İşte, NATO'ya satılan ilk Türk ürünü

Işıl Sarıyüce / CNN TÜRK

Sessiz sedasız çalışıp pek çok buluşa imza atan TÜBİTAK, kapılarını CNN TÜRK'e açtı. İşte, NATO'ya satılan ilk Türk ürünü, aynı zamanda Rus donanmasına giren ilk yabancı sistem olan haberleşme sistemi ve ''milli radar''...

TÜBİTAK'taki bilimadamlarının son buluşları hafta boyunca CNN TÜRK ekranında olacak...

BÖLÜM 1: İnternet ve uydu desteği olmaksızın, kıtalararası ses ve görüntü alışverişi sağlayan haberleşme sistemi ve Türkiye'nin ilk deniz radarı.

TÜBİTAK'ın görüntü alışverişine olanak tanıyan telsiz sistemi "Foresc 2" ile binlerce kilometre uzaktan gönderilen veriler bilgisayar ekranında çözülüyor.

Foresc 2 ile diğer telsiz sistemlerinden farklı olarak; sadece ses değil, görüntü aktarımı ve internet ortamındaki gibi sohbet de yapılabiliyor.

TÜBİTAK, Foresc 2'yi Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın talebi üzerine geliştirdi.

Foresc 2 teknolojisiyle askeri operasyon, doğal afet gibi iletişimin güç olduğu durumlarda sahadan karargaha veri aktarımı sağlanıyor. Üstelik, bu esnada uydu, internet gibi altyapılara ihtiyaç duyulmuyor. Görsel-işitsel her türlü veri, bir merkezden diğerine atmosfer aracılığıyla aktarılıyor.

Hiçbir kullanım maliyeti yok

Uydu teknolojisiyle çalışan sistemlerin maliyeti yüksek. Ayrıca, başka ülkelerin teknolojilerine bağlı olduğundan stratejik açıdan riskli. Sadece atmosferi kullanarak kıtalararası ses ve görüntü aktarımı sağlayan Foresc'in ise hiçbir kullanım maliyeti yok.

Sistem NATO'ya satılan ilk Türk ürünü; aynı zamanda Rus donanmasına giren ilk yabancı sistem...

TÜBİTAK Foresc Projesi yöneticisi Ali Çıkıkçı: "İlk olarak Rusya, Ukrayna, Romanya'daki Blackseafor tatbikatlarında kullanıldı. Buradaki çalışmaları NATO duyunca Active Endeavour Akdeniz Güvenliği konusunda onlar da başladı. Şu ana kadar 20 ülke kullandı, bazıları sürekli, bazıları dönem dönem. Gürcistan, Rusya, Romanya da sürekli kullanıyor."

Yüzde 100 güvenlik

Sistemin yoğun talep görmesinin nedeni yüzde 100 güvenlik sağlaması. Veriler karşı tarafın kişisel hesabına şifreli olarak aktarılıyor ve Foresc telsizi olmadan hiçbir şekilde okunamıyor.

Kesintisiz haberleşme imkanı sağlaması nedeniyle, Foresc, iletişimin kesildiği deprem gibi afet durumlarında da kullanılabiliyor.

MİLLİ RADAR

TÜBİTAK, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı için 2 yıllık çalışmanın ardından bir sahil güvenlik radarı, bir de gemi radarı üretti.

Radar yüzde 100 yerli teknoloji ile üretilen "milli gemi" Milgem'de kullanılacak.

TÜBİTAK Radar Projesi Sorumlusu Feyzullah Yayıl: "Her iki radarın da özelliği; teknolojileri farklı, darbeli değil, bu sayede çok düşük çıkış gücüyle uzun mesafeyi izleyebiliyoruz, algılanabilirliği düşük. Yani düşman tarafından ancak yanına yaklaşınca farkedilebilir."

Radarların menzili yaklaşık 45 kilometre... Önemli bir özellikleri de hem ürün hem de bakım maliyetlerinin düşük olması; her iki radar da seri üretime hazır.

