalı çağrıştıran atmosferi. Melankoli dansı olarak ün yağmış olmasına rağmen, Tango aslında bütün bu duyguları ve daha fazlasını içinde barındırır. Buenos Aires'in varoşlarındaki hayat tecrübesinin doğurduğu Tango, mütevazi günlerini geride bırakarak Paris'in yükek sosyete mekanlarına kadar yükseldi, ancak Tango'ya hayat verenlerin gözünde varoş barları, onun gerçek evi olmaya devam etti.
    19. yüzyılın son yıllarında Avrupa savaşlar, kıtlık ve eknomik belirsizlikler yüzünden harap durumdaydı. Gelecekten pek az beklentisi ve anavatanlarında geçirecekleri düzenli bir hayata karşı fazla ümidi olmayan bir çok genç adam, yeni bir hayat başlamak için GüneyAmerika ülkelerine göç etti. Bunlardan yüzbinlercesi Arjantin'in Rio de la Plata üzerindeki başkenti Buenos Aires gitti.
    "Tango" kelimesini Afrika kökenli olduğu düşünülmektedir ve "buluşma yeri" veya "özel yer" demektir. Ancak bu Tango'nun da Afrika kökenli olduğu anlamına gelmez. Küba'daki Habanera, İspanya'daki Contradanza ve Afrika-Arjantin kökenli bir dans olan Candombe, Tango'nun doğuşunda etkili olmuşlardır; ancak bu dansların hiçbirisi Tangoyu Milonga kadar etkilememiştir.
    Milonga "parti" veya "fiesta" demektir ve Milonga müziği canlı, heyecanlı ve neşelidir. Elimizde bulunan bilgiler, Compadritos'un Afrika-Arjantin kökenli danslarla ilgili olduğu ve bu danslardan bazı figürleri Milonga'ya adapte etmiş olabileceği yönündedir.
    Avrupa kökenli yeni Arjantin'liler ortak bir kaderi paylaşıyorlardı ama yine de çoğu zaman umutsuzluk ve hayal kırıklığı içindeydiler. Bu genç insanlar genellikle academias ve pregundies, yani kadın garsonların dans etmeleriiçin kiralanabildiği salaş kafelerde vakit geçiriyordu. Kadınları etkileyebilmek için genç adamların çok iyi dansçılar olması gerekiyordu, bu yüzden dans onlar için çok önemli bir hale geldi.
    Profesyonel anlamda dans akademileri bulunmadığı için, erkekler birbirlerine Tango öğretmeye, sırayla erkek ve bayan adımlarını yapmaya ve kafelerdeki kadınları baştan çıkarmadan önce bu şekilde pratik yapmaya başladılar. Artık Avrupa danslarındaki katı kurallara bağlı olmadıkları için erkekler, bayanları dans ederken ustaca yönetmek için çok pratik ve çoğu zaman da tamamen yeni yollar bulmaya başladılar.

    Tango müziği
    Tango ile birlikte ilk kullanılan enstrümanlar gitar, flüt ve kemandı. Daha sonra bandoneon, bu dansın vazgeçilmez enstrümanı haline geldi. Bandoneonun Tango'nun ruhu olduğu söylenir; Tango besteleri de bu "şeytanın enstrümanı"na ithafen yapılmıştır. Bandoneon, bir çeşit konsertinadır ve çalması gerçekten çok zordur. Solo seslendirilen bazı Tango'ların dışında Tango bestelerinin hepsi bandoneon üzerine yazılmıştır.

    Tango ustaları
    Belki dünyada en çok tanınan parça olan "La Cumparsita" 1916 yılında, Gerardo Matos tarafından esasen bir marş olarak yazılmıştır ve daha sonra bir Tango parçası olarak düzenlenmiştir. "La Cumparsita" küçük bir sokak topluluğu veya karnavalda bir gösteri demektir. Başka bir meşhur Tango parçası da, 1905 yılında Angelo Villoldo tarafından bestelenen "El Choclo"dur. Bu parça bütün zamanların en beğenilen parçalarından biridir ve 1950 yılında çıkarılan "Kiss of Fire" isimli yeni düzenlemesi Amerikan pop müzik listelerine girmiştir.
    Bandoneonun derinden gelen gür sesi ile Tango, daha yoğun ve düşündürücü ve hatta her zaman olmasa da bazen melankolik bir havaya bürünmüştür. Melodilerin üzerine insanların yaşamlarını anlatan sözler yazılmıştır.
    Tango söz yazarlarının kullandıkları ana fikirler,kaderci görüşler ve kendi görüşlerine göre hayatın insanı soktuğu sınavlar ile ilgiliydi. Carlos Gardel bütün zamanların en büyük Tango yorumcusuydu. Gardel tam bir Latin sevdalısıydı ve 1935 yılında geçirdiği trajik bir uçak kazasında hayatını kaybetti. Buenos Aires'in La Chacarita semtinde bulunan mezarını hayranları sürekli olarak ziyaret eder. Gardel'in söylediği parçaların bir çoğunda kendisine gitar eşlik etmektedir, bu da eski payadores'in yaşam tarzını yansıtmaktadır. Gardel tarafından 1917 yılında yorumlanan ilk Tango parçası "Mi Noche Triste" ("Üzgün gecem") idi. Bu parça terk edilen ve kendini içkiye veren bir sevgilinin üzüntüsünü anlatmaktaydı.
    Çok tanınmış bir Tango söz yazarı ve bestecisi olan Enrique Santos Discepolo bir seferinde "Tango, dans ederek anlatılan üzgün bir düşüncedir" demişti.

