Uzunluğu 877 km olan bu sınır, kara sınırımızın en uzunudur. Dicle çayı kavşağından doğu-batı yönünde Hatay il sınırına ulaşır. Daha sonra Hatay; ilinin doğu güney sınırını oluşturduktan sonra Akdeniz'e ulaşır. Türkiye'nin en güney noktası (Beysun köyü) bu sınır üzerindedir.
Türkiye-Suriye sınırının bugünkü statüsü, Türkiye-Fransa arasında imzalanan 20 Ekim 1921, 5 Haziran 1926 ve 23 Haziran 1939 Ankara Anlaşmaları ile tesbit edilmiştir. Hatırlanacağı üzere, Birinci Dünya Savaşı yıllarında, bugünkü Suriye topraklarıyla birlikte Kahraman Maraş, Gazi Antep, Şanlı Urfa, Mardin, Çukurova ve Hatay yöresi, Fransız işgaline girmiş bulunuyordu. Ancak 1921 ve 1926 Ankara anlaşmalarında Hatay ili Suriye'de kalacak şekilde sınır çizilmiştir. Ancak Atatürk, Hatay'ı anavatana bağlamaya kararlı idi. Takip edilen akılcı politika sonucu 1939 da Hatay Parlamentosu anavatana katılma kararı aldı. Bu karar aynı yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından da onaylandı. Böylece Türkiye-Suriye sınırı, günümüzdeki durumunu kazandı.
Türkiye-Suriye sının üzerinde çok sayıda gümrük kapısı vardır. Bunların başlıcaları Cilvegözü, Cizre ve Akçakale gümrük kapılarıdır.
Türkiye-Suriye sınırında bazı sorunlar vardır. Bunlar, kısaca şöyle özetlenebilir.
Suriye bazı haritalarda ve okul atlaslarında Hatay yöresini kendi ülke sınırları içerisinde göstermektedir. Suriye, 1939'da kendi halkının ve yöneticilerinin kararıyla Türkiye'ye bağlanan topraklar hakkında böyle bir politika izlemekle hem komşuluk hem de akılcılık ilkelerine uymamaktadr.
Sınır boyundaki bir diğer sorun, Türk vatandaşlarının bir kısım topraklarının Suriye'de, Suriye vatandaşlarınınki ise, Türkiye kesiminde kalmasıdır. Karşılıklı satış ve devirler yoluyla sorun çözümlenmeye çalışılmaktadır. Halen karşı ülkede arazisi bulunanlar ise, pasavanla geçiş yapmaktadır. Kuşkusuz bu gidiş gelişler, kaçakçılığı teşvik eden nedenlerden biri olup çözümlenmesi gerekir.
Türkiye Suriye sınırında, eskiden beri kaçakçılık olayları yoğundur. Sınırın çok uzun olması, her yerinden kolayca geçilebilmesi ve her iki tarafın ekonomik yapı farklılıkları, kaçakçılıkta önemli bir rol oynar. Bu sorunların çözümlenebilmesi için daha köklü tedbirler almmas gerekir. Gümrük kapısı çok fazladır. Bu sayının iki veya üçe düşürülmesi denetimi büyük ölçüde kolaylaştıracaktır.
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı gibi Türkiye'nin kara ve deniz sınırları güvenli değildir. Kara sınırları uzun ve çok yerde coğrafî engele sahip değildir. Ayrıca sınır komşularının çok olması bu güvenliği daha da azaltmaktadır.