Çocuğun yaşamını sağlıklı bir biçimde devam ettirebilmesi ve dış dünyaya atılabilmesi için bir aileye ihtiyacı vardır. Ana-baba olmak; çocuğu dünyaya getirmek, büyütmek ve onun bazı ihtiyaçlarını karşılamak değildir.Çocuğun en önemli ihtiyacı olan sevginin verilmesi, sevgi ve güven ortamında büyütülmesi diğer bütün etkenlerden önde gelmektedir. Özellikle de anne, baba ve çocuk arasında sağlıklı bir iletişimin kurulması, ruh sağlığı yerinde bireyler yetiştirmek için ana etkenlerden biridir
Yapılan araştırmalar, aile fertleri arasındaki ilişkinin temelinde çocuğa sergilenen tutumun ve disiplin anlayışının önemi büyüktür. Çocuğa sergilenen tutumlar ve aile özellikleri su başlıklar altında incelenebilir :

AŞIRI SERT VE OTORİTER AİLE Bu tür ailelerde çocuğun yaptığı her şey göze batar ve çocuk sürekli ceza görür. Evde kararları alan kişi veya kişiler bellidir. Çocuk, “belki anne babayı kızdırırım ve ceza görürüm” düşüncesiyle kendi düşüncelerini söyleyemez. Çocukta sıkça hastalık ifadeleri görülür. Her an ceza görmek endişesi ile yalan söyleme eğilimi vardır. Olumlu da olsa kendi yaptığı şeyleri ceza almak korkusuyla söyleyemez ve sürekli başka kişi veya nesnelerin üzerine atmaya karşı eğilimi vardır.
Bu çocuklar; ilerideki yaşamlarında olumsuz ve itaatsiz davranışlar veya pısırık, aşırı otorite karşısında sinen, kendi duygu ve düşüncelerini ifade edemeyen bir kişilik geliştirebilirler. Otoriter aile ortamında yetişen kişiler yaratıcı değillerdir.İnsanlara karşı hoşgörülü olamazlar, zira insanlar hata yapamazlar, “hata yapan kişi ceza görmelidir” düşüncesiyle davranırlar.
AŞIRI HOŞGÖRÜLÜ AİLE Otoriter tutum sergilemek kadar zararlı bir modeldir. Bu tür ailelerde ise çocuğun yaptığı her şey hoş görülür, serbestlik ve aşırı özgürlük vardır.
Bu aile ortamında yetişen çocuklar gerçek hayatı tanıyamazlar ve belli kuralları kazanamazlar .Çocuklar ilerideki yaşantılarında ailelerden gördükleri hoşgörüyü arkadaşlarından, iş arkadaşlarından, amirlerinden ve hatta eşlerinden beklerler. Sonuç istedikleri gibi olmadığında hayal kırıklığına uğrayıp, çabuk kırılırlar. Tutarsız davranışlar sergilerler ve eleştiriye açık olmadıkları için kendilerini
eleştiremezler.

AŞIRI KORUYUCU AİLE Anne babalar çocuğun başına kötü şeyler gelir düşüncesiyle kendi başına bir şeyler yapmasına izin vermezler. Her şey ana baba veya diğer büyükler tarafından yerine getirilir. Bu durum çocuğun aşırı bağımlı, ürkek, çekingen ve güvensiz bir kişilik geliştirmesine neden olmaktadır . Çocuğun adına kararlar aile üyeleri tarafından alındığı için, seçenekleri değerlendirme ve karar alma becerileri gelişmemiştir.
Bu tür aile ortamlarında yetişen çocukların temel güven duygulan gelişmediği için gerçek hayatın içine atıldıklarında şaşkın ve ürkektirler. Almaları gereken kararlarda sürekli etraflarında birilerini ararlar. Buldukları kişiler her zaman olumlu kişiler olamamaktadır. Yapılan araştırmalar ülkemizde annelerin aşırı koruyucu bir eğilim içinde olduklarını ve bu durumun da çocuğun kişiliğinde olumsuz etkiler yaptığı yönündedir.
TUTARSIZ AİLE Çocuğun yaptığı bir davranış bazen çok sert bir tepki alabilirken, bazen de çok olumlu olarak karşılanabilmektedir. Çocuk ne zaman nerede, ne yapacağını bilemez. Her an korku ve tedirginlik içindedir. Kendine ve çevresine karşı güven duyamaz ve tutarlı bir kişilik geliştiremez.
İlerideki yaşantılarında çevrelerindeki insanlara güven duyamazlar. Kendi görüş ve düşüncelerini aktaramazlar, düşüncelerini uygulamaya koyamazlar. Toplumda oldukça fazla bilinen dalkavuk yada “gelene ağam gidene paşam” davranışı içinde, blir başka deyişle nabza göre şerbet verme eğiliminde olabilirler .
DEMOKRATİK AİLE Bu tür ailelerde çocuğa olumlu davranışlar sergilenir. Çocuk nerede, ne zaman, ne yapacağını, nasıl davranacağını bilir. Hangi durumlarda ceza alacağını, hangi durumlarda ödüllendirileceğini bilir. Çocukta belli kurallar dahilinde serbestlik vardır ve kuralların konulma nedeni ve mantıklı açıklaması yapılmıştır. Körü körüne kurallara uyması beklenmez.
Bu tür aileler, çocuklarının yaptığı davranışları ve işleri teşvik ederler. Evde özgür ve demokratik bir ortam vardır. Bu ortam aynı zamanda çocuğun ileride yaşayacağı ve görev alacağı demokratik ülkenin küçük bir modelidir. Demokratik ortamlarda yetişen çocuklar hoşgörülü ve yaratıcıdırlar. Hataların cezalandırılmak için değil , daha iyi ve olumlu şeyler yapmada önemli olduğundan hareket ederek etrafındaki insanlara sevgi ile yaklaşırlar. Bu kişiler yeniliklere ve yeni şeyler üretmeye açıktırlar, yaratıcı yönleri gelişmiştir. Kendilerine güvenleri tamdır ve duyulan bu güven, çevrelerindeki insanlara da güvenmeyi zorunlu kılar. Saygı, sevgi ve kabul ana özellikleridir. Mesleklerinde kararlıdırlar. Güçlüklerle mücadele etmeyi bildiklerinden, zorlanma karşısında hayal kırıklığına uğramayıp mücadelelerini sürdürürler .Başkalarının haklarına saygı duydukları için kendi haklarını da sonuna kadar savunurlar.