  4. #4
    Administrator
    ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    !!!Arjantin Tango2!!!
    Tarihçe

    Tango'nun evrimi
    1912 yılında çıkarılan Kadınların Evrensel Oy Kullanma Hakkı yasası insanlara yeni bir özgürlük anlayışı getirmiş, Tango'ya da yeni bir hız kazandırmıştı. Artık Tango yapmak isteyen insanlar yalnızca alt sınıfa ait değildi, yüksek sosyete mensupları arasında Tango partileri vermek moda haline geldi ve Buenos Aires'in zengin mahallelerine kısa sürede bir çok Tango salonu açıldı. Tango'nun ünü Güney Amerika'dan New York, Londra ve Paris'e de yayıldı; buralarda Tango dersleri verilmeye başladı. Birinci Dünya Savaşı sırasında insanlar, savaşın şiddetinden kaçış yolları aramaya başlamıştı ve zamanın karışıklığına rağmen Tango unutulmamıştı. Artık zaman değişiyordu ve yeni bir özgürlük havası esmeye başlamıştı. Tango macerası bu duyguları bir yansımasıydı ve tangoya olan talep gittikçe artıyordu. Savaşın sona ermesi ile birlikte Tango, 1920'li yıllarda altın çağına girdi. 1930 yılındaki ani askeri darbe vatandaşların oy verme hakkını ve dolayısıyla insanların kendilerini ifade etme özgürlüğünü, yani tangoyu ellerinden aldı. İşte bu dönemde, şu sözleriyle ünlü, çok kötümser bir tango filozofu/vokalisti çıktı ortaya; Enrique Santos Discepolo: "20. yüzyıl bir çöp yığınıdır. Bunu kimse inkâr edemez". Arjantin halkının politik özgürlüklerini büyük ölçüde yeniden ele geçirmeleri ile birlikte Tango, 1930'lu yılların sonlarında tekrar canlanmaya başladı. İnsanlar sosyal yükselişlerini, fiziksel yalnızlıklarının bir simgesi ve hayatlarının bir parçası haline gelmiş olan Tango dansı ile kutluyorlardı. Bu dönemde aralarında Fresedo, de Caro, Pugliese ve Anibal Troiro olan ve Tango'ya yeni bir yön veren sanatçılar ortaya çıktı. Tango Avrupa ve Kuzey Amerika'da daha popüler hale geldikçe, Buenos Aires'teki popülaritesi önceden görülmemiş düzeylere erişti. Bazı müzisyenler Tango'yu müziksel bir sanat dalı olarak yeni ve yaratıcı yollarla yorumlamak için çalışmaya başladılar. Bu müzisyenler ve besteciler çok takdir ediliyordu ve Buenos Aires ve ötesinde herkesçe tanınan insanlar olmuşlardı. Bandoneon çalan sanatçılar neredeye tanrı gibi görülüyordu. Ancak insanları etkileyenler yalnızca müzisyenler değildi- büyük dansçılar da bir hayli beğeni topluyordu. Belki de en çok tanına ve hafızalarda en uzun süre yer edinen sanatçı El Cachafaz (Jose Ovidio Bianquet) idi. Carmencita Calmeron ile dans eden El Cachafaz halkın büyük sevgisini kazanmıştı. Son zamanları en büyük Tango dansçıları ise Juan Carlos Copes ve Maria Nieves'dir. Onlar Tango dansının simgesi haline gelmiştir ve kendilerini seyredenleri mutlaka etkileyip onlara ilham kaynağı olurlar. Yakın zamanda dünya çapında yapılan muhteşem gösterilerde meşhur olan Tango dansçıları yetişmiştir. Ancak onların stili şov Tango'sudur ve bu tarz yıllar geçtikçe Buenos Aires'in orijinal Tango'sundan uzaklaşmaktadır.
