USLANMAM

UslanmaM En Kaliteli Bilgi Adresiniz
USLANMAM öğesini iGoogle sayfanıza ekleyin.
Geri git   USLANMAM > DANIŞMAN > Bilgi Deposu
UslanmaM Resim AlbümleriSosyal Gruplar
Özel Arama
Kayıt ol Sosyal Gruplar Ajanda Konuları Okundu Kabul Et

Bilgi Deposu Gerekli, Gereksiz.... Merak Ettiğimiz, Neden diye sorduğumuz bütün soruların cevaplarını bu başlık altında bulacağız.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack (1) Seçenekler Stil
Alt 06-12-2007, 12:32 AM   #21 (permalink)
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart

ZABİT: (AR) Askere kumanda eden rütbeli asker subay. Ticaret gemisi yöneticisi. Yönetme gücü olan. (Mecazi): Tuttuğunu koparan dediğini yaptıran kimse.
ZADE: (FAR) Evlat oğul. Dürüst doğru adam.
ZAFER: (AR) Amaca ulaşma basan. Düşmanı yenme üstün gelme utku.
ZAFİR: (AR) Zafer kazanan üstün gelen.
ZAĞNOS: (TR) Bir tür doğan kuşu.
ZAHİD / ZAHİT : (AR) Kuşkulu şeyleri bile terkederek günahtan kaçan kimse.
ZAHİR: (AR) Parlak parlak yıldız.
ZAİD / ZAİT : (AR) Artan artıran.
ZAİK: (AR) Tad alan tadıcı tadan.
ZAİM: (AR) Kefil. Prenses şef.
ZAKİR: (AR) Zikreden anan.
ZATİ: (AR) Kendiyle ilgili kendine ait özel.Özle ilgili.
ZEKAİ: (AR) Zekayla ilgili zekaya ait.
ZEKERİYA: (TR) Kuranı Kerim'de ismi geçen peygamberlerden biri.
ZEKİ: (AR) Zekalı çabuk anlayan ve kavrayan. Zeka gösteren.
ZEVAHİR: (AR) Parlak yıldızlar. (bkz. Zahir).
ZEVAL: (AR) Yerinden ayrılıp gitme.Sona erme. Güneşin başucunda bulunma.
ZEYNEL: (TR) Zeynel Abidin adından kısalmış ad.
ZEYNELABİDİN: (AR) İbadet edenlerin süsü.
ZEYNİ: (AR) Süsle bezekle ilgili.
ZEYaaaaAH: (AR) Allah'ın süsü.
ZEYNUR: (AR) (bkz. Zinnur).
ZEYREK: (TR.) İlgi çekici. Eli uz usta.Akıllı zeki.
ZEYYAT: (AR) Zeytinyağı zeytinyağı yapan kimse.
ZİHNİ: (AR) Zihinle akılla ilgili.
ZİKRİ: (AR) Anma ile ilgili.
ZİRVE: (AR) Doruk bir şeyin en yüksek noktası tepesi.
ZİŞAN: (AR) Şanlı sereni. Canlı. Bir tür lale.
ZİVEKAR: (AR) Gururlu. Vakar dolu. Vakar sahibi.
ZİVER: (FAR) Süs bezek.
ZİVERBEY: (TR) (bkz. Ziver).
ZİYA: (AR) Aydınlık parlaklık nur ışık.
ZİYAD / ZİYAT : (TR) Fazlalık çokluk.
ZİYAEDDİN / ZİYAETTİN : (AR) Dinin ışığı aydınlığı.
ZOBU: (TR) İri yarıkaba. Delikanlı. Zor sıkıntılı. Eski vezir konaklarındaki hizmetlilere verilen ad.
ZORAL: (TR) Zor al.
ZORLU: (TR) Güzel çok güzel iyi.Yakışıklı. Güçlü dayanıklı. Sert keskin. Yürekli cesur. Girgin girişken.
ZÜBEYR: (AR) Yazılı küçük şey.
ZÜBEYİR: (AR) (bkz. Zübeyr).
ZÜHDİ / ZÜHTİ / ZÜHTÜ : (AR) Her türlü zevke karşı koyarak kendini ibadete veren.
ZÜHEYR: (AR) Küçük çiçek çiçekcik.
ZÜLFİ / ZÜLFÜ: (AR) (bkz. Zülfikar). Kılıcın kabzasına iliştirilen süs.
ZÜLFiKÂR: (AR) Hz. Ali'nin kullandığı çatal ağızlı kılıç. İki parçalı.
ZÜLKARNEYN: (AR) İki boynuzlu anlamında. Büyük İskender.
ZÜMER: (AR) Zümreler gruplar. Kur'an-ı Kerim'in 39. süresi.
ABYSS isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-12-2007, 12:32 AM   #22 (permalink)
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart

Kadınİsimleri

ABDAR: (FAR) Sulu taze. Parlak. Sağlam vücutlu. Nükteli. Zarif güzel hoş.
ABENDAM: (FAR) Güzel vücutlu güzellik.
ABİDE: (AR) Anıt. Önemli ve değerli yapıt.
ABŞAR: (AR) Şelale.
AÇELYA: (YUN) Fundagiller familyasından kokusuz ama güzel renkli çiçek.
AÇILAY: (TR) Ayın dolunay halinde olmaya başlaması
ADALET: (AR) Hak ve hukuka uygunluk hakkı gözetmek.
ADEVİYE: (AR) İyilik yardımseverlik.
ADIGÜZEL: (TR) Güzel isim. Verilen ismin güzel olması.
ADİLE: (AR) Adaletli olan doğruluktan ayrılmayan.
ADNİYE: (AR) Cennete girmeye hak kazanan.
AFET: (AR) İnsanlığın önleyemediği büyük doğal felaket
AFİFE(AR) Namuslu iffetli temiz ve dürüst
AFİTAB: (FAR) Güneş gün ışığı. Çok güzel dilber parlak yüz.
AFRA: (AR) Ayın onüçüncü gecesi. 2. Beyaz toprak.
AFŞAR: (TR) Atak uyumlu Oğuz boylarından birinin adı (Avşar)
AFTABE: (FAR) Su kabı. Güneş biçiminde yapılan mücevher.
AĞAN: (TR) Akanyıldız ağma
AĞCA: (TR) Beyaz tenli kadın.
AHENK: (FAR) Uygun uyum düzen armoni. Renkler sesler arasında uygunluk.
AHLA: (AR) Çok tatlı. Pek şirin.
AHRA: (AR) Daha layık münasip uygun
AHSEN : (AR) En güzel Çok güzel
AHTER: (FAR) Yıldız.
AHU: (FAR) Ceylan / Maral
AJDA: (TR)Üzeri çentik çentik diş diş olan şey.
AKANAY: (TR) Yıldız kümesi.
AKASMA: (TR) Beyaz mavi morumsu pembe çiçek veren tırmanıcı bir bitki.
AKGÜL: (TR) Beyaz gül gül gibi
AKGÜN : (TR) Aydınlık gün
AKİFE: (AR) Bir şey üzerinde azimle duran sebatlı kararlı. İbadet eden hanım.
AKİLE: (AR) Akıllı akıl sahibi. Uslu kavrayışlı.
AKKIZ: (AR) Beyaz kadın.
AKNUR: (TR-AR) Beyaz nur.
AKSU : (TR) Temiz pırıl pırıl su gibi. Nehir
AKSUNA: (TR) Ak renkli yaban ördeği.
ALAGÜN: (TR) Yazın güneş buluta girdiği zamanki gölgeli hava.
ALARA: (TR) Al + ara. Al=Kırmızı ara=bezeyen süsleyen Kırmızı süs anlamında bir tamlama
ALARCIN: (TR) Güzelliğini ateşin kırmızılığından alan
ALCAN: (TR) Can alıcı güzel. Can alan cesur yürekli.
ALÇİN/ ALÇIN: (TR) Kırmızı renkli küçük bir kuş türü
ALEV: (TR) Ateşin çıkardığı yalım
ALEYNA: (AR) Esenlik ve güzelliklere sahip esenlik içinde olan. Allah'ın iyi kullarından olanlar (kelime anlama bizim üzerimize'dir)
ALGUN: (FAR) Aklı alınmış. Al renginde koyu ve parlak pembe. Tümsek tepe.
ALİYE: (AR) Yüce yüksek
ALMULA/ ALMILA: (TR) Elma. Kırmızı Elma/ Elma gibi kırmızı yanaklı güzel kız
ALTIN (Altun): (TR) Değerli bir :-):-):-):-)l (Paslanmayan en iyi iletken)
ALTAN: (TR) Kızıl Şafak
AMİNE: (AR) Gönlü emin kalbinde korku olmayan. (Bkz. EMİNE)
ANDAÇ: (TR) Bir kimseyi hatırlamak için saklanan şey hatıra
ARZU: (AR) İstek özlem eğilim
ASENA: (TR) AŞINA. Türk Mitolojisinde Ergenekon destanında adı geçen dişi kurt
ASİYE: (AR) Acılı kadın / Direk
ASLI : (AR) Kerem ile Aslı hikayesindeki sevgili
ASLIHAN: (AR-TR) Kökeni soylu han soyundan
ASRIN: (TR) Çağdaş bu asıra ait olan asıra uygun olan
ASUDE: (FAR) Sessiz sakin dinlendirici
ASUMAN: (FAR) Gök gökkubbe sema
ASYA: (YUN) Yeryüzünün anakaralarından (kıta) birinin adı
AŞKIN: (TR) Aşmış ileri üstün/ Senin aşkın
ATEŞ: (TR) Yanıcı maddelerin yanmasıyla ısı ve ışığın ortaya çıkması
ATIFET: (AR) Allah'ın Lütfu
AYBEL: (TR) Ay gibi dikkat çeken aya benzeyen güzelliğiyle farkedilen seçilen
AYBÜKE/ AYBİGE/ AYBİKE: (TR) Ay hanım. Ay gibi güzel. Eski Türk kadın isimlerinden
AYCAN: (TR-FAR) İçi aydınlık
AYÇA: (TR) Hilal ayın ilk günlerindeki hali
AYÇİN/ AYÇIN: (TR) Ay gibi aya benzer
AYDAN: (TR) Aya benzer ay gibi
AYFER: (TR-FAR) Ayışığı
AYGEN: (TR) Gönül dostu
AYGÜL: (TR) Ay gibi güzel ve parlak renkli
AYLA: (TR) Kadın eş zevce /Ayın çevresindeki ışıklı daire
AYLİN: Ayın çevresinde görülen ışıklı daire. İngilizce Eilee'den alındığı da söylenmektedir.
AYNUR : (TR-AR) Ay gibi ışıklı
AYSEL: (TR) Ay gibi parlak ve güzel
AYSU: (TR) Ay gibi berrak su
AYSUN: (TR)Ay gibi güzel ve parlaksın
AYŞAN: (TR) Şanı ay gibi parlak olan
AYŞE: (AR) Yaşam dirlik Ayşegül Güleç güler yüzlü
AYŞEM: (AR-TR) Ayşe + m (Benim Ayşem)
AYŞEN: (TR) Ay gibi neşeli parlak ve aydınlık
AYŞIN/ AYŞİN: (TR) Ay gibi aya benzeyen
AYTAÇ: (TR) Ay gibi taçlı
AYTEN : (TR)Ay gibi beyaz tenli
AYTÜL: (TR) Tül gibi şeffaf ve ince ay ışığı gibi parlak
AZİME: (AR) Azmeden yapmak için kesin kararlı / iri kemikli yapılı
AZİZE: (FAR) Onur sahibi yüce ermiş
AZRA: (AR) Bakire el değmemiş
ABYSS isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-12-2007, 12:33 AM   #23 (permalink)
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart

