![]() |
![]()
|
![]()
|
||||||
| Cumhuriyet Tarihi Cumhuriyetimizin geçmişi ve bugünü |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Administrator
![]() |
FOTOĞRAFLARLA TÜRK DEMOKRASİ TARİHİ 1923-1950 Yılları Arası ![]() CHP (İnönü) Dönemi ![]() TELGRAF Lozan Türk Delegasyonu Başkanı ve Dışişleri Bakanı İsmet Paşa Hazretlerine Millet ve hükümetin zat-ı âlilerine tevcih etmiş olduğu yeni vazifeyi muvaffakiyetle tamamlamış bulunuyorsunuz. Memlekete bir dizi faydalı hizmetten ibaret olan ömrünüzü bu defa da tarihi bir muvaffakiyetle taçlandırdınız. Uzun mücadelelerden sonra vatanımızın sulh ve istiklâle kavuştuğu bugünde parlak hizmetiniz dolayısıyla zât-ı alinizi muhterem arkadaşlarımız Rıza Nur ve Hasan Beyleri ve mesainizde size yardım eden bütün delegeleri müteşekkirâne tebrik ederim.(Ankara; 24 Temmuz 1923 Gazi Mustafa Kemal TBMM Başkanı Başkomutan-Atatürk'ün Lozan Anlaşması sonrasında İnönü'ye yolladığı telgraf) Alıntı: Lozan Konferansı 20 Kasım 1922’de İsviçre'nin Lozan (Lausanne) kentinde başladı. Türkiye'yi İsmet Paşa temsil etti. Bir ara görüşmeler kesildi. Konferansın kesilmesinden iki hafta sonra İzmir İktisat Kongresi toplandı (17 Şubat - 4 Mart 1923). İktisat Kongresi’nde önemli bir karar alındı ve aşar kaldırıldı. Kongrede yeni iktisat devletinin esasları tespit edilmeye çalışıldı. Batıya Türk-Sovyet işbirliği ve dostluğuna rağmen Türkiye'nin kapitalist yoldan ayrılmayacağı mesajı verildi.23 Nisan 1923 tarihinde kesilen Lozan görüşmeleri tekrar başladı.Yaklaşık 3-3 5 ay sonra 24 Temmuz 1923’te Lozan Antlaşması imzalandı. Bu anlaşma bağımsız Türkiye'nin de ilanıydı. 'Türkiye'nin idam fermanı' olarak nitelendirilen Sevr geçersiz sayıldı. Lozan Antlaşması’nın önemini Mustafa Kemal şöyle açıklamıştır:"Türk milleti aleyhine asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr Muahedesiyle ikmal edildiği zannedilmiş büyük bir suikastın yıkılmasını ifade eden bir vesikadır. Osmanlı tarihinde emsali görülmemiş bir siyasi zafer eseridir." ![]() Lozan Konferansı ![]() Lozan Konferansı ![]() İnönü - Churchill Alıntı: Lozan Anlaşması imzalandıktan sonra 1921 Anayasası’nda yapılan gerekli değişiklikler kabul edilerek 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. TBMM Reisi olan Mustafa Kemal oybirliğiyle Cumhurbaşkanı seçildi. Mustafa Kemal teşekkür konuşmasında "Türkiye Cumhuriyeti mesut muvaffak ve muzaffer olacaktır!" dedi. 1920'li yıllarda cumhuriyet düzenleri ve demokrasi Avrupa'da ilerliyordu. Ancak bu 1930'larda yerini ırkçı gerici ve baskıcı diktatörlüklere bırakacaktır. Dünya büyük çalkantıların yaşanacağı yeni bir döneme girecektir.Bu dönemlerde genç Türkiye Cumhuriyeti’nde ise beş başbakan tarafından sekiz hükümet kuruldu. Bu dönem aynı zamanda dünyanın da en çalkantılı dönemini ifade eder. Çünkü bir büyük dünya savaşından çıkan insanlık ikinci bir dünya savaşına girmiştir. 