USLANMAM

UslanmaM En Kaliteli Bilgi Adresiniz
USLANMAM öğesini iGoogle sayfanıza ekleyin.
Geri git   USLANMAM > DANIŞMAN > Bilgi Deposu
UslanmaM Resim AlbümleriSosyal Gruplar
Özel Arama
Kayıt ol Sosyal Gruplar Ajanda Konuları Okundu Kabul Et

Bilgi Deposu Gerekli, Gereksiz.... Merak Ettiğimiz, Neden diye sorduğumuz bütün soruların cevaplarını bu başlık altında bulacağız.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack (1) Seçenekler Stil
Alt 06-12-2007, 12:29 AM   #11 (permalink)
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart

MACİD / MACİT: (AR) Şan ve şeref sahibi olan kimse. İyi ahlaklı. Ulu.
MAHFİ: (AR) Gizli saklı.
MAHFUZ: (AR) Korunmuş gözetilmiş. Gizlenmiş saklanmış.
MAHİR: (AR) Maharetli hünerli elinden iş gelir becerikli.
MAHMUD / MAHMUT: (AR) Hamd olunmuş sena edilmiş övülmeye değer.
MAHŞER: (AR) Huy tabiat.
MAHSUN: (AR) Güçlendirilmiş güçlü.
MAHSUT: (AR) Hasat edilmiş ekini biçilmiş. Biçilmiş ekin.
MAKAL: (AR) Söz lakırdı. Söyleme söyleyiş.
MAKBUL: (AR) Kabul olunmuş alınmış alınan. Beğenilen hoş karşılanan geçer.
MAKSUD / MAKSUT: (AR) Kasdolunan istenilen şey istek. Maksat niyet murat. Varılmak istenen yer.
MAKSUM: (AR) Ayrılmış bölünmüş. Kısmet.
MAKSUR: (AR) Kasrolunmuş kısaltılmış kasılmış. Alıkonulmuş. Bir şeye ayrılmış.
MAKUL: (AR) Akla uygun bulunan. Akıl ile bilinir akılla kanıtlanan. Oldukça akıllı sözü akla yakın.
MÂLİK: (AR) Sahip bir şeye sahip olan bir şeyi olan.
MALKOÇ: (TR) Akıncı ocağı reisi.
MANSUR: (AR) Yardım olunmuş Allah'ın yardımıyla galip üstün gelmiş. Türk müziğinde bir düzen. Bir ney çeşidi.
MANZUR: (AR) Bakılan nazar olunan. Gözde olan beğenilen.
MARUF: (AR) Herkesçe bilinen tanınmış belli. Meşhur ünlü.
MASUM: (AR) Suçsuz kabahatsiz günahsız ismet sahibi. Saf temiz.
MAŞUK: (AR) Sevilen sevilmiş.
MAZHAR: (AR) Bir şeyin göründüğü çıktığı yer. Nail olma şereflenme. Bir çeşit tef.
MAZLUM: (AR) Zulüm görmüş. Halim selim sakin sessiz.
MAZMUN: (AR) Borçluluk kefalet. Ödenmesi gereken şey.
MECİD / MECİT: (AR) Çok ulu yüce şan ve şeref sahibi. Allah'ın sıfatlarından.
MECNUN: (AR) Cin tutmuş cinlenmiş. Delice seven tutkun. Leyla ile Mecnun hikayesinin erkek kahramanı.
MEFTUN: (AR) Büyülenmiş. Gönül vermiş tutkun vurgun. Hayran olmuş şaşmış.
MEHDİ: (AR) Kendisine rehberlik edilen. Allah tarafından hidayet verilmiş olan. Doğru yolu tutan. Şiilere göre 12 imamın sonu.
MEHİB: (AR) Heybetli azametli korkunç . Arslan (Esed gazanfer haydar şir).
MEHMET: (TR) Muhammed isminin türkçesi. (bkz. Muhammed).
MEKİN: (AR) Temekkün eden oturan yerleşen. Vakarlı temkinli vakar iktidar sahibi.
MELİH: (AR) Melahat sahibi güzel şirin sevimli.
MELİK: (AR) Padişah hakan hükümdar. Mal sahibi. Allah'ın isimlerinden.
MEMDUH: (AR) Övülmüş övülecek.
MENDERES: (YUN) Akarsu yataklarının dolanbaçlı kısmı. Ege bölgesindeki 3 akarsudan birisinin adı.
MENGÜ: (TR) Ebedi ölümsüz bengi.
MENGÜALP: (TR) Ölümsüz güçlü kuvvetli yiğit.
MENGÜBAY: (TR) Varlıklı kimse.
MENGÜBERT: (TR) Allah verdi.
MENGÜCEK: (TR) Erzincan Kemah Divriği ve Şebinkarahisar'ı içine alan bölgeyi fethederek XII. yy.'ın ilk yansına kadar elinde tutan Türk sülalesi.
MENGÜÇ: (TR) Yaşlı.
MENGÜER: (TR) (bkz. Mengü).
MENGÜTAY: (TR) (bkz. Mengüer).
MENNAN: (AR) Çok ihsan eden verici ihsanı bol.
MENSUR: (AR) Saçılmış dağılmış. Ölçüsüz uyaksız manzum olmayan söz.
MERD / MERT: (FAR) Adam insan. Özü sözü doğru kabadayı yiğit.
MERDAN: (FAR) Mertler insanlar erkekler yiğitler.
MERİH: (AR) Dünya'dan sonra güneşe en yakın olan gezegen.
MERT: (FAR) Özü sözü doğru yiğit. Erkek insan.
MERTEL: (FAR-TR) (bkz. Mert).
MERTER: (FAR-TR) (bkz. Mert).
MERTKAL: (FAR-TR) Her zaman doğru kal.
MERTKAN: (FAR-TR) Mert soydan gelen.
MERTOL: (FAR-TR) Her zaman sözünün eri ol.
MERVAN: (AR) Emevi sülalesinin Mervan kolu.
MERZUK: (AR) Rızıklandırılmış rızık verilmiş.
MESİH: (AR) Üzerine yağ sürülmüş. Mesholunmuş başka bir şekle girmiş olan. Acaip tuhaf. Mesih: Hz. İsa'nın elini sürdüğü hastaların derhal iyileşmesi dolayısıyla kendisine isim olarak verilmiştir.
MESUD / MESUT: (AR) Saadetli bahtlı bahtiyar kutlu.
METE: (TR) Büyük Türk-Hun İmparatoru (M.Ö. 209-174).
METEHAN: (TR) (bkz. Mete)
METİN: (AR) :-):-):-):-)netli sağlam dayanıklı. Özü sözü doğru sebatkar itimat edilir.
METİNER: (TR) (bkz. Metin)
MEVLUD / MEVLİT: (AR) Yeni doğmuş çocuk. Doğulan zaman. Hz. Muhammed'in doğumunu anlatan manzum eser.
MİDHAT / MİTHAT: (AR) Övme.
MİKAİL: (AR) Dört büyük melekten rızıkların dağıtımıyla görevli olan melek.
MİRAT: (AR) Ayna.
MİRAÇ: (AR) Merdiven. Göğe çıkan. Hz. Muhammed'in göğe çıktığı gece.
MİRAN: (FAR) Beyler.
MİRKELAM: (FAR) Güzel nazik konuşan kimse.
MİRZA: (FAR) Emiroğlu beyi hükümdar soyundan gelen. Doğu Türk devletlerinde asalet unvanı.
MİZAN: (AR) Terazi. Sağlama.
MUAMMER: (AR) Ömür süren yaşayan yaşamış.
MUCİB / MUCİP: (AR) İcabet eden uyan. İcap eden gereken. Sebeb olan vesile teşkil eden.
MUHAMMED / MUHAMMET: (AR) Tekrar tekrar övülmüş. Birçok güzel huylara sahip. Hz. Peygamber 'in isimlerindendir. Dedesi Abdülmuttalib tarafından gökte hak yerde halk övsün niyetiyle bu ad konulmuştur.
MUHARREM: (AR) Tahrim olunmuş haram kılınmış. Kamer takviminin birinci ayı aşura ayı. Müslümanlıktan önce bu ayda savaşmak yasak olduğu için bu ad verilmiştir. Bu ayın ilk 10 gününde Kerbela vakasının yıldönümünde matem yapılır. 10. gününde aşure pişirilir.
MUHİB / MUHİP: (AR) Seven sevgi besleyen dost.
MUHİDDİN / MUHİTTİN: (AR) Dini saran çevreleyen.
MUHLİS: (AR) Halis katıksız. Dostluğu samimiliği ve her hali içten gönülden olan. MUHSİN: (AR) İhsan eden iyilikte bağışta bulunan.
MUHTAR: (AR) İhtiyar eden seçilmiş seçkin. Hareketinde serbest olan istediği gibi davranan dilediğini yapan. Köy veya mahalle işlerine bakmak üzere halkın seçtiği kimse.
MUHTEŞEM: (AR) İhtişamlı tantanalı debdebeli görkemli.
MUHYİ: (AR) İhya eden dirilten canlandıran hayat veren.
MUİD: (AR) Öğretmen yardımcısı. Asistan.
MUİN: (AR) Yardımcı. Çırak.
MUİZ: (AR) Ağırlayıcı izzet ve ikram edici.
MUKADDER: (AR) Takdir olunmuş kıymeti biçilmiş kadri değeri bilinmiş beğenilmiş. Yazılı yazılıp belirlenmiş ilahi taktir. Yazılı olmayıp sözün gelişinden anlaşılan.
MUKADDES: (AR) Takdis edilmiş mübarek kutsal temiz.
MUKBİL: (AR) İkballi kutlu mutlu bahtiyar mes'ud.
MUKİM: (AR) İkamet eden oturan.
MUKMİR: (AR) Ay ışıklı mehtaplı.
MUNGAR: (TR) Eli açık cömert.
MUNİS: (AR) Ünsiyetli alışılan yadırganmaz alışılmış. Cana yakın sevimli. İnsandan kaçmayan.
MURAD / MURAT: (AR) Arzu istek dilek. Maksat meram.
MURATHAN: (AR) (bkz. Murat).
MURTAZA: (AR) İrtiza edilmiş beğenilmiş seçilmiş. Güzide.
MUSA: (AR) Vasiyet edilmiş. Vasi nasbolunmuş vasiyeti yerine getirmekle vazifelendirilmiş. Tavsiye olunmuş. Sina yarımadısında Eymen vadisinde Tur dağında Allah'ın lütfuna mazhar olarak kavmine "on emir" adı altında Allah'ın şeriatını bildiren peygamber. Büyük kitaplardan Tevrat ona indirilmiştir.
MUSTAFA: (AR) Temizlenmiş seçilmiş güzide. Hz. Peygamberin isimlerinden.
MUTA: (AR) İtaat olunan boyun eğilen başkalarının kendisine itaat ettikleri. Hz. Peygamberin isimlerinden.
MUTİ: (AR) İtaat eden baş eğen veren. Tabi bağlı. Rahat ve uslu.
MUTLAY: (TR) Mutlu sevinçli ay.
MUTLU: (TR) Talihli uğurlu. Bahtiyar.
MUTLUALP: (TR) (bkz. Mutlu).
MUTLUGÜN: (TR) (bkz. Mutlu).
MUTLUHAN: (TR) (bkz. Mutlay).
MUTLUTEKİN: (TR) (bkz. Mutlay).
MUTTALİB: (AR) Talepte bulunan isteyen.
MUTLUER: (TR) (bkz. Mutlu).
MUVAFFAK: (AR) Başaran beceren.
MUVAHHİD / MUVAHHİT: (AR) Allah'ın birliğine inanan. Allah'tan başka hiçbir ilah ve kanun koyucu tanımayan yalnız Allah'tan gelen emirleri kabul eden.
MUVAKKAR: (AR) Tevkir edilmiş ağırlanmış saygı gösterilmiş olan. Vakarlı ağırbaşlı. MUZAFFER: (AR) Zafer üstünlük kazanmış üstün.
MUZİ: (AR) Işık veren parlayan parlak.
MÜMİN: (AR) İman etmiş İslam dinine inanmış müslüman.
MÜBAREK: (AR) Bereketli feyizli. Uğurlu hayırlı kutlu mutlu. Beğenilen sevilen kızılan şaşılan kimse. Bir şey hakkında sözleşme.
MÜCAB / MÜCAP: (AR) Duası kabul edilen.
MÜCAHİD / MÜCAHİT: (AR) Cihad eden din düşmanlarıyla savaşan. Savaşan uğraşan savaşçı. Gayret eden çok çalışan. Tasavvufta nefsine karşı gelerek kendini terbiye eden ve böylece manevi makamlara erişen kimse derviş.
MÜFİD / MÜFİT: (AR) İfade eden anlatan manalı. Faydalı.
MÜHİB / MÜHİP: (AR) Heybetli korkunç korkutan. Tehlikeli ve saygı uyandıran.
MÜJDAT: (FAR) Müjdeler sevinçli haberler.
MÜKERREM: (AR) Muhterem aziz sayın saygıdeğer sayılan onurlandıran hürmet ve tazime erişmiş.
MÜKREM: (AR) Kerem ve şeref ile nitelenmiş olan.
MÜKREMİN: (AR) İkram olunmuş ağırlanmış.
MÜKRİM: (AR) İkramcı ikram eden ağırlayan-ağırlayıcı misafirperver.
MÜLAYİM: (AR) Uygun muvafık. Yumuşak huylu yavaş kimse. Pekliği olmayan.
MÜLHİM: (AR) İlham veren içe doğduran esinlendiren
MÜMTAZ: (AR) İmtiyaz tanınmış ayrı tutulmuş üstün tutulmuş. Seçkin.
MÜNİB / MÜNİP: (AR) İnabe eden asiliği azgınlığı bırakarak Allah'a yönelen. Güzel yağan faydalı yağmur. Taze ve verimli bahar.
MÜNİF: (AR) Yüksek ulu büyük ali bülend. Yüksek büyük hükümler.
MÜNİM: (AR) Nimet veren yedirip içiren.
MÜNİR: (AR) Nurlandıran ışık veren parlak ziyalar.
MÜREN: (TR) Akarsu dere ırmak.
MÜREVVA: (AR) Aklı fikri düşünüşü görünüşü sağlam.
MÜRİD / MÜRİT: (AR) İdare eden emreden buyuran. Bir şeyhe bağlı olan kimse.
MÜRSEL: (AR) Gönderilmiş yollanılmış. Şeriat sahibi peygamberler. Salıverilmiş suç. Bir yazı sitili. Hz. Peygamberin isimlerinden.
MÜRŞİD / MÜRŞİT: (AR) İrşad eden doğru yolu gösteren kılavuz. Tarikat şeyhi.
MÜSLİM: (AR) İslam dininde olan.
MÜSTAKİM: (AR) Doğru düz dik. Temiz namuslu.
