Okul Başarısının Ön Koşulu: Okul Aile Dayanışması
ÖZET: Öğrencinin okul başarısı üzerinde aile faktörünün oynadığı rolü konu alan bu çalışma da şu
sonuçlara ulaşılmıştır: 1. Eğitim açısından destekleyici bir tutum içinde bulunan ailelerden gelen
çocukların okul başarıları daha yüksektir. 2. Aile bakım, şefkat ve korumasının okul başarısının
yükselmesinde önemli bir faktör olduğu anlaşılmaktadır. 3. Koruyucu aile yanında kalan çocukların, eğer
uygun şefkat ve kurumu sağlandığı takdirde başarılarının yüksek olduğu görülmüştür. 4. Okul ile ortak
program üzerinde görüş birliği sağlayarak düzenli iletişim içinde bulunan, bu ortak anlayış içinde
çocuğuna eğitim desteği sağlayan velilerin çocuklarının okul başarılarının daha da yüksek olduğu
anlaşılmakatadır.
Anahtar Sözcükler: Okul aile ilişkisi, öğrenci başarısı.
ABSTRACT: The results of this research on the role of the family factor in student's school success are
as follows: 1. Children who come from families that have a supportive attitude towards education have
higher school success rates. 2. The care, compassion and protection in the family emerge as important
factors to increase school success. 3. It is observed that children living with adoptive families have high
success rates when provided with proper care and compassion. 4. Children whose parents have regular
communication with school according to a mutually agreed program and provide educational support by
means of this common understanding have higher school success rates.
---words: Home-school relationship, student success
GİRİŞ
Öğrenme-öğretme sürecine ilişkin olarak okul başarısını artıran faktörler üzerinde yapılan
araştırmalar, okul başarısı üzerinde okul-aile dayanışmasının önemli bir etkiye sahip olduğunu
göstermektedir. Bu çalışmanın amacı; okul-aile dayanışmasının öğrencinin başarısı üzerindeki
etkiyi, bu konuda yapılan araştırma ve inceleme bulgularının ışığında ele almak ve okul-aile
işbirliğinin sağlanmasına yönelik öneriler geliştirmektir.
Aile içi uyumun, ailenin destekleyici yaklaşımının ve ailenin okul etkinliklerine katılmasındaki
çeşitliliğin, okul başarısı üzerinde önemli etkileri vardır. Diaz (1989) tarafından yapılan bir
araştırmada; akademik başarısı düşük ve sınıfta kalma riski taşıyan öğrencileri diğer
öğrencilerden ayıran en önemli etkenin, anne-baba desteği ve ilgisinden yoksunluk olduğu
saptanmıştır. Aynı araştırmada, anne-baba katılık, tutarsızlık ve geçimsizliğinin de düşük okul
başarısında önemli bir risk faktörü olduğu görülmüştür. Eastman (1988), Eğitim açısından
destekleyici yaklaşım içerisinde olan ailelerin çocukarında, okul başarısının daha yüksek olduğu
sonucuna varmıştır (Satır, 1996).
Jencks ve arkadaşları (Malkoç, 1991) tarafından yapılan kapsamlı bir araştırmaya göre aile
özellikleri, öğrencinin okul başarısındaki en önemli çevre faktörünü oluşturmaktadır. Bu
araştırmadan elde edilen bulgulara göre, okul başarısının yarıdan çoğunun, ailenin katkısıyla
gerçekleştiğini söylemek mümkündür.
Çocuğun ilköğretime başlamasıyla birlikte, öğrencinin okul başarısı üzerinde rol oynaya
çevresel etkiler toplumun daha geniş bir kesimine doğru genişler. Fakat aile etkisi bütünüyle
ortadan kalkmaz. Günün 24 saati içerisinde okul saatlerin miktarı gözönüne alınırsa, çocuk
yaşamının ¾’nün bu dönemde de aile içerisinde geçirildiği gerçeği ortaya çıkar. Bu durum, okul
yıllarında da çocuk-aile etkileşiminin önemini göstermektedir.
