Türk Kurtuluş savaşının hemen hemen hiç bilinmeyen ya da çok az bilinen iki dönemi vardır: Savaşın Kuvayı Milliye dediğimiz ilk bir yıllık dönemi ve savaşın bitişinden sonra ki ilk yıl. 19 Mayıs 1919 Atatürk'ün Samsun'a çıktığı tarihtir.
Bu tarihten üç gün önce Yunanlılar İzmir''e çıkmıştır. O günkü gazetelerde en göze çarpan başlık şudur: YUNAN İZMİR''E ÇIKTI, SİLAH BAŞINA!... Bundan sonra bütün Ege bölgesinde Efelerin, Zeybeklerin silaha sarıldığı görülmüştür. Bu zeybekler arasında oldukça büyük yararlıkları bulunan ve Kuvayi Milliye ruhunun doğmasında amil olan efsaneleşmiş büyük isimler vardır. Bir düşünün Yunan''ın İzmir''e çıktığı tarih 1919 yılı 15 Mayıs''ıdır.

Büyük Millet Meclisi''nin kurulup duruma el koyması, düzenli ordunun yeniden kurulması arasında 1 yıllık bir zaman vardır. İşte bu uzun zaman dilimi içinde Anadolu''da hiçbir güç yokken Ankara''ya varıp işi bitirmek için hazırlanan Yunan birliklerini Ege sahillerinde kıpırdamadan tutanlar bu efeler ve zeybekler olmuştur. 23 yaşında bir delikanlı olan Yörük Ali Efe bu büyük kahramanlardan biridir. Elimizde Efe''nin zamanımızdan günü gününe 54 yıl önce, yani ebediyete intikalinin çok kısa bir süre öncesi gazeteci Şahap Balcıoğlu''na vermiş olduğu güzel bir mülâkât var. İçinde bulunduğumuz Ağustos ayı Türk''ün zaferler ayı olmakla da ünlüdür. Bu vesile ile Yörük Ali Efe''nin zikrettiğimiz mülakattaki bazı tespitleri :

1919 yılı Haziran ayındayız 1.Cihan Savaşından çıkmış olan Türkiye düşman çizmesi altında inlemekte. Bu arada İzmir''den Aydın''a kadar Yunan askerleri sarhoş nağralarla dolaşıp "Megalo İdea"nın gerçekleştirdiğini iddea etmektedirler.



Sıcak bir Haziran günü, Yenipazar''dan Aydın''a uzanan geniş Menderes Ovasında yüz kadar atlı dolu dizgin gidiyorlar. Hepside iri yarı, yağız çehreli, pos bıyıklı efeler. Çepkenleri allı morlu, havada uçuşuyor. Önde, kar gibi beyaz bir at üstünde reis gidiyor. Bu 23 yaşında kumral, yeşil gözlü, aletik yapılı, fevkâlade yakışıklı, ince bıyıklı bir levent. Atının üstünde dimdik duruyor.

23 yaşında bütün Ege Bölgesine ün salmış bu yiğidin adı Yörük Ali Efe''dir. Nazilli, Aydın, Muğla, Tire, Ödemiş, Manisa ve dolaylarında onu tanımayan yok. Yörük Ali her yerde sevilip sayılan bir efedir. Çünkü o, eşkiya değil, fakir babasıdır. Güler yüzlüdür, merhametlidir.
-"Dur!"
Efe kolunu kaldırmış, kızanlarına sesleniyordu. Kafile durdu.
Yol kenarında iki hatun kişi vardı. Bunlardan biri, başörtüsüyle başını ve yüzünü tamamen örtmüştü. Çehresi görünmüyor, yaşı okunmuyordu. Öbürüyse orta boylu, 16-17 yaşlarında, esmer, karagözlü bir genç kızdı. Kıyafetleri mahalliydi. Ellerindeki testileri yere koymuşlar, efelere bakıyorlardı.
Manzara yabancı bir göz için ilk bakışta normal addedilebilirdi, ama aslında hiç de öyle değildi. Genç kızın başı ve yüzü açıktı. Örtüsü omuzlarında sallanıyordu. Buysa, mahallin örf ve adetlerine göre iki manaya gelir: Kadın böyle bir harekette bulunduğu zaman karşısnıdaki erkek, ya onun yüzünü gözlemek ihtiyacını hissetmeyecek kadar yakınıdır veyahut da kadın, o erkeği adam yerine saymamaktadır.
Efe, karşısında dimdik duran ve gözlerini kırpmadan ona bakan genç kızı uzun uzun süzdü.
-"Kız ben yüzümü erkekten gizlerim.
Efenin solunda, at üzerinde duran baş kızanı şimşek hızıyla tüfeğini omuzladı. Fakat Yörük Hali yıldırım gibi uzanıp tüfeğin namlusunu yakaladı."
-"Rahat dur," dedi,
Sonra yine kıza döndü:
-"Demek beni erkek yerine koymuyorsun,öyle mi"
Genç kız, Efenin yeşil gözlerine bakarken yüzünde en ufak korku izi yoktu. Başıyla aydın istikametine göstererek:
-"Erkek olanın burada işi ne" diye konuştu.
"Aydın gavur elinde. Şehir yanıyor. Kardeşlerimizi düşman kesiyor. Halbükü sen ovalarda dolaşıyorsun."
Efe cevap vermedi. Yalnız bakışları uzaklara, Aydın''a doğru kaydı. Bir an, ufukta yükselen kara dumanları seyretti. Sonra genç kıza döndü:

-"Öyle olsun" dedi, "görüşürüz".

Ve atını sürdü. Atlılar, tozu dumana katıp uzaklaştılar.

Yörük Ali Efenin milli mücadeleye iştiraki böyle başladı. Efe, düşmana karşı ilk kurşunu 13 Haziran 1919 tarihinde Sultan hisarda attı. O gece Malkoç köprüsündeki Yunan karakolunu bastılar. Efe tek başına dört kişiyi temizledi.
Ondan sonra Yenipazar nahiyesi Efenin öteden beri olduğu gibi yine karargahı olmakta devam etti. Efe binleri bulan kuvvetiyle düşmanın başına yaman bir bela kesildi. En umulmadık yerde ortaya çıkarak girdiği yeri darduman etti.
Yörük Aliye, gösterdiği yararlıklar üzerine Ankarada''ki TBMM tarafından Milis albaylık rütbesi verildi ve kendisi güney cephesi komutanlığına tahin edildi. Efe üç yıl durmadan savaştı. Sonunda Mustafa Kemalle beraber İzmir''e akan Türk ordusu 7 Eylül''de Aydın''a girdiği zaman başta Yörük Ali göründü. Halk yol boylarına toplanmış onbinlerce ağızdan sevinç çığlıkları çıkıyor, gözyaşı, alkış, kıyemet gidiyordu"