MÜSTECAB / MÜSTECAP: (AR) İsticabe edilmiş kabul olunmuş (bkz. Mücab).
MÜŞFİK: (AR) Şefkatli merhametli acıyan seven.
MÜŞİR: (AR) Haber veren bildiren. Emir ve işaret eden. Mareşal.
MÜŞTAK: (AR) İştiyaklı özleyen göreceği gelen can atan.
ABYSS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-12-2007, 12:30 AM   #12 (permalink)
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart

NABİ: (AR) Haberci haber veren. Yüksek yüce.
NACİ: (AR) Necat bulan kurtulan selamete kavuşan. Cennetlik.
NACİL: (AR) Soyu sopu temiz olan kimse.
NADİM: (AR) Pişmanlık duyan pişman. Tevbe eden.
NADİR: (AR) Seyrek az ender bulunur.
NADİ: (AR) Nida eden haykıran çağıran. Toplantı meclis (bkz. Nida).
NAFERİZ: (FAR) Göbek düşüren. Koku saçan.
NAFİ: (AR) Yararlı kârlı.
NAFİH: (AR) Üfleyen üfleyici.
NAFİZ: (AR) Delen delip geçen. İçeriye giren işleyen. Tesir eden sözü geçen.
NAHİD / NAHİT: (FAR) Venüs (zühre) gezegeni. (AR) Yeni yetişen kız.
NAİB / NAİP: (AR) Vekil birinin yerine geçen kadı vekili hakim. Nöbet bekleyen nöbetle gelen.
NAİM: (AR) Bollukta yaşayış. Cennetin bir kısmı.
NAKİB / NAKİP: (Ar.) Bir kavim veya kabilenin reisi veya vekili.
NAMAL: (TR) Adın duyulsun ün kazan.
NAMDAR: (FAR) Namlı ünlü.
NAMİ: (FAR) Namlı şöhretli ünlü.
NAMIK: (AR) Yazıcı katip yazar
NASIH: (AR) Nasihat eden öğüt veren.
NASIR: (AR) Yardımcı yardım eden.
NASİB / NASİP: (AR) Pay hisse. Birinin elde ettiği şey. Allah'ın kısmet ettiği şey.
NASR: (AR) Yardım. Üstünlük (zafer).
NASRUDDİN: (AR) Dine yardımı dokunan. Dilimizde "Nasreddin" şeklinde kullanılır. NASRULLAH: (AR) Allah'ın nusreti yardımı.
NASUH: (AR) Nasihatçı öğütçü. Halis temiz.
NASUHİ: (AR) Bozulmaz şekilde tövbe edici.
NAŞİD / NAŞİT: (AR) Şiir okuyan şiir söyleyen şiir yazan.
NAŞİR: (AR) (Neşreden) Dağıtan yayan yayınlayan.
NATIK / NATUK: (AR) Söyleyen konuşan. Düşünen. Bildiren bildirici.
NAYMAN: (MOG) Sekiz. Batı Moğolistan'da yaşayan sekiz kabileden oluşan Türk topluluğu.
NAZIM: (AR) (Tanzim eden) Düzenleyen. Sıra sıra dizi dizi olan şey.
NAZIR: (AR) Nazar eden nezaret eden bakan gözeten. Vekil bakan. Bir yüzü bir tarafa yönelik olan.
NAZİF: (AR) Temiz pak nazik zarif ve şık giyimli.
NAZİL: (AR) Yukardan aşağıya inen. Bir yere konan bir yerde konaklayan.
NAZİR: (AR) Taze. Altın. Benzer eş.
NAZMİ: (AR) Dizme sıraya koyma. Sıra tertip. Vezinli kafiyeli söz.
NEBA: (AR) Haber.
NEBAHADDİN / NEBAHATTİN: (AR) Dinin şanı ve şerefi.
NEBİ: (AR) Haberci. Peygamber.
NEBİH: (AR) Namlı şerefli.
NEBİL: (AR) Yüksek meziyet ve onur sahibi. Akıllı anlayışlı. Bilgili faziletli.
NECABET: (AR) Soyluluk soy temizliği.
NECAETTİN: (AR) Dine girip hidayete eren kurtulan.
NECAH: (AR) İsteğine ulaşma. Kurtulma. İhtiyaçlarını temin edebilmek.
NECAT: (AR) Kurtulma kurtuluş. Selamet.
NECATİ: (AR) Kurtulmaya mensup kurtuluşla ilgili.
NECCAR: (ARR) Dülger. Marangoz.
NECDET: (AR) Kahramanllık yiğitlik efelik. Korkusuz olmak.
NECİB / NECİP: (AR) Soyu sopu temiz pak olan kimse. Asilzade kıymetli üstün.Güzel ahlak sahibi.
NECİD: (AR) Yüksek yayla. Arabistan'ın sahil ovasına ve çukur sahaya zıt olan yüksek kısım.
NECİL: (AR) Soylu soyu sopu temiz kişizade. Asıl.
NECİY: (AR) Sırdaş.
NECİYULLAH: (AR) Allah'ın kurtuluş verdiği kişi.
NECMİ: (AR) Yıldızla ilgili.( Necmüddin: Dinin yıldızı. Dilimizde "Necmettin" şeklinde kullanılmaktadır.)
NEDA: (AR) Çiğ nem rutubet.
NEDİM: (AR) Meclis arkadaşı sohbet arkadaşı. Büyükleri fıkra ve hikayeleri ile eğlendiren. Güzel hikayeler anlatan tatlı konuşan.
NEDRET: (AR)Azlık seyreklik az bulunurluk.
NEDVE: (AR) Görüşme konuşma.
NEFER: (AR) Bir adam tek kişi. Er asker.
NEFİ: (AR) Çıkar ile ilgili faydacı menfaat kâr.
NEHİB / NEHİP: (AR) Dehşet korku. Yağmacı çapulcu.
NEHRİ: (AR) Nehirle ilgili nehire ait.
NEJAD / NEJAT: (FAR) Soy nesil.
NERHAN: (FAR-TR) Yiğit Han Yiğit Sultan.
NERİM: (FAR) Pehlivan yiğit bahadır.
NERMİ: (FAR) Yumuşak gevşeklik.
NESEFİ: (AR) Yapı ustası.
NESİB / NESİP: (AR) Soylu soyu temiz baba.
NESİF: (AR) İki kişi arasında olan sır.
NESİL: (AR) Aynı çağda aynı yaşta bulunan kimselerin tümü kuşak.
NESİM: (AR) Hafif rüzgar. Hoş mülayim insan.
NEŞAT: (AR) Sevinç neşe şenlik aaaif. İran şairlerinden birisinin adı.
NEŞET: (AR) Meydana gelme gelişme. Kaynak olma bir mecradan çıkış.
NEŞİD / NEŞİT: (AR) Manzum şiir. Atasözü derecesinde kullanılan meşhur beyit veya mısra.
NEVAL: (AR) Talih kısmet. Bahşiş bağış.
NEVAZ: (FAR) Okşayan okşayıcı.
NEVCİ: (FAR) Makam ahenk ve nasip ile ilgili.
NEVCİVAN: (FAR) Genç delikanlı.
NEVFEL: (AR) Deniz. (bkz. Derya).
NEVHİZ: (FAR) Genç. Yeni yetişmiş yeni çıkmış.
NEVİT: (FAR) İyi sevinçli haber müjde.
NEVRED: (FAR) Gezen dolaşan yol alan.
NEVREDDİN: (AR) Dinin ışığı aydınlığı.
NEVRES: (FAR) Yeni yetişen yeni biten.
NEVSAL: (FAR) Yeni yıl.
NEVZAD / NEVZAT: (FAR) Yeni doğmuş. Yeni doğan.
NEVZAR: (FAR) Yeni ağlayış ağlaması güzel olan.
NEYYİR: (AR) Nurlu parlak. Işıklı cisim. Güneş.
NEYZEN: (FAR) Ney çalan kimse.
NEZİH: (AR) Temiz pak.
NEZİHİ: (AR) Temizlik saflık incelikle ilgili.
NEZİR: (AR) Birini doğru yola yöneltmek için gözdağı vererek korkutmak. Adak dilek tahsis. Kendisini Allah yoluna adayan kişi.
NEZZAM: (AR) (Nizam veren) Düzenleyen.
NİHAD / NİHAT: (FAR) Tabiat huy yaratılış kişilik bünye.
NİJAD / NİJAT: (FAR) Soy nesil neseb. Tabiat cibilliyet (bkz. Nejad).
NİKAN: (FAR) İyiler hoşlar.
NİYAZ: (FAR) Yalvarma yakarma. Dua. Bazı tarikatlarda küçüğün büyüğe karşı olan selam saygı ve duası. İhtiyaç muhtaçlık.
NİYAZİ: (FAR) (bkz. Niyaz). Yalvarıcı niyaz edici. Sevgili.
NİZAM: (AR) Dizi sıra. Düzen usul tertip yol kaide. Kanunlar.
NİZAMİ: (AR) Kurallara uygun düzenli. Kanun ve nizama ait onunla ilgili.
NUH: (AR) Nuh peygamber. Kur'an-ı Kerim'de ismi geçen 25 peygamberden biri. Zamanında Nuh tufanı olmuştur.
NUMAN: (AR) Kan.Gelincik.
NURALP: (AR-TR) Nurlu yiğit.
NURATAY: (AR-TR) (bkz. Nuralp).
NURBAKİ: (AR) Sürekli aydınlık olan nurlu sabah.
NURBAY: (AR-TR) Nurlu aydınlık kimse.
NURDAĞ: (AR-TR) Nurdağı Nurdan dağ.
NUREDDİN: (AR) Dinin nuru ışığı.
NURER: (AR-TR) Nurlu insan.
NURERSİN: (AR-TR) (bkz. Nurer).
NURİ: (AR) Nura ait nurla ilgili.
NURKAN: (AR-TR) Temiz berrak soydan gelen.
NURKUT: (AR-TR) (bkz. Nurkan).
NURSAL: (AR-TR) Işık saç aydınlat.
NURTAÇ: (AR-TR) Nurdan taç.
NURTAN: (AR-TR) Işıklı tan.
NURTEKİN: (AR-TR) Aydın ve güvenilir emin.
NURULLAH: (AR) Allah'ın nuru.
NURZAT: (TR) Nurlu aydınlık kişi.
NUSRET: (AR) Yardım. Allah'ın yardımı. Zafer muzafferiyet. Başarı üstünlük.
NUSRETTİN: (AR) Dinin yardım ettiği. Dinin başarılı temsilcisi.
NUŞAT: (FAR) İçkiden sarhoş olmuş mest olmuş.
NUŞİN: (FAR) Tatlı hoş güzel.
NUTKİ: (AR) Söz lakırdı konuşma. Nutuk söylev söyleyen.
NUYAN: (FAR) Şehzade prens.
NÜVİD / NÜVİT: (FAR) Müjde muştu. Hayırlı haber.
NÜZHET: (AR) Neşe eğlence eğlence yerlerini seyredip gezme. Sevinç ferahlık.
ABYSS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-12-2007, 12:30 AM   #13 (permalink)
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart

OBA: (TR) Çadırlarda yaşayan göçebe ailelerin meydana getirdiği topluluk. Genellikle bölmeli göçebe cadın. Yabancı. Zeka ya da yetenekleri olağanüstü işler başaracak kadar üstün olan kimse dahi. Ova.
OBUZ: (TR) Su kaynağı. Akarsulardan oluşan küçük derecik. İki derenin birleştiği dar yer. Karların erimesiyle oluşan ufak dere.
ODHAN: (TR) Atak hareketli ve canlı lider. Ateş gibi han.
ODKAN: (TR) Canlı coşkulu kimse. Ateş kanlı. Atak. Delidolu
ODMAN: (TR) Ateş gibi canlı coşkulu hareketli kimse.
OFLAS: (TR) (bkz. Oflaz).
OFLAZ: (TR) İyi güzel eksiksiz tam. Gürbüz yakışıklı güzel giyinen. Becerikli.Eflatun rengi.İşe yarar uygun. Cesur kabadayı.
OFLAZER: (TR) Oflaz er. Gürbüz becerikli eksiksiz yiğit.
OGAN: (TR) (bkz. Okan).
OGANER: (TR) Oğan er.
OGÜN: (TR) Anımsanan belirli bir günde doğan.
OĞANER: (TR) Oğan er.
OĞANSOY: (TR) Oğan soy.
OĞUÇ: (TR) Oymak. Hısım akraba.Bereket.
OĞUR: (TR) Uğur. Samimi içten dost. Bir şey yapabilmek için ele geçen zaman ya da elverişli durum.
OĞURALP: (TR) Samimi içten yiğit.
OĞURATA: (TR) Uğurlu ata.
OĞUŞ: (TR) Erkek çocuk.
OĞUZ: (TR) Mübarek saf ve iyi yaratılışlı. Genç sağlam güçlü. Türk efsanelerinde geçen büyük bir kahraman. Büyük bir Türk boyu.
OĞUZALP: (TR) Oğuz boyundan yiğit savaşçı.
OĞUZATA: (TR) Oğuz'a mensup güçlü yiğit baba. Oğuz kahramanı.
OĞUZBALA: (TR) Oğuz çocuğu. Yiğit gürbüz çocuk.
OĞUZBAY: (TR) Oğuz bay.
OĞUZCAN: (TR) Oğuz can.
OĞUZER: (TR) Oğuz er.
OĞUZHAN: (TR) Yiğit han hakan. Oğuz boylarının efsanevi kahramanı.
OĞUZKAN: (TR) Damarlarında Oğuz kanı taşıyan.
OĞUZMAN: (TR) Güçlü sağlam iyi yürekli dost kimse.
OĞUZTAN: (TR) Görkemli aydınlık.
OĞUZTÜZÜN: (TR) Sağlam yiğit. Yumuşak huylu sakin.
OKAN: (TR) Anlayışlı. Anlama öğrenme.
OKANALP: (TR) Anlayışlı yiğit.Tanrısal gücü olan yiğit.
OKANAY: (TR) Okan ay.
OKANDAN: (TR) Tanrı'dan gelen Tanrı'nın verdiği.
OKANER: (TR) (bkz. Okanalp).
OKATAN: (TR.) Ok atan.
OKATAY: (TR) Ok atay.
OKAY: (TR) Baht talih şans. Bahtlı talihli. Beğenme. Satürn gezegeni.
OKBAŞ: (TR) Ok baş.
OKBOĞA: (TR) Hızlı ve boğa gibi güçlü.
OKBUDUN: (TR) Birlik içinde olan. Dürüst soya mensup.
OKCAN: (TR) Canlı hareketli canı aaa.
OKÇUN: (TR) Uzak öte uzakta bulunan.
OKDAĞ: (TR) Ok dağ.
OKDEMİR: (TR) Demir gibi sağlam ve atak. Demirden yapılmış ok.
OKER: (TR) Hızlı canlı hareketli kimse.