Sahil Güvenlik Komutanlığı, bu radarı "Türkiye sahillerini kapsama ve tek merkezden izleme projesi"nde kullanmayı planlıyor.

Haberin Videosu

BÖLÜM 1: İşte NATO'ya satılan ilk Türk ürünü

Depremde Çok İşe Yarayabilecek Buluş
Işıl Sarıyüce / CNN TÜRK

TÜBİTAK bu kez depremde arama kurtarma faaliyetlerinde hayat kurtarmada işe yarayabilecek iki farklı buluşunu CNN TÜRK aracılığıyla kamuoyuna duyurdu.

TÜBİTAK'taki bilimadamlarının son buluşları hafta boyunca CNN TÜRK ekranında olacak...

BÖLÜM 2: İstanbul'un büyük bir depreme hazır olup olmadığı tartışılırken, bilimadamları da araştırmalarını sürdürüyor.

TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi'nde çalışan uzmanlar, arama kurtarma çalışmalarının seyrini değiştirecek bir buluş elde ettiler. Uzmanların ulaştığı bir elektronik sistem, metrelerce enkaz altındaki canlıyı, kalp atışından tespit ediyor.

17 Ağustos depreminin ardından TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi can kayıplarını azaltacak teknolojiler üzerine araştırmaya başladı.

Birkaç yıl süren çaba, meyvesini verdi ve TÜBİTAK, arama kurtarma çalışmalarının seyrini değiştirecek bir sistem geliştirdi.

Yüzeyaltı tomografi adı verilen sistem mikrodalga teknolojisine dayanıyor. Enkazın üzerine yerleştirilen taşınabilir bir radar sistemiyle enkaz altındakilerin hem hefes alıp verişi hem de kalp atışları izlenebiliyor.

Bir deprem sırasında göçük altındakiler baygın bile olsa arama kurtarma ekipleri dünyada ilk kez geliştirilen bu sistem sayesinde enkaz altındaki kişilere ulaşabiliyor.

Enkaz altındaki hareketler bilgisayar ekranında

TÜBİTAK'ın geliştirdiği diğer bir sistemse, metrelerce duvarın arkasında kalan canlının hem yerini hem de yaptığı hareketleri tam olarak tespit edebiliyor.

Deney için birer metre aralıklarla üç beton duvar arka arkaya yerleştiriliyor. Duvarların arkasında yürüyen kişinin hareketleri eş zamanlı olarak bilgisayar ekranına yansıyor.

Bilgisayar ekranından kişinin hareketleri takip edilerek nerede olduğu anlaşılabiliyor. Bu sistemi geliştiren ekibin başında Ukraynalı Alex Verti bulunuyor.

Verti, mikrodalgalarla çok hassas bir sistem yarattıklarını belirtiyor ve ekliyor: "Şu anda geliştirdiğimiz şekilde üç duvarın arkasından canlı tespit edebilme ve yeraltındaki kişinin kalp atışlarını takip edebilme dünyada ilk kez uygulanan bir sistem."

TÜBİTAK yetkilileri iki sistemin de deprem ve göçüklerde çok yararlı olacağını belirtiyorlar. Özel ve kamu kuruluşlarının bu teknolojilere ilgi göstermesini umuyorlar.

Haberin Videosu

BÖLÜM 2: Depremde hayat kurtaran buluşlar

2009'da elektronik kimlik kartlarımız geliyor
Işıl Sarıyüce / CNN TÜRK

TÜBİTAK'ın üzerinde çalıştığı projeyle elektronik kimlik kartı uygulamasına 2009 yılında geçilecek. CNN TÜRK mart ayında pilot bölgede denenecek ''vatandaşlık kartı'' için TÜBİTAK laboratuvarlarındaki yoğun çalışmaya tanıklık etti.

