Litvanyalı bir köylü ailesinin kızı olan Katerina, 1683 yılında doğdu. Ruslara esir düşerek Moskova'ya gönderildi. Deli Petro'nun 1703 yılında sevgilisi, 1712 yılında da karısı oldu. Kültürsüz, fakat zeki bir kadın olan Birinci Katerina, Deli Petro üzerinde büyük bir etki yaptı. Deli Petro'nun ölümünden sonra, soyluların muhalefetine rağmen 1725 yılında tahta çıktı. Dış politikada İngiltere, Fransa ve Prusya'nın kurduğu Hannover Birliği'ne karşı Avusturya-İspanyol işbirliğine katılma yolunu izledi. 1726 yılında Petersburg'ta Bilimler Akademisini kurdu.
Rus Çariçesi Birinci Katarina, 1711 yılında Osmanlı Devleti ve Rusya arasında yaşanan Prut savaşı sırasında, Baltacı Mehmed Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu tarafından, Prut ırmağı kıyısında sarılan Rus ordusunu yok olmaktan, Türk ordugahına gelip Baltacı Mehmed Paşa ile çadırında özel bir görüşme yaparak kurtardığı söylentisi ile tanınır.



ÇARİÇE KATERİNA ÇAĞININ SINIRLARINI ZORLAYAN KADIN KITABINDAN

ISABEL DE MADARIAGA


II. Katerina 1729’da Prusya’nın hizmetindeki küçük bir Alman prensinin kızı olarak, Sophia adıyla doğmuştu. 14 yaşındayken, I. Petro’nun torunu olup Rus tahtına veliaht ilan edilen 15 yaşındaki kuzeni Piyotr ile evlendirildi.
Büyük Petro’nun hükümdarlığı ölümüne kadar sürmüştü. Ölümünden sonra tahtın varisi bir dizi darbeler sonucunda belirlenmişti. 40 yıl boyunca darbeler sürdü. Son olarak Petro’nun kızı tahtı ele geçirdi ve ilk işlerinden biri de Katerina’nın kocası Piyotr’u veliaht tayin etmek oldu.
Çocuk sahibi olamayan Katerina çok mutsuzdu. Zamanının çoğunu kocasının tümüyle kayıtsız olduğu entelektüel faaliyetlerle geçiriyordu. Sonunda, resmen teşvik edilen bir aşk serüveninin ardından oğlu Pavel doğdu.
1761 yılında Petro başa geçti. Yaptığı politikalar tamamıyla Rusya’nın menfaatine ters düşüyordu. Sarayda bazı gruplar darbe hazırlıklarına başlamıştı bile. Bu arada Katerina Rus muhafız subayı Orlav ile ilişkiye girmişti, ondan da bir oğlu oldu. Silahlı Kuvvetlerde stratejik mevkileri olan sevgilisi ve onun dört kardeşi sayesinde, Katerina adına hareket eden komplocular başarılı oldular ve 28 Haziran 1762’de Katerina İmparatoriçe ilan edildi. Petro tutuklandı ve başkent yakınlarındaki bir malikaneye kapatıldı. Birkaç gün sonra da öldü.
Bu sıralarda Rusya uzun ve pahalı süren Yedi Yıl savaşından yeni çıkmaktaydı. Mali durum berbattı. Gelirler toplanmamış, askerin ücreti verilmemiş, yönetim bozulmuş, köylüler ayaklanmıştı. Çariçe, deneyimsiz olmasına rağmen, çalışan bir hükümdar olmaya niyetliydi. Karşı karşıya kaldığı bu sorunlara hızlı ve etkili çözümler getirmesini bildi. Gelir toplama işini askerlerden alarak yeni atanan sivil memurlara vererek çözümledi. Yönetim hızla elden geçirildi. Maaşlar iki katına çıkarıldı ve rüşvet cezaları müthiş boyutlar kazandı.
Rusya’da bir insanın yükselebilmesinin üç yolu vardı: cesaret, beceriklilik ve talih.