OKERGÜN: (TR) Ok ergin.
OKGÜÇ: (TR) Ok gibi güçlü ve hızlı.
OKHAN: (TR) Hızlı atak ve güçlü lider han.
OKKAN: (TR) Ok kan.
OKMAN: (TR) Ok gibi hızlı güçlü kimse. Okçu.
OKSAL: (TR) Ok sal.
OKSALMIŞ: (TR) Ok atmakla meşhur.
OKSAR: (TR) Ok atışına hazırlan.
OKSAY: (TR) Ok ve Say'dan birleşik isim.
OKSEV: (TR) Ok ve Sev'den birleşik isim.
OKSEVEN: (TR) Ok seven.
OKSU: (TR) Hızlı ve düzenli akan su.
OKŞAK: (TR) Benzeyiş. Benzeyen andıran.
OKTAN: (TR) Ok tan.
OKTAR: (TR) Ok tar.
OKTAY: (TR) Öfkeli sinirli kızgın.
OKTUĞ: (TR) Ok tuğ.
OKTUNA: (TR) Ok tuna.
OKTÜRE: (TR) Ok türe.
OKTÜREMİŞ: (TR) Ok türemış.
OKUŞ: (TR) Zeka akıl anlayışlılık. Çağrı davet.
OKUŞLU: (TR) Zeki akıllı anlayışlı.
OKUTAN: (TR) Eğitici öğretmen.
OKUTMAN: (TR) Okutan öğreten öğretmen.
OKUYAN: (TR) Okumayı seven. Çağıran davet eden.
OKYALAZ: (TR) Ateş gibi canlı ve çabuk.
OKYAN: (TR) Ok yan.
OKYANUS: (YUN) Ana karaları birbirinden ayıran büyük deniz.
OKYAR: (TR) Ok yar.
OKYAY: (TR) Ok yay.
OLCA: (TR) Savaşta düşmandan ele geçirilen mal ganimet.
OLCAY: (TR) Baht talih ikbal.
OLCAYTU: (TR) Bahtlı şanslı talihli.
OLCAYTUĞ: (TR) (bkz. Olcaytu).
OLCUM: (TR) Eli işe yatkın becerikli usta. Kendini olduğundan üstün gösteren.
OLDAÇ: (TR) Şişman büyümeye gelişmeye elverişli olan.
OLGAÇ: (TR) Olgun yetişkin iyi gelişmiş.
OLGUN: (TR) Bilgi görgü ve hoşgörüsü gelişmiş kimse.
OLGUNAY: (TR) Olgunay dolunay.
OLGUNER: (TR) Olgun er. Yetişmiş iyi gelişmiş kimse.
OLGUNSOY: (TR) Tanınmış soydan gelen.
OLGUNSU: (TR) Olgunsu
OLSAR: (TR) Adın duyulsun.
OMAÇ: (TR) Hedef gaye amaç.
OMAY: (TR) Seçkin seçilmiş. Özet öz.
ONAR: (TR) Daha iyi bir duruma giren mutlu olan. Hastalıktan dertten kurtulan.
ONARAN: (TR) Düzelten yararlı bir duruma getiren. İyileştiren tedavi eden. Başaran bitiren.
ONAT: (TR) İyi güzel düzgün. İyi yaratılışlı. Doğru dürüst nitelikli. Kolay.
ONATKAN: (TR) Onat kan. Temiz dürüst soydan gelen.
ONATSÜ: (TR) Güzel dürüst asker. Nitelikli asker.
ONAY: (TR) Uygun bulma onaylama. Uygun yerinde.R
ONBULAK: (TR) On bulak.
ONGAR: (TR) Kurtuluş.
ONGAY: (TR) Kolay.
ONGU: (TR) Gönül rahatlığı mutluluk sağlık. Bayındırlık gelişmişlik.
ONGUN: (TR) Eksiksiz tam. Verimli bol Bayındır. Kutlu uğurlu beğenilen. Kurtulmuş onmuş.Gelişmiş gürbüz.
ONGUNALP: (TR) Kutlu uğurlu beğenilen yiğit.
ONGUNER: (TR) Gelişmiş gürbüz genç.
ONGUNSU: (TR) Bol ve gür akan su.
ONGÜNER: (TR) Ongün-er.
ONGÜNEŞ: (TR) Ongün-eş.
ONUK: (TR) Sevgili aziz.
ONUKER: (TR) Onuk er. Sevilen sevgili insan saygı değer.
ONUKTEKİN: (TR) Sevilen sayılan güvenilir emin insan.
ONUL: (TR) İyileş iyi ol sağlıklı ol.
ONULTAN: (TR) İyileştiren düzelten sağlığına kavuşturan.
ONUR: (TüR) İnsanın kendisine karşı duyduğu saygı. Başkalarının gösterdiği saygının dayandığı değer şeref.
ONURAD: (TR) Onuruyla tanınmış ad.
ONURAL: (TR) Şan şeref kazan.
ONURALP: (TR) Onuruyla tanınmış kimse. Yiğit ve onurlu.
ONURHAN: (TR) Onurlu han hükümdar.
ONURKAN: (TR) Onurlu soylu kandan gelen.
ONURSAL: (TR) Onurla ilgili. Saygı için verilen san.
ONURSAN: (TR) Onuruyla tanınmış şerefli.
ONURSAY: (TR) Onur say.
ONURSEV: (TR) Onur sev.
ONURSOY: (TR) Onurlu soydan gelen.
ONURSU: (TR) Onur su.
ONURSÜ: (TR) Onurlu asker.
ORAK: (TR) Ekin biçme zamanı hasat. Ekin biçme aracı.
ORAL: (TR) Kuleyi şehri ele geçir zaptet.
ORALMIŞ: (TR) Kale şehir almış.
ORAN: (TR) Ölçü nispet derece. Ölçülü hesaplı. Tahmin. Anlayışlı.
ORAY: (TR) Ateş gibi kızıl renkte ay. Şehirli şehirde yaşayan.
ORBAY: (TR) Ordu komutanı. Ordu beyi.
ORBEK: (TR) Şehir beyi.
ORBEY: (TüR) Bekçi muhafız.
ORCAN: (TR) Bey can. Üstün kıdemli kişi.
ORCANER: (TR) (bkz. Orcan).
ORÇUN: (TR) Ardıllar halefler.
ORGUN: (TR) Gizli saklı.
ORGUNALP: (TR) Orgun alp.
ORGUNTAY: (TR) Orgun tay.
ÖRGÜN: (TR) Sıcak gün.
ORGUNALP: (TR) Örgün alp.
ORHAN: (TR) Şehrin yöneticisi hakimi.
ORHON: (TR) (bkz. Orhun).
ORHUN: (TR) Orta Asya'da bir ırmak. Orta Asya Türklerinin kullandığı en eski yazı. Yüksek yüce Hun anlamında.
ORKAN: (TR) Or kan.
ORKUN: (TR) (bkz. Orhun).
ORKUT: (TR) Kutlu uğurlu şehir.
ORKUTAY: (TR) Or kut ay.
ORTAÇ: (TR) Tepe ozanların bulunduğu. Mirasçı. Veliaht.
ORTAN: (TR) Ateş renginde kızıl tan.
ORTANCA: (TR) Pek çok türü bulunan süs bitkisi. Yaş bakımından üç kardeşin büyüğü ile küçüğü arasındaki kardeş.
ÖRTÜN: (TR) Ortanca kardeş.
ORTUNÇ: (TR) Ateş renginde tunç.
ORUÇ: (TR) İslam'ın beş şartından birisidir. Tan yerinin ağarmasından güneş batana kadar Allah rızası için yiyip içmekten cinsi münasebetten sakınmak. İbadet.
ORUK: (TR) Aile oymak. Göçmen olarak gelip bir yere yerleşen. Yol çare imkan.
ORUN: (TR) Özel yer. Önemli bir görevlinin çalıştığı yer makam.Gizli habersiz. Huy yaratılış.
ORUS: (TR) Eski uygur adlarındandır. "Talih baht saadet" anlamındadır.
ORUZ: (TR) Düşün düşünce.
OSKAN: (TR) Akıllı.
OSKAY: (TR) Neşeli mutlu.
OSMAN: (AR) Bir tür kuş ya da ejderha. ( Toy denilen kazdan büyük bir kuşun yavrusu). Ateş gibi adam (Odman= Od +Man)
OTAC: (TR) Hekim doktor.
OTARAN: (TR) Hayvanları otlatan çoban.
OTAY: (TR) Ateş renginde ay.
OYAL: (TR) Oy al.
OYALP: (TR) Oy alp.
OYANALP: (TR) E Oğan alp. Güçlü yiğit.
OYHAN: (TR) Oy han.
OYKAN: (TR) Oy kan.
OYKUT: (TR) Oy kut.
OYLUM: (TR) Vadi koyak. Çukur oyuk. Bir cismin uzayda kapladığı boşluk.
OYMAN: (TR) Görüş düşünce sahibi.
OYTUN: (TR) Kutsal mübarek. Beğenilen güzel yer. Alçak yer ova.
OYTUNÇ: (TR) Oy tunç.
OYUM: (TR) Oymak işi.
OZAN: (TR) Şiir yazan şair. Halk şairi. Şakacı tatlı güzel konuşan.
OZANALP: (TR) Şiir söyleyen tatlı dilli yiğit.
OZANER: (TR) Ozan er.
OZANSOY: (TR) Güzel konuşan şiir yazan bir soydan gelen.
OZANSÜ: (TR) Güzel konuşan şiir yazan asker.
OZGAN: (TR) Öne geçen kazanan başarılı.
ÖCAL: (TR) Yapılan kötülüğün acısını çıkar öcünü al.
ÖDÜL: (TR) Bir başarı ya da iyilik karşısında verilen armağan. Yarışma veya müsabakalarda kazanana verilen hediye mükafat.
ÖGE: (TR) Çok akıllı. Yaşlı kimse. Bir ulusun büyüğü ileri geleni. Hekim. Ün şöhret.
ÖGEDAY: (TR) Çok akıllı bilgili. Moğol hükümdarı Cengiz Han'ın oğlu.
ÖGER: (TR) Akıllı bilgili kimse.
ÖGET: (TR) Beğenilen aranılan övülen iyi güzel.
ÖGETÜRK: (TR) Akıllı bilgili Türk.
ÖĞÜN: (TR) Kendini yücelt gurur duy. Zaman vakit. Kez defa. Önde ileride olan.
ÖĞÜT: (TR) Bir kimseye yapması ya da yapmaması gereken şeyler için söylenen söz.
ÖKE: (TR) (bkz. Öge).
ÖKER: (TR) Akıllı kimse.
ÖKKEŞ: (AR) Erkek örümcek. Bir dağ adı.
ÖKLÜ: (TR) Akıllı.
ÖKMEN: (TR) Akıllı zeki bilgili kimse.
ÖKMENER: (TR) Akıllı bilgili kimse.
ÖKTEM: (TR) Güçlü onurlu gösterişli korkusuz.
ÖKTEMER: (TR) (bkz. Öktem).
ÖKTEN: (TR) Akıllı bilgili fazıl kahraman cesur.
ÖKTÜRK: (TR) Akıllı güçlü Türk.
ÖMER: (AR) Halife Hz Ömer'den. Adaletiyle ünlüdür.
ÖMÜR: (AR) Hayat müddeti yaşama süresi. Hayat dirilik.
ÖMÜRAL: (AR-TR) Uzun ömürlü ol.
ÖMÜRCAN: (AR-TR) Ömür-Can.
ÖNAL: (TR) İleri git lider ol anlamında.
ÖNAY: (TR) Ayın ilk günlerindeki hali hilal.
ÖNCEL: (TR) Birine göre kendinden önce yerini tutmuş olan kimse. Bizden önce yaşamış olanlar.
ÖNCÜBAY: (TR) Klavuz rehber önder kişi.
ÖNDER: (TR) Bir davada fikri siyasi bir harekette önde giden önayak olan kitleyi idare eden kimse lider şef.
ÖNEL: (TR) Bir işin tamamlanması için verilen süre vade mühlet.
ÖNEN: (TR) Hak adalet.
ÖNER: (TR) Önde gelen başta gelen. Yön. Sıra.
ÖNGAY: (TR) Jüpiter gezegeni.
ÖNGEL: (TR) Ağır başlı.
ONGEN: (TR) Başarı zafer.
ÖNGÜ: (TR) İlk önce önceki. Direnme inat.
ÖNGÜL: (TR) Direnen inatçı kimse. . Ön ayak olan teşvik eden. Kılavuz.
ÖNGÜT: (TR) Saklanarak yanaşma izinden yürüme. Hücum etmek için elverişli yer.
ÖNKAL: (TR) Ön kal.
ÖNSAL: (TR) Ön sal.
ÖNSOY: (TR) İlk soy.
ÖNÜR: (TR) Kendinden önceki eski. Öne geçen ileriye giden.
ÖREN: (TR) Eski yapı ya da kent kalıntısı. Şehir kent. Köy. Bitek ova. Ormanlık yer.
ÖRENEL: (TR) Cömert ve geniş el.
ÖRENER: (TR) Geniş güven veren yiğit.
ÖRENGÜL: (TR) Yaban gülü.
ÖRGEN: (TR) Organ. İnce halat urgan.
ORSAN: (TR) Yüce adı olan.
ÖRSEL: (TR) Ör sel.
ÖTÜKEN: (TR) Oğuz destanında Tiyenşan dağlarıyla Orhun havzası arasında bulunduğu belirtilen ormanlık kutsal bölge. Moğolca'da yer Tanrıçası.
ÖVEÇ: (TR) 2 3 yaşındaki erkek koyun.
ÖVÜNÇ: (TR) Övünmeye yol açan övünülecek şey.
ÖYMEN: (TR) Evcimen evine bağlı.
ÖZ: (TR) Bir kimsenin betiği manevi varlığı. Bir şeyin temel öğesi. Kan bağı ile bağlı olan.
ÖZAK: (TR) Öz ak. Özü temiz doğru kimse.
ÖZAKAN: (TR) Öz akan.
ÖZAKAY: (TR) Öz akay. Özü temiz kimse.
ÖZAKIN: (TR) Öz akın.
ÖZAKINCI: (TR) Öz akıncı.
ÖZAKTUĞ: (TR) Beyaz tuğ.
ÖZAL: (TR) Öz al.
ÖZALP: (TR) Özünde yiğit olan kimse.
ÖZALPMAN: (TR) Özünde yiğit olan kimse.
ÖZALPSAN: (TR) Yiğitliğiyle tanınan kimse.
ÖZALTAN: (TR) Sabah seher vaktinde göğün kızıllaşarak aydınlanması.
ÖZALTAY: (TR) Altaylara mensup. Öztürk.
ÖZALTIN: (TR) Özü altın gibi değerli olan kimse.
ÖZALTUĞ: (TR) Kırmızı tuğ.
ÖZAN: (TR) Öz an.
