![]() |
|
|
#1 (permalink) |
|
Administrator
![]() |
Bu bölge
kendine has özelliklerle tartımlı sanatlar bakımından yakın illerden farklı ayrı bir çevre vücuda getirmekle beraber bu halin etraftan gelen etkilerin uzmanlaşmasından ileri geldiği ufak bir dikkat neticesinde ayrıca anlaşılır. Bahusus ki (özellikle) asırları aşan şahsiyeti de (kültürel kimliği de) aynı kaynaşmada özüyle mahfuz (saklı) kalmıştır. Düğünleri her zaman çalgılı pek az olarak da çalgısız geçer. Kız evinde başlıca tef kemençe ud (ayrıca gramafon gibi vasıtalar) oğlan evinde ise davul zurna kimi de zurna yerine klarinet yahut incesaz takımı tulum (çoban gaydası) zilli tef maşa (yine gramafon veya radyo) gibi musikî imkanları işletilir. Bu çalgılarla kadın ve erkekler kendi alemlerinde; Dik Ayak Düz ayak Fırlanma Çiftetelli Tamzara Türkmen Kızı Karadeniz Temür Ağa Hoşbilezik ve Bıçak Oyunu çeşitleri gibi mahalli ve milli oyunları toplu yahut yalnız olarak oynarlar. Oynayışlarında bir mekik intizamı yaşandığı (yeknesaklığı "tekdüzelik monotonluk" rağmen) müşahede edilir. Oyuncu ve seyirciler her vesilede fazlasıyla hoşnut edegelmiş olan çeşitlerdir. Düğünden birkaç gün önceki "komşu kınası" adlı toplantıda öğleden sonra herkes gelince kızların cümlesi (tamamı) veya yer elverişli değilse birtakımı el ele vererek halka çevirirler. Gelin olacak kız ile ev sahibinden mehel (münasip) bir kadını ortaya alırlar ve aşağıdaki türküyü koşturarak oynamaya başlarlar. Türkü iki gruba ayrılmış kızlar tarafından beyit beyit söylenir. Birinci grubun söylediğini ikinci grup tekrarlar: Çaldı dibi durağım Bu yıl yardan ırağım Eğer yarim gelmezse Olmaz benim durağım Kına tasın al ele Yak şu geline hele Oy nereye nereye Kazan kurdum deri'ye Başladı kına bugün Düğün kalsın geriye Kına tasın al ele Yak şu geline hele Bu sırada yaşlı kadın kınayı gelinin başına yakmaya başlamıştır. Şu Karaysar (Karahisar) kızları Huy husta (ahlakta) okur sele (meydan)Dön geriye geriye İşte döndüm geriye Sıçrayın gelin kızlar Kaynak verin geriye Kına yakılma işi bittikten sonra gelini de halkaya sokup biraz oynatırlar. Bundan sonra türlü eğlenceler yapılır. Düğün ve başka vesilelerle söylenilip oynanabilen mahalli türkülerden örneklerin sadece sözlerini aşağıya alıyoruz. Erkek toplantılarında söylenen Dik Ayak adlı Şebihkarahisar türküsü şudur: Kareysar (Karahisar) oylum oylum İçinde selvi boylum Selvi boylum çıkanda Yıkılsın oylum oylum Ararsın asmaları Giyersin basmaları Gene horan'a girdi Kareysar yosmaları Kareysar mezarlığı Üstünün üzerliği Memlekete şan vermiş Yarimin güzelliği Gökte yıldız sayılmaz Çiğ yumurta soyulmaz Ergen kız ergen oğlan Cilvesinden doyulmaz İn dereye dereye Al dereden taş getir Aşlanmamış fidandan Dişlenmemiş yar getir İndim derelerine Bilmem nerelerine Kaytan bıyıklarımı Sürsem nerelerine Kadın toplantılarında söylenen Dik Ayak adlı Karahisar (Şebinkarahisar) türküsü şudur: Altın yüzük var benim (cicim) Parmağıma dar benim Kareysar'ın içinde (cicim) Orta boylu yar benim Kareysar (Karahisar) tası bende (cicim) Kumaşın hası bende Çatlan patlan komşular (cicim) Yiğidin hası bende Gökte yıldız kah gider (cicim) Kah eylenir mah giderBugün ben yari gördüm (cicim) Sandım padişah gider Altım yüzük möhreli (cicim) Eli gümüş dehreli Ben sana yar mı derim (cicim) Hey hizmekker (hizmetkar) çehreli İnce çitin incesi (cicim) Dağların yeşilcesi Gene fikrime düştün (cicim) Gönlümün eğlencesi Erkek cemiyetlerinde söylenen Düz Ayak şudur: Efeler Türküsü Tepeler tepeler yüksek tepeler Orda yağmur yağar burda serpelerSandıkta çürümüş elmas küpeler Yaslan dağlar arslan yosmam geliyor Elleri kınalı kolları sıvalı Sandım yosmam geliyor Çakırlı'dan bir su içtim kanmadım Yedi dirhem kurşun yedim ölmedim Kardaş bana düşman imiş bilmedim Osman Efem bende derman kalmadıYalvardım yakardım dostlar almadı Efelerin ıssız tenha yolları Boynumda kalmıştır yarin kolları Menekşeden biçilmiştir şalvarı Yaslan dağlar arslan yosmam geliyor Elleri kınalı kolları sıvalı Sandım sunam geliyor Böyle m'olur efelerin yolları Issız kalmış Karakuş'un dağları Bağlı kalmış Abdullah'ın kolları Osman Efem bende derman kalmadıYalvardım yalvardım dostlar almadı. Ufacık taş ile kale yapılmaz Penceresi yüksek yare bakılmaz Bekir ölme ile dünya yıkılmaz Yaslan dağlar yaslan yosmam geliyor Elleri kınalı kolları sıvalı Sandım sunam geliyor. Kadın cemiyetlerinde söylenip oynanılan Düz Ayak türküsü şudur: Dudu dilim Zülüflerin tutam tutam Arasına güller takam Nice bir yalınız yatam Dudu dillim ince bellimKalem kaşlım sırma saçlımGelin zülfün tarasana Tarayıp da yağlasana Bak yarimi yitirmişim Koğuş koğuş arasana Nakarat Zülüflerin çıkmış yandan Hem o yandan hem bu yandan Ben istersem bir yanından Sen verirsin her yanından Nakarat Kadın cemiyetlerinde söylenen ve oynanan ikinci nevi Düz Ayak türküsü şudur: Kırmızılım Türküsü Kırmızı gül her dem olsa Her dertlere derman olsa İl beyinden ferman olsa Herkes sevdiğini alsa Kırmızılım kırmızılım Al yanaklı kırmızılım Bal dudaklı kırmızılım Çekip giden kırmızılım Kırmızıyı giyme dedim El sözüne uyma dedim Naneleri ben yedim El oğluna ben ne dedim Kırmızılım kırmızılım Al yanaklı kırmızılım Bal dudaklı kırmızılım Sekip giden kırmızılım Kırmızı başındadır On üç on dört yaşındadır Sevgilisi peşindedir Bak nişanı başındadır Kırmızılım kırmızılım Al yanaklı kırmızılım Bal dudaklı kırmızılım Çekip giden kırmızılım Erkek cemiyetlerinde söylenen ve oynanan ikinci nevi Dik ayak Karahisar (Şebin) türküsü şudur: Ha buradan o yana Kareysar'ın yolları Dola gelin boynuma O sırmalı kolları Ha buradan o yana Yana yüreğim yana Gel otur şu yanıma Dön o yana bu yanaGeceler ay ışığı Elinde bal kaşığı Hiç aklımdan çıkmıyor Güzeller yakışığı Ay ışıktır varamam Varsam yari bulamam Girsem yarin koynuna Sabahtan uyanamam Dut ağacı dut verir Yaprağını kıt verir Eğen kız ergen oğlan Sarıldıkça dat verir Dut ağacı dutludur Dibi yeşil otludur Kurban olduğum Allah El kızı ne tatlıdır. Kadın cemiyetinde söylenen ve oynanan ikinci nevi (çeşit) Dik Ayak horan türküsü: Horandayım horanda Kardaşımın kolunda On beş lira yitirdim Ben o yarin koynunda Ay ışıktır varamam Varsam yari bulamam Ay buluda girende Bağlasalar duramam Horan oynamayınan Horan yeri düz olmaz Kadife geymeyinen Dul karılar kız olmaz