1 den 2´e kadar. Toplam 2 Sayfa bulundu

Konu: Çocuklarda Allerjik Astım

  1. #1
    Kurmay Albay
    _AyDaN_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    new2 Çocuklarda Allerjik Astım



    Alerjik astımla ilgili olarak gerçekleştirilen araştırmalar yepyeni bir gerçeği ortaya çıkardı ; anne karnında alerjiye yatkın bir ortamda gelişen bütün bebekler, doğduktan sonra alerjik olup olmamaya karar veriyor. Bazı bebeklerin bağışıklık sistemi enfeksiyonlarla uğraşırken, bazı bebekler alerjiyi tercih ediyor.


    Neşe, aaaif ve eğlence mevsiminin ardından hüzünle gelen sonbaharda, bazı hastalıklar yeniden sahne alıyor. Özellikle deniz mevsimini sağlıklı geçiren çocuklar, sonbahar aylarıyla birlikte alerjik hastalıklarını yeniden hatırlamak zorunda kalıyor. Bu aylarda en fazla rastlanan alerjik astım ise unutulmuş öksürükleri, hırıltılı nefesi ile hem çocukların hem de ailelerin yeniden kabusu haline geliyor. Oysa çocuk alerji ile henüz doğmadan, annesinin karnındayken tanışıyor ve doğduktan sonra sadece bir karar veriyor. “Alerjik mi olacağım yoksa enfeksiyon mu geçireceğim..?”


    İş her ne kadar bu kadar basit değilse de, bilimsel araştırmalar, çocuğun annesinin karnındaki ortamın alerjiye yakın bir ortam olduğunu ve dünyaya geldikten sonra, genetik ve çevresel faktörlerin etkisiyle alerjik olup olmamaya karar verdiğini gösteriyor. Çünkü bağışıklık sistemi mutlaka çalışmak istiyor ve bazı enfeksiyonları geçiren çocuklar alerjiden uzaklaşırken, enfeksiyon geçirmeyen çocuklar genetik faktörlerin de etkisiyle alerjik oluyor. Bilimsel açıdan son derece yeni bir bilgi olan bu durum halen araştırmalarla teyid edilmeye çalışılıyor.

    BİR ÇOCUK NASIL ALERJİK YAPIDA OLABİLİYOR..?

    Yapılan araştırmalar bebeğin anne karnındayken yer aldığı amnios kesesinin alerjik yapıda olması gerektiğini gösteriyor. Çünkü annenin bebeğini taşıyabilmesi ve 9 aylık sürecin tamamlanabilmesi için, bu kesenin içindeki çevrenin çocuğun alerjiye yatkınlığını sağlayan bir çevre olması gerekiyor. Eğer bu ortam sağlanamazsa çocuk düşüğe gidiyor.

    ÖYLEYSE HER BEBEK NEDEN ALERJİK OLMUYOR..?

    Doğumdan sonraki çevresel ve genetik faktörler,bebeğin alerjik olup olmayacağını belirliyor. Doğumdan sonraki; enfeksiyonlar, aşılar ve besinler gibi uyaranlar, bebeğin hangi yola gideceğine karar vermesinde belirleyici faktörler. Eğer bebeğin anne ve babasının ikisi de alerjik ise bebeğin alerjik olma şansı %70; aileden bir tanesi alerjik ise, bebeğin alerjik olma şansı % 30-40 civarında oluyor. Bununla birlikte çevresel faktörlerde son derece önemli. Örneğin anne sütü , alerjik belirtileri geciktiriyor. Annenin sigara içmesi, erkenden ek besinlere geçmesi alerjiyi tırmandırırken, bazı enfeksiyonlar da çocuğu alerjilerden koruyabiliyor. Üst solunum yolu enfeksiyonları, ishaller, mide-bağırsak sistemini etkileyen parazitler ve tüberküloz çocuğun alerjik olmasını engelleyebiliyor. Çünkü bağışıklık sistemi hücreleri, enfeksiyonlarla savaşıyorsa, alerjiden uzaklaşıyor. Baskın olduğu yere göre çocuk, ya enfeksiyon geçiriyor, yada alerjik yapıda oluyor. Örneğin ülkemizde tüberkülozun azalması alerjinin artmasına neden oldu.

    ÇEVRE FAKTÖRLERİ NELER...?

    Çocuğun annesi sigara içiyorsa, ev duvardan duvara halı ile döşenmişse, evin etrafı çimen, ağaç kaplı ise, evde rutubet varsa, çocuğun sarılıp yattığı oyuncakların peluş olması gibi koşullar, genetik alt yapısı olan çocukta alerjik belirtilerin çıkmasına neden oluyor.