ÖZARI: (TR) Arı gibi çalışkan kimse.
ÖZARKIN: (TR) Öz arkın.
ÖZASLAN: (TR) Aslan gibi güçlü soylu kimse.
ÖZATA: (TR) Ata ve Öz kelimelerinden birleşik isim.
ÖZATAY: (TR) Özü herkesçe tanınan kimse.
ÖZAY: (TR) Özü ay gibi temiz parlak aydınlık kimse.
ÖZAYDIN: (TR) Özü temiz aydınlık kimse.
ÖZBAL: (TR) Balın özü.
ÖZBALA: (TR) Öz çocuk.
ÖZBAŞ: (TR) Öz baş.
ÖZBATU: (TR) Öz batu.
ÖZBAY: (TR) Yiğit Türk Alpi.
ÖZBEK: (TR) Yiğit cesur özü güçlü. Orta Asya'da yaşayan bir Türk boyu ve bu boydan olan kimse.
ÖZBEKKAN: (TR) Özbek soyundan gelen.
ÖZBEN: (TR) Soyluluk ve asalette öz temel.
ÖZBERK: (AR-FAR) Özü güçlü kimse.
ÖZBEY: (TR) (bkz. Özbay).
ÖZBİL: (TR) Öz- Bil
ÖZBİLEK: (TR) Güçlü bilek.
ÖZBİLEN: (TR) Kendisi bilen kendiliğinden bilen.
ÖZBİLGE: (TR) Bilgelik taşıyan. Doğasında bilgelik bulunan.
ÖZBİLGİN: (TR) Öz bilgin.
ÖZBİLİR: (TR) Asıl bilgiye ulaşan temel bilgi sahibi.
ÖZBİR: (TR) Soy temel asıl birliği.
ÖZBOĞA: (TR) Öz boğa.
ÖZCAN: (TR) Candan samimi içten.
ÖZCEBE: (TR) Zırh cevşen silah mühimmat işleriyle uğraşan.
ÖZÇAM: (TR) Öz çam.
ÖZÇELİK: (TR) Özü çelik gibi sert ve güçlü.
ÖZÇEVİK: (TR) Canlı çevik hareketli kimse.
ÖZÇIN: (TR) Özü doğru saf temiz kimse.
ÖZÇINAR: (TR) Öz çınar.
ÖZDAĞ: (TR) Öz dağ.
ÖZDAL: (TR) Öz dal.
ÖZDAMAR: (TR) Öz damar.
ÖZDEĞER: (TR) Bir şeyin gerçek değeri.
ÖZDEK: (TR) Temel esas kök. İç öz çekirdek. Madde.
ÖZDEL: (TR) Hediye. Armağan.
ÖZDEMİR: (TR) Özü demir gibi güçlü.
ÖZDEN: (TR) Soyca temiz köleliği olmayan özgür. Özle özvarlıkla gerçekle ilgili.Suların geçtiği yer su geçidi. Özsu.
ÖZDENER: (TR) Özden er.
ÖZDEŞ: (TR) Her türlü nitelik bakımından eşit olan benzer olan.
ÖZDİL: (TR) Gönülden içten.
ÖZDİLEK: (TR) Candan dilenen dilek.
ÖZDİLMAÇ: (TR) Tercüman çevirmen.
ÖZDİNÇ: (TR) Özlü canlı dinç olan kimse.
ÖZDİNÇER: (TR) Özü canlı dinç olan kimse.
ÖZDOĞA: (TR) Gerçek bozulmamış tabiat.
ÖZDOĞAL: (TR) Öz doğal.
ÖZDOĞAN: (TR) Öz doğan.
ÖZDOĞRU: (TR) Özünden temiz dürüst kimse.
ÖZDORU: (TR) Öz doru.
ÖZDORUK: (TR) Zirve. Yüksek şahsiyet.
ÖZDURAN: (TR) Öz duran.
ÖZDURDU: (TR) Öz durdu.
ÖZDURU: (TR) Özü duru katıksız olan.
ÖZEK: (TR) Güç. Çalışkan. Küçük dere. Ağacın bitkinin özü içi. Bitki filizi. Bir şeyin ortası.
ÖZEKAN: (TR) Öze kan.
ÖZEL: (TR) Öz el. Yalnız bir kişiye bir şeye ait ya da ilişkin olan. Devlete değil kişiye ait olan. Her zaman görülenden olağandan farklı dikkate değer.
ÖZEN: (TR) Bir işin elden geldiğince iyi olması için gösterilen çaba. İçerlek tam orta en içeride olan. İlk söz. 4 Bir birine yakın iki dağın arasındaki uzaklık ara. Dere ırmak.
ÖZENDER: (TR) Ender bulunan yaratılışta olan değerli.
ÖZENGİN: (TR) Özü engin geniş ve derin.
ÖZENLİ: (TR) Özenle çalışan kimse.
ÖZER: (TR) Yiğit doğru kimse.
ÖZERCAN: (TR) Özer can.
ÖZERDAL: (TR) Öz er dal.
ÖZERDEM: (TR) Bütün erdemleri özünde toplayan.
ÖZERDİM: (TR) Özüne erdim ulaştım.
ÖZERDİNÇ: (TR) Özünde canlı dinç olan erkek.
ÖZEREK: (TR) Asıl amaç ulaşılmak istenen şey.
ÖZERHAN: (TR) Yiğit cesur han.
ÖZERK: (TR) Kendi kendini yönetme yetkisi olan.
ÖZERKİN: (TR) Özgür güçlü kimse.
ÖZERKMEN: (TR) Özünde güçlü olan.
ÖZERMAN: (TR) Bir şeyi çok isteyen. Pişmanlık duyan.
ÖZEROL: (TR) Gerçek yiğit ol.
ÖZERTAN: (TR) Öz ertan.
ÖZERTEM: (TR) Özünde erdemli olan.
ÖZGE: (TR) Başka gayrı diğer. Yabancı ağyar. İyi güzel. İki dağ arasındaki dereciklerin birleştiği yer derenin başlangıcı. Şakacı. Cana yakın sıcakkanlı.Yürekli gözü pek.
ÖZGEBAY: (TR) İyi güzel yürekli erkek.
ÖZGEER: (TR) İyi güzel erkek.
ÖZGEN: (TR) Özü geniş rahat sakin kimse.
ÖZGENALP: (TR) Sakin ağırbaşlı yiğit.
ÖZGENAY: (TR) (bkz. Özgenalp).
ÖZGENÇ: (TR) Öz genç.
ÖZGENER: (TR) (bkz. Özgenalp).
ÖZGER: (TR) İyi güzel kimse.
ÖZGİRAY: (TR) Kuvvetli kudretli yiğit. Kırım hanlarının kullandığı isimlerden.
ÖZGÜ: (TR) Kutsal. Özellikle birine ya da bir şeye ait olan.
ÖZGÜÇ: (TR) Temel güç. Ana kuvvet.
ÖZGÜLEÇ: (TR) Güler yüzlü içten gülen kimse.
ÖZGÜN: (TR) Nitelikleri bakımından benzerlerinden ayrı ve üstün olan. Yalnız kendine özgü bir nitelik taşıyan.
ÖZGÜNAY: (TR) Özgün ay.
ÖZGÜNER: (TR) Öz güner.
ÖZGÜNEŞ: (TR) Güneş gibi parlak ve kapsamlı.
ÖZGÜR: (TR) Kendi kendine hareket etme davranma karar verme gücü olan. Tutuklu olmayan hür. Başkasının kölesi olmayan. Bağımsız.
ÖZGÜRCAN: (TR) Özgürlüğüne düşkün kimse.
ÖZGÜREL: (TR) Özgür davranan kimse.
ÖZGÜVEN: (TR) Kendine güvenen.
ÖZHAKAN: (TR) Hakan soyundan gelen.
ÖZHAN: (TR) Hükümdar soyundan gelen.
ÖZİL: (TR) Gerçek ülke.
ÖZİLHAN: (TR) Ülkenin hanı yöneticisi.
ÖZİLTER: (TR) Yurdun gerçek savunucusu koruyucusu.
ÖZİNAL: (TR) Gerçek arkadaş dost.
ÖZİNAN: (TR) Özden gelen inanç.
ÖZKAN: (TR) Temiz kan soylu kimse.
ÖZKAR: (TR) Öz kar.
ÖZKAYA: (TR) Öz kaya.
ÖZKAYRA: (TR) İçten gelen bağış iyilik.
ÖZKE: (TR) Sağlam sağlıklı. Temiz yürekli.
ÖZKENT: (TR) Öz kent.
ÖZKER: (TR) Sağlam temiz yürekli er.
ÖZKOÇ: (TR) Cesur savaşkan yapılı..
ÖZKÖK: (TR) Esas temel kaynak. Neslin geldiği soy ağacı.
ÖZKUL: (TR) Gerçek kul. Hakkıyla ibadet eden kul.
ÖZKURT: (TR) Öz kurt.
ÖZKUT: (TR) Kutsanmış kadr sahibi.
ÖZKUTAL: (TR) Gerçek mutluluk senin olsun.
ÖZKUTAY: (TR) Özü uğurlu ve ay gibi parlak olan.
ÖZKUTLU: (TR) Kutlu olan şeyin kendisi. Özü kutlu uğurlu olan.
ÖZKUTSAL: (TR) Öz kutsal.
ÖZLEK: (TR) Toprağın özlü verimli yeri. Zaman. Doğa üstü güç felek.
ÖZLÜ: (TR) Özü benliği olan. İçten gerçek. Verimli.
ÖZLÜER: (TR) Kişilikli olgun kişi.
ÖZMEN: (TR) Özlü kimse özü iyi sağlam kişilikli.
ÖZMERT: (TR) Mert yapılı.
ÖZMUT: (TR) Yapısında mutluluk olan.
ÖZNUR: (TR) Özü ışıklı aydınlık kimse.
ÖZOĞUL: (TR) Öz oğul.
ÖZOĞUZ: (TR) Oğuz'a mensup. Oğuz'a ait.
ÖZOK: (TR) Özü ok gibi güçlü olan.
ÖZOL: (TR) Özün değişmesin göründüğün gibi ol.
ÖZOZAN: (TR) Gerçek şair.
ÖZÖĞE: (TR) Bir şeyin aslı özü.
ÖZÖNDER: (TR) Gerçek önder.
ÖZPINAR: (TR) Öz pınar.
ÖZPOLAT: (TR) Özü çelik gibi sağlam olan.
ÖZPULAT: (TR) (bkz. Özpolat).
ÖZSAN: (TR) Adı duyulmuş ünlü.
ÖZSEL: (TR) Özle ilgili öze ilişkin.
ÖZSELEN: (TR) Gerçek haber.
ÖZSEVİ: (TR) İçten gelen sevgi.
ÖZSU: (TR) Bitki ve hayvan dokularında bulunan sıvılara verilen ad.
ÖZSUNGUR: (TR) Sakin soğukkanlı yapısı olan.
ÖZSÜ: (TR) Gerçek asker. Askeri kişilik ve yapı sahibi.
ÖZSÜER: (TR) (bkz. Özsü).
ÖZŞAHİN: (TR) Şahin gibi güçlü atak çabuk yapılı.
ÖZŞAN: (TR) Öz şan.
ÖZŞEN: (TR) Şen yapılı.
ÖZTAN: (TR) Karanlığı bitiren aydın başlangıç.
ÖZTANIR: (TR) Gerçeği ayırabilen.
ÖZTARHAN: (TR) Büyük nüfuz sahibi. Komutan han. Toprak zengini.
ÖZTAŞ: (TR) Öz taş.
ÖZTAY: (TR) Öz tay.
ÖZTAYLAN: (TR) (bkz. Taylan).
ÖZTEK: (TR) Öz tek.
ÖZTEKİN: (TR) Yapısında emniyet ve güven taşıyan.
ÖZTİMUR: (TR) Özü demir gibi güçlü.
ÖZTUNA: (TR) (bkz. Tuna).
ÖZTUNÇ: (TR) Özü tunç gibi güçlü olan.
ÖZÜAK: (TR) Özü tertemiz olan kişi
ÖZÜDOĞRU: (TR) Dürüst ve doğruluğu ilke edinen.
ÖZÜM: (TR) Kardeş gibi tutulup sevilen.
ÖZÜN: (TR) Hakkıyla kazanılmış ün. Şiir.
ÖZÜPEK: (TR) Ruhen güçlü.
ÖZVER: (TR) Öz ver.
ÖZVERDİ: (TR) Öz verdi.
ÖZVEREN: (TR) Özveride bulunan fedakar.
ÖZVERİ: (TR) Bir amaç ya da kişi için kendi yararlarından vazgeçme fedakarlık.
ÖZYAY: (TR) Yay gibi çevik ve atılgan yapılı.
ÖZYURT: (TR) Anavatan anayurt.
ÖZYUVA: (TR) Ata evi dönülecek asıl yer.
ÖZYÜREK: (TR) Güçlü korkusuz.
ABYSS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-12-2007, 12:30 AM   #14 (permalink)
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart

PAKALIN: (FAR-TR) Dürüst doğru iyi tanınmış kimseler.
PAKAN: (FAR) Temizler anlar. Veliler ermişler evliya.
PAKEL: (FAR-TR) İyi işler yapan doğru kimse.
PAKER: (FAR-TR) Temiz dürüst iyi kimse.
PAKKAN: (FAR-TR) Temiz soydan gelen kimse.
PAKSAN: (FAR-TR) Temiz doğru namuslu tanınmış kimse.
PAKSOY: (FAR-TR) Temiz soydan gelen.
PAKSU: (FAR-TR) Temiz su. Billur gibi arı duru şahsiyetli.
PAKSÜT: (FAR-TR) Sütü temiz.
PALA: (TR) Kısa ve geniş kılıç.
PALATEKİN: (TR) Emniyet güven ve cesaret telkin eden kişi.
PALATİMUR: (TR) Demir pala. Sert ve katı yapılı güçlü.
PALAY: (FAR) Yedek at.
PALAZ: (TR) Kimi kuş yavrularının civcivlikten sonraki durumu. Güzel canlı gürbüz.
PAMİR: (TR) Orta Asya'da yüksek dağlık kütle. (FAR) Dünyanın çatısı.
PAMİRHAN: (TR) Pamir han.
PARSBAY: (FAR-TR) Pars gibi güçlü ve çevik.
PARSHAN: (FAR-TR) (bkz. Parsbay).
PARSKAN: ( FAR-TR) Kanında atılganlık cesaret ve saldırganlık taşıyan.
PAŞA: (TR) Osmanlı devletinde yüksek rütbeli askerlere verilen unvan. General. Uslu ağırbaşlı.
PAYAM: (TR) Badem.
PAYAN: (FAR) Son nihayet. Uç kenar.
PAYE: (FAR) Aşama rütbe derece. Basamak merdiven basamağı. İkizlerin bir yıldızı.