    Tango Avrupa'da geniş çaplı bir evrim süreci yaşamıştır. Arjantin Tango, uzun süredir Avrupa'da kabul görmüş olan dans stilleri ile uyuşmuyordu ve orijinal Tango süratli ve acımasız bir şekilde değiştirildi. Salon etrafında dolaşıma imkân veren yürüyüşler bulundu ve Tango'nun baştan çıkarıcı karakteri daha hızlı, daha sert ve daha saldırgan ritimler altında ezilmeye başladı.
    1950li yıların Buenos Aires'inde Tango düşüşe geçti. Juan Peron 1946 yılında devlet başkanı olmuştu ve bu dönemde Tango popülaritesinin zirvesine erişti, Peron ve eşi Evita da Tango sevdalısıydı. Fakat 1952 yılında Evita'nın ölümü ile birlikte Tango yeniden gözden düşmeye başladı. Amerikan Rock'n'Roll müziği ortalığı kasıp kavuruyordu ve Tango yine zamanına ait olmayan bir dans olarak görülmeye başladı. Göç edenler artık kendilerini yabancı olarak görmüyorlardı, Arjantin'li oldukları fikrini benimsemişlerdi ve artık Tango'nun onların ülkelerine olan hasretlerini hafifletici bir özelliği kalmamıştı. Ekonomik düşüş, 1940'ların tipik büyük Tango toplantılarının ve orkestra dinletilerinin düzenlenmesini çok zor bir hale getirmişti. Tango müziği hala küçük gruplar tarafından icra ediliyordu ama artık izleyiciler dans etmektense dinlemeyi tercih ediyordu. 1960'lı yıllarda müzisyenler ve besteciler, "el nuevo Tango" (Yeni Tango) tarzı üzerinde çalışıyorlardı. Bu tarzın popülaritesi arttıkça Tango dansına olan ilgi azalmaktaydı. Aralarında Osvaldo Pugliese'nin de olduğu bazı önemli orkestralar ve besteciler, Arjantin'de ve yabancı ülkelerde izleyicilere Tango müziği çalmaya devam ettiler. 1980'lerde büyük bütçeli yapımlar için dünya turları düzenlemeye başladı ve Arjantin dışında Tango'ya olan ilginin yeniden canlandı. Bu akımın etkisi öyle büyük oldu ki, yepyeni bir nesil Tango ile ilk defa tanıştı. Bu dönemde Kuzey Amerika'da, Avrupa'da ve Uzak Doğu'da Tango kulüpleri, salonları ve okulları açılmaya başladı.
    Tango, başlangıç yıllarındaki mütevazılığinden sonra çok yol kat etti, ancak daha gitmesi gereken çok yolu var. Tarihi; efsanelerle, romantizmle ve nostaljik göndermelerle dolu. Tango, insanın duygularını, onun ümitlerini, hayal kırıklıklarını ve yaşamın kendisini yakalayan, aşırı dokunaklı bir dans (Esto es Tango- Tango Bu).