1Eylül 1939’da İkinci Dünya Savaşı başlamış ve yaklaşık altı yıl devam etmiştir. Birinci Dünya Savaşı’nda olduğu gibi İkinci Dünya Savaşı da genç Türkiye Cumhuriyeti’ni ve değişim yaşayan Türk insanını derinden sarsacaktır. Çünkü savaş dünyada olduğu gibi Anadolu’da da yokluk demektir. Bu devirde Türkiye'de döviz vardır ancak mal almak mümkün olamamaktadır... Çeşitli ülkelerle yapılan anlaşmalarla ülaaae kısıtlı ölçüde mal gelebilmektedir. Talep çok mal üretimi ve arzı ise sınırlıdır. |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Administrator
![]() |
![]() ![]() ![]() ![]() Alıntı: Bu dönemde ithalat yapılamadığından fiyatları tutabilmek amacıyla çeşitli kararlar alınır ve kanunlar çıkarılır. Milli Koruma Kanunu birkaç defa düzeltilir. En ağır cezalar konur. Buna rağmen karaborsanın önüne bir türlü geçilemez. Bu arada yeni siyasal arayışlar da başlamıştır...1946 senesinde Celal Bayar dört arkadaşı ile beraber Demokrat Parti’yi kurar. CHP ile yeni kurulan DP arasında siyasi mücadele hızlanır. İşler unutulurken siyasi kavgalar başlar. Tek parti iktidarı zamanında özellikle 1939 ve 1946 arasında halkın mahrumiyet içinde yaşamış olması 1950 seçimlerinde CHP’ye büyük ölçüde oy kaybettirirken bu DP'nin büyük çoğunlukla iktidara gelmesi anlamına da gelmektedir.11 yıllık bu çalkantılı döneme hemen hemen İnönü damgasını vurmuştur. İnönü'ye 26 Aralık 1938 tarihinde yapılan CHP'nin 4. Olağanüstü Kurultayı'nda 'Milli Şef' 'Değişmez Genel Başkan' sıfatı verilir. İnönü daha sonra 'Milli Şef' olarak anılacaktır. Ayrıca bu Kurultay’da bir süre önce hayatını kaybeden Atatürk 'Ebedi Şef' ilan edilecektir.Bu dönemin dikkat çekici bir başka olayı da 'Yavuz-Havuz' davası olarak da bilinen ve Türkiye'deki yolsuzluklar nedeniyle ilk kez Yüce Divan'ın yolunun açıldığı dava olmuştur. Bahriye Bakanlığı Fethi Okyar'ın başkanlığındaki 3. Hükümet (22.11.1924-03.03.1925) döneminde 30 Aralık 1924’te kuruldu ve bakanlığa Cebelübereket (Osmaniye) Milletvekili İhsan Bey (Eryavuz) getirilmiştir. Bakanlığa atanmadan önce de Yavuz zırhlısının onarımı işiyle ilgilenen İhsan Bey Enver Paşa’nın eniştesi Ömer Nazım Bey ve Bilecik Milletvekili Dr. Fikret Bey (Onuralp) ile şirket kurmuş ve hükümete birçok öneri götürmüştür.İhsan Bey de Bahriye Bakanı olduktan sonra Yavuz’un onarım işini Fransız Penoit Şirketi’ne verir. İhsan Eryavuz Bahriye Bakanlığı görevini Fethi Okyar hükümetinin istifası (3 Mart 1925) üzerine İsmet İnönü'nün kurduğu hükümette (4. Hükümet 03.03.1925-01.11.1927) de sürdürür. Bahriye Bakanlığı 1927 seçimlerinden sonra İsmet İnönü tarafından kurulan 5. Hükümet döneminde kaldırılır. İhsan Eryavuz'un bakanlığı döneminde Penoit Şirketi’ne hükümete bilgi vermeksizin ayrıcalıklar tanıdığına ilişkin iddialar üzerine Başbakan İsmet İnönü’nün 18 Aralık 1927’de Malatya Milletvekili sıfatıyla verdiği soru önergesiyle İhsan Eryavuz hakkında Meclis soruşturması açılır.Tarihe "Yavuz-Havuz Olayı" adıyla geçen konuyu araştıran Meclis Soruşturma Komisyonu 13 Şubat 1928’de İhsan Eryavuz ve Dr. Fikret