BADE: (FAR) Şarap içki.
BADEM: (FAR) Gülgillerden ülkemizin her bölgesinde yetişen ağaç. Bu ağacın yaş ve kuru yenen meyvesi.
BADİYE: (AR) Çöl kır.
BAĞDAGÜL: (TR) Değeri ölçülemeyen gül. Bağda yetişen gül.
BAĞDAT: (AR) İrak'ın başkenti.
BAĞIŞ: (TR) Bağışlanan şey ihsan. Sıçrayış atlama.
BAĞLAM: (TR) Cinsleri ayrı ya da birbirlerine yakın olan şeylerin bir arada bağlanmışı demet deste. Bir koşuttaki dörtlüklerin herbiri. Herhangi bir olayda olaylar durumlar ilişkiler örgüsü ya da bağlantısı. Dilbilgisinde önce veya sonra gelen kelimeyi etkileyen belirleyen birim ya da birimler bütünü.
BAHAR: (FAR) Kışla yaz arasındaki mevsim. 22 Mart'la Haziran arası ilkyaz. Güzellik güzel. Karanfil tarçın karabiber gibi kokulu şey.
BAHİRA: (AR) Kulağı yarık dişi deve veya koyun. Hayvan yavru doğurduğunda veya 5 yavru dişi olduğu zaman hayvanın kulağı kesilerek belirtilirdi.
BAHİRE: (AR) Işıklı parlak güzel. Dikenli ağaç. Açık apaçık. Çok koşan cins deve. Vapur.
BAHİSE: (AR) Söz eden bahseden.
BAKİYE: (AR) Şehvetli kadın.
BAHRİYE: (AR) Donanmaya ait (bkz. Bahri). Gönlü geniş cömert vaha gibi verimli.
BAHTINUR: (AR) Talihli şanslı yazgısı parlak.
BAHTİSER: (AR-FAR) Talihli şanslı iyi yazgılı. İşleri başından beri iyi giden.
BAHTİŞEN: (AR-FAR) Talihi kaderi kısmeti şen. (bkz. İkbal).
BAHTİYAR: (AR-FAR) Bahtlı talihli. Mesut mutlu.
BAKANAY: (TR) Gökyüzünde duran ay açık seçik.
BAKİNAZ: (FAR) Sürekli nazlanan çok nazlı.
BAKİYE: (AR) Ağlayan kadın. Hüzünlü kadın.
BAKYAZI: (TR) Sevilen bir olaydan sonra verilen ziyafet.
BALAHATUN: (TR) Üstün asil kanlı. Değerli soy mensubu.
BALCA: (TR) Bal damlası bal gibi.
BALDAN: (TR) Bal gibi tatlı şirin hoş.
BALGIN: (TR) Bala doymuş. Çok tatlı bal gibi.
BALHAN: (TR) Bal+ Han. Hazar denizi sahilinde bir dağ silsilesi.
BALIM: (TR) Kardeş. Çok sevgili samimi arkadaş.
BALIN: (TR) (bkz. Balım).
BALKI: (TR) Parıltı ışık. 2. Güzel parlak süslü. Şimşek.
BALKIZ: (TR) Şirin tatlı hoş. Belkıs adının bir başka söyleniş biçimi.
BANU: (FAR) Kadın hatun hanım. Kraliçe prenses. Gelin. Şarap ve gül suyu gibi şeylerin şişesi.
BANUHAN: (FAR) (bkz. Banu).
BARÇIN: (TR) Bir tür ipekli kumaş.
BARİKA: (AR) Şimşek yıldırım parıltısı.
BASİRET: (AR) Göz açıklığı inceden inceye etraflı derin görüş. Ön görüş seziş.
BASRİYE: (AR) Gören görme ile ilgili görebilmek.
BAŞAK: (TR) Tahıl tanelerini taşıyan kısım Buğday başağı. Hasattan artakalan şey. Okun uç kısmındaki sivri demir.
BAŞAY: (TR) Birinci ilkay.
BAYÇA: (TR) Zengin varlıklı.
BAYLAN: (TR) Nazlı şımarık. Saygınsevilen.
BEDEL: (AR) Değer kıymet. Bir şeyin yerine verilen yerini tutan şey karşılık.
BEDİA: (AR) Yüksek estetik değerde sanat eseri. Beğenilen ve takdir edilen şey. Eşi az bulunur güzellikte. Ülkü ideal.
BEDİHE: (AR) Düşünmeden birden bire söylenen güzel söz. Başlangıç.
BEDİNUR: (AR) (bkz. Bedi).
BEDİRAN: (FAR) İşleri kötü idare eden. Çapkın kadın.
BEDRAN: (FAR) Sert başlı at. Daima. Hoş latif yakışıklı.
BEDREKE: (FAR) Yol gösteren kılavuz.
BEDRİYE: (AR) Ay gibi. Ay kadar güzel. Ay'a ait.
BEGÜM: (FAR) Kadın hükümdar prenses.
BEHİCE: (AR) Şen güzel güleryüzlü kadın.
BEHİRE: (AR) Güzel kadın. Soylu kadın.
BEHİYE: (AR) (Beha kökünden) Güzel kadın.
BEHNANE: (AR) Güleryüzlü iyi huylu ve daima gülen kadın.
BEHRA: (FAR) Onun için ondan dolayı.
BEHREM: (AR) Asfur çiçeği kırmızı gül.
BEKRİYE: (AR) Her şeyin evveli ilk çocuk. Genç ve taze kız. Dişi deve yavrusu.
BELEN: (TR) Dağ beli dağın aşılacak yeri dağlık yer.
BELGİN: (TR) Alamet nişan marka. Tam ve kesin olarak belirlenmiş sarih.
BELİK: (TR) Saç örgüsü.
BELİN: (TR) Gözlerini açıp baka kalmış şaşkın.
BELKIS: (AR) Müslümanların seba melikesine verdikleri isim.
BENAN: (AR) Parmaklar parmak uçları. Parmakla gösterilecek kadar güzel
BENDE: (FAR) Bağlanmış kimse tutsak. Kul köle. Yürekten bağlı. Büyük aşkla seven.
BENGİ: (TR) Sonu olmayan hep kalacak olan sonsuz ebedi.
BENGİSU: (TR) İnsana ölmezlik verdiğine inanılan su / Abıhayat
BENGÜ: (TR) Ebedi sonu olmayan.
BENGÜL: (TR) Üzerinde benekler bulunan gül
BENNA: (AR) Yapı yapan mimar kalfa dülger.
BENSU: (TR) Su gibi aziz benlik
BERAY. (TR) Ayın en ışıltılı en parlak hali
BERCA: (FAR) Yerinde tam doğru ve uygun.
BERCESTE: (FAR) Seçilmiş beğenilmiş. Güzel hoş latif.
BERCİS: (AR) Müşteri yıldızı Jüpiter gezegeni. Sütü çok olan deve.
BERÇİN: (FAR) Toplayıcı.
BEREKET: (AR) Bolluk. Saadet mutluluk Allah vergisi.
BERFİN: (FAR) Kardan yapılmış. Tertemiz kar gibi beyaz.
BERGÜZAR: (FAR) Hediye hatıra andaç.
BERGÜZİN: (FAR) Seçkin beğenilmiş makbul.
BERİA: (AR) Olgunluk ve güzelliğiyle akranlarından üstün olan sevgili.
BERİL: (AR) Arınmış aklanmış. (TR) Mücevher olarak kullanılan bir maden.
BERİRE: (AR) İhsan ve yardım sahibi.
BERMAL: (FAR) Dağ tepesi doruk.
BERNA: (FAR) Genç delikanlı yiğit.
BERRA: (AR) Doğru sözlü hayır işleyen kimse.
BERRAK: (AR) Duru saf nurlu. Şimşek parıltı. Kulağa hoş gelen ses.
BERRİN: (FAR) Yüksek yüce.
BERŞAN: (FAR) Ümmet. Bir peygamberin din ve kitabını kabul eden onaylayan kimse.
BERŞE: (TR) Hep bütün çok.
BESAMET: (AR) Güleryüzlülük şenlik.
BESİME: (AR) Güleryüzlü güleç.
BESTE: (FAR) Kapalı bağlı bağlanmış. Müzikte şarkının makam ve ahengi.
BEŞARET: (AR) Müjde muştu iyi haber. Güler yüzlülük gülümseme.
BEŞİRE: (Ar.) Müjde getiren müjdeci. Güleryüzlü güleç hanım
BETİGÜN: (TR) Gün gibi aydınlık yüzlü.
BETİK: (TR) Yazılı olan şey yazılmış yapıt.
BETİM: (TR) Bir nesnenin kendine özgü belirtilerini tam ve açık bir biçimde söz ya da yazıyla anlatma tasvir. Herhangi bir şeyin resmi ya da heykeli.
BETÜL: (AR) Bakire. Erkekten çekinen erkeklere yaklaşmayan namuslu kadın. Ayrı kök salan fidan.
BETÜLAY: (bkz. Betül).
BEYAN: (AR) Bildirme söyleme açıklama. Belli apaçık.
BEYAZ: (AR) Ak en açık renk. Aydınlık. Deri rengine göre bir insan ırkı.
BEYDA: (AR) Tehlikeli yer. Sahra çöl.
BEYHAN: (TR) Hükümdarların üstünü. Seçkin han.
BEYTİYE: (AR) Eve ait evle ilgili.
BEYZA: (AR) Daha ak çok beyaz. Günahtan kaçınmış. Günahla kirlenmemiş.
BEZEN: (TR) Süs benek zinet.
BEZMİ ALEM: (AR) Dünya meclisi sohbet toplantısı.
BİDAYET: (AR) Başlama başlangıç.
BİGE: (TR) Evlenmemiş çouğu olmamış.
BİHRUZ: (FAR) İyi gün güzel gün anlamında.
BİHTER: (FAR) Pek iyi daha iyi.
BİHTERİN: (FAR) En iyi pek iyi.
BİKE: (TR) Benzersiz eşsiz.
BİLAY: (TR) Ay gibi asil ol.
BİLEN: (TR) Bilgili görgülü anlayışlı.
BİLGE: (TR) Bilgili iyi geniş derin bilgi sahibi kimse.
BİLGEN: (TR) (bkz. Bilge).
BİLGİNUR: (TR-FAR) Bilginin ışığı bilginin aydınlığı.
BİLGÜN: (TR) (bkz. Bilgin).
BİLLUR: (AR) Bazı cisimlerin tabi olarak aldıkları geometrik şekil. Duru berrak kesme cam kristal. Necef taşı. (Mecazi anlamı) Temiz pırıl pırıl insan.
BİLSEN: (TR) Kendini bil.
BİLUN: (*) Yarım Ay
BİNAY: (TR) Bin tane ay çok kuvvetli ışık.
BİNHAN: (TR) Hanların hanı.
BİNNAZ: (TR) Nazlı. Cilveli.
BİNNUR : (TR) Nurla özdeşleşmiş. Bin tane nur.
BİRAY: (TR) Ay gibi tek eşsiz.
BİRCE: (TR) Tek eşsiz biricik.
BİRCİS: (AR) Gezegen Jüpiter müşteri yıldızı bercis.
BİRGÜL: (TR) Bir tane tek gül. Kıymetli gül.
BİRHAN: (TR) Tek yönetici.
BİRİCİK (TR) Tek bir tane emsalsiz
BİRİM: (Fars.) Bir tanem biriciğim.
BİRKE: (AR) Büyük havuz. Gölcük. Göğüs.
BİRSEN: (TR) Sadece sen tek sen.
BİRSEV: (TR) Tek sevgili.
BİRSİN: (AR) Yonca. (TR) Bir tanesin.
BİRSU: Özel bir su biricik su gibi
BİTENGÜL: (TR) Güllerin bitmesi.
BUCAK: Genellikle geniş verimli bakımlı alanlara verilen ad (Köşe bucaktaki anlamı gibi)
BUHAYRA: (AR) Küçük deniz. Mısır'ın kuzeybatısında bir şehir.
BUKET: (FAR) Çiçek demeti.
BUKLE: (FAR) Kıvrılmış küçük lüle şeklinde saç.
BURCU: (TR) Güzel koku.
BURÇAK: (TR) Baklagillerden taneleri yemiş olarak kullanılan bir bitki.
BURÇİN: (TR) Dişi geyik.
BUSE: (FAR) Öpüşmek öpmek.
BÜKLÜM: (TR) Bükülmüş kıvrılmış şeylerin oluşturduğu halka.
BÜLBÜL: (AR) Sesinin güzelliğiyle ünlü ötücü kuş. Sesi çok güzel olan kimse.
BÜLENT: (FAR) Yüce yüksek ala ulu.
BÜRGE: (TR) Bir yerde duramayan canlı taşkın kimse.
BÜRKE: (AR) Martı. Havuz gölcük.
BÜŞRA: (AR) Müjde sevinçli haber.
BÜTE: (TR) Fidan.
BÜTEYRA: (AR) Güneş. Sabah.
ABYSS isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-12-2007, 12:33 AM   #24 (permalink)
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart

CABİRE: (AR) Cebreden zorlayan. Galip gelen. Aziz ve kuvvetli olan.
CABİYE: (AR) Hazine (bkz. Semahat). Şam'ın güneybatısında Çavlan'da bir yer. Havuz.
CAHİDE: (AR) Cehdeden elinden geldiği kadar çalışan.
CAİZE: (AR) Armağan hediye. Yol yiyeceği azık. Eski şairlere yazdıkları methiyeler için verilen bahşiş.
CALİBE: (AR) Kendine çeken celbeden çekici.
CANAL: (TR) Gönül al. Kendini sevdir sevilen biri ol.
CANAN: (FAR) Sevgili gönül verilmiş sevilen kadın.
CANAY: (TR) Ay gibi temiz saf parlak kimse.
CANDAN: (TR) Samimi içten kalbi. Yakınlık belirten davranış.
CANEL: (TR) İçten uzatılan el dostluk eli.
CANFEDA: (FAR) Canını veren özverili kimse.
CANFEZA: (FAR) Can artıran cana can katan.
CANGÜL: (TR) Gül gibi canlı. Güzel temiz kimse.
CANİPEK: (TR) Yumuşak huylu (kimse).
CANNUR: (TR) Özü aydınlık nurlu kimse.
CANRUBA: (FAR) Gönül alan sevgili.
CANSEL: (TR) Hayat veren su. Can ve sel kelimelerinden birleşik isim.
CANSEN: (TR) Sen cansın sevilensin.
CANSER: (TR) (bkz. Can).
CANSES: (TR) (bkz. Canser).
CANSET: (TR) Küçük kraliçe prenses.
CANSEVER: (TR) (bkz. Cansın).
CANSIN: (TR) Canım gibisin canımsın.
CANSU: (TR) Hayat veren su tazelik. Sevgili sevimli.
CANSUN: (TR) (bkz. Cansu).
CAVİDAN: (FAR) Daimi kalacak olan sonrasız ebedi.
CAVİDE: (FAR) (bkz. Cavidan).
CEBİRE: (AR) Zorlamak. Düzeltme onarma.
CELİLAY: (AR-TR) Ulu yüce ay.
CELİLE: (AR) Büyük ulu.
CEMİLE: (AR) Güzel kadın. Gönül almak amacıyla yapılan davranış.
CEMİNUR: (AR) Işık nur topluluğu çok nurlu aydınlık kimse.
CEMRE: (AR) Ateş. Kor halinde ateş. Şubat ayında azar azar artan sıcaklık.
CENAN: (AR) Kalb yürek gönül.
CENNET: (AR) Uçmak. Bahçe. Çok ferah ve havadar yer. Firdevs. Allah'a inanan günah işlememiş veya günahlarından temizlenmiş olanların gireceği yer.
CEREN: (TR) Ceylan.
CESARET: (AR) Yüreklilik korkusuzluk
CEVHER: (AR) Öz maya. Başlı başına kendiliğinden olan. Tıynet cibilliyet soydan gelen haslet tabii istidat. Kıymetli taş. Ebcet hesabında yalnız noktalı harfleri hesaplamaya dayanan tarih düşürme şekli. Kılıç namlusuna yapılan menevişli süs.
CEVRİYE: (AR) Haksızlık. Eza cefa eziyet gadir zulüm sitem.
CEYDA: (AR) Uzun boyunlu ve güzel.
CEYDAHAN: (bkz. Ceyda).
CEYHAN: (TR) Güney Anadolu'da Toroslar'dan doğan ve Akdeniz'e dökülen nehir.
CEYLA: Olağanüstü güzel gözlü
CEYLAN: (TR) Hızlı koşan biçimli bacakları olan ve güzel gözleriyle tanınan bir gazel cinsi.
CEZLAN: (AR) Mutlu.
CEZMİYE: (AR) Cezm ile ilgili. Kesin karar ve niyete ait. Kesmek.
CİHAN: (FAR) Dünya alem kainat yeryüzü yerküresi.
CİHAN BANU: (FAR) Dünyaca tanınmış kadın.
CİHANDİDE: (FAR) Dünyayı gezip görmüş.
CİHANEFRUZ: (FAR) Dünyayı parlatan aydınlatan.
CİHANFER: (FAR) Cihanı dünyayı aydınlatan nurlu ışıklı.
CİHANGÜL: (FAR) (bkz. Cihan).
CİHANNUR: (FAR) Dünyayı aydınlatan nurlu ışıklı.
CİHANSER: (FAR) Cihan'ın başı.
CİHANSUZ: (FAR) Cihan yakan.
CİLVE: (AR) Hoşa gitmek için yapılan davranış. İşve naz.
CİNAN: (AR) Cennetler.
CİRYAL: (AR) Bir nevi kırmızı boya. Altının kırmızılığı. Temiz renk. Saf.
CUDİYE: (AR) Cömert eli açık. İyilik severlikle ilgili. Dicle nehri kıyısında bir dağ. Nuh'un gemisinin tufandan sonra bu dağın üzerinde durduğu söylenir.
CÜMANE: (AR) Tek inci anlamında.
ÇAĞILI: (TR) Çağla ilgili. Çakıl. Çağla.
ÇAĞIN: (TR) Yıldırım şimşek.
ÇAĞLA: (TR) Olgunlaşmamış meyve bazı meyvelerin olgunlaşmadan henüz yeşilken yenen hali.
ÇAĞLAR: (TR) Çağlayan şelale.
ÇAVLAN: (TR) Büyük çağlayan.
ÇELGİN: (TR) Yaralanarak kaçan av hayvanı.
ÇEMAN: (FAR) Salına salına yürüyen. Nazlı sevgili.
ÇEMENZAR: (FAR) Otlak. Çimenlik.
ÇEŞMİAHU: (FAR) Ahu gözlü kadın ceylan gözlü güzel.
ÇEŞMİNAZ: (FAR) Süzerek bakma bakış. Nazlı nazlı bakan göz. Güzel gözlü sevgili.
ÇEŞPAN: (FAR) Layık uygun münasip yakışır.
ÇINAY: (FAR) Soylu ay ayın en parlak zamanı.
ÇIRAĞ: (FAR) Meşale ışık kandil.
ÇİÇEK: (TR) Bitkilerin üreme unsurlarını ihtiva eden renkli veya beyaz renkte açan çok defa kokulu sonradan meyve veya tohum haline gelen kısımları.
ÇİĞDEM: (TR) Zambakgillerden soğanlı otsu çeşitli renklerde çiçek açan kır bitkisi.
ÇİLAY: (TR) Ayın üzerinde beliren açık renk lekeler.
ÇİLER: (TR) Güzel öten güzel ötüşlü
ÇİNEL: (TR) Doğru dürüst namuslu kimse.
ÇİRAY: (FAR) Yüz çizgileri yüz güzelliği. Beniz yüz. İnsan resmi.
ÇİSEMTR) Çiseleyen yağmur
ÇOLPAN: (TR) Çoban yıldızı. Zühre venüs.
ABYSS isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-12-2007, 12:33 AM   #25 (permalink)
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart

DAHİYE: (AR) Üstün zeka sahibi.
DALAY: (TR) Deniz.
DALYA: (TR) Yıldız çiçeği.
DAMLA: (TR) Bir sıvıdan ayrılarak düşen parça halinde küçük miktar katre.
DEFİNE: (AR) Yere gömülmüş kıymetli eşya. Kıymet ve değeri olan kimse veya mal.
DEFNE: (YUN) Akdeniz ikliminde yetişen yapraklan sert ve üst yüzleri parlak açık sarı çiçek ve güzel kokan defnegillerden bir ağaç.
DELFİN: (YUN) Yunus balığı.
DELİSTAN: (TR) İlkbaharda birdenbire kabarmış bahçe. Gelişmiş içinde her türden bitki bulunan karışık bahçe.
DEMET: (TR) Bağlanarak oluşturulan deste. Biçilip bağlanmış ekin. Bir kaynaktan çıkan ışıkların meydana getirdiği ışık destesi hazne.
DENİZ: (TR) . Büyük su kütlesi. Büyük su kütlesindeki dalgalanma.
DERYA: (FAR) Deniz büyük nehir.
DERYAB: (FAR) Akıllı anlayışlı.
DERYACE: (FAR) Küçük deniz. Göl.
DERYADİL: (FAR) Gönlü geniş herşeyi hoş gören.
DERYANUR: (FAR-AR) Nur denizi deryası.
DESEN: (FR) Renksiz çizim. Kumaş şekli.
DESTAN: (FAR) Hikaye kıssa. Hile mekr tenvir.
DESTE: (FAR) Demet tutam takım. Kabza tutacak yer.
DESTEGÜL: (FAR) Gül demeti destesi.
DEVA: (AR) İlaç. Çare tedbir.
DİBA: (FAR) Alacalı ipek kumaş. Atlas.
DİBACE: (FAR) Kitabın başlangıç kısmı önsöz. Kitapların süslü sayfaları.
DİCLE: (TR) Yakındoğu'nun Türkiye'den doğan ve Mezopotamya'dan Basra Körfezine dökülen nehirlerden biri.
DİDAR: (FAR) Yüz çehre. Görme görüşme. Görüş kuvveti. Açık meydanda.
DİDE: (FAR) Göz. Gözcü. Gözbebeği. Gözucu.
DİDEM: (FAR) Gözüm.
DİLAN: (FAR) Gönüller yürekler.
DİLARA: (FAR) Gönül alan gönül kapan gönül okşayan gönlü dinlendiren. Bugün elde örneği olmayan eski Türk mürekkep makamlarından biri.
DİLAVİZ: (FAR) Gönlün takıldığı gönüle takılan.
DİLAY: (FAR) Gönlü aydınlatan ay.
DİLBAZ: (FAR) Gönül eğlendiren. Güzel söz söyleyen. Yüze hoş görünen.
DİLBER: (FAR) Gönül alıp götüren güzel.
DİLBERAN: (FAR) Dilberler güzeller.
DİLBERAY: (FAR+TR) Ay gibi güzel kadın.
DİLBESTE: (FAR) Gönül bağlamış aşık.
DİLDAR: (FAR) Birinin gönlünü almış sevgili.
DİLDEREN: (FAR) Sevgi toplayan gönül alan beğenilen.
DİLEFRUZ: (FAR) Gönül aydınlatan. (bkz. Dilfüruz).
DİLEK: (TR) Dilenen şey arzu istek. İsteme arzu etme dileme.
DİLEM: (FAR) Gönül ilacı.
DİLFERAH: (FAR) Gönlü ferah sevinçli.
DİLFEZA: (FAR) Gönlü genişleten gönlü artıran.
DİLFÜRUZ: (FAR) Gönüle ferahlık veren sevindiren.
DİLKESTE: (FAR) Gönül çekici.
DİLMEN: (FAR) Güzel. Güzel dil bilen konuşan söz söyleyen.
DİLNUR: (FAR) Gönlü nurlu.
DİLRAH: (FAR) Gönül yolu.
DİLRUBA: (FAR) Gönül kapan gönül alan. Tahminen 2 asırlık bir makam.
DİLSUZ: (FAR) Gönül yakan yürek yakıcı.
DİLŞAD: (FAR) Gönlü hoş sevilmiş.
DİLŞÜKUFE: (FAR) Gönül çiçeği.
DİRAHŞAN: (FAR) Parlak parlayan.
DİRAYET: (AR) Zeka bilgi kavrayış.
DOĞA: (TR) Tabiat.
DOĞANNUR: (TR) Nurun doğması.
DOYUM: (TR) Ganimet almış.
DÖNDÜ: (TR) Henüz evlenmemiş kız. Örfte devamlı erkek çocuğu olan ailenin son doğan çocuğu kız olursa döndü adını koyarlardı.
DÖNE: (TR) Karşı ziyarette bulunma. (bkz. Döndü).
DUCİHAN: (FAR) İki cihan dünya ve ahiret.
DUDU: (FAR) Hanım küçük kardeş. Papağan tuti. Bir papağan cinsi.
DUHA: (AR) Kuşluk vakti.
DUHTER: (FAR) Kerime kız.
DURANAY: (TR) Ayın en uzun süre gökyüzünde kaldığı zaman.
DURNA: (TR) Bir cins kuş. Turna.
DURSALİHA: (TR-AR) Erkek çocuğu olmayan ailelerin en son doğan kız çocuklarına verdikleri ad.
DURU: (TR) Saf berrak.
DURUGÜL: (TR) Temiz saf gül.
DUYGU: (TR) His. Duyulan işitilen hissedilen şey.
DUYSAL: (TR) Duymakla hissetmekle ilgili olan.
DÜRDANE: (FAR) İnci tanesi. Sevgili kıymetli.
DÜREFŞAN: (FAR) İnci serpen. İnci gibi söz söyleyen ağız.
DÜRİYYE: (AR) İnci gibi parlayan parlak. Parıltılı yıldız.
DÜRNUR: (FAR.) İnci ışığı.
DÜRRE: (AR) İnci tanesi.
DÜRVEŞ: (FAR) İnci gibi.
DÜZEY: (TR) Seviye.
DÜZGÜN: (TR) Girintisi çıkıntısı pürüzü olmayan. Düzeltilmiş tesviye edilmiş. İyi düzen verilmiş. İntizamlı nizamlı. Yolunda rayında.
ABYSS isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-12-2007, 12:34 AM   #26 (permalink)
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart

EBER: (AR) Hayırlı şerefli faziletli.
EBRU: (FAR) Kaş. Bulut renginde buluta benzer bulut gibi dalgalı bulutlu. Kağıt üzerine kendine has usulle yapılan mermer damarları gibi dalgalı şekilli süsleme. Ciltçilikte ve hat sanatında kullanılır.
EBYAR: (AR) Pek ak pek beyaz.
ECE: (TR) Baş reis. Kraliçe. Ana. Yaşlı kadın.
ECEGÜL: (TR) (bkz. Ece).
ECEHAN: (TR) (bkz. Ece).
ECEM: (TR) Kraliçem benim sultanım
ECHER: (AR) Son derece güzel kadın.
ECMEL: (AR) En güzel en yakışıklı.
EDA: (AR) Naz cilve. Kurum caka. Alınan şeyi geri ödeme. Bir vazifeyi yerine getirmek.
EDAGÜL: (TR) (bkz. Eda).
EDİBE: (AR) Edepli terbiyeli zarif nazik. Edebiyatla uğraşan kimse.
EDVİYE: (AR) Devalar ilaçlar çareler.
EFDAL: (AR) Çok faziletli yüksek derecede. Tercihe şayan.
EFHEM: (AR) Çabuk anlayan. Zihni açık olan. Daha ulu çok büyük şeref sahibi.
EFİDE: (AR) Yürekler kalpler gönüller.
EFİL: (TR) Rüzgar dalgalanma.
EFRAZ: (FAR) Kaldıran yükselten.
EFRUG: (FAR) Parıltı ışık. Nur.
EFRUZ: (FAR) Şule parıltı. Aydınlatan parlatan. Tutuşturan yakan. Gösterişli güzel.
EFSANE: (FAR) Asılsız hikaye. Masal boş söz saçma sapan lakırdı. Dillere düşmüş maşhur olmuş hadise.
EFSER: (FAR) Taç. Subay.
EFSUN: (FAR) Efsun büyü sihir gözbağcılık (bkz. Füsun).
EFŞAN: (FAR) Eklendiği kelimelere "saçan dağıtan" manası verir. Gülefşan: Gül saçan. Nurefşan: Nur saçan gibi.
EFTALYA: Bir dönemin ünlü gayrimüslim ses sanatçısı Denizkızı Eftalya'dan
EFZA: (FAR) Artmak çoğalmak.
EGE: (TR) Bir çocuğu koruyan işlerine bakan ve her halinden sorumlu olan. Yaşça büyük ulu. Sahip.
EGENUR: (TR) (bkz. Ege).
EKİM: (TR) Toprağa ürün ekme işi. Yılın onuncu ayı.
EKİN: (TR) Ekilmiş tahılın sürmüşü tarlada bitmiş tahıl. Kültür.
ELA: (AR) Sarıya çalan kestane rengi göz rengi.
ELANUR: (AR) (bkz. Ela).
ELÇİN: (TR) Deste / Demet / Bir kerede ele alınabilecek kadar az olan nesne
ELFİDA: (AR) Feda etme gözden çıkarma verme.
ELHAN: (AR) Nağmeler ezgiler.
ELİF: (AR) Arap alfabesinin ilk harfi. Ebced hesabında değeri birdir. Müzikte "la" notasını ifade için kullanılırdı. Ülfet eden dost tanıdık. Alışmış alışkın alışık.
ELİFE: (AR) (bkz. Elif).
ELMAS: (YUN) Bilinen kıymetli taş. Pek sevgili ve kıymetli. Billurlaşmış saf ve şeffaf karbon. Ucunda sivri bir elmas parçası bulunan ve cam kesmekte kullanılan alet.
ELVAN: (AR) (Levn'ler) Renkler çok renkli polikrom. Çeşitli güzel kokuları tanımlamak için de kullanılır.
ELVİDA: (AR) Allah'a ısmarladık. Allah'a emanet olun yollu ayrılık hitabı ( el-Veda).
EMEL: (AR) Ümit. Şiddetli arzu hırs tamah. Uzun zamanda gerçekleşebilecek arzu. İnsan ömrünün yetmeyeceği hülyalar kuruntular.
EMİNE: (AR) Gönlü emin kalbinde korku olmayan. (Arapça'daki Amine kelimesinin Türkçeleştirilmiş şeklidir. )
EMİRE: (AR) Bir kavmin bir şehrin başı. Büyük bir hanedana mensup kimse.
EMRİYE: (AR) Emirle ilgili.
ENFES: (AR) Çok güzel en güzel.
ENHAR: (AR) Irmaklar çaylar. Cennetlerin altlarından akan ırmaklar.
ENİSE: (AR) Dost arkadaş. Yar sevgili.
ERÇİN: (FAR) Merdiven basamak.
ERDA: (AR) Beyaz karınca.
ERDEMAY: (TR) Faziletli ay.
ERDİBİKE: (TR) Olgunluğa erişmiş deneyimli kadın.
ERENGÜL: (TR) Eren ve gül isimlerinden birleşik.
ERGE: (TR) Şımarık nazlı.
ERİBE: (AR) Akıllı zeki kimse.
ERİKE: (AR) Taht.
ERMA: (AR) Çok güzel ve cilveli olan.
ERVİN: (FAR) Tecrübe sınama deneme. Şeref ve itibar.
ESENGÜL: (TR) Canlı dipdiri renkleriyle yeni açan güzel gül.
ESER: (AR) Nişan alamet iz. Etki tesir. Yok olmuş bir nesneden kalma parça. Bir kişinin ortaya koyduğu mahsul telif. Hadis hadis ilmi. İmal icat.
ESİN: (TR) Rüzgar sabah rüzgarı. İlham çağrışım.
EŞLEM: (AR) En selamatli en emin en doğru yol. Kendisini bütünüyle Allah'ın dinine adamış.
ESMA: (AR) Adlar. Kulaklar işitme.
ESMAHAN: (bkz. Esma).
ESMAN: (AR) Bedeller kıymetler değerler.
ESME: (TR) Esmek fiili.
ESMER: (AR) Siyah kara.
ESMERAY: (AR-TR) Siyah ay buğday renkli karayağız.
ESRA: (AR) Daha hızlı daha çabuk en çabuk.
ESVED: (AR) Siyah kara.
EVİN: (TR) Tohum tane öz cevher.
EVLA: (AR) Daha uygun daha layık daha iyi üstün. Hayırlı amel.
EVNUR: (TR) (bkz. Evdegül)
EVRA: (FAR) Hisar.
EVŞEN; (TR) Hafif / Şen olan ev gibi de tanımlanabilir
EYLÜL: (AR) Sonbahar'ın ilk ayı.
EYŞAN: (TR) Şanlı güzel güzelliği ile ünlü
EZAMET: (AR) (bkz. Azamet). Büyüklük ululuk. Çalım kıvrım.
EZFER: (AR) Güzel kokulu.
EZGİ: (TR) Belli bir kurala göre yaratılan ve kulakta haz uyandıran nota dizimi. Makamla söylenen manzum söz. Beste.
EZRA: (AR) Pek fasih sözü düzgün adam. Beyaz kulaklı siyah at.
EZRAK: (AR) Mavi gözlü. Gök rengi saf ve temiz su.
ABYSS isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-12-2007, 12:34 AM   #27 (permalink)
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart

FADİLE: (AR) Faziletli fazilet sahibi. Erdemli üstün.
FADİME: (TR) (bkz. Fatma).
FAHAMET: (AR) Fahimlik ululuk. İtibar kıymet değer.
FAHİME: (AR) Akıllı anlayışlı kavrayışlı. Ulu büyük sayan.
FAHİRE: (AR) Övünülecek iftihar edilecek. Şerefli kıymetli. Parlak mükemmel.
FAHRİYE: (AR) Bir karşılık beklemeden yalnızca şeref ve iftihar vesilesi olarak kabul edilen iş. (İş sıfat unvan). Fahri üye; maaşsız ücretsiz veya kurum için gurur kaynağı olan kişi.
FAHRUNNİSA: (AR) Çok övünen şanlı şerefli onurlu kadın.
FAİKA: (AR) Üstün seçkin yüksek ileri. Mümtaz manevi olarak üstün olan.
FAİZA: (AR) Fevz bulan muradına ulaşan başarı kazanan.
FATİNE: (AR) Zeki anlayışlı. Zihni açık kavrayışlı. Uyanık.
FATIMA / FATMA: (AR) Sütten kesilmiş. Kendisi ve zürriyeti cehennemden uzak kılınmış.
FATMAGÜL: (AR) (bkz. Fatma).
FATMANUR: (AR) (bkz. Fatma).
FAYİHA: (AR) Çiçek veya meyve kokusu. Güzel kokulu nesne.
FAZILA: (AR) Faziletli fazilet sahibi.
FAZİLET: (AR) İnsanda iyilik etmeye ve fenalıktan çekinmeye olan devamlı ve değişmez yetenek güzel vasıf. Kişiyi ahlaklı ve iyi hareket etmeye yönelten manevi kuvvet. İnsanın yaratılışındaki iyilik iyi huy erdem.
FECRİYE: (AR) Sabaha karşı güneş doğmadan önce ufkun gündoğusu tarafından görülen aydınlığı tanyerinin ağarması.
FEHAMET: (AR) (bkz. Fahamet).
FEHİME: (AR) Zeki anlayışlı pek çok anlayan.
FEHMİYE: (AR) Zeki anlayışlı pek çok anlayan.
FERAH: (Ar) Gönül açıklığı. Sevinç scvinme.
FERAHENGİZ: (FAR) Ünlü bir çeşit lale.
FERAHET: (FAR) Şan ve şeref.
FERAHFEZA: (AR-FAR) Ferah artıran. Türk müziğinin birleşik makamlarından. Meşhur bir lale türü.
FERAHNA: (FAR) Bolluk genişlik. Geniş yer.
FERAHNAK: (AR-FAR) Sevinçli. Türk müziğinin birleşik makamlarından.
FERAHNAZ: (FAR) Nazlı kız.
FERAHŞAN: (AR-FAR) Sevinç veren. Ferah saçan.
FERASET: (AR) Anlayışlılık çabuk seziş.
FERAY: (FAR) Aydınlık parlak ay canlılık süs zinet.
FERDA: (FAR) Yarın. Gelecek zaman ati. Ahiret öbür dünya.
FERDANE: (AR) Tekli yalnız.
FERDİYYE: (AR) Fertle ilgili ferde has tek başına yapılan.
FERHUNDE: (FAR) Mübarek mesut meymenetli kutlu uğurlu
FERİDE: (AR) Tek eşsiz eşi olmayan kıyas kabul etmez ölçüsüz üstün. Kendi iradesiyle hareket eden kibirli gururlu kimse.
FERMA: (FAR) Emreden buyuran. Amir.
FERZAN: (FAR) İlim ve hikmet.
FERZANE: (FAR) Alim bilgin seçkin. Benzerlerinden akranlarından ileride. Hakim düşünür.
FESAHAT: (AR) Açıklık duruluk.
FETANET: (AR) Zihin açıklığı zihnin yaratılıştan bir şeyi çabuk ve iyi kavraması.
FETHİYYE: (AR) Fethe mensup. Fetih hakkında yazılan kaside.
FEVZİYE: (AR) Kurtuluşla ilgili. Zafere ait. Galip gelen üstün olan.
FEYZA: (AR) Suyun taşıp akması. Bolluk çokluk verimlilik fazlalık gürlük ilerleme çoğalma. İlim irfan. Feyz ile dolu olan.
FEZA: (AR) Ucu bucağı bulunmayan boşluk. Dünyanın sonsuz olan genişliği sema.
FEZZAN: (AR) Büyük Sahra'da Trablus ülkesinin güneyinde bir ülke.
FİDE: (YUN) Bahçıvanlıkta yastıklarda tohumdan yetiştirilip başka yerlere dikilmek için hazırlanan sebze veya körpe çiçek.
FİGEN: (FAR) Atıcı yıkıcı düşürücü. Çiçek demeti / Gölge yapan gölge düşüren
FİKRİYE: (AR) Fikre ait fikirle ilgili düşünerek meydana getirilen şey.
FİLİZ: (AR) Bitkilerde yeni sürgün tohumdan çıkan yeni uçlar. Ocaktan çıkarılmış eritilmemiş ham maden cevher gümüş filiz. Betonarmede demirleri eklemek için bırakılan uzantılar. İnce taze ve güzel vücutlu.
FİRDEVS: (AR) Cennet . Bostan bahçe.
FİRUZE: (AR) Açık yeşil dağ yeşili ile gök mavisi arasında ve bal mumu parlaklığında kıymetli taş.
FİTNAT: (AR) Zihin açıklığı zeyreklik. Zihnin herşeyi çabuk anlayışı.
FULYA: (İTA) Nergisgillerden san renkte çiçeği keskin ve güzel kokulu bir bitki sarı soğançiçeği.
FUNDA: (TR) Kırcık yerlerde yetişen ve birçok çeşidi olan çalı.
FÜREYYA: (FAR) Parlak ışıltılı günler
FÜRUZAN: (FAR) Parlayıcı parlayan parlak.
FÜSUN: (AR) Büyü sihir. Şaşırtıcı güzelliğe sahip hayret verici derecede güzel.
ABYSS isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-12-2007, 12:34 AM   #28 (permalink)
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart

GALİBE: (AR) Muzaffer yenen. Güçlü kuvvetli kudretli hükmeden. Üstün baskın.
GAMZE: (AR) Süzgün bakış. Çene veya yanak çukurluğu.
GANİYE: (AR) Zengin kadın. Zengin kız. Çok hoş. Şarkıcı.
GANİME: (AR) Ganimet alan.
GANİMET: (AR) Savaş sonucu ele geçirilen mal para silah gibi :-):-):-):-)lar.
GARİBE: (AR) Yabancı acaib. Kimsesiz memleketinden uzak.
GAYE: (AR) Maksat meram. Netice son hedef.
GAZALE: (AR) Dişi geyik.
GAZİRE: (AR) Yumuşak mülayim. Tatlı nazik uysal.
GELİNCİK: (TR) Yazın kırlarda yetişen kırmızı ve büyük çiçekli bitki. Sansargillerden ince yapılı sivri çeneli küçük bir hayvan. Mezgitgillerden yılan balığına benzer eti sevilen bir balık.
GEYSU: (FAR) Uzun saç saç örgüsü zülüf.
GİZEM: (TR) Sır.
GONCA: (FAR) Henüz açılmamış gül tomurcuk.
GÖĞEM: (TR) Halk dilinde yeşile çalan mor.
GÖKBEN: (TR) Gökle ilgili uzay sema.
GÖKÇAY: (TR) (bkz. Gökçe) Kuzey Kafkasya da az tatlı su gölü.
GÖKÇE: (TR) Gökle ilgili göğe ait semavi. Mavi mavimsi. Güzel hoş. Gösterişli.
GÖKÇEN: (TR) (bkz. Gökçe).
GÖKKUŞAĞI: (TR) Düşmekte olan yağmur damlacıklarında güneş ışınlarının kırılıp yansımasıyla gökyüzünde oluşan yedi renkli kemer biçimindeki görüntü alkı.
GÖKMEN: (TR) Mavi gözlü ve sarışın kimse.
GÖKNİL: (TR) Gökyüzüne ait olan Gök + Nil olarak da düşünülebilir
GÖKSEL: (TR) Semavi gökçül karşılığı olarak kullanılan sözcük.
GÖKSEVİM: (TR) Sevimli gök.
GÖKSU: (TR) Türklerin birçok akarsuya verdikleri isim. Adana'dan gelerek Akdeniz'e dökülen Seyhan nehrinin önemli kollarından.
GÖKŞEN: (TR) Gökle ilgili aydınlık ışıklı gök.
GÖKŞİN: (TR) Gök gibi mavi gözlü / Sonsuz mavi derinlik.
GÖNENÇ: (TR) Refah hali mutluluk.
GÖNÜL: (TR) İnsanın manevi varlığının ifadesi inancı ve hislerinin kaynağı. İstek arzu heves niyet. Duygu his aşk.
GÖRGÜ: (TR) Bir topluluğa ait uyulması gereken nezaket kaideleri muaşeret adabı. Deneme tecrübe. Görmüş olma durumu görgü şahidi.
GÖRKEM: (TR) İhtişam gösteriş . Gösterişli heybetli.
GÖRSEL: (TR) Görmekle ilgili.
GÖZDE: (TR) Göze girmiş olan sevilen beğenilen benimsenen. Beğenilen kadın.
GÖZEN: (TR) Bir tür alageyik.
GÖZLEM: (TR) İzlenim gözlemek.
GÜFTE: (FAR) Söyleniş söylenmiş. Bir söz eserinin bestelenmiş bulunan manzum sözleri.
GÜHER: (FAR) Gevher cevher (bkz. Gevher).
GÜHERPARE: (FAR) Cevher parçası.
GÜL: (FAR) . Çiçek. Bilinen çiçek gül çiçeği gülağacı. Başına ve sonuna ek ve isimler getirilerek yeni isimlerin türetilmesinde kullanılan bir isimdir. (NazlıgülAyşegül GülayGülcan vb).
GÜLAFET: (FAR) Nefes kesen güzellikle. Gül ve âfet kelimesinden oluşmuş birleşik isim.
GÜLBAHAR: (FAR) Bahar gülü. Ebru sanatında kullanılan koyu kırmızı renkte toprak.
GÜLBANU: (FAR) Gülhanım. Gül gibi güzel kadın. Gül hatun.
GÜLBEDEN: (FAR) Zarif ince vücuda sahip.
GÜLBERK: (FAR) Gül yaprağı.
GÜLBEŞEKER: (FAR) Bir çeşit gül tatlısı.
GÜLBEYAZ: (FAR-TR) Beyaz gül.
GÜLBİN: (FAR) Gül kökü gül biten yer.
GÜLBİZ: (FAR) Gül serpen gül serpilmiş.
GÜLCİHAN: (TR) Dünyaya bedel gül.
GÜLÇE: (FAR) Gülcük küçük gül.
GÜLÇİN: (FAR) Gül toplayan gül devşiren.
GÜLDEHAN (FAR) Gül ağızlı ağzı gül gibi olan.
GÜLDEREN: (FAR-TR) Gül toplayan gül derleyen.
GÜLDESTE: (FAR) Güldemeti çiçek destesi. Türk müziğinde bileşik bir makam.
GÜLENAY: (TR) Devamlı gülen ayyüzlü kişi.
GÜLENDAM: (FAR) Gül endamlı gül boylu nazik güzel endam.
GÜLENNUR: (TR) Gülmesiyle etrafı aydınlatan ışık saçan kimse.
GÜLER: (TR) Gülen sevinçli handan.
GÜLFAM: (FAR) Gül renkli. Gül gibi kızıl olan.
GÜLGONCA: (FAR) Açılmamış gül.
GÜLGÜN: (FAR) Gül renkli gül renginde pembe.
GÜLHAN: (FAR) Gül evi ateşhane.
GÜLHANIM: (TR) İyi huylu nazik hanım. Gül yüzlü hanım.
GÜLHAYAT: (TR) Mutlu huzurlu bir hayat. Gül gibi güzel hayat.
GÜLİBAR: (TR) - Gül fırtınası. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GÜLİN: (TR) Güle ait olan gülden gelen.
GÜLİSTAN: (FAR) Gül bahçesi güllük. Azerbaycan'da Karabağ bölgesinde bir mevki.
GÜLİZAR: (FAR) Gül yanaklı. Al yanaklı. Türk musikisinde bileşik bir makam.
GÜLKIZ: (TR) Güle benzeyen kız.
GÜLLÜ: (TR) Gülü olan. Gül desenli (kumaş).
GÜLNAR: (FAR) Hisar kule.
GÜLNAME: (FAR) Sevgiliye yazılan mektup kaside.
GÜLNAR: (FAR) Nar çiçeği.
GÜLNAZ: (FAR) Gül yüzlü kadın. Gül gibi nazlı narin.
GÜLNİHAL: (FAR) Gül fidanı. Gül ağacı.
GÜLNUR: (TR-AR) Etrafına ışık saçan aydınlatan gül.
GÜLNÜŞ: (FAR) Güliçen. Gülle özdeşleşmiş gül gibi.
GÜLPERİ: (FAR) Gizli gül. Gül gibi peri gibi güzel.
GÜLRANA: (FAR) Güzel gül dışı sarı içi kırmızı renkte olan bir çeşit gül.
GÜLRİZ: (FAR) Gül saçan gül serpen. Meşhur bir çeşit lale.
GÜLRUHSAR: (FAR) Gül yanaklı.
GÜLSEREN: (TR) Gül toplayan gül dağıtan.
GÜLSEVİM: (TR) Sevimli güzel hoş görünüşlü gül.
GÜLSU: (TR) Gül renkli su taze su.
GÜLSUNA: (TR) Gül gibi çekici kadın. Güzel sevgili.
GÜLSÜM: (TR) Yuvarlak dolgun güzel yüzlü.
GÜLŞAH: (FA) Güllerin şahı.
GÜLŞEN: (FAR) Gülbahçesi gülistan gülizar
GÜLTANE / GÜLDANE: (TR) Yeni açmış gül gonca.
GÜLTEN: (FAR) Gül tenli gül vücutlu.
GÜLZAR: (FAR) Gülbahçesi gül tarlası.
GÜNAY: (TR) Gündüz gün aydınlığında ay.
GÜNEŞ: (TR) Çevresindeki sisteme ait gezegenlerin etrafında döndüğü ışık ve ısı yayan büyük gök cismi şems.
GÜNEY: (TR) Dört ana yönden biri.
GÜNSEL: (TR) Hızlı akan sel. Işık seli.
GÜRAY: (TR) Dolunay.
GÜZİDE: (FAR) Seçkin seçilmiş beğenilmiş.
GÜZİN: (FAR) Seçen seçilmiş seçkin beğenilmiş.
ABYSS isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-12-2007, 12:35 AM   #29 (permalink)
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart

HABİBE: (AR) Sevgili. Seven dost.
HABİNAR: (AR) Nar tanesi.
HACCE: (AR) Hacca giden Kabe'yi ziyaret eden hacı kadın. Bir çeşit akdiken.
HACER: (AR) Taş kaya.
HADİYE: (AR) Yenilene yardım eden yardımcı. Hidayet eden doğru yolu gösteren. Kılavuz rehber. Önde giden kimse. Mızrak ucu.
HADİCE / HATİCE: (AR) Vakitsiz erken doğan kız çocuğu.
HAFAZA: (AR) İnsanın yaptığı işleri yazmakla görevli melekler. Bekçiler.
HAFİDE: (AR) Kız torun.
HAFİZE: (AR) Allah'ın adlarındandır. Muhafaza eden saklayan esirgeyen koruyan. Kur'an'ı ezbere bilen ve usulüne uygun okuyan kimse.
HAKİKAT: (AR) Bir şeyin aslı ve esası mahiyeti. Gerçek doğru gerçekten doğrusu. Sadakat doğruluk bağlılık kadirbilirlik.
HAKİME: (AR) Her şeye hükmeden hikmet sahibi olan Allah. Hükmeden dava yargılama işine memur olan yargıç. Üstte bulunan. Hekim akıllı becerikli. Kadı vali amir hükümdar emir.
HAKİMİYET: (AR) Hakimlik amirlik üstünlük egemenlik. Sulta.
HALE: (AR) Ayın ve güneşin etrafında bazı zamanlarda görülen ışıklı halka ayla ağıl.
HALENUR: (AR) Hale+Nur.
HALİDE: (AR) Sonsuz daim ebedi. Bir yıldan çok yaşayan.
HALİME: (AR) Sakin sessiz. Tabiatı yavaş olan yumuşak huylu.
HALİSE: (AR) Hilesiz katkısız. Karışmamış katışıksız saf hilesiz. Temiz. Yalnız sadece.
HAMASET: (AR) Cesaret kahramanlık yiğitlik. Kahramanca şiir.
HAMDİYE: (AR) Allah'ı övmek. Allah'a şükretmek. Şükreden şükredici.
HAMİDE: (AR) Koru sönmediği halde alevi sönen ateş. Hamdeden şükreden kul.
HAMİYE: (AR) Himaye eden koruyan korucu. Kayıran kayırıcı.
HAMİYET(AR) Milli onur ve haysiyet. İnsanlık fazilet. İzzeti nefs.
HAMRA: (AR) Daha pek çok kızıl kırmızı
HANDAN: (FAR) Gülen gülücü. Güler yüzlü sevimli.
HANDE: (FAR) Açılış açılma. Gülme gülüş.
HANDEGÜL: (FAR) Gülün açması.
HANİFE: (AR) Allah'ın birliğine inanan. İslam inancına sıkı ve samimi olarak bağlanan.
HANIM: (TR) Kadınlar için kullanılan saygı sözü. Eş karı zevce. Ev sahibesi.
HANZADE: (FAR) Hükümdar çocuğu.
HARE: (FAR) Sert taş kaya. Meneviş menevişli kumaş.
HAREM: (AR) Yasak kılınmış mukaddes olan şey. Evlerde yabancı erkeklerin girmesine izin verilmeyen kadınlara ait bölüm. İç avlu.
HARİKA: (AR) İmkanların üstünde olup insanda hayret uyandıran şey.
HAKİME: (AR) Hükmeden dava yargılama işine memur olan yargıç. Üstte bulunan. Hekim akıllı becerikli. Kadı vali amir hükümdar emir. Kişinin dilediği gibi kullanabilecek hakka malik olduğu malı.
HARİSE: (AR) Muhafız bekçi gözcü. Koruyan koruyucu. Son derece hırslı olan.
HASENE: (AR) İyilik iyi hal iyi iş hayırlı iş. Dünya ve ahiret saadeti. Eski altın paralardan birinin adı.
HASGÜL: (AR) Değerli eşsiz gül.
HASHANIM: (AR) Çıtıpıtı ince narin kadın. Bilge değerli kadın.
HASİBE: (AR) Hayır sahibi eliaçık cömert. Değerli itibarlı soyu temiz muhterem saygın şahsi meziyet sahibi. Muhasebeci sayman.
HASİFE: (AR) Hasafetli aklı başında olgun adam.
HASNA: (AR) İffetli şerefli namuslu.
HASKIZ: (TR) İyi nitelikleri kendinde toplamış genç kız.
HASRET: (AR) Ele geçirilemeyen veya elden kaçırılan bir nimete veya kıymetli şeye üzülüp yanmak. İç çekme inleme üzüntü iç sıkıntısı keder zahmet eseflenme özleyiş.
HATIRA: (AR) Anı. Hatıra gelen hatırda kalan şey andaç.
HATİCE: (AR) Erken doğan kız çocuğu.
HATİME: (AR) Sona erdiren bitiren. Mühürleyen mühürleyici.
HATUN: (AR) Kadın. Eş zevce. Eskiden yüksek kişilikli kadınlara ya da hakan eşlerine verilen unvan.
HAVVA: (AR) Esmer kadın. Havva: Hz. Adem'in karısı ilk kadın.
HAYAL: (AR) İnsanın kafasında canlandırdığı şey. Bir olay veya eşyanın zihinde kalan izi. Gerçekte olmadığı halde görüldüğü sanılan şey görüntü.
HAYAT: (AR) Yaşayan diri. Canlılarda doğumdan ölüme kadar geçen süre. Yaşama yaşayış.
HAYRİYE: (AR) Hayırla iyilikle ilgili uğur ve kutluluğa ait.
HAYRUNNİSA: (AR) Kadınların hayırlısı.
HAZAL: (AR) Kuruyup dökülen ağaç yaprakları. (TR) Haz duy tad al anlamında.
HAZAN: (FAR) Sonbahar güz.
HAZAR: (AR) Sabit meskeni olanların oturdukları memleket. Barış ve güven.
HAZEN: (AR) Üzüntü. Gam keder.
HAZER: (AR) Deniz bahr büyük su.
HÂZİME: (AR) Sindirici kuvvet.
HAZİNE: (AR) Devlet malının parasının saklandığı yer. Gömülü ya da saklıyken bulunan değerli şeyler.
HAZRA: (AR) Yeşil sebze hadra. Gökyüzü. Türk musikisinde bileşik bir makam.
HECİL: (AR) İki dağın arasındaki kısım vadi dere.
HEDİYE: (AR) Armağan. Karşılıksız verilen şey.
HENNA: (AR) Kına ağacı (bkz. Kına).
HEPGÜL: (TR) Gül gibi güzel kadın. Neşeli ol.
HEPŞEN: (TR) (bkz. Hepgül).
HESNA: (AR) Güzel kadın. Hanım kadın.
HEZAR: (FAR) Bülbül. Çok pek çok. Bin.
HIFZIYE: (AR) Saklama koruma ile ilgili. Ezberleme akılda tutma.
HİBE: (AR) Bağışlama bağış.
HİCRAN: (AR) Ayrılık. Unutulmaz acı keder.
HİCRET: (AR) Bir memleketten başka bir memlekete göç ediş. Hz Muhammed'in Mekke'den Medine'ye göç etmesi.
HİKMET: (AR) Hakimlik feylesofluk. Sebeb gizli Allah'ın hikmeti. Felsefe. Ahlaki söz öğüt verici kısa öz öğretici söz.
HİLMİYE: (AR) Yumuşak huylu sakin tabiatlı.
HOŞEDA: (FAR) Hareket ve davranışı hoş güzel. Cazibeli.
HOŞENDAM: (FAR) Boyu bosu güzel düzgün olan.
HOŞFİDAN: (FAR) Güzel endamlı boylu boslu kadın.
HOŞKADEM: (FAR) Ayağı uğurlu.
HOŞNEVÂ: (FAR) Güzel sesli.
HOŞNİGAR: (FAR) Güzel hoş sevgili.
HOŞTEN: (FAR) Güzel vücutlu.
HUMEYRA: (AR) Beyaz tenli kadın.
HURİ: (AR) Cennet kızı. Sevgili.
HURİSER: (AR-FAR) Cennet kızlarının başı hurilerin başı.
HURİYE: (AR) Cennet kızı. Sevgili.
HURREM: (FAR) Şen sevinçli güleryüzlü gönülaçan taze hoş. Bir yazı sitili.
HÜLYA: (AR) Tatlı düş. Kuruntu vehim hayal.
HÜNER: (FAR) Bir işte gösterilen incelik ve beceriklilik maharet ustalık marifet.
HÜRGÜL: (TR) Gül gibi özgür güzel.
HÜRMET: (AR) Saygı.
HÜRREM: (FAR) Yeşil taze. Gönülaçıcı. Şen şakrak sevinçli.
HÜRRİYET: (AR) Hürlük serbestlik. İstediğini herhangi bir engelle karşılaşmadan karar dairesi içinde yapabilme hali.
HÜSNİYE: (AR) Güzelliğe ait güzellikle ilgili.
HÜSNÜGÜL: (AR-FAR) Gülün güzelliği.
HÜSNÜGÜZEL: (TR) Sarı çiçekli güzel yapraklı süsbitkisi.
HÜSNÜHAL: (AR) Davranış güzelliği.
HÜVEYDÂ: (FAR) Açık apaçık belli besbelli zahir.
HÜZZAM: (FAR) Türk müziğinin en eski birleşik makamlarından.
ABYSS isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-12-2007, 12:35 AM   #30 (permalink)
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart

ILGAZ: Hücum akın - Bir dağ

ILGIN: Akdeniz bölgesinde yetişen birtür ağaç

IRMAK: En büyük akarsu nehir

IŞIK: Cisimleri görmemizi sağlayan fiziksel erke

IŞIL: Aydınlık parlak ışık

IŞILAY: Ay ışığı mehtap

IŞILTI: Parıltı titrek ışık

IŞIN: Bir ışık kaynağından çıkan ışık demeti

ITIR: Güzel koku / Çiçek

İCLAL: Azamet büyüklük ağırlama ikram

İDİL: Kır hayatını anlatan şiir ya da yazı - İçten saf aşk

İFFET: Temizlik namuslu olmak

İKBAL: Baht açıklığı işlerin doğru gitmesi

İLAYDA: Su perisi

İLCAN: Ülkenin canı sevdiği

İLGİN: Yabancı gurbette yaşayan

İLHAN: Moğol hükümdarı

İLKAY: Ayın ilk hali

İLKBEN: Ben ilk'im anlamında

İLKCAN: İlk doğan çocuklara verilen ad

İLKE: Temel düşünce ana görüş ve inanış

İLKİN: Önce öncelikle

İLKNUR: Ayın ilk hali

İLKSEN: Önce sen anlamında

İLKYAZ: Bahar sonu Yaz başlangıcı

İLSU: lkenin suyu bereketi

İLTER: Yurdunu seven koruyan

İMGE: Zihinde tasarlanan /düş hayal gibi gerçekleşmesi özlenen şey

İMRAN: Bayındırlık mutluluk bollukbereket

İMREN: Görünen bir şeyi ya da bir isteği elde etme isteği

İNCİ: İstiridyede oluşan küçük değerli süs tanesi

İNCİNUR: İnci gibi ışıklı parlak

İPEK: İpek böceği kozası çözülerek çıkarılan ince parlak tel

İREM: Cennet / Şam ya da Yemende bulunduğu ileri sürülen eski ünlü bahçe

İSMİHAN: Hükümdar ismi

İYEM: Güzellik

İZEL: İz + El /El izi anlamında

İZGİ: İyi güzel adaletli
ABYSS isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin
Konuyla Alakalı Etiketler
• nurun cemal idikut • yiğitalp ne demek • oğuzun • keremin • sedat şahinin oğlu şehmi şahin • şirvan yürüker • BATURAY • ikv seviye 39 lar için en yüksek rütbe ye getirme • cihangül paçal • t.a.t.u.tr tekstil • knightfight kıymetli taş hile • knightfight kıymetli taş hile • knightfight kıymetli taş hile • knightfight kıymetli taş hile


LinkBacks (?)
LinkBack to this Thread: http://www.uslanmam.com/bilgi-deposu/135521-isimlerin-anlami.html
Konuyu Başlatan For Type Tarih
abdussettar yarar This thread Refback 09-13-2007 01:39 PM

Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
Eklenti Ekleyemezsiniz
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan UslanmaM Cevaplar Son Mesaj
Hayatın Anlamı EXiR Aşk Hikayeleri 0 04-30-2007 01:44 AM
İsimlerin Baş Harflerine Göre Astroloji-Burçlar-Karakterler ByemonaR Burçlar ve Fal 7 03-08-2007 01:39 PM
@ Sembolünün Anlamı ByemonaR Bilgi Deposu 3 01-23-2007 11:04 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:12 AM .
Üyelerimiz görüşlerini önceden onay olmadan anında yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir, UslanmaM yoneticileri itina ile icerik kontrolleri yapmaktadir, yine de UslanmaM' da yasalara aykırı unsurlar bulursanız 04/05/2007 tarihli ve 5651 sayılı yasa gereği destek(@)uslanmam.com veya 0537 403 03 03 numaralı telefona bildirebilirsiniz, gereği yapılacaktır.
English Explanation: Our users can give their opinions without getting any approval in our site, all the responsibilities which can rise from these articles belong to these users, the managers of UslanmaM control the contents very carrefully, but if you find any item opposite to the rules destek(@)uslanmam.com or dial +90537 403 03 03


Powered by vBulletin Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden : TEKplatform
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0
[Gizlilik Politikası]-[UslanmaM Kuralları]-[UslanmaM İletişim/Contact]
Alexa
Sagopa Kajmer*Bilgi*izafet*Melekler Mekanı*Web Hattı*MaxiCep*araba