    Stiller
    Arjantin Tango stilleri (Stephen Brown)
    Buenos Aires'te ve Arjantin'in diğer kesimlerinde Tango, bireysel ve kişisel bir çok stilde yapılmaktadır ve Arjantin'li olmayan bir çok Tango dansçısı kendi danslarının herhangi bir stile girdiğini kabul etmezler. Sadece Tango dansı yaptıklarını söylerler. Bazıları da kendi danslarının, diğerlerinin başka bir isimle adlandırdığı bir stile ait olduğunu söyleyerek işi daha da karıştırmaktadırlar. Değişik stillerin kendine has özelliklerinin belirlenmesi zor, uğraştırıcı ve muhtemelen tartışmalara yol açacak bir iştir. Yine de bireysel stillerin oluşturduğu yelpazedeki ortak noktaların ve farkların belirlenmesi, Tango dansının belli birkaç kategoriye ayrılabilmesine olanak verir; bunlar: Salon, orillero, milonguero, kulüp, nuevo, fantasia ve canyengue'dir.

    Salon stili Tango
    Salon stili Tango tipik olarak dik bir vücut duruşu ile yapılır. Tutuş açık veya kapalı olabilir, ancak genelde hafifçe yamuktur (yani her iki danasçının da merkezi, partnerinin merkezinin biraz sağında kalır) ve 'V' şeklindedir (yani bayanın sol omzu erkeğin sağ omzuna, kendi sağ omzunun erkeğin sol omzuna olan mesafeden daha yakındır).
    Salon stili Tango açık tutuşta yapıldığında, dansçıların arasındaki mesafe, bayanın dönüşlerini daha kolay gerçekleştirmesini ve pivot alırken kalçaları ile üst gövdesi arasında daha az bağımsız harekete ihtiyaç duymasını sağlar. Salon stili Tango kapalı tutuşta yapıldığında çift, tutuşunu biraz gevşeterek dönüşlere yer açar ve dönüşlerde bayanın daha rahat hareket etmesini sağlar. Salon stili Tango, DiSarli gibi genellikle vuruşların en kuvvetli olduğu ve 4/4 ölçüsünde çalınan parçalarda yapılır. Salon stili Tango'da dansçıların dans çizgisine uymaları gerekir.

    Orillero stili Tango

    Bu stil, Tango kafeleri ve barlarındaki gibi küçük salonlar için daha uygundur. Bu Tango türünde, bay ve bayan çok küçük bir alan içinde dans ederek, birbirleri etrafında çok karmaşık figürler yaparlar. Bu stil, kesinlikle daha içtendir. Orillero stili Tango, dans pistlerinin daha geniş olduğu Buenos Aires'in çevre mahallerinde ortaya çıkmıştır. Orillero stili Tango bir çok açıdan Salon stili Tango'ya benzer. Bu stilde de çiftin dik bir vücut duruşu vardır ve tutuş hafifçe yamuk ve 'V' şeklinde, açık veya kapalı olabilir. Dönüşlerde bayan rahat bir şekilde dönebilir ve pivot alırken kalçaları ile üst gövdesi arasında fazla bağımsız harekete ihtiyaç duymaz. Orillero stili Tango kapalı tutuşta yapıldığında, çift dönüşlere yer açmak için tutuşu biraz gevşek bırakırlar. Orillero stili Tango'nun Salon stili Tango'dan farkı, her zaman dans çizgisi kuralına uymayan, neşeli ve çok yer kaplayan figürleri olmasıdır.

    Milonguero stili Tango
    Milonguero stili Tango'da çift, göğüslerini birleştiren bir şekilde üst gövdenin hafifçe öne eğik bir konumda (Arjantinlilerin bu duruşa apilado derler) olduğu ve ayakuçları arasında biraz mesafe olan bir duruşta dans ederler. Tutuş genellikle kapalıdır ve bayanın sol omzunun erkeğin sağ omzuna olan mesafesi, bayanın sağ omzunun erkeğin sol omzuna olan mesafesi ile aynıdır. Bayanın sol kolu erkeğin ensesinden aşağıya sarkar. Bu stilin bazı dansçıları, çiftin birbirine doğru eğilmesi gerektiğini, bu görüşe karşı çıkanlar da her iki dansçının yalnızca göğüs temasını sağlayacak kadar eğilmesi gerektiğini ancak özellikle eğilmemeleri gerektiğini söyler. Her iki dansçının üst gövdeleri sürekli olarak temas halindedir ve dönüşlerde veya ocho'larda bu temas bozulmaz; aksi halde eğer bayan kalçalarını üst gövdesinden fazlaca bağımsız hareket ettirmezse ve/veya dönüşlerde ayaklarını fazla pivot ettirmezse, çift sadece yürüyüş ve basit ocho'lar yapabilir. Ocho cortado Milonguero stili Tango'nun kendine has hareketlerinden biridir çünkü bu figür, çiftin tutuşunu bu stile has ritmik duyarlılıkla birleştirmektedir.