PAYİDAR: (FAR) Saygın rütbeli. Sağlam sürekli.
PAYİZ: (FAR) Güz sonbahar. Yaşlılık.
PAYZEN: (FAR) Tutsak esir. Suçlu. Ayağına pranga vurulmuş kimse. Rençber.
PEHLİVAN: (FAR) Güreşçi. Boylu boslu iri yan güçlü kimse yiğit.
PEKAL: (TR) Pek al.
PEKALP: (TR) Güçlü sert kahraman yiğit.
PEKANT: (TR) Sağlam dönülmez yemin. Pek ant.
PEKDEĞER: (TR) Çok değerli çok kıymetli.
PEKDEMİR: (TR) Sert sağlam demir gibi.
PEKEL: (TR) Güçlü el. Pek el.
PEKER: (TR) Güçlü kimse. Gözüpek cesur yapılı.
PEKERGİN: (TR) Olgun kimse.
PEKGÖZ: (TR) Cesur yiğit.
PEKİN: (TR) Üzerinde kuşku duyulmayan kesinlikle bilinen kesin.
PEKİNER: (TR) (bkz. Pekin).
PEKİNTÜRK: (TR) Pekin Türk.
PEKOL: (TR) Sert sağlam dayanıklı ol.
PEKÖZ: (TR) Özü sağlam kimse.
PEKŞEN: (TR) Neşeli şen şakrak mutlu kimse.
PEKTAŞI: (TR) Güçlü sert taş.
PEKTAY: (TR) Güçlü sağlam tay.
PEKTÜRK: (TR) Sağlam ve güçlü Türk.
PEKÜN: (TR) Tanınmış güçlü isim.
PEKÜSTÜN: (TR) Çok üstün üstünlükte en iyi seviyede olan.
PERİNÇEK: (TR) Özverili fedakar sadık.
PERİZ: (FAR) Bağırma haykırma. Su kenarında yetişen yeşil saz ot.
PERK: (TR) Katı sert güçlü berk.
PERKEL: (TR) Güçlü er.
PERKER: (TR) Güçlü kimse.
PERKİN: (TR) Çok güçlü kuvvetli sağlam kimse.
PERTEV: (FAR) Işık. Parlaklık.
PERVA: (FAR) Korku. Çekingenlik. İlgi bağ.
PERVER: (FAR) Besleyen besleyici yetiştiren yetiştirici koruyan terbiye eden.
PERVİZ: (FAR) Üstün. Elek. Süzgeç. Balık. Güzellik.
PESEN: (TR) Kırağı çiğ. Sis. İnce ince yağan kar çisenti.
PESİN: (FAR) Sonraki en son.
PEŞREV: (FAR) Türk müziğinin en meşhur saz eseri formu. Güreşten önce güreşçilerin yaptıkları gösteri.
PEYAM: (FAR) Haber başkasından alınan bilgi.
PEYAMİ: (FAR) Haberle bilgi ile ilgili.
PEYKAN: (FAR) Temren başak okun ucundaki sivri demir.
PİRANE: (FAR) Yaşlılara yakışır şekilde olgunca tavır.
PİRUZ: (FAR) Kutlu hayırlı uğurlu.
POLAT: (FAR) Çelik. Güç kuvvet.
POLATALP: (TR) Çelik gibi güçlü yiğit.
POLATHAN: (TR) (bkz. Polatalp).
POLATKAN: (TR) Çelik gibi güçlü soydan gelen.
POLATKILIÇ: (TR) İyi cins çelikten yapılma kılıç.
POYRAZ: (YUN) Kuzeydoğudan esen soğuk rüzgar. Kuzey.
POZAN: (TR) Üzüm bağı.
ABYSS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-12-2007, 12:30 AM   #15 (permalink)
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart

RACİ: (AR) Rica eden yalvaran dileyen. Dönen geri gelen.
RADİ: (AR) Boyun eğen kabul eden rıza gösteren.
RAFET: (AR) Acıma merhamet etme esirgeme anlamında.
RAFEDDİN / RAFETTİN: (AR) İslam dininin vermiş olduğu acıma esirgeme duygusu.
RAFIZ: (AR) Bırakan salıveren.
RAFİ: (AR) Kaldıran yücelten yükselten.
RAFİH: (AR) Rahat ve huzurlu yaşayan.
RAGIB / RAGIP: (AR) Arzulu isteyen rağbet eden.
RAHİM: (AR) Esirgeyen acıyan koruyan merhametli.
RAHMET: (AR) Acıma esirgeme koruma.
RAHMİ. (AR) Acımayla ilgili.
RAİD: (AR) Gürleyen gürüldeyen.
RAİF: (AR) Acıması olan merhametli.
RAKIM: (AR) Yazan çizen. Yükselti.
RAMAZAN: (AR) Hicri (kameri) ayların dokuzuncusu oruç ayı.
RAMİ: (AR) Atan atıcı
RAMİZ: (AR) Akıllı zeki.İşaretlerle simgelerle gösteren.
RASİ: (AR) Kımıldamayan oynamayan sabit.
RASİF: (AR) Sağlam dayanıklı. Denizin yüzüne çıkmış kayalar. Taş temel rıhtım.
RASİH: (AR) Sağlam temeli güçlü dayanıklı. Bir bilimde özellikle din alanında çok derinleşmiş olan.
RASİM: (AR) Resim yapan.
RAŞİD / RAŞİT: (AR) Olgun ergin akıllı. Doğru yolda olan.
RAUF: (AR) Esirgeyen acıyan çok merhametli.
RAZİ: (AR) Boyun eğen kabul eden rıza gösteren.
REBİ: (AR) Bahar ilkyaz.
RECA: (AR) Umut umma. İstek dilek.
RECAİ: (AR) İsteyen rica eden yalvaran. Allah'a yalvaran.
RECEP: (AR) Hicri kameri ayların yedincisi üç ayların ilki. Gösterişli haybetli.
REFAH: (AR) KBolluk rahatlık sıkıntı içinde olmamak.
REFET: (AR) Acıma merhamet etme esirgeme.
REFETTİN: (AR) İslam dininin vermiş olduğu acıma esirgeme duygusu.
REFİ: (AR) Yüksek yüce saygın.
REFİG: (AR) Bolluk ve rahat içinde geçinen.
REFİK: (AR) Arkadaş yol arkadaşı yoldaş. Muavin yardımcı. Koca. Ortak. Mesleğe yeni giren kimsenin rehber olarak tanıdığı kişi.
REGAİP: (AR) Çok istek gören beğenilen. Armağanlar.
REHA: (FAR) Kurtulma kurtuluş. (AR) Bolluk genişlik varlık.
REHBER: (FAR) Yol gösteren kılavuz.
REİS: (AR) Başkan baş.
REKİN: (AR) Gururlu ağırbaşlı. Yüce yüksek.
REMİZ: (AR) İşaret meramını isteğini işaretle ifade etme. Alamet amblem.
REMZİ: (AR) Remizle ilgili remze ait sembolik simgesel.
RENAN: (AR) İnleyen çınlayan.
RESAİ: (AR) Süsler süs.
RESAN: (FAR) Erişenler yetişenler ulaşanlar.
REŞAT: (FAR) Layık değer yakışır.
RESUL: (AR) Bir kimsenin sözünü başka bir kimseye tebliğ eden kişi. Elçi Allah elçisi peygamber.
RESULHAN: (AR-FAR) Hükümdarların elçisi.
REŞAD / REŞAT: (AR) Doğru yolda hak yolda yürüme.
REŞİD / REŞİT: (AR) İyi ve doğruyu seçebilen malını idare gücü olan rüşd yaşına ulaşmış akil ve baliğ (kişi) ergin erişkin. Akıllı hareket eden doğru yolda giden.
REVAN: (FAR) Akan su gibi akıp giden. Ruh can.
REVHA: (AR) Rahatlık. Gönül rahatlığı.
REVİŞ: (FAR) Biçim tarz üslup. Tutum davranış yol.
REVNAK: (AR) Parlaklık güzellik tazelik süs.
REYYAN: (AR) - Suya kanmış suya doymuş.
REZAN: (AR) Ağırbaşlı gururlu.
REZZAK: (AR) Bütün canlıların rızkını veren onları nimetlendiren anlamında. Allah'ın isimlerinden.
RIDVAN: (AR) Rıza razılık razı olma. Cennet kapısında bekleyen melek.
RIFAT: (AR) Yükseklik yücelik itibar yüksek mertebe.
RIFKI: (AR) Yumuşaklık mülayimlik yumuşak başlılık naziklik tatlılık.
RIZA: (AR) Razılık razı olma hoşnutluk memnuniyet onaylama kabul. Bir şeyin olmasına muvafakat etme. Kadere boyun eğme.
RIZKULLAH: (AR) Nimetler veren Allah'ın kulu.
RİAYET: (AR) Gütme gözetme. Sayma saygı itibar. Ağırlama.
RİCAL: (AR) Erkekler. Onur sahibi kimseler.
RİKAB / RİKAP: (AR) Büyük saygın bir kimsenin huzuru önü.
RİVA: (AR) Suya kanmışlar.
RUHİ: (AR) Ruhsal ruhla ilgili.
RUHİDDİN / RUHİTTİN: (AR) Dinin ruhu özü.
RUHSAT: (AR) İzin müsaade.
RUHŞAN: (AR) Yüce üstün şanlı ruh.
RUŞEN: (FAR) Aydın parlak. Belli aşikar.
RUŞENİ: (FAR) Aydınlık açıklık. Belli olma.
RUZİ: (FAR) Gündüze ait gündüzle ilgili. Rızık azık kısmet nasip.
RÜÇHAN: (AR) Üstünlük üstün olma.
RÜKNEDDİN / RÜKNETTİN: (AR) Dinin temel direği.
RÜKNİ: (AR) Bir şeyin en sağlam yanı. Saygın güçlü önemli kimse
RÜSTEM: (FAR) Yiğit kahraman. İran'ın ünlü pehlivanı ve savaşçısı.
RÜSTİ: (FAR) Yiğitlik. Üstünlük. Kuvvet.
RÜSUHİ: (AR) Sağlam güçlü. Becerikli yetenekli.
RÜŞTÜ: (AR) Doğru yolda olan. Akıllı ergin.
ABYSS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-12-2007, 12:31 AM   #16 (permalink)
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart

SAADEDDİN / SAADETTİN : (AR) Dinin uğurlu ve kutlu kişisi.
SABAHADDİN / SABAHATTİN : (AR) Dinin güzelliği.
SABİ: (AR) Yedinci.
SABİH: (AR) Güzel şirin.
SABİR: (AR) Sabreden tahammül eden Katlanan sabırlı. Acele etmeyen.
SABİT: (AR) Değişmeyen kımıldamayan. Kanıtlanmış anlaşılmış.
SABRİ: (AR) Sabırla ilgili sabra ilişkin.
SACİD: (AR) Secde eden alnını yere koyan.
SADAK: (TR) Ok koymaya yarayan meşin torba. Sabah yeli.
SADIK: (AR) Doğru gerçek hakiki yalan olmayan sahte olmayan. Sadakatli samimi bağlı.
SADIR: (AR) Hayrette kalan şaşıran.
SADIRAY: (AR) (bkz. Sadır).
SADİ: (AR) Mutlulukla uğurla ilgili uğurlu.
SADREDDİN / SADRETTİN : (AR) Dinin önderi başı ileri kişisi.
SADRİ: (AR) Göğüsle ilgili göğse ait. Anneye nisbetle çocuk.
SADULLAH: (AR) Tanrının kutlu talihli kıldığı kimse.
SADUN: (AR) Mübarek kutlu uğurlu.
SAFA: (AR) Üzüntü ve kederden uzak olma endişesizlik rahat huzur iç ferahlığı. Eğlence. Saflık berraklık.
SAFER: (AR) Hicri takvimde ikinci ay sefer. Temiz yürekli dürüst kimse.
SAFFET: (AR) Saflık temizlik arılık (bkz. Safvet).
SAFİ: (AR) Katışıksız katıksız halis temiz. Yalnız sadece sırf. Kesintilerden sonra kalan kısım net.
SAFİH: (AR) Gökyüzü. Yassı ve düz halde bulunan şey.
SAFİR: (İBR) Mavi renkli değerli bir süs taşı göktaşı.
SAFVET: (AR) Saflık temizlik paklık arılık halislik.
SAFVETULLAH: (AR) Hz. Muhammed'in isimlerinden.
SAĞAN: (TR) Hızlı uçan uzun dar kanatlı küçük kuş.
SAĞANALP: (TR) (bkz. Sağan).
SAĞBİLGE: (TR) Hekim doktor.
SAĞCAN: (TR) Sağlıklı kimse.
SAĞINÇ: (TR) Emel istek amaç düşünce.
SAĞIT: (TR) Silah.
SAĞLAM: (TR) Hasta veya sakat olmayan. Kolayca hasara uğramayan bozulmayan dayanıklı. Doğru gerçek sahih. Güvenilir emin. Mutlaka muhakkak herhalde.
SAĞLAMER: (TR) (bkz. Sağlam).
SAĞMAN: (TR) Sağlıklı kimse. Eksiksiz kusursuz güvenilir.
SAĞUN: (TR) Saygın kutsal.
ŞAHİN: (AR) Kadın. Sık. Katı pek.
SAHİR: (AR) Gece uyumayan uykusuz.
SAİB / SAİP : (AR) Hedefe doğru ulaşan. İsabetli olan doğru olan hata etmeyen.
SAİD / SAİT : (AR) Mübarek kutlu uğurlu. Mübarek mesut.
SAİK: (AR) Sevk eden götüren. Süren sürücü.
SAİM: (AR) Oruç tutan kimse oruçlu.
SAİR: (AR) Seyreden hareket eden yürüyen.
SAKIB / SAKIP : (AR) Delen delik açan. Çok parlak.
SAKİ: (AR) Su veren su dağıtan. Kadehle içki sunan.
SAKMAN: (TR) Uyanık akıllı kimse. Sessiz sakin kimse.
SALAH: (AR) Düzelme iyileşme iyilik. Barış. Dine olan bağlılık.
SALAHADDİN / SELAHATTİN: (AR) Dinine bağlı kimse.
SALAR: (FAR) Baş kumandan başbuğ önder.
SALAT: (AR) Namaz.
SALCAN: (TR) (bkz. Salar).
SALİH: (AR) Yarar yakışır elverişli uygun. Salahiyeti bulunan yetkili.
SALIK: (TR) Haber bilgi. Haberci.
SALIKBEY: (TR) (bkz. Salık).
SALİM: (AR) Hasta veya sakat olmayan sağlam.Ayıpsız kusursuz noksansız. Korkusuz endişesiz emin.
SALMAN: (TR) Başıboş serbest özgür.
SALTAR: (TR) Tek yalnız. Yalnız başına giden. Temiz saf.
SALTI: (TR) Gezgin yolculuk eden.