Onuralp'in dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ve Divan-ı Ali'de (Yüce Divan) yargılanmalarına karar vermiştir. Davayı 16 Nisan 1928'de sonuçlandıran Yüce Divan Dr. Fikret Onuralp'i dolandırıcılıktan 4 ay hapis 100 lira ağır para İhsan Eryavuz'u da görevi kötüye kullanmaktan ve rüşvet alma girişiminden 2 yıl ağır hapis ve iki yıl memuriyetten men cezasına çarptırır. Dolayısıyla bu karar Yüce Divan’ın Cumhuriyet döneminde verdiği ilk mahkumiyet kararı olmuştur. ![]() Atatürk-İnönü-Celal Bayar |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Administrator
![]() |
![]() İnönü Meclis'te ![]() İnönü ailesiyle 1923-1950 Yılları Arası Hükümetler Meclis Başkanları ve Başbakanlar:Alıntı: I. İnönü Hükümeti (30.10.1923-06.03.1924): 25 Nisan 1920 ile 27 Ekim 1923 tarihleri arasında görev yapan Muvakkat İcra Encümeni ve 5. İcra Vekilleri Heyeti ardından ilan edilen Cumhuriyeti takiben hükümeti kurma görevi Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal tarafından Malatya Milletvekili İsmet İnönü'ye verildi. 30 Ekim 1923'te yapılan güven-oylamasında kullanılan 165 oyun tamamı kabul çıktı. 3 Mart 1924'te Hilafetin ve bu nedenle de Şeriye ve Evkaf Vekaleti'nin ve ayrıca Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaleti'nin kanunla kaldırılması üzerine yeni bir kabine oluşturulması için İnönü başbakanlıktan çekildi. I. İnönü Hükümeti sırasında TBMM Başkanlığı’nı Ali Fethi Okyar yaptı. II. İnönü Hükümeti (06.03.1924-22.11.1924): Hükümeti kurma görevi Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal tarafından Malatya Milletvekili İsmet İnönü'ye verildi. 6 Mart 1924'te yapılan güvenoylamasında kullanılan 145 oyun tamamı kabul çıktı. Başbakan İnönü'nün 'sağlık nedeniyle' istifası üzerine hükümet sona erdi. Okyar Hükümeti (22.11.1924-03.03.1925): Hükümeti kurma görevi Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal tarafından İstanbul Milletvekili Ali Fethi Okyar'a verildi. 27 Kasım 1924'te yapılan güvenoylamasında kullanılan 188 oyun tamamı kabul çıktı. Okyar Şeyh Sait İsyanı sırasında başbakanlıktan istifa etti.III. İnönü Hükümeti (03.03.1925-01.11.1927): Hükümeti kurma görevi Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal tarafından Malatya Milletvekili İsmet İnönü'ye verildi. 4 Mart 1925'te yapılan güvenoylamasında kullanılan 179 oyun 153'ü kabul 23'ü ret 1'i çekimser çıktı. 1927'de yapılan genel seçimler sonunda hükümet sona erdi.IV. İnönü Hükümeti (01.11.1927-27.09.1930): Hükümeti kurma görevi Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal tarafından Malatya Milletvekili İsmet İnönü'ye verildi. 316 üyeli TBMM'de 5 Kasım 1927'de yapılan güvenoylamasında 271 oy kullanıldı 269 kabul oyu çıktı. Bazı bakanlıkların boşalması ve siyasi durum gerekçesiyle İnönü'nün başbakanlıktan çekilmesi üzerine hükümet sona erdi.V. İnönü Hükümeti (27.09.1930-04.05.1931): Hükümeti kurma görevi Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal tarafından Malatya Milletvekili İsmet İnönü'ye verildi. 