    Kulüp stili Tango
    Kulüp stili Tango, Salon stili Tango ile Milonguero stili Tango'nun duyarlılıklarını birleştirir. Kulüp stili Tango dik bir duruşta ve hafifçe yamuk 'V' şeklinde kapalı tutuşta yapılır. Çift, tutuşunu biraz gevşeterek bayanın dönüşlerini daha kolay gerçekleştirmesini ve pivot alırken kalçaları ile üst gövdesi arasında daha az bağımsız harekete ihtiyaç duymasını sağlar. Kulüp stili Tango'nun figürleri arasında ocho cortado ve Milonguero stili Tango'da olan ritmik figürler bulunur. Tango Nuevo (Yeni Tango) Tango Nuevo, Tango dansının yapısal bir analizini yaparak daha önce denenmemiş kombinasyonlar ve figürler bulmayı amaçlayan pedagojik bir yaklaşımdır. Tango'nun bu stili açık tutuşta, gevşek ve tamamen dik bir konumda yapılır ve dansçıların kendi düşey eksenlerini korumaları çok büyük bir önem taşır. Tango Nuevo taraftarları bazı figürler üzerinde yeni bir yapısal analiz yapılmasının gerektiğini söyleseler de, en belirgin figürlerinden bazıları overturn ocho'lar ve dönüşler sırasında yön değişimleridir ki, bunlar da en kolay bir şekilde gevşek tutuşta yapılabilir.
    Fantasia (Şov Tango'su) Fantasia, Tango gösterilerinde yapılır. Açık tutuşta yapılan Salon, Orillero ve Nuevo stillerinin bir kombinasyonudur ve sosyal tango repertuarında bulunmayan bazı figürler (genellikle baleden alınan) de içerir. Bu balesel unsurlar Salon stili Tango'nun doğal bir uzantısıdır, çünkü bu stil baleye benzemektedir. Canyengue Canyengue, 1920lerde ve 30ların başlarında yapılan eski bir stil Tango'dur ve şu anda bu stilde faaliyet gösteren dansçıların orijinal kurallara bağlı kalıp kalmadıkları belli değildir. Kapalı ve hafifçe yamuk 'V' şeklinde tutuşta yapılır, dansçılar hareket halindeyken dizleri kırık durumdadır. Bayan cross hareketi yapmaz. Canyengue'nin popüler olduğu zamanlarda uzun ve dar elbiseler giyiliyordu.

    Teknik

    Açık ve kapalı tutuş

    Tango Nuevo ve Fantasia dışındaki tüm Tango stilleri kapalı tutuşta yapılabilir. Salon ve Orillero stili Tango dansları açık tutuşta yapılabiliyorsa da, Buenos Aires ve Arjantin'in diğer yerlerinde tipik olarak kapalı tutuşta yapılır. Mülonguero ve Kulüp stili Tango dansları yalnızca kapalı tutuşta yapılır. Milonguero stili Tango da yine tipik olarak kapalı tutuşta yapılır ve bayanın sol omzu ile erkeğin sağ omzu arasındaki mesafe ile bayanın sağ omzu ile erkeğin sol omzu arasındaki mesafe aynıdır. Tango Nuevo kısmında açıklanan bazı figürler, Salon, Orillero ve Kulüp stili Tango'da kullanılan hafifçe yamuk, 'V' şeklinde kapalı tutuşta yapılabilir.


    Tutuş ve çerçeve

    Bazılarına göre Milonguero ile diğer stil Tango dansları arasındaki fark, Milonguero stilinde çerçevenin bayanın içinde olması ve diğer stillerde çerçevenin her iki dansçının kollarında olmasıdır. Çerçevenin bayanın içinde veya kollarda olması, geniş ölçüde tutuşun yakınlığı ve yumuşaklığına bağlıdır. Sert ve mesafeli bir tutuşta çerçeve kollardadır. Tutuş daha yakın ve yumuşak oldukça, çerçeve her stil Tango'da bayanın vücudunun içine doğru ilerler.


    Ric-Tic-Tic Ritmi

    Ric-Tic-Tic ritmi, Juan D'Arienzo, Rodolfo Biagi ve diğer bir çok orkestranın seslendirdiği Tango müziklerindeki öne çıkan ritmik unsurları tanımlamanın bir yoludur. Bazıları ric-tic-tic ritimli müziklerin 2/4 ölçüsünde olduğunu, bu görüşte olmayanlar da üçe karşı iki ölçüsünde olduğunu iddia etmektedir. Bazı orkestralar 2/4 ölçüsünde tango müzikleri çalmıştır and buna syncopated üçe karşı iki ritmini eklemiştir. Diğer orkestralar 4/4 ölçüsünde çaldıkları halde üçe karşı iki ritmini müziklerine eklemişlerdir. Tangonun adımları bazen yavaş, yavaş; hızlı, hızlı, yavaş.. şeklinde açıklanır, ancak bu açıklama kesin bir tariften çok doğru ritmi bulmak için bir kılavuz olarak düşünülmelidir. Adımlar şu şekillerde de açıklanabilir: yavaş, yavaş; hızlı, hızlı, hızlı veya bir, iki; bir, iki, üç. Üçe karşı iki dizilerinin iki kere art arda yapılması- ki bu kabaca bir, iki, üç; bir, iki, üç veya hızlı, hızlı, hızlı; hızlı, hızlı, hızlı şeklinde tanımlanabilir- tamamen ritmik olacaktır ve esasında bu müzikte dans etmenin en yaygın biçimlerinden birisidir.

    Milonga

    Rebecca Shulman'in yazısından özetlenerek çevrilmiştir.