SALTIK: (TR) Kendi başına var olan bağımsız koşulsuz mutlak.Salıverilmiş bırakılmış azat edilmiş özgür.
SALTUK: (TR) Erzurum ve yöresinde Selçuklular devrinde Saltuklular beyliğini kuran Türk beyi Emir Saltuk (1072).
SALTUKALP: (TR) (bkz. Saltık).
SALUR: (TR) Kılıç. Oğuzların Üçok boyuna bağlı bir Türk kabilesi.
SAMED / SAMET : (AR) Hiç kimseye veya şeye ihtiyacı olmayan.
SAMİ: (AR) İşiten duyan dinleyen. Dinleyici.Yüksek yüce.
SAMİH: (AR) Cömert eli açık.
SAMİM: (AR) Bir şeyin merkezi içi asli kısmı.
SAMİN: (AR) Sekizinci.
SAMİR: (AR) Meyveli meyva veren.
SANAL: (TR) Adın duyulsun ün kazan.
SANALP: (TR) (bkz. Sanal).
SANAT: (AR) Sanat ustalık hüner marifet.
SANAY: (TR) Ay san.
SANBAY: (TR) Ünlü kimse.
SANBERK: (TR) Gücüyle tanınmış ün yapmış.
SANCAKTAR: (TR) Sancak taşıyan kimse. Sancak taşıma görevlisi.
SANCAR: (TR) Kısa kama. Saplar batırır yener. Selçuklu sultanlarından birisinin adı.
SANİ: (AR) İkinci. Yapan işleyen meydana getiren.
SANİH: (AR) Zihin ve düşüncede oluşup çıkan fikre doğan.
SANVER: (TR) (bkz. Sanal).
SARAÇ: (AR) Koşum eğer takımlarıyla benzeri şeyler yapan veya satan kimse. Meşin üzerine süsleme yapan kimse.
SARDUÇ: (TR) Bülbül.
SARGAN: (TR) Çorak yerlerde biten bir ot. Bir tür balık.
SARGIN: (TR) Candan içten yürekten. Çekici cazibeli.
SARGINAL: (TR) (bkz. Sargın).
SARGUT: (TR) İhsan bağış ödül.
SARIALP: (TR) Sarışın yiğit.
SARICABAY: (TR) (bkz. Sarıalp).
SARİF: (AR) Sarfeden harcayan. Değiştiren.
SARİH: (AR) Açık meydanda. Belli hüveyda. Saf halis.
SARİM: (AR) Keskin kesici.
SARP: (TR) Çetin sert şiddetli. Dik çıkılması ve geçilmesi zor.
SARPER: (TR) Sert güçlü erkek.
SARPHAN: (TR) (bkz. Sarper).
SARPKAN: (TR) Sert güçlü soydan gelen.
SARTIK: (TR) Azad olunmuş salıverilmiş özgür.
SARU: (TR) Sarı benizli tenli insan.
SARUCA: (TR) Sarı benizli tenli insan.
SARUHAN: (TR) Harizm'den gelip Anadolu'ya yerleşen Saruhanoğulları beyliğinin kurucusu.
SARVAN: (TR) Deve süren deveci.
SATI: (TR) Uzun ömürlü olması için doğumundan önce ermişlere adanan çocuk.
SATIBEY: (TR) (bkz. Satı).
SATIKBUĞRA: (TR) (bkz. Satılmış Buğra).
SATILMIŞ: (TR) Uzun ömürlü olması için doğumundan önce ermişlere adanan çocuk satı.
SATUK: (TR) (bkz. Satılmış).
SATVET: (AR) Ezici kuvvet zorluluk.
SAV: (TR) Söz haber dedikodu. İleri sürülerek savunulan düşünce. Sağlam. Şöhret ün.
SAVAŞ: (TR) İki taraf teşkilat ülke veya ülkeler topluluğu arasında meydana gelen silahlı vuruşma cenk muharebe harb. Doğuş kavga. Mücadele uğraş.
SAVAŞER: (TR) Savaşan asker insan savaşçı.
SAVAT: (TR) Gümüş üstüne yapılan çizgiler süsler.
SAVER: (TR) Sağlam zinde güçlü erkek.
SAVGAT: (TR) Hediye armağan bahşiş ihsan.
SAVLET: (AR) Şiddetli saldırı hücum.
SAVNİ: (AR) Koruma gözetme ile ilgili.
SAVTEKİN: (TR) (bkz. Sav).
SAVTUNA: (TR) Sözünde duran kimse.
SAVTUR: (TR) Sağlıklı kal hoşça kal.
SAYAR: (TR) Saygılı hürmet eden.
SAYE: (FAR) Gölge. Sahip çıkma koruma siyanet. Yardım.
SAYFİ: (AR) Yaza ait yazla ilgili.
SAYGIN: (TR) Saygı gören sayılan hatırlı.
SAYGUR: (TR) (bkz. Saygın).
SAYHAN: (TR) Adaletli yönetici hükümdarların adili ölçülüsü.
SAYIL: (Tür.) Saygı gör sözün dinlensin değerin artsın. Değerli saygıdeğer.
SAYILGAN: (TR) Kendini saydıran saygın kimse.
SAYKAL: (TR) Düz düzgün pürüzsüz. Gösterişli.
SAYKUT: (TR) Uğurlu kutlu saygıdeğer kimse.
SAYMAN: (TR) Hesap işleriyle uğraşan kimse.
SAYRAÇ: (TR) Öten cıvıldayan şakıyan.
SAYRAK: (TR) (bkz. Sayraç).
SAYYAD / SAYYAT : (AR) Avcı.
SAZAK: (TR) Kuvvetli ve soğuk esen yel. Soğuk yelle birlikte yoğun hafif kar. Küçük pınar kaynak.
SEBAT: (AR) (bkz. Sabit).
SEBATI: (AR) Sebatlık sözünde kararında durma. Sebatlı sözünde duran.
SEBİH: (AR) Yüzme yüzüş.
SEBİL: (AR) Yol büyük cadde. Su dağıtılan yer. Hayır için parasız dağıtılan su.
SEBÜK: (TR) Hafif yeğni. Çabuk hızlı. Ağırbaşlı olmayan. Sevgili aziz.
SEBÜKALP: (TR) Hızlı atak yiğit.
SEBÜKTEKİN: (TR) (bkz. Sebük).
SECAHAT: (AR) Yumuşak huyluluk.
SECAVEND: (FAR) Kur'an-ı Kerim'i manasına uygun olarak okumak için konulan durak işaretleri.
SECCAC: (AR) Çağlayan. Küçük şelale.
SECİYE: (AR) Yaratılış huy karakter tabiat. İyi huy.
SEÇKİN: (TR) Seçilmiş ayrılmış benzerlerinden üstün olduğu için ayrılmış mümtaz güzide.
SEÇKİNER: (TR) (bkz. Seçkin).
SEDAD / SEDAT : (AR) Doğruluk hak. Doğru ve haklı.
SEFA: (AR) Gönül rahatlığı rahatlık kaygısız ve sakin olma. Eğlence zevk neşe.
SEFER: (AR) Bir yerden bir yere gitme yolculuk seyahat. Savaş hazırlığı. Savaşa gitme. Harp savaş. Gemilerin kalktıkları limana tekrar dönünceye kadar yaptıkları fiil. Defa kere.
SEFİR: (AR) El içi. Yabancı diplomat
SEHA: (AR) Sehavet kerem cömertlik.
SEHHAR: (AR) Kuvvetle kendine çeken büyüleyici.
SELAHADDİN / SELAHATTİN : (AR) Dinine bağlı kimse.
SELAMİ: (AR) İyilik barış ve rahatlıkla ilgili.
SELÇUK: (TR) Güzel konuşma yeteneği olan. XI. Anadolu Kafkaslar ve Orta Doğu'da imparatorluk kuran Türk topluluğunun hükümdarı.
SELİL: (AR) Yeni doğmuş erkek çocuğu ilker.
SELİM: (AR) Kusuru noksanı olmayan sağlam doğru. Tehlikesiz zararsız kurtulmuş. 3. Temiz samimi.
SELMAN: (AR) Barış içinde bulunma huzur erinç.
SELMİ: (AR) Barışla ilgili barışçıl.
SEMAVİ: (AR) Semaya mensup sema ile ilgili.
SEMİ: (AR) İşiten işitme kuvveti olan. Allah'ın isimlerinden.
SEMİH: (AR) Eli açık cömert.
SEMİN: (AR) Pahalı kıymetli. Çok değerli.
SEMİR: (AR) Arkadaş. Nitelikli. Yamaç dağ silsilesi.
SENA: (AR) Övgü ile ilgili. Şimşek parıltısı.
SENİH: (AR) Süs bezek. İnci.
SERALP: (TR) Baş yiğit.
SERBÜLEND / SERBÜLENT : (FAR) Başta gelen yüce üstün. Türk müziğinde eski bir makam zamanımızda örneği yoktur.
SERDAR: (FAR) Başkumandan başbuğ. Sefer zamanında padişah yerine ordunun başında sefere giden veziri azamlara verilen unvan.
SERDENGEÇTİ: (TR) Fedai akıncı yiğit.
SERDİNÇ: (FAR-TR) Başı dinç sakin rahat huzurlu.
SERGEN: (TR) Raf. Vitrin. Tepelerdeki düzlük yer. Yorgun perişan.
SERHAD / SERHAT: (FAR-AR) Hudut sınır sınırbaşı; iki devlet arasındaki sınır boyu.
SERHAN: (AR) Hanların başı. Kurt canavar. Baş okuyucu şarkıcı başı.
SERHENK: (FAR) Çavuş. Türk müziğinde çok eski birleşik makam.
SERHUN: (FAR) Asil kan soylu kan.
SERİ: (AR) Çabuk hızlı.
SERİM: (TR) Serme işi. Sabırlı. Genellikle öykülerde başlangıç bölümüne verilen ad.
SERİMER: (TR) Sabırlı kimse.
ŞERİR: (AR) Taht. Yatacak yer.
SERKAN: (FAR-TR) Soylu kan başkan.
SERKUT: (FAR) Mutlu talihli kutlu insan.
SERMED / SERMET: (AR) Ebedilik ebediyet sonsuzluk.
SEROL: (FAR-TR) Önder ol baş ol.
SERTAÇ: (FAR) Baştacı çok sevilen sayılan.
SERTEL: (TR) Sert katı acımasız el.
SERTER: (TR) Katı sırt acımasız.
SERTUĞ: (TR) Baş tuğ.
SERVER: (FAR) Baş başkan reis ulu.
SERVET: (AR) Zenginlik varlık. Zenginliği meydana getiren mal mülk para.
SETTAR: (AR) Örten. Günahları ayıpları gizleyen.
SEVGEN: (TR) E Sevmiş seven.
SEYFEDDİN / SEYFETTİN : (AR) Dini koruyan dinin kılıcı.
SEYFİ: (AR) Kılıçla ilgili kılıç şeklinde. Askerlikle ilgili. Askeri.
SEYaaaaAH: (AR) Allah'ın kılıcı.
SEYHAN: (AR) Ürdün'ün ötesinde Hz. Musa'nın mezarının bulunduğu şehir. Adana ovasını yararak İskenderun körfezine dökülen nehir.
SEYHUN: (TR) (bkz. Seyhan).
SEYİDHAN / SEYİTHAN : (AR) Hanların başı önderi.
SEYLAB / SEYLAP : (FAR) Sel sel suyu.
SEYLAN: (AR) Akma akış.
SEYRAN: (AR) Gezme bakıp seyretme.
SEYYİD / SEYYİT / SEYİT : (AR) Bir topluluğun ileri gelen kişisi lider. Hz. Peygamber'in soyundan olan kimse.
SEZA: (FAR) Münasip uygun yaraşır.
SEZAİ: (FAR) Uygun yaraşan münasip.
SEZAL: (TR) Sezgili.
SEZEN: (TR) Duyan hisseden anlayan sezgili.
SEZER: (TR) Duyar hisseder anlar.
SEZGEN: (TR) Sezen hisseden duyan.
SEZGİ: (TR) Sezme kabiliyeti seziş. Deneme ve akıl yürütme sonucu olmayıp doğrudan bilme anlama ve kavrama.
SEZGİN: (TR) Sezme yeteneği olan duygulu anlayışlı.
SEZGİNAY: (TR) (bkz. Sezgin).
SEZMEN: (TR) Sezen anlayan kimse.
SIBGATULLAH / SEBGATULLAH : (AR) Yaratıcı gücü kuvveti olan Allah'ın kulu.
SIDAL: (TR) Güç kuvvet dayanıklılık. Olgunlaşmaya erginleşmeye başlayan. Öfkeli sinirli.
SIDAM: (TR) Sade yalın düz süssüz.
SIDAR: (TR) Dayanıklı.
SIDDIK: (AR) Çok doğru olan hiç yalan söylemeyen. Hakikati kabul eden ve onaylayan kişi.
SIDKI / SITKI : (AR) İç yürek temizliğiyle doğrulukla ilgili.
SIRALP: (TR) Sır saklayan yiğit.
SIRAT: (AR) Yol yön.
SIRATULLAH: (AR) Dosdoğru yol. Allah'ın yolu.
SIRRI: (Ar.) Sırla ilgili sırra ait. Mistik.
SİYAMİ: (AR) Oruç tutan oruçlu kötülükten kaçınan.
SİNA: (AR) Arap yarımadasının Mısır ile birleştiği yerde bir üçgen oluşturan yanmada. Bu yarımadada bulunan dağ.
SİNAN: (AR) Mızrak süngü vb. silahların sivri ucu.
SİPAHİ: (FAR) Osmanlı İmparatorluğu'nda tımar sahibi atlı asker.
SİRAC: (FAR) Işık meşale kandil çerağ.
SİRACEDDİN / SİRACETTİN: (AR) Dinin kandili dinin verdiği aydınlık ışık ışıklandıran aydınlatan.
ŞİRAN: (AR) Kaleler hisarlar.
SİRER (FAR) Tok doymuş. Eli açık.
SİRET: (AR) Bir kimsenin hal ve hareketleri tabiatı ahlak ve karakteri. Hal ve gidiş.
SOMEL: (TR) Doğru katışıksız güçlü el.
SOMER: (TR) Doğru katışıksız güçlü kimse.
SONALP: (TR) Sonuncu son doğan yiğit erkek çocuk.
SONAT: (TR) Bir ya da iki çalgı için yazılmış üç ya da dört bölümden oluşan müzik yapıtı.
SONAY: (TR) Ay'ın son günleri.
SONER: (TR) (bkz. Sonalp).
SONGUR: (TR) Şahin. Ağır hantal.
SONGURHAN: (TR) (bkz.Songur).
SONGÜN: (TR) Sonuncu son olan. Eğilim yetenek.
SORGUN: (TR) Bir tür söğüt ağacı. Sıtkı sert. Çok uzun ve güzel saç.
SOYSAL: (TR) Uygar medeni.