316 üyeli TBMM'de 2 Ekim 1930'da yapılan güvenoylamasında 261 oy kullanıldı 249 kabul 12 ret çıktı. 1931'de yapılan genel seçimler sonunda hükümet sona erdi.VI. İnönü Hükümeti (04.05.1931-01.03.1935): Genel seçimler sonucunda oluşan yeni parlamentoda hükümeti kurma görevi Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal tarafından Malatya Milletvekili İsmet İnönü'ye verildi. 317 üyeli TBMM'de 9 Mayıs 1931'de yapılan güvenoylamasında 287 oy kullanıldı. Oyların tamamı kabul çıktı. 1935'te yapılan genel seçimler sonunda hükümet sona erdi. Okyar Hükümeti de dahil İnönü hükümetlerinin damgasını vurduğu 1924 yılından 1935 yılına kadar süren dönemde TBMM Başkanı Kazım Özalp oldu. VII. İnönü Hükümeti (01.03.1935-01.11.1937): Seçimler sonucunda oluşan yeni parlamentoda hükümeti kurma görevi Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk tarafından Malatya Milletvekili İsmet İnönü'ye verildi. 399 üyeli TBMM'de 7 Mart 1935'te yapılan güven-oylamasında kullanılan 343 oyun tamamı kabul çıktı. 20 Eylül 1937'de 45 gün izin alarak başbakanlıktan ayrılan İnönü daha sonra istifa ederek görevden ayrıldı.![]() İsmet İnönü CHP Kongresinde |
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Administrator
![]() |
![]() Başbakan Ali Fethi Okyar ![]() Kazım Özalp TBMM Başkanı I. İnönü Hükümeti Programı: Alıntı: "Muhterem Arkadaşlar Reisicumhur Hazretleri tarafından intihab-ı umdeyi acianeme tevdi buyurulan vekilleri Meclis-i Ali’ce tasvip buyurmak suretiyle ishar buyurduğunuz teveccühe Hükümet namına arz ve teşekkür ederim. Hükümet muvaffakiyetini daima Meclis-i Ali’nin müzaheret ve itimadında istinat bularak ve ondan kuvvet alarak arayacaktır.Arkadaşlar takip edeceğimiz hareket hutut-u esasiyesi itibariyle bütün dünyaca malumdur. Mevki-i iktidarda ve mevki-i mesuliyette bulunan ekseriyet fıkrasının millete arz ettiği ve milletin tasvip ettiği umdeler ve Meclis-i Ali’nin inkişaf ve terakki için huzur ve müsalemet için öteden beri musırran iltizam ettiği esaslar; Cumhuriyet Hükümeti’nin hattı hareketi olacaktır. Dahilde huzur ve emniyeti ve terakki ve inkişaf temin etmek için Cumhuriyet Hükümeti kemali azim ve aaaanetle kemali ısrar ve takip ile hareket edecektir.Cumhuriyet Hükümeti’nin münâsebatı hariciyede üç sülesası Türkiye Cumhuriyeti’nin mevcudiyetini ve temamiyetini sağlam tutarak menâfi-i hayatiyesini gözönünden ayırmamak esası dahilinde müsalemeti huzuru hüsnü münasebatı mümkün olduğu kadar tevsi ve teyit etmekten ibarettir. Hem hudutlarımızla ve kendileri ile muahedatı imza edip safahatını tatbik etmekte olduğumuz ve diğer taraftan ve henüz münasebata girmediğimiz devletlerle samimi bir dostluk tesis için bütün kuvvetimizi sarf edeceğiz. Göreceğimiz hüsnüniyete fazlasıyla mukabele edeceğiz. Bu esaslar dahilinde Türkiye Cumhuriyeti menafi-i hayatiyesini muhafaza etmek için son derecede dikkatli olacaktır.Muhterem arkadaşlar Meclis-i Ali’nin daima ishâr ettiği temenni ve arzu ettiği netice sözden ziyâde iş yapılmasıdır. Cumhuriyet Hükümeti sözden ziyâde iş yapmak fiiliyat ve tatbikat ile size ve milletinize emniyet bahı olmak için bütün kuvvetini sarf edecektir. Şiarımız faaliyet gayret iş yapmak arzusudur. Sizin müzaheretinizi istirham ederim ki bu müzaheret tefiki ilahiye de vesile-i tecelli olacaktır."