    AMNİOS KESESİ ALERJİK BİR ORTAM HAZIRLIYORSA,ÇOCUKLARIN HEPSİNDE ALERJİ BELİRTİLERİNİN GÖRÜLMESİ GEREKMİYOR MU..?

    Aslında bütün çocuklarda bir şekilde alerjik belirtiler görülüyor. Örneğin çocukların yanaklarında, kollarındaki kırmızılık egzama, yani bir cilt alerjisi. Çünkü çocuğun dünyaya gelmesinden sonra ağzına giren herşey alerjen. Çocuğun bu alerjenlere tepki vermesi de gayet normal. Ancak verilen tepkiler sadece o ana dair, ardından çocuğun bünyesinin alerjik olup olmamaya karar vermesi gerekiyor.


    ALERJİ BELİRTİLERİ NELERDİR..?

    Bebeğin doğumuyla birlikte karşılaştığı ilk alerjen, yiyecekler. Dolayısıyla tüketilen yiyeceklere bağlı olarak ; kollarda, dirsek ve diz etrafında, yüzde, göbek etrafında ve kulak arkasında egzama türünde döküntüler oluşuyor. Bunlar özellikle anne sütünden ek besinlere geçiş döneminde görülüyor ve bebek bu yiyeceklere alıştıkça problem azalıyor ve çoğu çocukta 2-3 yaş civarında ortadan kalkıyor. Bununla birlikte yiyeceklerin etkisiyle bazı çocuklarda ishaller, bulantı-kusma da görülebiliyor. Hatta ağır formları büyüme - gelişme yetersizliklerine kadar varabiliyor. Sonra yavaş yavaş çocuğun öksürük problemleri, yani alerjik astım başlayabiliyor.

    ALERJİK ASTIMIN TOPLUMDAKİ GÖRÜLME SIKLIĞI NE KADARDIR..?

    Çocukların yaklaşık % 20’si alrjik olabiliyor.Astım ise bizim ülkemizde, gelişmiş ülkelere göre daha düşük olup, %7-10 civarındadır.

    GELİŞMİŞ ÜLKELERDE NEDEN DAHA ÇOK..?

    Yaşam koşulları ve medeniyetin getirdiği birtakım koşullarla birlikte,bu ülkelerde enfeksiyonların azalması, alerjinin artmasına yol açıyor. Bu ülkelerde parazit,enfeksiyon gibi sorunları çok azalmış, hijyen oldukça ilerlemiş, kanalizasyon sistemleri tamamlanmış. Bununla birlikte duvardan duvara halılar, yalıtımı ilerlemiş yapılar, bilgisayarın ve televizyonun önünde bir yaşam biçiminin sonucunda, bu ülkelerde alerjik hastalıklar çok daha fazla görülüyor. Ama bizim gibi,alt yapı sorunları tamamlanmamış, hijyeni yeterince gelişmemiş toplumlarda çocuklar daha sık enfeksiyon geçirdiği için alerjiden korunuyor.

    YANİ VÜCUDUN MUTLAKA BİRŞEYLERLE SAVAŞMASI GEREKİYOR..!

    Vücudun mutlaka savaşacağı bir şeye ihtiyacı var. Bu açıdan annelerin çocuklarını aşırı titizlikle korumaya çalışmaları anlamsız. Çocuğun bu hastalıkları yaşamın içindeyken geçirmesi gerekiyor. Örneğin erken yaşta yuvaya giden çocuklarda alerji çok daha az görülüyor. Çünkü orada daha çok enfeksiyonla karşılaşıyor. Yani en doğrusu doğallığı yaşamak..!

    ASTIMIN MEKANİZMASI NASIL ÇALIŞIR..?

    Astım mekanizması burnumuzdan başlıyor, ağaç sistemi gibi dallanarak ciğerlere gidiyor. Bu ağaç sistemini saran sarmal şeklinde kaslar bulunuyor. Başta ev tozu, kedi, köpek, polen, kirli hava, sigara dumanı, parfüm gibi ağır kokular, egzersiz yapmak veya aniden soğuk havaya çıkmak alerjiyi başlatabiliyor. Bu faktörlerin biri veya birkaçı, ilk önce kasların kasılmasına neden oluyor. Yani kaslar, dışarıdan gelen uyarıya, kasılarak tepki veriyor. Kasların kasılmasıyla bronşlar daralıyor. Ardından bronşların içindeki zar şişiyor ve zarın içindeki hücreler sümüksü bir salgı salgılıyor. Buraya iltihabi hücreler gelmeye başlıyor. Mikrop olmamasına karşın, mikrobik olmayan bir iltihap olayı gerçekleşiyor ve buna enflamasyon adı veriliyor. Yani kasların kasılması, zarın şişmesi ve bazı maddelerin salınması sonucunda bronşlar doluyor ve hava içeri girmesine karşın, dışarı çıkamıyor. Bu nedenle astımlı hastalar hırıltılı ses çıkartıyor.