SOYSALDI: (TR) Soyu genişledi tanındı.
SOYSALTÜRK: (TR) Uygar Türk.
SOYSAN: (TR) Tanınmış soy.
SOYSELÇUK: (TR) Selçuklu soyundan.
SOYTEKİN: (TR) Cesur yiğit. (bkz. Tekin).
SOYUER: (TR) Yiğit soydan gelen.
SOYURGAL: (TR) İhsan bağış hediye armağan.
SÖKMEN: (TR) Yiğitlere verilen san.
SÖKMENER: (TR) Yiğit kimse.
SÖKMENSU: (TR) Yiğit asker yiğit subay.
SÖNMEZ: (TR) Parlaklığım ışığını hiç yitirmeyen her zaman canlı.
SÖNMEZALP: (TR) Parlaklığım ışığını hiç yitirmeyen yiğit.
SÖZEN: (TR) Söylev veren güzel konuşan hatib.
SÖZER: (TR) Sözünde duran.
SÖZMEN: (TR) Güzel etkili konuşan kimse.
SUAD / SUAT: (AR) Mutlulukla saadetle ilgili mutlu.
SUAVİ: (AR) Herkesin işine koşan yardım eden.
SUAY: (TR) Suya düşen ay.
SUBAHİ: (AR) (bkz. Subhi).
SUBHİ / SUPHİ : (AR) Sabah vakti şafak ile ilgili.
SUBUTAY: (TR) Cengiz Han'ın ünlü Moğol generalinin adı.
SUDİ: (AR) Yararlı faydalı kazançlı.
SUFİ: (AR) Tasavvuf erbabı mutasavvıf.
SUHAN: (TR) Suyun hakimi su kaynaklarının yönetimini elinde bulunduran.
SULHİ: (AR) Barışa özgü barışla ilgili barışçı.
SUNAY: (TR) Ay'ı sun getir. Sun ve ay kelimelerinden birleşik isim.
SUNER: (TR) Sunucu sunan.
SUNGU: (TR) Armağan bağış ihsan.
SUNGUN: (TR) Yetenek. Bağış ihsan.
SUNGUR: (TR) Sakin soğukkanlı (kimse). Akdoğan.
SUNGURALP: (TR) Soğukkanlı ve doğankuşu gibi güçlü yiğit.
SUNGURBAY: (TR) (bkz. Sunguralp).
SUNGURTEKİN: (TR) (bkz. Sunguralp).
SUaaaaAH: (AR) Allah'ın yarattığı.
SUYURGAL: (TR) İhsan bağış hükümdarca bağışlanan dirlik.
SUALP: (TR) Güçlü yiğit asker.
SÜEL: (TR) Asker eli.
SÜER: (TR) Yiğit asker.
SÜERDEM: (TR) Erdemli asker.
SUERGİN: (TR) Olgun asker.
SÜERKAN: (TR) Soylu kandan gelen asker.
SÜERSAN: (TR) Yiğitliğiyle ünlü asker.
SÜHA: (AR) Büyükayı takım yıldızının en küçük yıldızı.
SÜHAN: (FAR) Söz lakırdı. Şiir.
SÜHEYL: (AR) E Sema'nın güney yarımküresinde bulunan sefineyi Nuh burcundaki parlak ve büyük yıldızın adı.
SÜLASİ: (AR) Üçlü üç şeyden meydana gelen.
SÜLEYMAN: (AR) İbranice "huzur sükun". Kur'an-ı Kerim'de ismi geçen peygamberden biri.
SÜMER: (TR) Eski tarihlerde aşağı Mezopotamya'da yaşamış olan bir kavim.
SÜMRE: (AR) Esmerlik karayağızlık.
SÜPHAN: (TR) Doğu Anadolu'da Van gölünün kuzey kıyısındaki sönmüş volkan.
SÜREHA: (AR) Saf ırklar.
SÜREYYA: (AR) Ülker yıldızı pervin.
SÜRURİ: (AR) Sevinçle neşeyle ilgili.
ŞABAN: (AR) Aralık fasıla. Hicri Kameri ayların sekizincisi üç ayların ikinci ayı.
ŞABEDDİN / ŞABETTİN: (AR) Din topluluğu cemaati.
ŞADAN: (FAR) aaaifli neşeli sevinçli.
ŞADİ: (FAR) Sevinç mutluluk.
ŞAFAK: (AR) Güneş doğmadan az önce ufukta beliren aydınlık.
ŞAFAKGÜN: (AR-TR) Şafak renkli kızıl.
ŞAHABEDDİN / ŞAHABETTİN: (AR) Dinin yıldızı.
ŞAHADEDDİN / ŞAHADETTİN: (AR) Dinin tanıklığı. Dinin belirtisi işareti.
ŞAHAN: (FAR) Şahlar. Oldukça büyük boylu yırtıcı bir kuş. (bkz. Şahin).
ŞAHAP: (AR) Alev ateş parçası. Kayan yıldız akan yıldız. Cesur yürekli kimse.
ŞAHAT: (FAR-TR) Güçlü güzel cins at atların şahı.
ŞAHBAZ: (FAR) Beyaz ve iri doğan. Yakışıklı. Yiğit serdengeçti. Kabadayı. Cömert.Büyük gösterişli güzel mükemmel.
ŞAHBENDER: (FAR) Konsolos.
ŞAHBEY: (FAR-TR) Üstün nitelikli saygın yüce.
ŞAHDAR: (FAR) Dallı budaklı ağaç.
ŞAHİD / ŞAHİT: (AR) Bir yerde bulunan bir şeyi gören ve gördüğü ve bildiği şeyler konusunda bilgi veren kimse tanık. Bir sözleşmenin yapılması sırasında taraflardan birinin yanında hazır bulunan. Doğrulayan isbat eden.
ŞAHİN: (FAR-TR) Büyük boylu kanca gagalı yırtıcı bir kuş.
ŞAHİNALP: (FAR-TR) Şahin gibi güçlü yiğit cesur.
ŞAHİNER: (FAR-TR) Şahin gibi güçlü yiğit er.
ŞAHİNHAN: (FAR-TR) Güçlü yiğit kimse.
ŞAHİNKAN: (FAR-TR) Yiğit soydan gelen güçlü kahraman.
ŞAHİNTER: (FAR) Çok yiğit kahraman şahin gibi.
ŞAHİSTAN: (FAR) Şah ülkesi.
ŞAHKAR: (FAR) Baş eser en güzel eser.
ŞAHRUH: (FAR-AR) Yüce ruhlu görkemli üstün kişilikli kimse.
ŞAHSAR: (FAR) Dallık ağaçlık koruluk.
ŞAHSUVAR: (FAR) İyi ata binen yiğit kimse.
ŞAHVAR: (FAR) Şaha hükümdara yakışacak surette. İri ve iyi cins inci.
ŞAİK: (AR) İstekli hevesli.
ŞAKİR: (AR) Şükreden durumundan memnun olan. Allah'a şükreden.
ŞAMİH: (AR) Yüksek görkemli.
ŞAMİL: (AR) Şümulü bulunan içine alan kaplayan kapsayan.
ŞANAL: (TR) Ünün yayılsın tanınmış şanlı bir insan ol.
ŞANALP: (TR) Ünlü şanlı tanınmış kimse.
ŞANER: (TR) Ünlü kimse.
ŞANLI: (TR) Ün şöhret. Hal durum. Debdebe gösteriş haşmet. Yüksek makam rütbe.
ŞARA: (TR) Kente ait şehire ait.
ŞARBAY: (TR) Kentli şehirli kimse.
ŞARIK: (AR) Doğup parlayan parlak.
ŞATİ: (AR) Kıyı kenar.
ŞATIR: (AR) Neşeli şen. Büyük bir kimsenin atı yanında gitmekle vazifeli ağa.
ŞAYLAN: (TR) Çok övünen gururlu kimse. Sevinçli neşeli.
ŞECAAT: (AR) Yiğitlik cesurluk korkusuzluk.
ŞECAADDİN / ŞECAATTİN : (AR) Dinin kahramanı dinin yiğidi.
ŞECİ: (AR) Cesur yürekli yiğit.
ŞEFAADDİN / ŞEFAATTİN: (AR) Dinin Allah ile kul arasınadaki aracılığı dinin şefaati.
ŞEFİK: (AR) Şefkatli acıması olan esirgeyici.
ŞEHİM: (AR) Akıllı ve kurnaz yiğit.
ŞEHRİYAR: (FAR) Padişah hükümdar.
ŞEHRUD: (FAR) Büyük çay nehir.
ŞEHZAT: (FAR) (bkz. Şahzat).
ŞEKİB / ŞEKİP: (FAR) Sabır tahammüllü dayanıklı.
ŞEMAİL: (AR) Huylar davranışlar alışkılar. Bir kimsenin dış görünüşünün özellikleri.
ŞEMDİN: (AR) Dinin mumu dinin aydınlığı.
ŞEMİ: (AR) Mumla ışıkla ilgili ışıklı. Mum yapan ya da satan kimse.
ŞEMİM: (AR) Güzel kokan güzel kokulu güzel koku.
ŞEMS: (AR) Güneş.
ŞEMSEDDİN / ŞEMSETTİN: (AR) Dinin güneşi dinin insanlara verdiği aydınlık.
ŞEMSİ: (AR) Güneşe ait güneşle ilgili.
ŞEMSİFER: (AR-FAR) Güneşin aydınlığı parlaklığı.
ŞENAL: (FAR-TR) (bkz. Şen).
ŞENALP: (FAR-TR) Neşeli canlı yiğit.
ŞENALTAN: (FAR-TR) (bkz. Altan).
ŞENBAY: (FAR-TR) Neşeli sevinçli mutlu varlıklı kimse.
ŞENCAN: (FAR-TR) Canlı neşeli hareketli yapısı olan kimse.
ŞENDOĞAN: (FAR-TR) Sevinçli neşeli ol.
ŞENDUR: (FAR-TR) Neşeli sevinçli olması devam etti sürdü.
ŞENEL: (FAR-TR) Şen ve mutlu ev. Bölge il.
ŞENER: (FAR-TR) - Mutlu neşeli kimse.
ŞENGİL: (FAR-TR) İyi yürekli hoş sohbet kimse.
ŞENNUR: (FAR-AR) Neşeli ve nurlu insan.
ŞENOL: (FAR-TR) Şen ve mutlu ol. (bkz. Şenel).
ŞENSAL: (FAR-TR) Neşeni çevrene yay herkes neşelensin.
ŞENSOY: (FAR-TR) Neşeli soydan gelen kimse.
ŞENTÜRK: (FAR-TR) Neşeli canlı mutlu türk.
ŞENYAŞAR: (FAR-TR) Yaşamı neşeli mutlu geçen kimse.
ŞENYURT: (FAR-TR) Neşeli mutlu insanların yurdu; ülkesinde yaşayan.
ŞERAFEDDİN / ŞERAFETTİN: (AR) Dinin şereflisi büyüğü.
ŞERAFET: (AR) Şerefli olma hali. Soydanlık asalet.
ŞEREF: (AR) Yücelik ululuk izzet seçkinlik. İyi ün. Övünç duyulacak şey.
ŞEREFHAN: (AR-TR) Büyük yüce hükümdar.
ŞERİF: (AR) Şerefli kutsal. Soylu temiz.
ŞEVKET: (AR) Azamet büyüklük ululuk debdebe haşmet.
ŞEVKİ: (AR) Şevkle ilgili şevke ait neşeli.
ŞEYBAN: (AR) Saçlarına ak düşmüş yaşlı kimse. Moğol hükümdarlarından birisi.
ŞİMŞEK: (TR) Yağmurlu havada buluttan buluta ya da yere elektrik boşalırken oluşan geçici ve şiddetli elektrik akımı. Canlı hızlı coşkulu hareketli kimse.
ŞİNAS: (FAR) Anlayan tanıyan bilen.
ŞİNASİ: (FAR) Tanımaya anlamaya özgü tanımak bilmekle ilgili.
ŞİRAZ: (FAR) Türk müziğinde eski bir makam.
ŞİRVAN: (FAR) İran'da bir kent adı. Aslan barınağı.
ŞİRZAT: (AR-FAR) Aslan gibi güçlü kişilikli kimse.
ŞÖLEN: (TR) En üst idareci tarafından bütün halka verilenyemek ziyafet.
ŞÜKRAN: (AR) İyilik bilme gönül borcu minnettarlık.
ŞÜKRÜ: (AR) Şükretme minnettarlıkla ilgili.
ABYSS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-12-2007, 12:31 AM   #17 (permalink)
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart

TACAL: (TR) Üstün ol taçlan.
TACEDDİN / TACETTİN : (AR) Dinin tacı.
TACİ: (AR) Taçla ilgili.
TACİK: (FAR) İran ve Türkistan'da yaşayan İran asıllı Farsça konuşan halktan olan kimse.
TACİM: (AR) Noktalama noktalatma.
TACİR: (AR) Ticareti meslek edinmiş olan
TAÇKIN: (TR) Gurur.
TAHA: (AR) Kuranı Kerim'in 20. suresi. Hz. Ömer'e müslüman olmadan önce okunan ilk sure. Hz. Ömer bu sureden etkilenmiş ve müslüman olmuştur.
TAHİR: (AR) Temiz pak. Türk musikisinde basit bir makam.
TAHSİN: (AR) Güzel bulma beğenme. Aferin deme alkışlama.
TAİB / TAİP: (AR) Tövbe eden. Günahlarından dolayı pişmanlık duyup Allah'tan af dileyen.
TAİF: (AR) Tavaf eden. Dönen dolaşan.
TAKİ: (AR) Günahtan haramdan kaçınan dinine bağlı.
TALAT: (AR) Yüz çehre. Yüz güzelliği.
TALAY: (TR) Deniz büyük nehir taloy. Çok fazla.
TALAYER: (TR) Deniz eri denizci.
TALAYHAN: (TR) Denizlerin hakanı hükümdarı.
TALAYKAN: (TR) Denizci kanı taşıyan.
TALAYKUT: (TR) Kutsal deniz.
TALAYMAN: (TR) Deniz adamı denizci.
TALAS / TALAZ : (TR) Kasırga fırtına.
TALHA: (AR) Zamk ağacı.
TALİB / TALİP : (AR) Talep eden arayan isteyen; istekli. Alıcı müşteri. Talebe öğrenci.
TALİK: (AR) Güleryüzlü. Düzgün söz söyleyen.
TALU: (TR) Seçkin seçilmiş güzel. İki kürek kemiği arası.
TALUY: (TR) Deniz okyanus talay.
TALUT: (İBR) Bakara suresinde İsrailoğulları hükümdarlığına Allah tarafından tayin edilen ve az bir askerle Calut'un ordularını yok eden komutan.
TAMAY: (TR) Dolunay ayın ondördü.
TAMER: (TR) Nitelikli saygın kişi.