Ülkede hukuk ihmal edilmişti. Katerina, değişik grupların temsilcilerini bir araya getirerek büyük bir meclis kurdu. Rusya’nın korkuyla yönetilen bir imparatorluk değil, temel yasalarıyla mutlak monarşi olduğunu yerleştirmek istiyordu. Montesquieu ve Voltaire gibi büyük düşünürlerin fikirlerinden yararlanıyordu.
Rusya’nın siyasal emelleri arasında Karadeniz’e ulaşmak vardı. Büyük Petro bunu üç kere denemiş, fakat Azak denizinde sürekli bir üst elde etmeyi başaramamıştı. Ticari sebepler denizlerin önemini anlatmaya yetiyordu. Rusya’nın en büyük düşmanı Türklerdi ve uzun süren savaşlar başladı. 1775’te Küçük Kaynarca Anlaşmasının akabinde Rus ticaret gemileri Boğazlardan geçiş izni almayı başardılar.
1774’ten 1787’ye kadar devam eden iç ve dış barışa rağmen, Kırım yarımadası Ruslarla Osmanlılar arasında patlamaya hazır bir savaşın merkeziydi.
Rusya’da kültürel yaşam Sarayın çevresinde toplanıyordu. Tiyatro oyunları, müzik, bale ve opera sadece Rus sarayında yer almaktaydı. Rus Dil Akademisi kurulmuş ve birçok eserin çevirisi yapılmıştı. Katerina dilin gelişmesine çok önem veriyordu ve kendisi de birçok çeviriye imza atmıştı. Dergiler çıkarılıyordu ve tarih konulu makaleler yayınlanıyordu. Çariçe edebiyata çok önem veriyordu ve kendisinin de birçok denemesi vardı. Mimarinin gelişmesi için de çaba göstermiş, resim ve heykeli de korumasına almıştı. Amacı 18 nci yüzyıl başında Rusya’yı Batı Avrupa’dan ayıran uçurumu hızla daraltmaktı.
Katerina sosyal politikada birçok yeniliği getirmeyi başarmıştı, buna rağmen kesinlikle eşitlikten yana değildi. Devlet işleri ile ilgili bir hükümdardı. Zamanın büyük bir kısmını okumaya, yazmaya, danışmanlar ve yüksek memurları ile tartışmaya ayırıyordu. Bir mektubunda, “Ben gerçeğe çok düşkünüm. Bana gerçekleri hiç korkusuzca söyleyebilir misin, iyi sonuç verecekse hiçbir tehlike olmadan benimle tartışabilir misin?” diyordu.
Rusya’nın genişliği, ulaşım ve iletişim güçlükleri, yönetimin ağır ve hantal olmasına yol açıyordu. Yönetimde yer alan personel, ülke ve nüfusa göre çok az olduğundan askerlerin ve sivil memurların denetlemesi çok güçtü. Çariçe, 1768’de Devlet Konseyini kurdu. Bu konseyin görevi askeri faaliyetleri kontrol etmek ve Rus savaş hedefleri ile genel dış politika hatlarını belirlemekti.
Katerina’nın soylu ve hoş bir bayan olduğu ve zarafeti dönemin önemli şahsiyetleri tarafından vurgulanmaktadır. Bu dış güzelliğin ve çekiciliğin yanında, zekası ve gözlemci yeteneğinde dikkat çekmekteydi. Bunun yanında zayıf yanları, övülmeye düşkünlüğü ve kendini beğenmişliği idi. Birçok erkekle ilişkiye girmişti.
Katerina kamuoyunu dikkate alırdı. Bir keresinde “Yıkmaktan korktuğumun altını oyarım” demişti. Bu meziyetlerinin yardımıyla 34 yılını koskoca bir imparatorluğun başında geçiren Katerina bu sürenin sonlarına doğru yorgun düşmüştü. Hayatı mücadele ve imparatorluğu için çalışmakla geçti.
Torunu evlenecekken, damat adayı bir bahaneyle evlilikten vazgeçti. Bu Çariçeye büyük bir hakaretti. Akabinde kısmi bir felç geçiren Katerina, 16 Kasım 1796’da daha şiddetli bir ikinci kriz sonucunda kendine gelemeden öldü. Kendisi, “Alman topraklarının, onun sonradan benimsediği ülkesine en güzel armağanıdır.”