    Milonga nedir?
    Milonga bir müzik türünün ve o müzikle yapılan dansın adıdır. Tango'ya çok yakındır ve her ikisi de ayni kökten gelirler. Milongalarin marsa benzeyen bir ritmi vardır ve tatlı, kalbi yumuşatan bir duygu verirler. Milonga sözü ayni zamanda herkesin gece giysileriyle gittiği tango kulüpleri için de kullanılır. Bu kulüplerde gece 11, 12 gibi başlayan eğlence sabaha kadar sürer. Buralarda belki de eski moda sayılabilecek görgü kuralları hala geçerlidir.

    Bir milongada gece nasıl geçer?
    Şarkılar dörtlü beşli gruplara halinde çalınır. Genellikle ayni yılların hatta ayni orkestranın şarkıları bir grup içinde bir araya getirilir. Böylece şarkıların benzer biçim ve havada olması sağlanır. Bir grup şarki tango türünde olabilirken, diğeri Milonga ve bir diğeri de Arjantin valsi olabilir. Hatta diğer Latin dans müzikleri ve Amerikan swing türü müzikler de çalınabilir. Genellikle bütün bir şarkı grubunda ayni esle dans edilir. Bu şarkı grupları arasına dans etmeye elverişli bulunmayan müzikler çalınır ve herkes masalarına döner. Bu müzikler perde olarak adlandırılır. Yeniden dans müziği başladığında yeni bir esle dansa katılırsınız. Eğer bütün şarkı grubunda ayni esle dans etmek istemiyorsanız bile, onunla en az iki şarkıda dans etmelisiniz. Bir şarkı kabalık denilebilecek kadar kısa sayılır. Eğer ayni kişi ile dansı sürdürecekseniz, parçalar arasında ara verildiğinde dans pisti üzerinde durup, esinizle sohbete başlamalısınız. Yeni şarkı başlasa da, şarkının ilk kıtası boyunca çiftler acele etmeden sohbeti sürdürürler. Sonra neredeyse ayni anda her erkek esine sarılarak onu sonraki dansa davet eder ve çiftler pistin her yerinde yeniden dans etmeye başlarlar. Bu an için tetikte bulunmanız ve herkesle birlikte dansa katılmanız gerekir. Herkes dansa başladığında, yerinizde durursanız, onların yolu üzerinde kalırsınız. Ancak herkes konuşurken dansa başlamak da herkesin yemeği konmadan, yemeye başlamak gibi bir kabalıktır. Bu geleneğin arkasındaki düşünce hem yabancı biri de olabilecek dans esinizi tanıma şansı vermek hem de şarkıyı dinleyip ritmini duymanıza yardımcı olmaktır. Genellikle dans ederken konuşmamalısınız ve her zaman şarkının son ya da sondan bir önceki notasında dansı bitirmelisiniz. Dans edenlerin birbirlerine teşekkür etmeleri birlikte bir dans daha etmeyi istemediklerini gösterir. Eğer ayni kişiyle dansı sürdürmek istiyorsanız, ilk teşekkür eden kişi olmayın. Eğer dans bitmişse erkeğin kadına masasına kadar eşlik etmesi adettendir.
    Dans pistinde nasıl davranılır?
    Dans pisti ne kadar kalabalık olursa olsun çiftler birbirlerine çarpmaz. Tangoyu ilerletmek demek, en azından bir adimin ortasında hem kendinizin hem de esinizin yönünü yumuşak bir hareketle değiştirerek çarpışmayı önlemek demektir. Ayni zamanda hareketlerinizi de kısaltabilmelisiniz. Kalabalık bir dans pistinde, kalabalık sizin dansınız biçimlendirir. Yaratıcılığınızı kullanmalısınız. Tango, Milonga ve valste çiftler dans pistinde saat yönünün tersinde hareket ederler. Bazı kulüplerde çiftlerin dans pistinin çevresinde dış bir halka daha oluşturarak dans ettiğini görebilirsiniz. Burası daha uzun bir çizgi üzerinde dans ettiğiniz ve yalnızca bir yönden size çarpabileceklere dikkat etmeniz gerektiği için daha çok tercih edilen bir yerdir. Eğer dış çemberde bir yer edinirseniz, onu kaybetmemek için ne çok hızlı ne de çok yavaş dans etmemeye özen göstermelisiniz. Bütün tango adımları bir milongada yapılmaya elverişli değildir. Yaratıcılığınızı kullanırken, diğer çiftleri rahatsız etmeyecek figürleri seçmelisiniz. Dans edenleri izleyerek de bir çok şey öğrenebilirsiniz. Dans edenleri seyrederken, her çiftin müziği nasıl kendilerine göre yorumladığını görebilirsiniz. Dansa davet Kadınlar için de, erkekler için de, dansa davet etmenin eski moda yolu, salonun öbür ucunda da otursa, tanıdığınız biri ya da bir yabancı da olsa, bakışlarınızı dans etmek istediğiniz kişiye çevirmektir. Göz göze geldiğiniz anda bu dansa davettir. Bir gülümseme ya da bas eğme ise daveti kabuldür. Erkek kalkıp kadının masasına doğru gider. Kadın onu pistin kenarında bekler. Bir an karşılıklı dururlar ve sarılarak dansa başlarlar.