Gordon (1993)’a göre; Anne-babanın çocuk üzerindeki etki alanı çok geniştir. Bir bakıma, anne-
babalar 0-6 yaş döneminde hem çocuklarına tüm gereksinimlerinin yerine getirilmesinde en
yakınında olan kişiler, hem de ilk öğretmenleridirler. İnsan kişiliğin gelişimsel temellerinin 0-6
yaş döneminde atıldığı göz önüne alındığında, eğitsel kimliğin belirlenmesinde anne-baba
rolünün önemi daha da iyi anlaşılmış olur. Çocuğun aile içerisinde edindiği statü, kazandığı
değer ve geliştirdiği kimlik; onun giderek toplum içerisinde kazanacağı kimliğin, statünün ve
değerin belirleyicisi olmaktadır.
Anne-Baba Tutumu ve Okul Başarısı
Ailede anne yoksunluğunun etkilerini inceleyen Spitz ve Bowlby yaptıkları araştırmada, anne
bakımından yoksun büyüyen çocukların hem fizik hem de ruhi gelişmelerinin gerileyeceğini
hatta yaşamlarının tehli---e düşeceğini saptamışlardır(Günce, 1983). Öğrenci ailelerinin yanlış
tutumu, ilgisizliği, baskısı, sertliği, sevgisizliği ya da aşırı ilgisi gibi durumlar öğrencilerin ders
çalışmaktan soğumalarına, korku ve gerginlik duymalarına neden olmaktadır (Küçükahmet,
2001). Ailesi yanında kalmayan, örneğin, yurtta ve ya yatılı okullarda kalan öğrencilerin,
ailelerinin yanında kalan öğrencilere göre çok ağır sorunları olmaktadır. İletişimi kuvvetli olan
aile ortamında yetişen çocukların konuşma becerilerinin; cümle uzunluğu, soru sayısı, sözcük
dağarcığı bakımından daha iyi durumda oldukları saptanmıştır (Demirel, 2002).
Satır (1996)’ın yaptığı bir araştırmada ; çocuğuna yakın ilgi gösteren, çocoğunun çalışma
ortamını düzenleyen ve planlayan, çocuğunun başarısını övücü sözlerle destekleyen, çocuğunun
başarısızlığında onu çalışırsan başarılı olursun sözleriyle yüreklendiren anne-babaların
çocuklarının akademik başarılarının yüksek olduğu sonucuna varılmıştır.
Nitschke, «Anne şefkat ve bakımını veya onun yerini tutabilecek duygusal bağı bulamayan
çocuk dünyaya da bir giriş kapısı bulamaz» demektedir. Bowlby, anne yoksunluğu ile duygusal
ilgisizlik arasında bir korelasyon bulmuş, sevgi objesinin kaybedilmesinin, gelişim gerilikleri
ve çocuk suçluluğu gibi antisosyal davranışların nedeni olduğunu saptamıştır (Bıyıklı, 1983).
Yapılan araştırmalar, anne-baba yoksunluğunun çocuğun eğitimini olumsuz yönde etkilediğini
göstermektedir. Vayne Dennis, Tahran’da (Yıldıran, 1983), bir yetiştirme yurdunda yaptığı bir
araştırmada (çocukların anneye en ihtiyaç duydukları bir yaşta) bu yurtta büyümekte olan
çocukların büyük gelişim bozuklukları gösterdiklerini ortaya koymuştur. Yurtlarda büyümekte
olan çocuklar sadece zekâ gelişimi ve konuşma alanında gerilikler göstermekle kalmamışlar,
aynı zamanda hareket becerilerinde de yaşıtlarına kıyasla büyük gelişim eksiklikleri
göstermişlerdir.
Çelenk (2001), ilkokuma-yazma öğretiminde, evde çocuğuna eğitim yardımı sağlayan ve bu
amaçla okul ile yakın işbirliğine giren ailelerin çocuklarının okuduğunu anlama başarılarının
daha yüksek olduğu sonucuna varmıştır.
Evlat edinilmiş, yani koruyucu aileye verilmiş çocuklar üzerinde yapılan karşılaştırmalı
araştırmalarda, bu çocukların zekâ gelişimleri ile ruhsal olgunluk ve toplumsal uyum
bakımından yuva çocuklarından çok ileri oldukları görülmüştür (Yörükoğlu, 1980). Ancak, bu
durumun, evlat edinen ailenin içinde bulunduğu psikolojik, sosyal, kültürel ve ekonomik
durumuna bağlı olarak değiştiği saptanmıştır. (Yavuzer, 1986).
