Yıldırım Beyazıt'ın hatası, Timur gibi bir Türk hükümdarı ile anlaşma yollarını aramayıp savaşa girmesi ise, Timur'un da hatası, Osmanlı devletini çökertip Anadolu'yu parça parça bölmesi ve birtakım beylikler ortaya çıkarmasıdır. Çünkü Timur, nasıl Asya'yı avucu içine almış bir hükümdar ise, Yıldırım Beyazıt da Avrupa'yı avucu içine almış bir Türk hükümdarı idi. Beyazıt'ın yenilmesi, Timur'a hiçbir fayda sağlamamış, sadece papaya ve Avrupalılara nefes alma fırsatı vermiştir. Oysa, bu iki devlet adamının anlaşması, tarihi değiştirebilir, yeni bir dünya haritası meydana çıkarabilirdi.

Beyazıt yenilip, Osmanlı ülkesi beyler arasında paylaşılınca, Beyazıt'ın oğulları da taht kavgasına düştüler, olmayan bir taht için dövüştüler. Çelebi Sultan Mehmet, bu kanlı kavgaların içinden çıkmasını ve imparatorluğu yeniden kurmasını bilmiş bir Beyazıt oğludur.

AMASYA VİLAYETİNE VALİ TAYİN EDİLDİ

Babası Timur'a yenilince, elindeki kuvvetlerle Amasya'ya çekildi ve orasını devletinin çekirdeği olarak kullandı. İyi bir politikacı idi.

1379 yılında Bursa'da doğdu. Babası Yıldırım Beyazıt, annesi Germiyan beyinin kızı Devlet Hatun'dur. Annesi soyundan Mevleviliğe bağlı oldukları için Çelebi Mehmet diye anılmıştır. Kültürde ve askerlikte belli bir olgunluğa gelince, Amasya vilâyetine vali tâyin edildi. Nitekim, babasının Timur'a yenilgisi üzerine de bu vilâyete çekilmiştir.

Realist bir devlet adamı olduğu için Timur'a kafa tutmanın bir işe yaramayacağını hemen farketmiş ve Amasya'da Timur'un himayesine sığınmış, onunla ortaklaşa para bastırmıştır. Kısa bir zamanda Sivas, Tokat, Amasya bölgelerine hâkim oldu. Timur, Anadolu'dan çekilince de kardeşleri ile taht kavgasına girişti. Önce, babasının cenazesini Germiyanoğullan'ndan alarak Bursa'ya getirdi ve bir yüksekçe tepeye gömdü.

Diğer iki kardeşi Süleyman Çelebi ile Musa Çelebi anlaşmışlardı. Musa Çelebi Bursa'ya hücum etti ve Bursa'yı ele geçirmeye çalıştı. Böylece başlayan kardeş kavgası birçok yenilgilerle yıllarca sürüp gitti. Bu kardeş kavgasına zaman zaman Anadolu beyleri, zaman zaman Bizans, taraf tutarak katıldılar. Yendiler, yenildiler ve Çelebi Mehmet önce kardeşi Isa Çelebi'yi, daha sonra Süleyman Celsbi'yi öldürerek ortadan kaldırdı. Kardeşi Musa'nın da işini bitirdikten sonra, Timur'un yanında bulunan öteki kardeşi Mustafa ortaya çıktı. Saltanatının son yıllarında bu kardeşi ile kanlı savaşlar yapmak zorunda kaldı, sonunda onun da hakkından gelmesini bildi ve Osmanlı devletini rakipsiz hale getirdi.

GENÇ YAŞTA BURSA'DA ÖLDÜ

Bütün bu kanlı olayların içinde beliren başarılı devlet adamı Mehmet Çelebi, iyi 'bir politikacı, iyi bir hesap adamı, iyi bir yönetici olarak görülür. Devletinin böylesine bir hayhuy içine düştüğü günlerde bile, sanatla, bilgi ile, fikirle uğraşmış, arkasında birçok sanat eseri bırakmasını bilmiştir. Bursa'da Mimar İvaz Ağa'ya yaptırdığı Yeşil Camisi ile Yeşil Türbesi, Osmanlı mimarisinin gelişmiş eserleri arasındadır. Kendisi de bugün, zamanında yaptırdığı Yeşil Türbe'de gömülüdür. Türk çiniciliğinin şaheserleri ile süslü bu cami ve türbe, Osmanlı mimarisinin ve sanatının ölümsüz eserleri arasındadır.

Çelebi Mehmet, hayatı boyunca güç işlerin adamı olmasını bildi. Yalnız kardeşleri ile değil, Anadolu beyleriyle ve Bizans'la boğuşarak devletini kurabilmişti. Bu kadar çetrefil düşmanlıkların ortasında yaşayarak Osmanlı devletini yeniden kurabilmesi, onun idaredeki dehâsını göstermekle beraber, Osmanlı devletinin sağlam fikir temelleri üzerinde kurulmuş olduğunu da gösterir. Bulgaristan, Sırbistan, Arnavutluk içlerine kadar uzanan Rumeli, Osmanlı toprakları üzerinde yaşayan insanlar, Hıristiyan oldukları halde, Müslüman olan Osmanlıları sonuna kadar desteklemeleri, Osmanlı devletinin sağlam fikir temelleri üzerinde kurulduğunun ve ileri bir devlet anlayışını temsil ettiğinin ispatıdır, kanıtıdır.

Çelebi Mehmet'in bir gailesi de, o günlerde Anadolu ve Rumeli topraklarında geliştirilen bir fikir akımının temsilcisi, Şeyh Bedrettin Simavî'dir. Din bilgini idi ve Simavna kadısı olarak tanınmıştı. Islâmî bilgilerden hareket ederek bazı yorumlar yapıyor ve bir çeşit ortak yaşam teklif ediyordu. Bir yandan İslâm'daki Batıniliğe dayanıyor, bir yandan Ahmet Yesevî'nin tasavvuf düşüncesine uzanıyordu. Nitekim 13. yüzyıl Anadolu'sunda bu fikrin benzerleri görülmüş, Selçukîlere karşı Baba İlyas ayaklanmaları buna benzer fikirlere dayandırılmıştı.

SANAT, BİLGİ İI.E, FİKİRLE UĞRAÇMIŞ ARKASINDA ÇOK SANAT ESERİ BIRAKMIŞTIR

Çelebi Mehmet, bu akım karşısında dikkatli davrandı. Şeyh Bedrettin'i Edirne'deki sarayında, zamanın bilginleri ile karşılaştırıp yaptıkları münazaraları dikkatle dinledi ve sonunda Şeyh Bedrettin'i cezalandırmadı, sadece İznik'e göndererek burada oturmasını ve görevini yapmasını emretti.

Fakat Şeyh Bedrettin'in halifeleri Ege'de büyük bir propagandaya giriştiler ve devlete baş kaldırarak kendi aralarında kurdukları düzen içinde yaşamaya başladılar. Bedrettin de İznik'ten kaçmış, Rumeli topraklarına geçerek oralarda fikirlerini yaymaya başlamıştı. Önce, Ege'deki hareketi kanlı biçimde bastırdı ve sonra Silistre-Deliorman çevrelerinde propagandasını sürdüren Bedrettin'i yakalatıp Serez'de idam etti.

Çok genç denilecek bir çağda, 42 yaşında iken Bursa'da öldü (1421), Bursa'da kendi yaptırdığı türbesinde gömülüdür. Osmanlı devletinin ikinci kurucusu olarak bilinir. Geride bıraktığı güzel eserlerden biri de, oğlu II. Murad'dır.