    NEFES DARLIĞI NEDEN KAYNAKLANIYOR..?

    Çocuk yeterli oksijeni alabilmek için solunum sayısını arttırıyor. Normalde dakikada 20 kezsoluyorsa, bu durumda 40 kez solumak zorunda kalıyor. Bu da doğal olarak kalbi yorduğu için, tedavi edilmeyen erişkinlerde kalp yetmezliğine kadar varabiliyor. Ama çocukta alerjik astımdan dolayı kalp yetmezliğine dönüşmesi pek rastlanmıyor. Çünkü uygun ilaç verildiğinde çocuk hemen normal hale dönebiliyor.

    ALERJİK ASTIM TANISI NASIL KONULUYOR..?

    Başlangıçta kendisini bronşit bronşit olarak gösteren astım, çocukluk çağında çoğunlukla alerjik kaynaklı oluyor. Ancak hekime gelen çocuğa alerjik astım tanısını koyabilmek için; çocuğun izlenmesi, hikayesinin dinlenmesi ve bazı testlerle desteklenmesi gerekiyor. Çünkü alerjiyi, %60 genetik, %40 çevresel faktörler belirliyor.

    Alerjik astımda önce hafif ateş ve burun akıntısıyla birlikte öksürük görülüyor. Bu öksürükler genellikle geceleri ve kuru öksürük tarzında başlayıp, balgamlı ve yumuşak bir hale geçebiliyor. Bu dönemde çocuk artık yürümeye başladığı için hareket ettikçe terliyor, terledikçe de öksürük artıyor. Aslında zaten var olan hastalık, koşunca terleyince ortaya çıkıyor. Hatta başka zamanlarda hiç bulgu olmazken, sadece çocuğun terlemesiyle ortaya çıkıyor. Gece gelen ve egzersizle artan bir öksürük, aksi kanıtlanmadığı sürece alerjik olarak değerlendiriliyor. Genellikle 1 yaşından sonra ortaya çıkan bu öksürüğe alerjik astım teşhisinin konulması için 3. kez tekrarıve özellikle mevsim dönümlerinde ortaya çıkması bekleniyor. Alerjik astımdaki ateş, inatçı olmayıp, en fazla 38.5C’a kadar çıkıyor ve ateş düşürücü ilaçlarla hemen düşüyor.Bu bulgularla birlikte çevresel koşulların varlığında, çocuğun yaşına göre testler yapılıyor.

    ASTIMI ANLAMAK İÇİN NE GİBİ TESTLER YAPILIYOR..?

    Testler, cilt ve kan testi olarak ikiye ayrılıyor. Cilt testi hemen o anda yapılıp, 15 dakika sonra sonuç verdiği için daha çok tercih ediliyor. Ancak çocuğun egzamasının olması, çok korkması ve bazı ilaçları kullanıyor olması durumunda kan testi tercih ediliyor. Testlerin sonucunda çocuğun alerjik olup olmadığı anlaşılıyor. Burada en önemli konu, bu testlerin bir uzman tarafından yapılması.

    TESTLERİN DIŞINDA BAŞKA BİR ŞEY YAPILIYOR MU..?

    Ayrıca çocuğun akciğer fonksiyonları da ölçülüyor. Daha çok 5 yaşından büyük çocuklara bilgisayara üfleterek akciğer fonksiyonları ölçülüyor. Ssolunum fonksiyon testi adı verilen bu uygulamada amaç, akciğerlerin fonksiyonlarını öğrenip, düşük olan akciğer fonsiyonlarını normale çıkarmak. Solunum fonksiyon testi, ilaçla da yapılabiliyor. Çocuk iyi olsa bile, yarın kirli hava, sigara, viral enfeksiyon gibi durumlara maruz kalırsa duyarlılığın nasıl olacağı da ölçülüyor. Duraylılığın devam etmesi durumunda ilaç tedavisine devam ediliyor. Ancak aaaakolin adı verilen bu test, çocuğu provoke ederek, astım olup olmadığını %100 söylüyor. Ama bu testin de mutlaka bir uzman tarafından yapılması zorunlu. Çünkü uzman olmayan birisi tarafından provoke edilmiş çocuk,hastada olabiliyor. Bunun dışında kanda alerjiyi gösteren IgE değerlerine de bakılıyor.

    BAZI HASTALAR ÇOK FAZLA TEST YAPILMASINDAN ŞİKAYETÇİ...