Anne-Baba ve Okul İşbirliği
Hollingsworth ve Hoover (1999), çocukları doğrudan ve dolaylı yollardan eğittikleri için, anne-
babayı çocuğun evdeki öğretmenleri olarak ele almakta ve okulda öğretmen tarafından
kazandırılacak olumlu bir davranışın evde anne-baba tarafından kolaylıkla bozulabileceğini
belirtmektedirler. Bu nedenle de günümüzün eğitimci ve öğretmenleri öğrencilerin evdeki
öğretmenleri olarak velilerin önemini anlamış durumdadırlar.
Gordon’a göre (1993); anne-babaların, üzerinde durduğu en önemli konulardan biri,
çocuklarının iyi bir eğitim alıp alamayacağıdır. Bu açıdan anne-babaların, çocuklarının eğitim
yaşantılarını nasıl destekleyecekleri önem kazanmaktadır. Anne-babalar çocuklarının okul
dışındaki öğretmenleridirler. Bu nedenle de öğretmenler, anne-babaların çocuklarına okul
dışında yaptıkları eğitim uygulamalarının doğruluğundan kaygı duymaktadırlar. Öğretmenle;
“Öğrenci ne tür bir eğitim ortamında yaşıyor? Aileler çocukların ----lerini yapmalarına ne tür
yardım sağlıyorlar? Aileler, okulu ve öğretmenleri eleştiriyorlar mı? Çocuklarının okul ve
derslerle ilgili sorunlarını önemseyip ilgileniyorlar mı?” gibi sorulara yanıt ararlar.
Anne-baba ve öğretmenler, çocuklara elverişli bir öğrenme ortamı yaratabilmek için ortak bir
çaba göstermelidirler. Çocuğun evde oluşan ilk öğrenme deneyimleri, okuldaki öğrenme
girişimlerine destek sağlayarak, öğretmenin sınıf içi uygulamalardaki başarı şansını yükseltir.
Bu yüzden öğretmenlerin çocuğun aile ortamlarını iyi değerlendirmeleri ve onun daha iyi
eğitimine olanak hazırlamak amacıyla aile sorumlularıyla iletişim kurmaları önemlidir(Burns,
Roe ve Ross,1992).
Amerika Birleşik Devletleri’nde, okulöncesi programlar uzun süreli bir incelemeyle
değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler, çocuk ve ebeveyni (çoğunlukla anneyi) bir ünite
olarak ele alan programların, yalnız çocuğu ele alan programlardan daha etkili olduğunu
göstermiştir. Ebeveyn ve çocuğu birlikte ele alan okul öncesi eğitim programlarının
değerlendirilmesinden şu sonuçlar elde edilmiştir (Colbert, 1979; Bul. Kayn. Yıldıran 1983): Bu
programlarda eğitim görmüş çocuklarda, zekâ gelişimi ve bilişsel gelişim alanlarında ilköğretim
yıllarına kadar devam eden ilerlemeler görülmüştür. Bu programa katılan çocukların özel
eğitime gereksinim göstermeleri veya bir sınıfı tekrarlama olasılıkları daha düşük olmuştur. Bu
çocukların eğitsel kazançları daha yüksek olmuştur. Ayrıca bu çocukların ebeveynleri
çocuklarına daha esnek tutumlar geliştirmiş ve bu programlara katılan çocukların kardeşlerinin
zeka puanlarında da artışlar kaydedilmiştir.
Bilgin (1990), okul ve aile işbirliği ve sorunları konusunda yaptığı araştırmada; “öğretmenlerin
okul-aile ilişkilerini geliştirmede başarılı çalışmalar yaptığı, anne-babaların ise okul-aile
ilişkilerini geliştirmede yetersizlikler gösterdikleri, anne-baba eğitiminin okul-aile ilişkilerini
düzene koymada ve öğrencilerin okul başarılarının artırılmasında etkili olduğu” sonucuna
varılmıştır.
Çelenk (2001)’in yaptığı bir başka araştırmada da öğretmenlerin; “okul ile işbirliği içinde
çocuğu ile ilgilenen velilerin okul başarısını olumlu yönde etkilediği, çocuğu yanlış bir
yönlendirmeden korumak, öğretmen-aile çelişkisini önlemek amacıyla velilerin okul tarafından
eğitilmelerinin gerekli olduğu” görüşünde oldukları saptanmıştır.