Horanın başındayım On iki yaşındayım On iki yaştan beri O yarin peşindeyim Pencereden bakıver Ayna mısın can mısın?Elleme zülüflerim Sen benim kocam mısın? Pencereden bakıyor Kitap almış okuyor Perçemine yağ çalmış Yel estikçe kokuyor Kadın ve erkek cemiyetlerinde söylenen ve oynanılan Dik ayak Kabahoran'ın sözleri şunlardır: Kemençe Türküsü Kemençe çala çala Çıktım bir ince dala İnce dallar kırıldı Kızlar bana vuruldu Kemençemin telleri Dülgaridir dülgari Kızdan ikbalim yoktur Alacağım dul karı Ben kemençe çalamam Kollarımı alamam Çok derine dalamam Akılsız da kalamam Ben kemençe çalamam Dayım darılır dayım Dayımın kızlarından Yok mudur benim payım Hey kemençeci dayı Vurdun gözüne yayı Güzellerin üstüne Çevirsene kaydayı Hey kemençe kemençe Ne halt ettin dün gece Gösterdin yari bana Kaşları da ne ince Erkeklerde Bıçak Oyunu bir veya iki erkek tarafından oynanır: Hovarda çapkın yarim Sen söyle ben yazayım Ettiğin günahları Boş deftere yazayım Al kamayı gir yandan Ben de geçtim bu candan Doldur doldur ver bana Koynundaki fincandan Nakarat Dereler salkım saçak Alçak boylusun alçak Sana derler küçücek Sen doldurursun kucak Nakarat Dereler akmayınan Ne olur bakmayınan? Çirkin güzel olur mu? Çok altın takmayınan? Kadın cemiyetlerinde oynanan Fırlanma oyunu: Kestim kaküllerini Yana değiyor yana Yar senin bakışların Cana değiyor cana Kız oynak oynak oynakOlur mu yardan doymak Yardan doydum diyenin Caizdir boynun vurmak Cebimden aynam düştü Karıştı gazellere Küçükten adetimdir Bakarım güzellere Nakarat Derenin kıyısında Yılanın kemikleri Seldi de geri durdu Gavurun enikleri Nakarat Dere akıyor dere Oda nafile yere Al beni götür dere Yarin olduğu yere Nakarat Kadın cemiyetlerinde oynanan ve söylenen Kelkit Türküsü (Fırlanma) : Keklik taşta ne seker (oy oy oy)Akıl başta ne gezer Gel yanıma kız keklik Kodun canıma keklik Kınalı parmakların (oy oy oy)Batır kanıma kız keklik Kekliğim kekliğim gukguğum yarGerdanına güller ektiğim yar Nedir elinden of çektiğim yar Kekliğim özüyünen (vay vay) (Ah) Şirindir sözüyünen Gel gel yanıma kız keklik Kodun canıma vay keklik O kınalı parmağın (vay vay vay) Batır kanıma kız keklik Nakarat Keklik taşta el eyler (ey ey ey) (Ah) Eşine gel gel eyler Di gel yanıma yar keklik Kodun canıma kız keklik (Ah) Kınalı parmakların (ey ey ey) Batır kanıma ye keklik Nakarat Erkek cemiyetlerinde söylenen ve oynanan Tek Ayak Türkmen Kızı: Türkmen kızı süt pişirir Hem pişirir hem taşırırKepçeyi baştan aşırır Leylim aman Türkmen kızı Sen aklar gey ben kırmızıGel gidelim obamıza Sen sütler iç ben kımız'ı Kız mendil hele mendilKaldır kolların indir Sar boynuma dolandır Gir koynuma inandır Mendilim bende bende Bir ayvam kaldı sende Ayva gibi sarardım Din iman yok mu sende? Kız mendil mendil mendilKaldır kolların indir Seversen yürekten sev Dilindeki yalandır Kadınlarda Çiftetelli: O çiftetelli Mesnedi belli Bir yar da sevdim O da terelelli Aygınım ben Baygınım ben Çiftetelli Çaldığımdır bağlama Kömür gözlüm ağlama Ben buralı değilim Bana meyil bağlama Nakarat Çaldığımdır hep keman Benim halim pek yaman Ölüyorum derdinden Gel ol bana sen derman Nakarat Kadınlarda