(Başbakan İsmet İnönü 1. İnönü Hükümeti Programı)![]() |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Administrator
![]() |
![]() İnönü-Atatürk ![]() İnönü-Atatürk ![]() İnönü Eskişehir Türk Kuşu'nda Özel Sektör İstenilen Gelişmeyi Sağlayamadı Alıntı: 1923-29 yılları arasında devlet özel girişimi teşvik etmek için yoğun çaba harcamıştır. Bu amaçla yapılanların başında devlet tekelleri kurularak daha sonra bunların işletmesini özel sektöre devretmek gelmektedir. Ayrıca bu dönemde milli sanayii geliştirmek için Teşvik-i Sanayi Kanunu ile birlikte çeşitli hammaddelerin ithalatını kolaylaştıran gümrük tedbirleri alınmıştır. Milli bankalar kurulmuş (İş Bankası Tütüncüler Bankası ve Sanayi ve Maadin Bankası) İstanbul Ticaret ve Tahıl Borsası açılmıştır. Bu dönemde anonim şirketlerin kurulmaları da kolaylaştırılmıştır. Madenler ve sigara üretimi devletleştirilerek milli üretime dönük bir biçimde işletilmeye başlanmış şeker fabrikaları için teşvik kanunu çıkartılmıştır. Ancak bu dönemde devletin en az düzeydeki müdahaleci tutumuna rağmen özel sektör istenilen gelişmeyi sağlayamamıştır. ![]() İnönü - Celal Bayar Bakırköy Bez Fabrikası'nda |
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
|
Administrator
![]() |
![]() Yeni Dünya Düzenine Doğru Alıntı: Uluslararası ortamın hızla bozulduğu 1930’ların ortalarında Türkiye batı ve doğu sınırlarında birer güvenlik kuşağı oluşturmak için çaba göstermiştir. 1934’te Balkan Antantı’nın (Türkiye Yunanistan Romanya Yugoslavya) ve 1937’de Sadabad Paktı’nın (Türkiye İran Irak Afganistan) kurulmasında öncü rol oynamıştır. 1936 yılında ise Türkiye’ye stratejik Türk Boğazları üzerindeki egemenliğini iade eden ve Boğazlardan geçişi düzenleyen Montrö Sözleşmesi imzalanmıştır.2. Dünya Savaşı’nın başlamasından sadece 16 yıl önce kurulan Türkiye Cumhuriyeti ilkelerine bağlı kalarak son aylara kadar Nazi karşıtı koalisyonun savaşmayan müttefikleri arasında yer alan Türkiye savaşın son döneminde yeni dünya düzeninde yerini alabilmek amacıyla Almanya’ya savaş ilan etmiştir. ![]() ![]() Alıntı: I. Bayar Hükümeti (01.11.1937-11.11.1938): 20 Eylül 1937'de İsmet İnönü'nün 45 gün izin alarak başbakanlıktan ayrılması üzerine Başbakan Vekilliği’ne getirilen Celal Bayar İnönü'nün istifası ile boşalan başbakanlığa Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk tarafından atandı. 8 Kasım 1937'de yapılan güvenoylamasına katılan 364 milletvekilinin tamamı kabul yönünde oy kullandı. Atatürk'ün vefatı üzerine İnönü Cumhurbaşkanı seçildi. Yeni hükümetin kurulması için Bayar istifa etti.II. Bayar Hükümeti (11.11.1938-25.01.1939): Hükümeti kurma görevi Cumhurbaşkanı İsmet İnönü tarafından İzmir Milletvekili Celal Bayar'a verildi. 16 Kasım 1938'de yapılan güven-oylamasında kullanılan 342 oyun tamamı kabul çıktı. Bayar'ın parti divanında seçim kararı alınması üzerine başbakanlıktan çekilmesiyle hükümet sona erdi. ![]() Başbakan Celal Bayar ![]() Atatürk - Celal Bayar |