Oysa, okulda yapılan evde anne-babalar tarafından da desteklenmediği sürece okul eğitiminde
başarıya ulaşmak olası değildir. Okul ve aile iki farklı toplumsal kurumdur ve farklı beklentiler
etrafında şekillenmişlerdir. Bu iki farklı kurumun çocukların eğitimleri konusunda çıkar
birliğine getirilmesi gereklidir. Sorun özellikle okul eğitiminin başlangıcı olan ilköğretim birinci
sınıflar için çok daha önemlidir; çünkü en temel çalışma ve öğrenme becerileri bu yılda
oluşturulmaktadır (Şimşek ve Tanaydın, 2001).
Burns ve diğerleri (1992)’ne göre; anne-baba ve öğretmenler arasında kurulacak düzenli
iletişimin önemi büyüktür. Velilerle okuldaki etkinlikler konusunda mektuplaşma, okul
kuralları, düzeni ve velinin gereksinim duyduğu yardımcı bilgiler konusunda hazırlanmış
bulunan broşürler, kurulacak bu iletişimin geleneksel araçlarıdır. Öğrencilerle ilgili kişisel
raporlar, öğretmen-aile telefonlaşmaları, veli-öğretmen toplantıları, çocukla ilgili özel tartışma
ve görüşmelerin yapılacağı, ayrıca çocuğun aile çevresi konusunda öğretmenlerin bilgileneceği
ev ziyaretleri, çocuklarının sınıf içi etkinliklerini görme fırsatı elde edecekleri anne-babaya açık
sınıfiçi etkinlikleri izleme günleri, okul-aile ilişkilerinde uzun yıllardır uygulanan iletişim
yollarıdır
Öğrenci karneleri, öğrencilerin okul başarıları hakkında velileri bilgilendirmenin geleneksel
yoludur. Ancak, bu karneler velilerde yanlış yorumlara neden olabilecek bir çok eksik bilgiyle
doludur. Sadece her bir ders hakkında, A, B, C gibi sembolik değerlerle yapılan notlandırma,
öğrencilerin ilgileri, gelişimleri, tutumları ve performansları konusunda çok sınırlı bilgi
vermektedir.

Veliyi çocuğun okuldaki performansı konusunda bilgilendirmenin bir diğer yolu da öğrencinin
okuldaki çalışma örneklerini dosyalamaktır. Veliler öğrenciler için özelliştirilmiş ve
standartlaştırılmış notlandırma sistemini anlamakta güçlük çekerler. Ancak, zaman içinde
yapılan informal biçimde değerlendirilmiş çalışma ürünlerinde (çeşitli yazı örnekleri vb.)
çocuklarının kaydettiği olumlu gelişmeleri ya da eksiklikleri daha da iyi anlayabilirler.
Öğrencilerin çalışma örneklerini içeren bu dosyalar, öğretmen tarafından gelişigüzel
değerlendirilmiş çalışma örneklerini, çocukların okuma etkinliklerinden elde edilmiş öğretmen
görüşlerini, başarısını nasıl değerlendirdiğine ilişkin öğrenci görüşlerini, standartlaştırılmış test
notlarını ve öğrenciye ait yazı örneklerini içerrmelidir.
Anne-babanın sınıf içi etkinlikleri izleme günleri ya da veli toplantıları, velilerin, okulda
kullanılan okuma materyallerini tanımaları, okulda uygulanan öğretim yaklaşımını görmeleri ve
çocuklarının kazandığı becerileri izlemeleri için en uygun zamandır. Bu günlerde öğretmen,
okuma programının nasıl planlandığını ve nasıl bir öğretim yaklaşımı uygulamakta olduğunu
velilere açıklayabilir. Hatta öğretmen, dönem içi ----lerin neler olacağını ve bu ----lerde
velilerin çocuklarını nasıl yardım edecekleri konusuna açıklık getirmenin yanında, ev yapımı ve
piyasa ürünü okuma oyunları ve bu amaçla hazırlanmış televizyon programlarını çocuklarına
izlettirme fırsatları hazırlamalarını velilere önerebilirler.