TÜBİTAK'taki bilimadamlarının son buluşları hafta boyunca CNN TÜRK ekranında olacak...

BÖLÜM 3: Hastane önlerinde, devlet dairelerinde çok sık rastladığımız kuyruklar 2009 yılında sıradan görüntüler olmaktan çıkacak. Elektronik devlete geçiş çalışmaları kapsamında TÜBİTAK'ın hazırladığı kartla, vatandaşlık kartı, yani "elektronik kimlik sistemi"ne geçilecek.

Yeni sistemle her işlem için devlet dairelerine gitme devri de sona erecek. Birçok işlem internet vasıtasıyla yapılabilir şekilde düzenlenecek.

Yüzde yüz güvenli olacağı bildirilen kartın kesinlikle kopyalanamayacağı da ifade ediliyor. 2009 yılında başlayacak uygulama nedeniyle TÜBİTAK'ta yoğun bir çalışma sürdürülüyor.

Elektronik kart, öncelikle sağlık karnelerinin ve reçetelerin tarihe karışmasını sağlayacak.

Doktorlar hastaya vereceği ilacı "elektronik vatandaşlık kartı"nın üstüne işleyecek. Hasta, kartını alıp eczaneden ilacını alacak, Sigorta kurumu da parayı ödeyecek.

Şu an kullandığımız kimlik kartlarına göre güvenliği son derece artırılmış olan bu kartlar, devletin elektronik hizmet verdiği tüm kurumlarda kullanılabilecek. Vatandaşın yapması gereken tek işlem, kendini devlete elektronik olarak tanıtmak.

Kullanım önceliği sağlık alanına verilen kartın kısa sürede tüm kamu kuruluşlarında uygulamaya geçmesi bekleniyor.


Haberin Videosu

BÖLÜM 3: 2009'da elektronik kimlik kartlarımız geliyor

İlk Milli keşif ve gözetleme uydusu
Orkun Yazgan / CNN TÜRK

TÜBİTAK, ''Türkiye'nin Uzaydaki İlk Adımları''nı anlatmak için Ankara'daki ''Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü''nün kapılarını CNN TÜRK'e açtı.

TÜBİTAK'taki bilimadamlarının son buluşları hafta boyunca CNN TÜRK ekranında olacak...

Bölüm 4: TÜBİTAK'ın Ankara'daki Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü'nde iki önemli uydu projesi yürütülüyor.

Bunlardan birinci, ilk milli uydu olarak lanse edilen "Rasat Uydusu". Rasat'ın prototip üretiminde artık son aşamaya gelindi.

Tasarım ve üretim çalışmaları üç yıl önce başlayan ilk milli keşif ve gözetleme uydusu Rasat'ın şu an "temiz oda" adı verilen özel ortamda test ve entegrasyon çalışmaları yürütülüyor.

Testlerde amaçlanan fırlatma sırasında uydunun maruz kalacağı titreşim yüklenmesi sonucu oluşabilecek sorunları "uzay simülatörü"yle önceden tespit edip önlem almak.

Uydu üretim aşamasında en küçük parçaların akadar simülatörün içine sokularak test ediliyor. "Rasat Uydusu"nun uzaydaki hava ve basınç şartları altındaki performansı da burada gözden geçiriliyor.

Yerli imkanlarla üretilen uydu, uzay ortamında çalıştığı kanıtlanan sistemlerim yanı sıra Türkiye'de üretilecek yeni modülleri de taşıyacak.

Devlet Planlama Teşkilatı tarafından desteklenen projesinin maliyeti yaklaşık 10 milyon dolar. 110 kilo ağırlığındaki uydu şehircilik, kaçak yapılaşma tespiti, tarım, ormancılık, haritacılık gibi görevlerde ve doğal afetlerde kullanılacak.

İstihbarat uydusu "Göktürk-2"

Gelecek yıl uzaya fırlatılması hedeflenen "Rasat Uydusu"nun yanı sıra Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) için üretilen ve henüz tasarım aşamasında olan "Göktürk-2 Uydusu" için de yoğun çalışmalar sürdürülüyor.