|
|
|
|
|
#7 (permalink) |
|
Administrator
![]() |
Savaş Ekonomisi
Alıntı: Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı’nın başarılı uygulaması ve hedeflere ulaşılması üzerine 1938 yılında İkinci Beş Yıllık Sanayi Planı hazırlanmıştır. Bu planın uygulanacağı yıllarda II. Dünya Savaşı’nın başlamış olması devletin savaş ekonomisine uygun bazı tedbirler almasına yol açmıştır. ![]() Celal Bayar Yurt Gezisinde ![]() Celal BAYAR Halka Seslenirken ![]() Cumhurbaşkanı Celal Bayar Alıntı: I. Saydam Hükümeti (25.01.1939-03.04.1939): Celal Bayar'ın istifasından sonra hükümeti kurma görevi Cumhurbaşkanı İsmet İnönü tarafından İstanbul Milletvekili Refik Saydam'a verildi. 27 Ocak 1939'da yapılan güvenoylamasında kullanılan 341 oyun tamamı kabul çıktı. Oylamaya 57 milletvekili katılmadı. Hükümet 1939'da yapılan genel seçimler nedeniyle sona erdi.II. Saydam Hükümeti (03.04.1939-09.07.1942): Seçimler sonrasında oluşan yeni parlamentoda hükümeti kurma görevi Cumhurbaşkanı İsmet İnönü tarafından yeniden İstanbul Milletvekili Refik Saydam'a verildi. 424 üyeli TBMM'de 10 Nisan 1939'da yapılan güvenoylamasında 389 oy kullanıldı. Kullanılan oyların tamamı kabul çıktı. 35 milletvekili oylamaya katılmadı. Refik Saydam'ın görevi başında vefat etmesiyle hükümet sona erdi. Saydam Hükümeti dönemine 18 Ocak 1940 tarihinde çıkarılan Milli Koruma Kanunu damgasını vurdu. Çünkü böylece bir 'savaş ekonomisi' uygulamasına geçiliyordu. ![]() Başbakan Refik SAYDAM |
|
|
|
|
|
#8 (permalink) |
|
Administrator
![]() |
1950-1960 Yılları Arası ![]() DP (Celal BAYAR Adnan MENDERES) Dönemi![]() Adnan Menderes Demokrasiye Doğru Adım Adım Alıntı: İkinci Dünya Savaşı’nda demokrasiler arasında yer almış olan Türkiye'nin savaştan sonra iç politika bünyesinde esaslı bir gelişme görülür. Milli Kurtuluş Hareketi'nin birinci bölümünü yurdu yabancı kuvvetlerin istilasından kurtarmak teşkil eder. İkinci bölümü ise büyük bir iç değişme bir devrim hareketi olarak devam etmiştir. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Türkiye'de demokrasinin gelişmesi bu devrim hareketinin devamından başka bir şey değildir.Yüzyıllarca mutlak bir idare altında yaşadıktan sonra milli egemenlik sistemine geçmek kolay olmamıştır. Bu bakımdan Büyük Millet Meclisi kurulduktan ve Cumhuriyet ilan edildikten sonra Büyük Millet Meclisi’nin çalışmaları bazı nedenlerle tek parti sistemine dayanmaktaydı. 