Fırlanma oyunu: Çeçen kızı Çeçen kızı çardaktadır Soğu sular bardaktadır Çifte benler yanaktadır Haydi malım Çeçenkızı Sen allar giy ben kırmızıGel gidelim has bahçaya Sen gül topla ben nergisiEvlerinin önü nane Ben kül oldum yane yane Gavur isen gel imane Nakarat Evlerinin önü susam Su bulsam mendilim yusam Arasam yarimi bulsam Nakarat Evlerinin önü çöplük Çöplükten toplarlar iplik Anası kızından keklik Nakarat Erkekler de "Karadeniz Türküsü" Titreme Oyunu Ha buradan aşağı Ben inemem inemem Küçüceksin sevdiğim Sözüne güvenemem Ha burası ne bayır Gülün dikenden ayır Sevdalıktan öleni Kayır Allah'ım kayır Ha buradan aşağı Buzlar sallanır buzlar Erkekler asker oldu Arzuhal verin kızlar Al aşağı vur dizi Baban duymasın bizi Baban duyarsa bizi Öldürür ikimizi Al aşağı aşağı Fistan kırmalarını Beğenemedim gelin Senin durmalarını Vay vay demeye geldim Kaymak yemeye geldim Değil meramım kaymak Yari görmeye geldim Aynalıdır aynalı Konak pencereleri Verseler yari bana Cumağı geceleri Kadınlar da düz ayak "Karadeniz Türküsü" Giresun Kıyıları Giresun'un evleri Şımayıyan kaynama Benim ile oynadın Başkasıyla oynama Ağam haydi yar haydi Kunduram taştan kayıdı Elin bir tanesine Nasıl diyelim haydi Giresun'un evleri Başustanın yapısı Benim için açılmış Hapishane kapısı Ağam nerede kaldı Paşam nerede kaldı Sevgilimin kolları Benim boynumda kaldı Ağam haydi yar haydi Kunduram taştan kaydı İlik düğme çözerken Elim bir yana kaydı Giresun kayıkları Hep geliyor karından Sevdim de alamadım Ölüyom efkarımdan Ağam neresi güzel Başında saçı güzel Saçı başını yesin Kumar başını güzel Giresun Ordu Pazar İçinde bir kız gezer Elinde divit kalem Dertlere derman yazar Nakarat Hey Giresin Giresin Beriye gelmez misin? Dünyada ettiklerin Ahrette çekmez misin? Nakarat Kadın ve erkek cemiyetlerinde söylenip oynanan "Hoşbilezik Türküsü" : Fesim düştü yollara Deryada yoldaBaşbuğumu vurdular Baş karakolda Hoş bilezik hoş bilezik Pakmakta yüzük Ben yarimden ayrılmışam Vay bana yazık Bir oda yaptırdım hurma dalından İçini donattım Acem şalından Oda benim değil ahbap malından Nakarat Bir oda yaptırdım döşedemedim Kahbe felek ile başedemedim Yalvardım yakardım eş edemedimHoş bilezik hoş bilezikKolları nazik Nazlı yardan ayrı düştüm Can bana yazık Bir oda yaptırdım yüceden yüce İçinde yatmadım üç gün üç gece Kurbanlar keserim sardığım gece Nakarat Bir oda yaptırdım dururum diye Aldım martinimi (anam) vururum diye Aklıma gelmedi ölürüm diye Nakarat Milli oyunlarımızdan Tamzara türküsüne gelince; bu türkü Tamzara'nın Demircilik Bağları'nın Karşıbahçe mevkiinden Çapkın Şerif'e aittir. Çapkın Şerif halasının kızı Güllü'ye gönül vermiş Güllü de o delikanlıya aynı kertede vurgunluk göstermiştir. Şerif yetim ve mangırsız (parasız) bir delikanlı olduğu için eniştesi yani Güllü'nün babası iki sevgiliyi birleştirmek yoluna katiyen yanaşmamıştır. Delikanlı da kendi semtlerine 15 dakika uzaklıktaki Tamzara'ya bu kızın aşkına her gün gündüz ve gece gidip gelerek kızı kaçırmak üzere fırsat kollarmış. Nihayet halasının da yardımıyla kızı kaçırmaya muvaffak olan Şerif düğün dernek yapılmasına meydan verilmeksizin