    KaYnAk:www.arjantintango.com

  5. #5
    Administrator
    ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    !!!Diğer Sosyal DAnslardan Bazıları!!!
    Merengue
    Merengue Dominik Cumhuriyetinin ulusal dansı, komşuları Haiti ve etrafındaki adalarda yapılan danstır. Merengue'nin nasıl doğduğuna dair 2 rivayet vardır. İlki, Afrika'dan gelen köleler zincire vurularak şeker tarlalarında çalıştırılıyordu. Davulla vuruşlarıyla beraber ilerliyorlardı. Zincire vuruldukları için her adımda bir bacaklarını sürüklemek zorunda kalıyorlardı. Merengue'nin bu hareketten çıktığı sanılır. Diğer rivayet ise, Dominik cumhuriyetinin bir çok savaşında bulunmuş bir kahraman vardı. Bu kahraman bir savaşta ayağından yaralanmıştı. Bu insan halkı tarafından çok seviliyordu.

    Her gittiği şehirde ona "hoş geldin" eğlenceleri ve danslar yapılıyordu. Bütün insanlar onu sevdikleri için bir ayaklarını gevşek bırakıp sürükleyerek dans ediyorlardı. Sanki bir ayakları sakat gibi ve böylece Merengue Çıkmıştır. Merengue Dominik Cumhuriyetinin başlangıç yıllarından beri var olmuş bir danstır.



    Bachata

    ABD’deki Rap gibi Bachata da fakir ve dışlanmışların müziği olarak ortaya çıktı. Dominik Cumhuriyeti’nin varoşlarında ortaya çıkan Bachata, fakir Dominiklilerin, sosyal ve ekonomik dışlanmışlığını ve terk edilmişliğini yansıtır.
    1960’ların başında Bachata romantik, gitara dayalı müziğin önemli bir alt kategorisi olarak ilk ortaya çıktığında dansa yönelik Küba Son’undan ve Guaracha’dan ayrılmaktaydı. İlerki yıllarda, müzisyenlerin Bachata ritimlerini hızlandırması ve dansçıların yeni bir dans adımı geliştirmesiyle, Bachata, aynı zamanda bir dans müziği olarak da kabul edilir oldu.

  6. #6
    Administrator
    ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Salsa hakkında ek bilgi..
    SALSA STİLLERİ

    Salsa bir çeşit "serbest stil" dans ya da "sokak dansı" olduğu için dünyada dans eden sayısı kadar çok sayıda Salsa stili bulunmaktadır. Belirli bir rutine ya da standarda bağlı kalmaksızın dans edilen Salsa, bu özelliği sayesinde özgürce ve doğaçlama yöntemi ile yapılır. Bir zamanlar dans etmek için birkaç temel adım bilmeniz yeterli idi . Kendinizi sadece müziğe bırakmaktan başka bir şeye ihtiyacınız yoktu. O zamandan bu yana Salsa birçok dans stilini içine aldı ve daha karmaşık bir dans olarak ortaya çıktı. Salsa hala "serbest-stil" de yapılan bir dans olmasına rağmen, dünyanın değişik yerlerinde belirgin olarak diğerlerinden ayrılan Salsa stilleri ortaya çıktı. Bu stillerin her birinin ayak figürleri ve dönüş özellikleri birbirinden farklılık göstermektedir. Bu stillerden en çok bilinenleri şu şekilde sıralanabilir:

    1. Los Angeles Stili
    2. New York Stili
    3. Küba Stili
    4. Miami Stili
    5. Rueda


    Bütün bu stillerde inanılmaz sayıda figür ve dönüş bulabilirsiniz. Her biri Salsa ritmini ayrı bir şekilde yorumlar ve etkileyici bir sanatsal yaratıcılık içerir.

    Los Angeles Stili

    Adından da anlaşılacağı gibi Los Angeles, Josie Neglia, Vasquez Brothers ve Salsa Brava gibi tanınmış dansçılar sayesinde kendi Salsa'sını yarattı. LA stili, "shine" adı verilen ayak hareketleri ile heyecan verici, şık ve ----i bir Salsa türüdür. Her yıl düzenlenen Dünya Salsa Yarışmaları ve Bacardi Festivalleri gibi dev Salsa organizasyonlarına katılan dansçılar arasında LA stili uygulayan dansçıların sayısına bakarsak, LA stilinin dünyada bulunan en ünlü Salsa türleri arasında olduğunu anlayabiliriz.