1924'te girişilen çok partili rejime çeşitli olaylar yüzünden son verilmişti. Fakat İkinci Dünya Savaşı esnasında diğer özgür demokrasilerle ilişki kurulunca siyasi bünyeyi daha demokratik bir şekilde geliştirmek gerekti. Çünkü iki dereceli bir seçim ve tek parti hakimiyeti bağımsız demokrasinin kurulmasına engeldi. Bu nedenle savaş bitince çok partili sisteme geçmek zorunluluğu doğdu. Esasen devrimlerimiz bu yolda bir gelişme için gereken ortamı hazırlamış ve hür demokrasi fikrini milli bir dava olarak bilinçlendirmiştir.Toprak Kanunu Meclis’te görüşülürken kuvvetli bir muhalefet grubu belirmişti. Gerek Meclis’teki muhalif grup gerekse basın Seçim Kanunu’nun değiştirilmesini çok partili bir rejime girilmesi aaaini savunuyorlardı. İktidarda bulunan Halk Partisi Tek Dereceli Seçim Kanunu'nu çıkardı.1946'da Büyük Millet Meclisi’nin sekizinci devresinde tek dereceli seçim uygulandı. Yeni Seçim Kanunu ile gizli oy açık tasnif sistemi kabul edilmişti. O zaman kurulmuş olan Demokrat Parti 64 milletvekili ile Meclise girdi. Bu Meclis 1950 yılında hukukçulardan meydana gelen bir heyet tarafından hazırlanan "Yeni Seçim Kanunu"nu kabul etti.1945'te Büyük Millet Meclisi’nde belirmeye başlayan muhalefet zamanla Meclis’te kuvvetli bir grup kurmayı başardı. Özellikle Toprak Kanunu’nun görüşülmesi sırasında iktidarı şiddetle eleştiren muhalifler Halk Partisi’nden çekilmeye karar verdiler ve istifa ettiler.Demokrat Parti’nin(DP) Kuruluşu: Halk Partisi’nden istifa eden Celal Bayar Adnan Menderes Refik Koraltan Fuat Köprülü aralarında anlaşarak 7 Ocak 1946'da Demokrat Parti adıyla yeni bir parti kurdular. Demokrat Parti az zamanda faaliyet alanını genişleterek kuvvetli bir muhalefet partisi haline geldi. 15 Ekim 1951'de toplanan Üçüncü Büyük Kongre’de tüzük ve programını yeniden saptadı.Demokrat Parti’nin Programı: Demokrat Parti programının birinci maddesinde kuruluş amacını şöyle belirtmekteydi: "Siyasi hayatımızın birbirine karşılıklı saygı gösteren partilerle idaresi lüzumuna inanan Demokrat Parti Türkiye Cumhuriyeti’nde demokrasinin geniş ve ileri bir anlayışla gerçekleşmesine ve umumi siyasetin demokratik bir görüş ve zihniyetle yürütülmesine hizmet maksadıyla kurulmuştur"Diğer Partiler: 1945 yılından itibaren kurulan diğer partiler; Nuri Demirağ'ın kurduğu "Milli Kalkınma Partisi" Mareşal Fevzi Çakmak General Sadık Aldoğan ve Hikmet Bayur'un kurdukları "Millet Partisi"dir. (1953'te kapatıldı) Daha sonra bu parti kurucularından bazıları birleşerek 1954'te Cumhuriyetçi Millet Partisi'ni kurdular. Bir de Türkiye Köylü Partisi vardır.1946'da yapılan seçimlerde altmış dört milletvekili çıkaran Demokrat Parti 1950 seçimlerine kadar Meclis’te muhalefet görevini yaptı. 1950’de Dokuzuncu Büyük Millet Meclisi devresi için yapılan seçim sonucunda 487 milletvekilliğinden 408'ini Demokrat Parti 69'unu Cumhuriyet Halk Partisi 1'ini Millet Partisi 9'unu da bağımsızlar kazandı. Böylece Demokrat Parti büyük bir çoğunlukla iktidarı ele aldı.Dokuzuncu Büyük Millet Meclisi 384 oyla Cumhurbaşkanlığı’na İstanbul Milletvekili Celal Bayar'ı seçti. Celal Bayar Türkiye'nin üçüncü Cumhurbaşkanı oldu. Celal Bayar da hükümeti kurma görevini Adnan Menderes'e verdi. ![]() Başbakan Adnan Menderes halkla |