askere alınmış ve işte askerden bu türküyü yavuklusuna yollamıştır. Bu türküye ve oyuna Erzurum Tamzarası denilmesinin sebebi Tamzara'nın bir zamanlar Erzurum'a bağlı olmasındandır. İkinci şekle Giresun Tamzarası denilmesi de Şebinkarahisar'ın (eskiden il merkeziydi) şimdi Giresun'a bağlı bulunmasındandır. Eski Tamzara oyununun türküsü şudur ve figürlerde yer yer değişmeler olmuştur: Tamzara'dan gece geçtim Karlı buzlu sular içtim İnanmayın eş ve dostlar Ben o yardan vaz mı geçtim ? Leli leli Tamzaram Ninni benim hoş balam Tamzara'nın bayırına Kuzu saldım çayırına Tanrı benim şu Güllü'mü Bağışlasın hayırına Leli leli Tamzara İki somun on para Tamzara'nın tandırları Kardan beyaz baldırları Bizi baştan hep çıkaran Karşı köyün andırları Leli leli Tamzaram Bir kez görün kaç balam Tamzara'da maden suyu Çok şirindir yarin huyu Sorarsanız eğer bana Türk oğludur onun soyu Leli leli Tamzaram Gel gidelim hoş balam Tamzara'dan taş geliyor Ala (el') gözden yaş geliyor Karşı köyün şu kızları Yiğitlere hoş geliyor Leli leli Tamzaram Mor sümbüllü hoş balam Tamzara'dan yedi pınar İçen onu herdem anar Mor sümbüllü bağlarını Görenler hep cennet sanar Leli leli Tamzaram Haydi benim maskaram Çocuk oyunlarından olarak Yılbaşı gecesi (yani Rumî 13 Ocak gecesi) mahalli veya köy çocukları bir araya gelerek aralarından 4-5 çocuğu oyunu seçip köy veya mahalle halkının yeni yılını kutlamaya gönderirler. Seçilen bir oyuncu çocuğun elinde uzun ip onun ucunda da bağlı bir torba bulunur. İkinci çocukta da heybe veya bir çuval vardır. Geriye kalan üç çocuğun üzerine kilim destar çul gibi şeyler atılarak bir deve heybetine sokulurlar. Boyunlarına çan kelek çıngıl gibi şeyler takılır. Bir çocuk da deveci olur. Bir hayhuyla evleri dolaşmaya koyulurlar. Evde yapılacak oyuncular bulunmadığı takdirde ise tek çocuğu Yılbaşı gelini yaparak onunla birlikte dolaşırlar. Her kapı önünde hususi (özel) bir türküyü bir ağızdan söyleyerek iyilik dileğinde bulunur ayrıca bacadan torba sarkıtarak yemiş toplama adetini yerine getirirler. O sırada deve veya yılbaşı gelini de türkünün ayrı kaydasıyla oynayıp şenlik gösterirler. Deveci Oyunu: El ele veren 10-20 çocuk yarım daire kurarlar. Dizinin bir başındaki çocuk deveci diğer başındaki elebaşı olur. İkisi arasında şu konuşma geçer:- Deveci? - Ey canım? - Develer hangi dağda? - Uludağ'da - Neler yer? - Hurma - Neler hazırlar? - Dolma - Bir kütük yuvarladım geldi mi? - Geldi - Gelin attan indi mi? - İndi. - Ne doğurdu? - Bir oğlan bir kız- Adları ne? - Yaprak iki toprak - Sağ mı öldüler mi?- Öldüler - Nereye gömdüler? - Eşik beşik dibine. - Ne ile gömdüler? - Davul zurnayla. - Öyleyse haydin biz de görelim der ve hep birlikte davul zurna çalma taklidi yapa yapa elebaşının peşi sıra yürürler ve devecinin tuttuğu çocukla devecinin ara yerinden geçerler. Çocuklar hep el ele tutuşmuş bulunduklarından devecinin yanındaki çocuğun elleri çaprazlama bağlı ve yüzü ters tarafa dönüktür. Çocukların tümü aynı veçhile (şekilde) çaprazlama bağlanıncaya kadar her çocukta yukardaki konuşma birer defa tekrarlanır. En sonunda deveci ile elebaşı iki baştan bağlanmış olarak kalkıp