    Bu da bilgisizlikten yapılıyor! Çünkü çocuğun yaşına göre değişik paneller uygulanıyor. Örneğin 6 aylık bir çocukta henüz 4 mevsim yaşamadığı için polen alerjisine bakmak yerine, yiyecek yani süt ve yumurtaya bakmak daha doğru. Buna karşın 6 yaşına gelmiş bir çocuğa da süt ve yumurta alerjisi olup olmadığına bakmak da anlamsız. Çünkü yıllardır süte ve yumurtaya olan alerjisini bitirmiş oluyor. Alınan öyküye ve şüphelenilen duruma göre, çocuğun yaşıda hesaba katılarak uygun bir test paneli hazırlanıyor.

    ASTIM GERÇEKTEN TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ..?

    Modern tedavi yöntemleri 1990’lardan bu yana uygulandığı için bu sorunun yanıtı tam olarak verilemiyor. Bunun için tedavileri olan çocukların ileride ne olduklarının incelenmesi gerekiyor. Sorunun yanıtı baaşka ülkeler için verilse bile, ülkemiz çocuklarının genetik ve çevre faktörleri farklı olduğundan halen araştırılıyor. Genel olarak 7-8 yaş civarında hastalığın 2/3 ünün iyileştiği görülüyor. Ancak burada en önemli konu;çocuğun kendi bağışıklık sistemiyle bu hastalıkla başa çıkması. Zaten astım tedavisindeki hedef de, yaşam kalitesini arttırmak.

    ASTIM TEDAVİSİ NASIL YAPILIYOR..?

    Tedavinin en önemli kısmı aileyi eğitmek. Hastalığın tanısını koyan hekimin birinci görevi, aileye anlayabileceği düzeyde hastalığı anlatmak ve neler yapılabileceğini göstermek. Bu, aynı zamanda tedavinin başarısının da kilit noktası. Sonra alerjiden kaçınmak, dolayısıyla çevresel faktörlerini arındırmak geliyor. Ailenin yaşamı, yiyecekleri, evindeki eşyaları, içiliyorsa sigara gibi faktörlerin tamamen çocuğun yaşamından uzaklaştırılması gerekiyor. Çünkü yapılan bir araştırma, kapısı kapatılarak, balkonda içmenin dışında, herhangi bir başka odada içilen sigaranın bile çocuğu etkilediğini ortaya çıkarmış. Buna göre sigaranın ya tamamen bırakılması ya da kapısı kapatılarak balkonda içilmesi gerekiyor. Çünkü sigara dumanı,astımı tetikleyen en önemli unsurlardan birisi. Ancak çevresel faktörleri arındırırken, çocuğun yaşamın içinden de kopmaması gerekiyor. Çocuk aktivitesini tamamen normal bir şekilde yerine getirmeli, rahatsızlığı da doktor kontrolünde tedavi edilmeli. Tabii ki alınması gereken bazı önlemler unutulmadan....

    Astım tedavisinde antibiyotiklerin hiçbir yeri yok. Sadece astımın yanında bir sinüzit, kulak enfeksiyonu, gibi durumlar da varsa antibiyotik alınabiliyor. Aksi takdirde antibiyotikler hastalığı tedavi etmediği gibi, çocuğa gereksiz bir yüklenme yapıyor. Astım tedavisinde kullanılan ilaçlar, bronşları gevşetip solunumu rahatlatan ve astım krizi gelişmesini önleyen iki bölümde yer alıyor. Bu ilaçlar bir miktar kortizonda içerebiliyor. Ancak burada asıl marifet, çocuğa zarar vermeyecek en düşük dozda, fakat bu olayı da baskılayabilecek bir dozu bulmak. Çünkü astım; çabuk kaybolmayan, tam tersine, iyiliğin kanıtlanmasını zorunlu kılan bir hastalık

  2. #2
    MaX PaYnE
    Guest

Benzer Konular

  1. Çocukluk çağında allerjik Astım
    By KaaN in forum Çocuk Sağlığı Ve Beslenme
    Cevaplar: 1
    Bölüm Listesi: 08-27-2008, 11:20 PM
  2. Çocuklarda Allerjik Astım
    By GALADRİEL in forum Çocuk Sağlığı Ve Beslenme
    Cevaplar: 1
    Bölüm Listesi: 02-16-2008, 01:51 PM
  3. Çocuklarda Allerjik Astım
    By GALADRİEL in forum Anne, Çocuk ve Bebek
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 02-14-2008, 08:54 PM
  4. Astım bronşiale,astma,allerjik astım
    By ABYSS in forum Çocuk Sağlığı Ve Beslenme
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 07-28-2007, 05:14 PM
  5. Astım bronşiale,astma,allerjik astım
    By SiyaH in forum Sağlık ve Yaşam
    Cevaplar: 6
    Bölüm Listesi: 04-07-2007, 10:35 PM

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • Eklenti Ekleyemezsiniz
  • You may not edit your posts
  •  
[Gizlilik Politikası]-[UslanmaM Kuralları]-[UslanmaM İletişim/Contact]