|
|
|
|
|
#9 (permalink) |
|
Administrator
![]() |
![]() Başbakan Adnan Menderes HavalanındaAlıntı: İnönü'nün çok partili döneme geçiş kararıyla birlikte bu dönemde Celal Bayar’ın Cumhurbaşkanı ve Adnan Menderes’in başbakan olarak iktidarları 10 sene devam etti. CHP iktidarı DP’ye devrederken Merkez Bankası’nda 280 milyon dolarlık döviz rezervi vardı. DP ithalatı serbest bıraktı. Bu yüzden bir çok mal özellikle çeşitli markalarda otomobiller kamyonlar ve traktörler Türkiye'ye girmeye başlamıştır. 1954’te döviz rezervi sıfıra inmiş karaborsa başlamıştır.1954 - 1960 yılları arasında dünya piyasalarında istenen her malın temini mümkün olurken Türkiye'de döviz yokluğu yüzünden ithalat yapılamadı. Gün geçtikçe karaborsa daha arttı Milli Korunma Kanunu yeniden canlandırıldı. Fakat bunlar hiç bir işe yaramadı. Doların resmi fiyatı 2.80 TL iken karaborsa fiyatı 15.00 TL oldu. Ekonomi tamamen sarsıldı(7 Eylül kararları). İş aleminde etik kurallar alt-üst oldu. 4 Ağustos 1958 tarihinde 'İstikrar Tedbirleri' getirildiyse de olumlu bir sonuç alınamadı. Recep Peker Menderes'i aldığı kararlardan dolayı TBMM kürsüsünden 'psikopat ruhun ifadesi' diye ağır bir dille eleştirdi. Bayar'ı da halkı isyana kışkırtmakla suçladı. Bu eleştiriler sonrasında DP'li milletvekilleri Genel Kurul salonunu terk ettiler. İnönü olaya müdahale etti ve ortalık yatıştı. Ancak olaylar durulmayacaktır... ![]() Adnan Menderes - Celal Bayar Alıntı: 1950 - 1960 yılları arasında Adnan Menderes memlekette bir takım yatırımların yapılması ve Türkiye’nin bir an evvel kalkınması için büyük çaba gösterdi. Döviz yokluğuna rağmen borç alınarak bir kısmını özel sektörün gerçekleştirdiği birçok yatırım yapıldı. İstanbul’da imar hareketleri başladı.Ancak ekonominin bozulması bu çalışmaların devamına fırsat vermedi. Bütün müdahalelere rağmen ekonomik durum kötüye gittikçe CHP daha sert muhalefet yapmayı sürdürdü. Bir taraftan ekonomik sıkıntı diğer taraftan CHP/DP mücadelesi her şeyi unutturdu. Ortaya 'Vatan Cephesi' çıkarıldı tahkikat komisyonları kuruldu. 1960’ta sıkıyönetim ilân edildi. Harp Okulu yürüyüş yaptı. Üniversite gençliği sokaklara döküldü.27 Mayıs 1960’ta Silahlı Kuvvetler iktidarı ele aldı. General Cemal Gürsel Devlet ve Hükümet Başkanı olarak iş başına geçti. Durumdan sorumlu olarak başta Celal Bayar ve Adnan Menderes olmak üzere DP milletvekillerinin hepsi tevkif edildi. Yassıada duruşmaları aylarca sürdü. Sonunda DP iktidarı tasfiye edildi.Bu dönemin yine en dikkat çekici konularının başında bugün Türkiye'nin AB üyeliğini dahi etkileyecek duruma gelen Kıbrıs sorununun baş göstermesi gelir. Kıbrıs konusunda Türkiye'nin o dönemdeki iddiası 'Kıbrıs Türk'tür Türk kalacaktır!' görüşüdür. 'Ya taksim ya ölüm!' ise öne çıkan bir başka slogandır. ![]() Adnan Menderes - Celal Bayar / Yurt Gezisinde |
|
|
|
![]() |
|