DELİ HOROZ

Futbolcu,kung-fu'cu,filozof,aktör,ressam,şair ve hepsinden çok deli bir Fransız'dı Eric Cantona...Seveni de çoktu,sevmeyeni de...Ama Cantona'dan hoşlanmayanlar bile,içten içe ona saygı duydu.Çünkü bilge Fransız;atamadığımız golleri attı,söyleyemeceğimiz sözleri söyledi.

Golü attıktan sonra bir Cantonaklasiği haline gelen mağruru duruşu,hayata karşı duruşuyla aynıydı.Cantona her yerde aynıydı...Futbolu bırakalı 8 yıl olmasına rağmen,yüreklerimizde çılgın yıldıza karşı hala heyecan ve sevgi duymamız gib,,aynı...
Old Trafford'un Tanrı'sı,''Futbolu bıraktım,çünkü gelebileceğim en iyi yerdeyim.Kendime yeni heyecanlar arayacağım,'' diyerek,18 Mayıs 1997 yılında en mutlu olduğu oyunla ve en mutlu ettiği şehirle yollarını ayırdı.O tarihte Mancester'da ve dünyada yaşanan şok hala hafızalarda,Milyonlarca Mancester United taraftarı,bu açıklamanın bir şaka olması için dua etti,ama Eric'i iyi tanıyan insanlar olarakbunun gerçekleşmeyeceğini de içten içe biliyorlardı.Sıra dışı süper yıldızlarından ayrılmaya hazır değillerdi,hiç bir zamanda hazır olmayacaklardı...Best'ler,Charlton'ların ve daha nice futbol sembol oyuncuların arasında,tüm zamanların en çok sevilen futbolcusu ilan ettikleri Eric Cantona,dik yakalı 7 numaralı formasını dünyanın dört bir yanında milyonlarca hayranının kalbine astı ve mütevazi ama renkli hayatında bambaşka bir sayfa açtı..




PEKİ CANTONA-MANİA NASIL OLUŞTU?
Eric'in sadece yetenekli bir oyuncu olmasıylr bu durum açıklanamazdı elbette.Farklı karakteri,farklı tepkileri ve farklı duruşuyla sürekli gündemdeydi.Kariyerinin ilk günlerinden beri...
Eric'in futbol hayatını,İngiltere'den önce (İ.Ö) ve İngiltere'den sonra (İ.S) diye ikiye bölüme ayırmak gerekiyor.
İ.Ö kariyeri 9 yıl sürdü.1983 yılında Auxerre'de başlayan profesyonel futbolculuk hayatına 3 kupa sığdırdı. 1988 yılında 21 yaş altı Fransa Milli Takımı'yla yaşadığı ilk şampiyonluğun ardından kupa koleksiyonu,1990 yılında Montpellier'le Fransa Kupası ve 1991 yılında Marsilya'yla kazandığı lig şampiyonluğu kupasıyla zenginleşti...Fransa Milli Takımı'nda yıllarca oynadı ve takımın kaptanlığını da yaptı.Kariyerini parlatırken,Fransa'yı sadece futboluyla değil,yaptıklarıyla da birbirine kattı...
1987 yılında Axurre takımında oynarken,takım arkadaşının gözünü morattı.1988 yılında Marsilya'da iyi bir sezon geçirirken kendisini milli takıma çağırmayan Henri Michel'e,''Dünyanın en yetersiz teknik direktörüsün!'' dediği için 1 yıl milli takımlardan men cezası aldı.1989 yılında Marsilya'nın bir özel maçında topu seyircilere şutladı ve formasını hakemin yüzüne attı.Bu olaydan sonra kiralandığı Montpellier'de ''kötü şaka yaptı'' dediği takım arkadaşına ayakkabıyla saldırdı ve 10 gün ceza aldı.1991 yılında forma giydiği Nimes'te hakeme topu fırlattı,3 maç ceza aldı.Disiplin kurulu üyelerine ''aptallar'' deyince,cezası iki katına çıkarıldı,bu olaya tepki olarak aynı gün futbolu bırakacağını açıkladı.Çok şükür ki,Fransa'nın efsanevi ismi Michel Platini (-ki onu milli takıma ilk çağıran hocasıdır) Cantona'yı bu kararından vazgeçirdi ve asi çocuğa bir öğüt verdi:
Cantona İngiltere'ye gitti.Çılgındı,haksızlığa karşı kendini kontrol edemiyordu.Agresifti,ama yetenekli bir forvet olduğu için talipleri Eric'in bu yönlerini kabulleniyordu.Sheffield Wednesday'e transferi bitmiş gibiyken,rota Elland Road'a Leeds United'e çevrildi.
Sezon boyunca,''Ohh Ahh Cantona,Ohh Ahh Cantona!'' tezahüratıyla inleyen Elland Road'dan ,Fransız yıldız şampiyonluk kupasıyla ayrıldı.Bu ayrılığın en büyük nedeni Leeds United'in teknik direktörü Howard Wilkinson'du.Kaybeden ise Leeds United taraftarları...
Cantona'ya gel çağrısı yapan,İngiltere'de 26 yıldır şampiyonluğa hasret kalan,Mancester United oldu.Henüz Sir ünvanı almamış teknik adam Alex Ferguson yönetimindeki 'kırmızı şeytanlar'la ilk yılında şampiyonluk yaşayan Eric,bu onuru iki ayrı takımda art arda tadan ilk futbolcu unvanını kazandı...
İkinci yılını unutulmaz kılmak için Mancester şehrine;takım arkadaşlarıyla hem lig,hemde federasyon kupası zaferini yaşatıyor ve 18 golle takımın en golcü yıldızı olarak,Profesyonel Futbolcular Birliği'nin ''yılın futbolcusu ödülü'ne'' layık görülüyordu...
İ.S dönem Eric için tüm ihtişamıyla devam ediyordu ama,İ.Ö dönemde olduğu gibi 1994-1995 sezonunda Cantona sinirlerine hakim olmakta zorlanmaya başladı...Eski takımı Leeds'le oynanan maçta ilk göz ağrısı olan taraftarlarına tükürdü.Galatasaray'la oynanan Şampiyonlar Ligi maçında,kırmızı kart gördükten sonra önce hakeme küfretti daha sonra da soyunma odasında polislerle kavgaya tutuştu,4 maç ceza aldı.
Tüm bu hırçınlıklarına eklenen bir olay diğerlerini gölgede bırakacaktı.Cyrstal Palace maçında kırmızı kart gördükten sonra ırkçı rakip taraftarın kendisine ettiği küfürleri duydu ve harekete geçti.Uçan tekmesi,ırkçı Matthew Simmons'a isabet ettiğinde tribünlerde bu olaya şahit olanlar gözlerine inanamadı.''Kung-fu'' hareketi olarak anılan bu olay tüm dünyada manşetlere taşındı.İngiliz basını onun adadan kovulması için kampanya boyutunda yazılar ve yorumlarda bulunuyordu.İngiliz Federasyonu'nun verdiği 9 aylık cezayı Cantona'dan çok Mancester United çekti.Çünkü şeytanlar,Fransız yıldızlarının yokluğunda,üst üste 3.şampiyonluğa,ulaşamadı.