daireyi düzelterek oyuncuları düz bir çizgi düzenine sokarlar. Bundan sonra da elebaşı deveciye; - Çek uzasın der.Tarafeyn (iki taraf) çocukları kendilerinden yana çektiklerinden tarafların birinden nihayet çözülme vuku bulur ve herkes kendi tarafına düşen çocukları sayar. Hangi tarafınki çok çıkarsa o taraf oyunu kazanmış sayılır. Hep birlikte el çırparak yeni baştan elebaşı ve deveci seçer ve oyuna devam ederler. Oyunun yarışma ve konuşma yerlerine rağmen davul zurnalı raks unsuru yine de katılabilir. Eski zamanlarda büyüklerce de oynanılmış kıdemli bir tertip olduğundan hiç şüphe yoktur. Zamanla çocuk oyunları arasında hatırasını yaşattığı sanılıyor. Bir zamanlar davul zurna oyunlardan olsa gerektir.Çiftçi Oyunu: Toplu çocuk oyunlarından çoğuna yurtta raks unsurunun karıştığı görülmekle beraber bu oyunun yapısında halka oyunu bilhassa vardır. 10-15 çocuk el ele vererek halka olurlar. İçlerinden biri elebaşı (ebe) olur verdiği komutayla birlikte harekete geçilir. Çiftçilik taklidine başlarlar. Dairevi dönerken bir ağızdan ve kendi sesli (özel nağmeli) tekerlemesiyle şunları söylerler:Hep verelim el ele Yapalım halka hele Açılalım geriye Tarla olsun bizlere Sonra ekeriz buğdayı Çavdar arpa pek kolayYaz gelende toplanır Biçeriz alay alay Pambuk (pamuk) kendir ve tütünHep ekelim biz bugün Bitsin olsun satalımGelsin paralar bütün Orda ekeriz darı Yaprakları sapsarı Toprazı kucak kucak Yetişen darıları Bazan ekeriz kabak Yapraklar tabak tabak Verince bir fırına İstersen tadına bak Haydi çiftçi arkadaş Bu işlerle ol yoldaş Uğraşanlar toprakta Sonra çekmezler talaş (telaş) "Sonra çekmezler talaş" diyerek oyunu bağlarlar. Sözler çocuk karihasından (tabiatından yaratıcılığından) kolay kolay doğamayacak kadar nazım olarak mazbuttur (derli topludur). Şu halde bunun da eski büyüklerden çocuklara kaldığını düşünmek yanlış olmaz. Kurdun koyun kapması ve daha ziyade çocuklarca yürütülen Halvacı (helvacı) Güzeli oyunlarında keza kendine has türkülü yerler vardır. Raks unsuru hepsinde aynıdır. Mesela fincan oyunu deyişlerine rağmen sessiz bir sahne haline belki kalbedilebilir (dönüştürülebilir) ve uzunca sürer. Bir de pehlivan güreşlerinde hakem buyuruklarını (sunuşlarını salâvatn'melerini) bu bölgedeki görünüşleriyle dinleyelim: Hakem pehlivanlarını oynatarak güreş (güleş de denir) alanına getirir. Onlara halkı selamlatır. Her ikisini kol kola duruma getirerek rükûa getirircesine öne eğiltir ve daha başlangıçta halka yüksek sesle şunları söyler;Türkler çıktı alana Bak dolana dolana Değer vermez yalana Selam verdi kalana Sonra iki elini sırasıyla pehlivanların sırtına vurarak yine yüksek sesle onlara da şu deyişleri tevcih eder (yöneltir); Haydi arslanlar haydi Türk'ü gören aaa caydı Demir bilekli Türk'e Dost düşman saygı saydı Birinin adı arslan Öbürünün ki kaplan Hasmına göz açtırma Bir ok gibi var saplam Hoplan zıplan ok gibiKarşında er yok gibi Gözetin Türk sanını Geçmiş atalar gibi Bura erler alanı Gez dolanı dolanı Türk hiç aman istemez Sevmez altta kalanı Aldanmayın boş lafa Kaptırman sakın kafa Alır hasmın altınaÇektirir sonra cefa Boğa tosun dinlemezÜste çıkan