Kuzey Irak'a yapılan operasyonlar öncesinde ABD'yle yapılan "anında ishihbarat paylaşımı" görüşmeleri sırasında da sıkça gündeme gelen "Göktürk-2 Uydusu"nun kullanım amaçlarından en önemlisi terörizme karşı yürütülen mücadele olacak.

TSK'nın görüntü ihtiyaçlarını karşılamak üzere tasarlanan proje kapsamında TUSAŞ ve TÜBİTAK işbirliği içinde çalışacak.

1 Mayıs 2007 tarihinde çalışmalarına başlanan proje henüz tasarım aşamasında olduğundan detayları konusunda çok fazla bilgi yok.

Uyduyla ilgili bilinen en önemli detay, Türkiye ve civarından alınan görüntülerin anında yer istasyonlarına iletilmesi.

Haberin Videosu

BÖLÜM 4:İlk Milli keşif ve gözetleme uydusu

Kaçak akaryakıta "Ulusal Marker" çözümü

Işıl Sarıyüce / CNN TÜRK

Canlı DNA'lardan üretilen ve formülü sürekli yenilenen ''marker''ı üreterek akaryakıt kaçakçılığının engellemeyi amaçlayan TÜBİTAK, detaylı CNN TÜRK'e anlattı.

TÜBİTAK'taki bilimadamlarının son buluşları hafta boyunca CNN TÜRK ekranında olacak...

Bölüm 5: Türkiye akaryakıt kaçakçılığından yılda 2,5 - 3 milyar dolar kaybediyor. TÜBİTAK, bu kaybı önlemek için ürettiği "ulusal marker"'la kaçak yakıtı tespit ederek, zararı en aza indirmeyi hedefliyor.

Canlı DNA'lardan üretilen ve formülü sürkeli yenilen marker'ı üretme fikri, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun TÜBİTAK'a başvurmasıyla ortaya atıldı.

Marker'la Türkiye'de üretilen akaryakıta bir işaret eklenmesi amaçlanıyor. Taklit edilemeyen bu işaret yasal olmayan yollardan piyasaya sürülen akaryakıtın afişe edilmesini sağlıyor.

İşaretleme sistemiyle, akaryakıt kaçakçılığı vasıtasıyla kendine gelir sağlamayı amaçlayan suç örgütlerine de ağır bir darbe vurulmuş olunacak.

2007 yılının Nisan ayından beri kullanılan "ulusal marker", akaryakıt istasyonlarında benzine karıştırılıyor.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu ekipleri, polis ve jandarmayla birlikte benzin istasyonlarını sürekli denetliyor. Satılan yakıtlardan alınan numunelerin içinde yeterli miktarda "marker" bulunup bulunmadığı kontrol ediliyor.

Eğer "marker" miktarı belirlenen limitin altındaysa yasal yakıta kaçak yakıt karıştırılmış olabileceği ortaya çıkıyor. Bu tür durumlarda numunenin alındığı istasyon geçici olarak mühürleniyor.

Tüm denetleme sonuçları eşzamanlı olarak TÜBİTAK'taki bilgisayarlara da yansıyor. Kaçak yakıt sattığından şüphe duyulan istasyondan alınan numune TÜBİTAK'a da gönderilip ikinci kontrol yapılıyor.

TÜBİTAK yaptığı testten sonra şüpheleri haklı buluyorsa "Referans Laboratuvarları"nda bir kez daha numuneyi kontrol edip "kaçaktır" ya da "kaçak değildir" kararını veriyor.

Verilen karar Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'na bildiriyor ve böylece kaçak akaryakıt satan istasyonlar hakkında kesinleşmiş cezai işlem uygulanıyor.

BÖLÜM 5: Kaçak akaryakıta "Ulusal Marker" çözümü