9 ay sevenlerinden ayrı kalan Cantona 1995-96 sezonunda öyle bir sahne aldı ki,o artık takımın yıldızı değil,''Old Traffor'un Tanrısı'sdı'',''Kral''dı..Cantona'yla yeni bir şampiyonluk daha yaşanmış ve Mancester yine karnaval şehrine dönüşmüştü.Bir yıl önce kovulması için kalemlerini kullananlar,aynı ''kötü çocuk''a ''Yılın Futbolcusu'' ödülünü vermektan alıkoyamamışlardı.
Ne demişti Cantona;''Bana yapılan sınırsız eleştiriyi yenebileceğim tek yer var,o da yeşil saha...''
1996-97 sezonunda kaptanlığını yaptığı Mancester United'la 6.yılında 4.şampiyonluğa ulaştı.Her zamankinden daha estetik,daha etkili ve daha olgundu.Kariyerinin en güzel çağını yaşıyordu.Zirvedeydi...İngiltere'nin idolü,ikon'u olmuştu.Durdu ve düşündü...
Futbol hayatına başladığı günlerde kendi kendine söylediği sözü hatırladı;''Sevdiğim oyunu;sevilirken,zirvede bırakacağım...''
Cantona futbolu bıraktı ama futbol onu bırakmadı.Eski arkadaşlarıyla kurduğu plaj futbolu takımıyla meşin yuvarlağa hükmetmeye devam ediyor,Oscar kazanan ''Elizabeth'' filminin yanı sıra pek çok yapımda rol alıyor,Nike reklamlarında boy gösteriyor,şiir yazıyor,resim yapıyor...Eşi ve çocuklarıyla huzurlu hayatına farklı renkler katarak hayatına devam ediyor...
Bu farklı ve mağrur duruşlu hayatının sonunda da,küllerinin Old Trafford'a,en çok sevdiği ve sevildiği,en çok alkışlandığı,Mancester United',in tapınağına gömülmesini istiyor...Bu isteğiyle futbolu ve Mancester Unitede'ı hiç bırakmadığı anlaşılmıyor mu?Acaba kont edalı bilge Eric Cantona,şunu mu demek istiyor;''HER AYRILIK BİR VEDA DEĞİL,BAZEN BÜYÜK BİR KUCAKLAŞMADIR!''