Uzay istasyonu'nun

astronomi çalışmalarında bir üs olmasından ibaret olduğunu sanrdım. Ta ki

Daily Telegraph gazetesinde 1977 yılından beri popüler bilim yazıları yazan Adrian Berry'nin makalelerinin derlendiği Sonsuzluğun Kıyıları (Tübitak Popüler Bilim Kitapları) adlı kitabı okuyana kadar. Bakın bu kitapta ne diyor:
"400 tonluk

daimi mürettebatlı

futbol sahası büyüklüğünde bir yapı olan Alpha şimdiye kadar yapılmış en önemli labaratuvarlardan biri olacak. Avrupa Uzay Ajansı

Kanada ve Rusya

ABD ile bu ortak girişime katkıda bulunuyor. Bu projenin 15 yılda 19 milyar poundluk bir maliyeti olacak

yıl başına Amerikalıların bir yılda pizzaya harcadıkları paranın sekizde biri.
Vücudumuzun hücrelerindeki

bütün biyokimyasal işlemleri yürüten 150.000 kadar proteinin doğasını ayrıntılı olarak incelemek ilk defa mümkün olacak. 1200 tanesi hariç bu proteinlerin temel yapılarının özelliklerini bilmiyoruz.
Yaşamın yapıtaşlarından olan aminoasitlerden

oksijeni kanda taşıyan hemoglobine

bağlar ve derinin yapısında bulunan kollajene ve bizi bakterilerle virüslere karşı koruyan antikorlara dek

en basitinden en karmaşığına pek çok protein türü vardır.
Proteinlerin incelenebilmeleri için

içinde katılaşıp kristalleşecekleri çözeltilerde bekletilmesi gerekir. Yeterince büyük bir kristal oluştuğunda X ışınıyla filmleri çekilebilir ve bu filmlerden üç boyutlu bilgisayar modelleri yaratılabilir. Ama kütleçekimi yüzünden Dünya'da bunu yapabilmek neredeyse imkansızdır; kütleçekimi bir iki protein kristali dışında hepsinin güdük kalmasına

kümelenmesine ya da şeklinin bozulmasına neden olur. Gezegen üzerinde her yerde bir gramlık basınç bile gelişimlerini engeller.
Proteinlerin yüzde yetmişi ağırlıksız ortamda Dünya'da olduğundan çok daha hızlı ve iyi kristalize oluyor. Ama uzay mekiği uçuşlarında bile kristal gelişimi gerektiği sağlanamıyor çünkü proteinlerin çok büyük kristaller oluşturması onaltı günden uzun sürüyor.

mekik uçuşları ise nadiren o kadar uzuyor.
Neredeyse tüm hastalıklar proteinlerin davranışlarındaki bozukluktan ya da virüsler ve bakteriler aracılığıyla yabancı proteinler tarafından işgal edilmelerinden kaynaklandığına göre

proteinleri kristalize olmuş hallerinde uzun süreli incelemek bilim adamlarına proteinlerin atomik yapısını görme imkanı verecek

bu da tedavi için ilaçlar geliştirilmesini sağlayacak.
Kısacası Alpha uzay istasyonundaki bilim adamlarının

belirli bazı proteinlere tutunarak bu proteinlerin davranışlarını moleküler düzeyde değiştirecek ilaçlar yaparak AIDS

kanser

şeker hastalığı

anfizem

artrit ve sayısız diğer hastalığı tedavi edebileceği ümit ediliyor. Alpha'nın 15 yıllık ömrü boyunca tıp ve yaşam bilimleri alanında 600'den fazla deney yapılması bekleniyor. "
Kitapta ayrıca iç kulaktaki bir aksaklıktan kaynaklanan denge kaybı ve osteoporoz gibi hastalıkların da araştırılacağından bahsedilmiş. Canlılığın uzaydan geldiğine dair iddialar tartışıladursun

canlılığın gelişimine katkının uzaydan geldiği/geleceği de bir gerçek. Zira bugün günlük hayatımızda kullandığımız ve hayatımızı kolaylaştıran pek çok şey uzay araştırmalarının ürünü. Uzay mekikleri ve astronotlar için tasarlanan pek çok şey

bugün günlük hayatımızın ayrılmaz parçalasının ana maddesini oluşturuyor.
Bu arada aklıma takılan bir soruyu da sormadan edemeyeceğim... Bugün yeryüzünde de yerçekimsiz ortamlar oluşturulabiliyor. Acaba bundan neden faydalanılmıyor? Yoksa maliyeti uzay istasyonundan daha mı pahalıya geliyor?