    LA Stili Salsa Nedir?

    LA Stili Salsa, hareketlerini birçok dans stilinden almış bir salsa türüdür. Küba ve New York stili Salsa, Caz, Swing ve Salon Danslarından etkilenmiştir. Bu etkiler, LA stilini uygulayan günümüz dansçıları tarafından üretilen çok sayıda dönüş figürleri sayesinde daha da geliştirilmiştir. LA stili Salsa figürlerinin çoğu, "cross-body lead" denilen erkeğin bayanı çizgisel bir hareketle vücudunun yanından geçmesi için yönlendirdiği hareketlere dayanır. Bu temel figür, Küba ve New York stili Salsa'larda da bulunur. Bu üç stil, "cross-body lead" gibi birçok dönüş figürünü de ortak kullanmaktadır. Örneğin Küba Stilinde "Setenta" (Yetmiş) olarak bilinen figür, LA ve New York Stili Salsalarda "Hammer-Lock" olarak bilinmektedir.

    LA Stili Salsa Diğer Salsa Türlerinden Nasıl Ayrılır?

    İlk olarak, Küba Stilinde olduğu gibi karmaşık kol hareketleri LA Stilinde fazla görülmez. Ayrıca, LA Stili dönüş figürleri Küba stilinde olduğu gibi "dairesel" değil, "çizgisel" yapılır. LA Stili Salsa, New York Stili Salsa'da olduğundan daha rahat bir ritme sahiptir. New York Stili Salsa'da "duruş"lar ve "yakalama"lar için çok iyi bir zamanlama gerekmektedir. En önemlisi, çok sayıda yatırma, dönüş, düşüş gibi izleyenlerin başını döndüren hareketleri ile LA Stili Salsa figürleri, ----i ve gösterişlidir.

    LA Stili , Salsa'nın Orijinal Hali midir?

    Salsa'nın "orijinal" türü diye bir şeyin varlığına inanmıyoruz. Kolombiya Cali sokaklarında dans eden insanlar, Küba Havana'nın klüplerinde dans edenlerden farklı bir şekilde dans ederler. Aynı şekilde Miami'de yaşayan Kübalılar, Küba'da yaşayan Kübalılar'dan farklı bir şekilde dans ederler. Dünyanın her yerindeki dansçılar Salsa müziğini kendilerince yorumlar ve kendi stillerini yaratırlar. Salsayı bugün bildiğimiz farklı ve figür zenginliğine sahip bir Salsa yapan, gelişiminde çok büyük bir oranda yaratıcılığın kullanılmasıdır.


    LA "Shine"ları (Ayak Hareketleri) Nedir?

    Evet, LA Stili Salsa'nın da "shine" ları var! "Shine" lar, karmaşık ayak figürleri ile şık el ve vücut hareketlerini birleştiren ve doğaçlama yapılan figürlerdir. Dans ederken partnerler birbirlerinden ayrılır ve kendi "shine" larına başlarlar. Dans rutininde verilen bu etkili mola, dansçıların hem kendi bireyselliklerini ortaya koymalarını hem de partnerlerinin stillerini takdir etmelerini sağlar. "Shine" lar daha çok "conga" vuruşlarının hızlandığı ve güçlü bir şekilde duyulduğu yerlerde yapılır.

    Neden LA Stili Salsa Öğrenmeliyim?

    LA figürlerin temeli "cross body lead" adı verilen harekete ve temel dans ilkelerine dayanır. Bu sebeple LA Stili Salsa öğrenmekle, hem dansın temeli hakkında güçlü bir altyapıya sahip olursunuz hem de daha sonra Küba, Miami ya da New York Stili gibi değişik Salsa türlerine kolaylıkla geçiş yapabilirsiniz.

Benzer Konular

  1. Zeybek Hakkında Genel Bilgiler
    By ABYSS in forum Türk Kültürü
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 12-26-2006, 09:26 PM
  2. Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 12-26-2006, 05:27 PM
  3. Malinois, Waterslager Kanaryalar Genel Bilgiler
    By ABYSS in forum Kanaryalar (Malinua, Malinois, Malinoi, Waterslager)
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 10-31-2006, 02:40 PM

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • Eklenti Ekleyemezsiniz
  • You may not edit your posts
  •  
[Gizlilik Politikası]-[UslanmaM Kuralları]-[UslanmaM İletişim/Contact]