inlemez Çalış da erlik göster Hasmın boş laf dinlemez Hakem (bazen de cazgır) bunları söyledikten sonra pehlivanların sırtlarına vurarak onları meydane salıverir. Pehlivan güreşlerimizin umumiyetle Peşrev Yürüyüş gibi kendi havaları vardır. Davul zurna bunları vururken bilhassa güreşe kapışılmadan ve el enseden önce iki oyuncunun babayiğitçe tavırlarla meydanı ahengin tartımı dairesinde devrederek ağır ve heybetli çepeçevre dolaşmaları bir nevi (çeşit) ön raks sahnesi yaratır. Şebinkarahisar'ın başlıca atasözlerinden biri şudur: "Davula vurup zurnadan haber almak". Şunu demek ister: Aldatmak yolundan hasmın düşüncesini kavramak. Başka bir özlü nokta da Yüzük Oyunu'nun sözleri arasındadır. Bir sürü türkülerinden birinde şöyle deniliyor: Ormanda çoktur domuz Oyunumuz oldu dokuz Arkadaşlar çalın kopuz Hey zalım nenni Nenni de nenni! Burada adı geçen kopuz'un Türk kültüründeki kıdemi meşhurdur. Bu mısraların söylenişi sırasında herkes ağzıyla elleriyle bağlama davul zurna çalar gibi taklitler yapar. Yüzük tekrar saklanarak ortaya getirildiğinde bulunamazsa deyişler yeniden yükselir:Erzurum'dan aldık kına Oyunumuz vardı ona Börkler baştan yere kona Hey gülüm nenni Nenni de nenni Bilir oynar bilmez oynar Akşamdan beri Buradaki börk ve nenni (raks anlamında) hep en eski geleneklerden hatıralardır. Oyunun şu daha önce geçen ihtarlı beyitinde bir Toktamış sözü vardır ki Kımrî (Kimmer) İmparatorlarından önemli bir simayı hatırlatmaktadır. Arkadaşlar fincanlar bak toktamış Kara dayın çok y.......(silahlar) yoklamış Şebinkarahisar coğrafi bakımdan Karadeniz ile Orta Anadolu sınırı üzerindedir. Oyun ve türkülerinde bu iki bölgenin etkileşip bağdaşması sezilir. Karadeniz'in dinamik tartımı ile Orta Anadolu'nun uzun ağız veya ayrıca halaylarının kaynaşmasından Karahisar'da kendine has türkü ve halaylar meydana gelmiştir denilebilir. Tamzara oyunu yurdun başka yerlerince de benimsenmiştir. Zaten her bucağın sekenesi (yerli halkı) her sevdiğini kendine mal etmekte ısrar gösterirse de Tamzara adıyla başka yerlerde yürütülen oyun Karahisar Tamzarası'nın ancak bir kısım figürlerinden ibaret kaldığı açıktır. Bu oyunun Erzurum'a izafe edilmesi (bağlanması) Karahisar'ın bir zamanlar Erzurum'a bağlı kalmasından ileri gelmiştir. Yurdumuzda aynı sözlerle söylenen Oturak Havası da o ezginin Karahisar'a aidiyetini ispata yeter. Oturak Havası ve oyun olarak söylenen sözlerin ezgileri başka başkadır. Şu sözler mani tarzında ve Karacaoğlanvari bir çapkınca ifade taşıyor: Tamzara iki yoldur Bir sağ biri soldurİki göğüs arası Cennete giden yoldur Bu halaydaki tartımlı ayak değiştirmeleri dik ve keskin vuruşlarıyla bilhassa diz vuruşlarıyla nefis bir manzara arz eder. Mûsikisi ince ifadesi babayiğitçedir. Figürleri ihtişamlıdır. Makam değiştirimleriyle de renklidir.Bir de Efeler türkülü oyunu orada dikkati çeker. Bu oyun yurdun nice yerlerinde "Karahisar Horanı" diye tanınıyor. Gayet ince ayak değiştirmeleri arz eder. Ağır figürlerinde intizamlı inhinalar dikkati çeker. Şu sözlerinde bir kardeş kavgasının dili yaşar:Efeler'den bir su içtim kanmadım Kardeş bana düşman imiş bilmedim. |
|
|
|