Ayrıca öğretmenler, programlanmış ya da informal toplantı ve görüşmelerle velilerle
iletişimlerini sürdürmelidirler. Öğretmen veli görüşmelerinin konuları şunlar olabilir (Burns, ve
diğerleri, 1992, 617):
1. Çocuğun gelişim düzeyi ve bireysel farklarını dikkate alan bir okuma öğretimi nasıl
olmalıdır?
2. Kazanılmış okuma davranışlarının kalıcılığını sağlamak için yapılması gerekenler.
3. Evde gerçekleştirilecek eğitim etkinlikleri neler olmalıdır?
4. Yapılması gereken sınıf içi çalışmalar nelerdir?
5. Çoklu öğretim ortamlarından (kütüphane, eğlendirici çocuk yayınlar, televizyon vb.)
nasıl yararlanılabilir?
6. Öğretmen veli görüşmelerinin öğrecinin okul başarısındaki önemi.
Öğretmenler velilerle, gönderecekleri mektup, duyuru, broşür ve öğrenciler hakkında
geliştirilmiş raporlar yoluyla da iletişim kurabilirler. Ünitelerin tamamlanmasından sonra
okullar, düzenli aralıklarla izledikleri eğitim yaklaşımı ve çocuklarının eriştikleri düzey
konusunda velilerini aydınlatmak amacıyla kendi el yazılarıyla hazırladıkları çocukların
başarılarını takdir eden mektupları velilerine gönderebilirler. Öğretim yılı sonu yazılacak
mektuplarda öğretmenler yaz aylarında çocukların izleyecekleri günlük okuma etkinliklerini
içeren bir çalışma takvimini de gönderebilirler.
SONUÇ ve ÖNERİLER
Öğrencinin okul başarısı üzerinde aile faktörünün oynadığı rolü konu alan bu çalışmada ulaşılan
sonuçları şu şekilde özetlemek mümkün dür:
1. Eğitim açısından destekleyici bir tutum içinde bulunan ailelerden gelen çocukların okul
başarıları daha yüksektir.
2. Aile bakım, şefkat ve korumasının okul başarısının yükselmesinde önemli bir faktör
olduğu anlaşılmaktadır. Koruyucu aile yanında kalan çocukların eğer uygun şefkat ve
kurumu sağlandığı takdirde başarılarının yükseldiği görülmüştür.
3. Okul ile ortak program üzerinde görüş birliği içinde düzenli iletişim içinde bulunan, bu
ortak anlayış içinde çocuğuna eğitim desteği sağlayan velilerin çocuklarının okul
başarılarının daha da yüksek olduğu anlaşılmaktadır.
Bu sonuçların ışığında şu öneriler yapılabilir:
1. Okulun izlediği eğitim yaklaşımları, öğrenciye uygulanan sınıf içi öğretim etkinlikleri
konusunda velilerle iletişim kurulmalı, ayrıca, okul-aile yardımlaşması ve bu çerçevede
çocuğun eğitimi konusunda etkin işbirliğinin sağlanabilmesi amacıyla veliler
eğitilmelidir.
2. Yukarıda sözü edilen velilerin eğitimi çerçevesinde, öğrencilerin uyum, gelişim
problemleri, ilgi, ihtiyaç ve yetenekleri konusunda veliler bilgilendirilmelidir.
3. Velilerin öğrencinin okul başarısına yapabilecekleri olumlu katkıdan azami ölçüde
yararlanabilmelerini sağlayabilmek amacıyla, okula bakış açıları olumsuzdan olumluya
dönüştürülürken, okula farklı kaynaklardan para temin edilmeli, bu ilişkiler
çerçevesinde velilerden para alınması sözkonusu olmamalıdır.
4. Etkin bir okul veli yardımlaşmasını sağlayabilmek için, ilişkiler rastlantıya
bırakılmamalı, okul-veli görüşme ve toplantıları yıllık, aylık ve haftalık dönemler içinde
programlara bağlanmalı, aile büyükleri ile mektuplaşma, telefonlaşma ve ev ziyaretleri
de bu çerçevede ele alınmalıdır.
5. Velilerin okula olan güven ve işbirliğini geliştirmek amacıyla, öğrenci etkinlikleri
sergilenmeli ve bu etkinlikleri velilerin izlemesi sağlanmalıdır.