TAMERK: (TR) Güçlü kuvvetli kimse.
TAMERKİN: (TR) (bkz. Tamerk).
TAMKOÇ: (TR) Koç gibi güçlü.
TAMKUT: (TR) Çok mutlu talihli kimse.
TAN: (Tür.) Güneş doğmadan önceki alacakaranlık şafak vakti.
TANAÇAN: (TR) Sabah alacakaranlık.
TANAK: (TR) Garip tuhaf şaşırtıcı.
TANALP: (TR) Aydın bilge yiğit.
TANALTAN: (TR) Tan - altan.
TANALTAY: (TR) Tan - altay.
TANAY: (TR) Şafak ve ay.
TANAYDIN: (TR) Aydınlık şafak.
TANBAY: (TR) Tan - bay.
TANBEK: (TR) Aydın bey.
TANBERK: (TR) Şafak çizgisi. Parlayan şimşek.
TANBEY: (TR) Şafak gibi aydınlık kimse.
TANBOLAT: (TR) Tan renginde çelik.
TANCAN: (TR) Önü aydınlık kimse.
TANDAN: (TR) Tan vaktinde doğan.
TANDOĞAN: (TR) Ağaran şafak.
TANDOĞDU: (TR) Tan vakti doğan kimseye verilen isim.
TANDORUK: (TR) Dorukların ilk ışıklarla aydınlanması.
TANER: (TR) (bkz. Tan).
TANFER: (TR-FAR) Tan vaktinin yan aydınlığı.
TANGÜN: (TR) Şafakla başlayan aydınlık gün.
TANIN: (TR) Herkesçe adın duyulsun ünlen.
TANIR: (TR) Anımsar bilir. Bilip ayıran seçen.
TANIRCAN: (TR) Cana yakın. Çabuk tanışıp yaklaşan.
TANIRER: (TR) (bkz. Tanır-can).
TANJU: (TR) Türk hükümdarlarına Çinliler tarafından verilen unvan.
TANKAN: (TR) Şafak gibi aydınlık temiz soydan gelen.
TANKOÇ: (TR) Tan koç.
TANKUT: (TR) Kutlu uğurlu sabah.
TANÖREN: (TR) Şafakta çalışan.
TANPINAR: (TR) Tan pınar.
TANSAN: (TR) Tan gibi aydınlık temiz adı olan. .
TANSIK: (TR) Şaşırtıcı olağanüstü olay mucize. Özlem hasret. Değerli kıymetli.
TANSOY: (TR) Şafak gibi aydınlık soyu olan
TANSU: (TR) Şafağın aydınlattığı su.
TANUĞUR: (TR) Uğurlu mübarek sabah vakti.
TANVER: (TR) Şafak gibi ışık saç aydınlat.
TANYEL: (TR) Şafak vakti esen rüzgar.
TANYERİ: (TR) Güneş doğmak üzereyken ufukta hafifçe aydınlanan yer.
TANYILDIZ: (TR) Çoban yıldızı.
TANYOL: (TR) Şafak yolu aydınlık yol.
TANYOLAÇ: (TR) Aydınlığa götüren yol açan.
TANZER: (TR) Altın renginde tanyeri.
TAPGAÇ: (TR) Ünlü. Aziz.
TAPIK: (TR) Saygı hürmet. İkram hizmet.
TARA: (FAR) Yıldız necim.
TARAB: (AR) Sevinç şenlik.
TARAN: (TR) Geniş alan. İn. Kuş ya da balık kümeleri.
TARANCI: (TR) Rençber çiftçi.
TARDU: (TR) Armağan hediye.
TARHAN: (TR) Oğuzlarda demirci ve zanaatçı ustaları. Büyük toprak sahipleri büyük tüccarlar. Han ve komutan unvanı.
TARHUN: (AR) Hekimlikte kullanılan ıtırlı bir bitki.
TARIK: (AR) Sabah yıldızı zühre venüs yol.
TARKAN: (TR) Türklerin kullandığı vekil vezir bey gibi unvan. Ayrıcalıklı saygın kişi.
TAŞAN: (TR) Coşkulu taşkın.
TAŞBOĞA: (TR) Taş gibi sert boğa gibi güçlü kimse.
TAŞCAN: (TR) Taş gibi sağlam kimse.
TAŞDEMİR: (TR) Taş ve demir gibi güçlü sağlıklı.
TAŞEL: (TR) Sağlam güçlü el.
TAŞER: (TR) Sağlam güçlü kimse.
TAŞGAN: (TR) Pınar kaynak.
TAŞKAN: (TR) Sağlam güçlü soydan gelen.
TAŞKIN: (TR) Taşmış halde bulunan. Coşkun. Aşırı.
TAŞKINAY: (TR) (bkz. Taşkın).
TAŞKINER: (TR) Coşkulu coşkun kimse.
TAŞTEKİN: (TR) Emin güvenilir sağlam kişi.
TATAR: (TR) Bir Türk kavmi. Posta sürücüsü. Gül zambak gibi çiçeklerin açılmamış goncaları.
TATU: (TR) Barış sulh.
TAVGAÇ: (TR) Çekicilik cazibe.
TAVİL: (AR) Uzun. Çok süren. Aruzda bir ölçek.
TAYBARS: (TR) Pars gibi güçlü tay (çocuk).
TAYCAN: (TR) Genç ve güçlü kimse.
TAYFUN: (TR) Büyük okyanus ve Çin Denizi'nde görülen şiddetli fırtına.
TAYFUR: (AR) Küçük bir kuş türü.
TAYGAR: (AR) Uçan uçucu. Gaza dönüşen.
TAYGUN: (TR) Çocuk torun.
TAYGUNER: (TR) Erkek torun
TAYI: (AR) Bir işi kendi isteğiyle yapan.
TAYKARA: (TR) Esmer karayağız çocuk.
TAYKOÇ: (TR) Tay - koç.
TAYKURT: (TR) Tay - kurt.
TAYKUT: (TR) Kutlu uğurlu çocuk.
TAYLAK: (TR) Yeni doğmuş at yavrusu. Biniye gelmiş iki yaşında at yavrusu. Deve yavrusu. Yaramaz çocuk.
TAYLAN: (TR) İnce kibar güzel boylu boslu kimse. Çok yağmur yağdığı halde işlenebilir toprak.
TAYMAN: (TR) Genç taze toy kimse.
TAYMAZ: (TR) Düşmeyen kaymayan dengeli kimse.
TAYUK: (TR) İnce kibar genç.
TAYYİB / TAYYİP: (AR) İyi hoş güzel ala. Helal çok temiz.
TEBER: (FAR) Küçük balta. Dervişlerin kullandıkları uzun saplı küçük balta.
TECEN: (TR) Mağrur gururlu.
TECER: (TR) Becerikli. İç Anadolu'da sıradağ.
TECİK: (TR) Tutumlu idareli tasarruflu.
TECİMEN: (TR) Ticaret adamı tüccar. Tutumlu idareli.
TECİMER: (TR) Tüccar.
TECMİL: (AR) Süs aaayin.
TEDÜ: (TR) Bilge zeki anlayışlı kimse.
TEFHİM: (AR) Anlatma bildirme.
TEKALP: (TR) Eşsiz benzersiz yiğit.
TEKAY: (TR) Eşsiz ay.
TEKCAN: (TR) Çok değerli eşsiz kimse.
TEKDOĞAN: (TR) Eşsiz benzersiz doğmuş olan.
TEKECAN: (TR) Mert sözünde duran. Özü sağlam kimse. Çayırlarda biten bir bitki.
TEKİN: (TR) Boş ıssız. Sakin rahat uslu. İçinde kötülük bulunmayan. Tek eşsiz. Uyanık tetikte. Şehzade prens. Uğurlu.
TEKİNALP: (TR) Tek ve eşsiz yiğit.
TEKİNAY: (TR) Biricik ve hayırlı ay.
TEKİNDAĞ: (TR) Uğurlu dağ.
TEKİNEL: (TR) Hayırlı el.
TEKİNER: (TR) Tek eşsiz ve hayırlı kimse.
TEKİNSOY: (TR) İyi soydan gelen kimse.
TEKMİL: (AR) Kemale erdirme. Bitirme bitirilme tamamlanma tamamlama. Tam eksiksizce bütün hep.
TEKRİM: (AR) Ululama saygı gösterme.
TEKSEN: (TR) Sen teksin eşsizsin anlamında.
TEKSOY: (TR) Eşsiz bir soydan gelen.
TEMCİT: (AR) Ululama ağırlama. Sabah ezanından sonra okunan Allah'ın ululuğunu anlatan dua.
TEMEL: (YUN) Yapılardan toprak içinde kalan ve yapıya dayanak teşkil eden duvar ve taban kısımları koyuk. Bu kısımların yapılması için açılan çukur. Asıl esas. Dayanak. Belli başlı en önemli.
TEMİRCAN: (TR) Demir gibi sağlam kimse.
TEMİRHAN: (TR) Demir gibi sağlam güçlü hükümdar. Timur han.
TEMİRKUT: (TR) Demir gibi güçlü ve uğurlu.
TEMİZALP: (TR) İyi ahlaklı kimse. Temiz yapılı ve yiğit.
TEMİZCAN: (TR) İçi temiz olan kimse.
TEMİZEL: (TR) Dürüst kimse.
TEMİZER: (TR) Dürüst kimse.
TEMİZHAN: (TR) İyi vasıflı lider.
TEMİZKAL: (TR) Her zaman doğru ve dürüst kal.
TEMİZKAN: (TR) Temiz soydan gelen.
TEMİZÖZ: (TR) Özü temiz dürüst olan.
TEMİZSAN: (TR) Doğruluğu ve dürüstlüğüyle tanınan kimse.
TEMİZSOY: (TR) Temiz ve dürüst soydan gelen.
TEMREN: (TR) Ok kargı gibi delici silahların ucundaki sivri demir.
TEMÜR: (TR) Demir.
TENDÜ: (Moğolca) Yiğit cesur.
TENGİZ: (TR) Deniz.
TENGİZALP: (TR) Denizci yiğit.
TEOMAN: (TR) Hun imparatoru Mete'nin babası.
TERCAN: (TR) Genç taze delikanlı. Kırmızı buğday.
TERİM: (TR) Bilim ve sanat kavramlarından birini anlatan sözcük.
TETİKER: (Tür.) Uyanık çevik becerikli kimse.
TEVFİK: (AR) Uydurma uygun düşürme. Başarıya ulaştırma. Allah'ın yardımına kavuşma.
aaaAL: (TR) Çabuk ol.
aaaALP: (TR) Çabuk hızlı yiğit.
aaaAY: (TR) (bkz. aaaal).
aaaCAN: (TR) Telaşlı heyecanlı beklemeye dayanamayan sabırsız.
aaaEL: (TR) Çabuk iş gören becerikli.
aaaER: (TR) Çabuk hızlı çevik kimse.
aaaEREN: (TR) Çabuk ulaşan erişen.
aaaKAN: (TR) Kanı kaynayan heyecanlı kimse.
aaaVEREN: (TR) Duyarlı reaksiyoner.
TINAL: (TR) Soluk al yaşamını sürdür.
TINAZ: (TR) Ot ya da saman yığını.
TİBET: (TR) Çin'in batısında bağımsız bir bölge.
TİGİN: (TR) (bkz. Tekin).
TİMUR: (TR) Demir. Türk- Moğol imparatoru.
TİMURCAN: (TR) Demir gibi sağlam ve güçlü.
TİMURHAN: (TR) (bkz. Timur).
TİMURKAN: (TR) Demir gibi güçlü soydan gelen.
TİMURÖZ: (TR) Özü demir gibi güçlü ve sağlam olan.
TİMURTAŞ: (TR) Demir ve taş gibi güçlü ve sert olan.
TİTİZ: (TR) Çok dikkatli ve özenli davranan. Prensiplerine düşkün. Huysuz öfkeli.
TOĞAN: (TR) Doğan şahin.
TOĞAY: (TR) Fundalık.
TOKALP: (TR) Doymuş aç olmayan kimse. Kalın ve gür sese sahip. Kibirli.
TOKCAN: (TR) Gönlü tok olan.
TOKDEMİR: (TR) Sağlam demir.
TOKER: (TR) Tok er.
TOKGÖZ: (TR) Aç gözlü olmayan.
TOKHAN: (TR) Tok han.
TOKKAN: (TR) Cömert soylu.
TOKÖZ: (TR) Cömert ve kerem sahibi.
TOKTAHAN: (TR) Yerleşik yaşayan han.
TOKTAMIŞ: (TR) Bir yere yerleşmiş oturmuş (kimse). Dinmiş sakinleşmiş.
TOKTAŞ: (TR) Tok taş.
TOKTİMUR: (TR) Tok timur.
TOKTUĞ: (TR) Tok tuğ.
TOKUR: (TR) Eski Türk erkek adlarından.
TOKUŞ: (TR) Savaş.
TOKUŞHAN: (TR) Savaşçı lider hakan.
TOKUZ: (TR) Dokuz. Kalın ve sık dokunmuş kumaş.
TOKUZER: (TR) Dokuz er. Dayanışmacı tutkun yiğit.
TOKUZTUĞ: (TR) Dokuz tuğ.
TOKYAY: (TR) Tok yay.
TOKYÜREK: (TR) Yürekli cesur.
TOKYÜZ: (TR) Tok yüz.
TOLA: (TR) Dolu boş olmayan. aaaif neşe. Güçlü korkusuz.
TOLAY: (TR) Topluluk cemiyet.
TOLGA: (TR) Demir harp başlığı. Savaşçıların başlarına giydikleri demir başlık. Miğfer.
TOLGAHAN: (TR) Güçlü ve çevreli lider han.
TOLGAN: (TR) Dolanma dolaşma.
TOLGAY: (TR) Çevre dolay.
TOLGUNAY: (TR) Dolunay.
TOLUN: (TR) Dolun bedir ayın ondördü.
TOLUNAY: (TR) Ayın ondördü mehtap dolunay.
TOLUNBAY: (TR) Birikimli kişiliği gelişmiş.
TONAY*) Ay gibi parlak ışıklı giysi.
TONGAL: (TR) Zengin kimse. Yaşlı erkek.
TONGAR: (TR) Büyük güçlü. Yaşlı.
TONGUÇ: (TR) En büyük çocuk. Bir tür kuş baykuş.
TOPAY: (TR) Dolunay.
TOPÇAM: (TR) Top çam.
TOPÇAY: (TR) Topçay.
TOPDEMİR: (TR) Top demir.
TOPEL: (TR) Top el.
TOPER: (TR) Top er.
TOPRAK: (TR) Yerkabuğunun canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Ülke memleket. İşlenmiş arazi.
TOPUZ: (TR) Bir ucu top gibi olan silah. Kısa boylu kimse. Balyoz.
TOR: (TR) Toy deneyimsiz. Ürkek çekingen utangaç. Mağrur gururlu. Fidan. Toksöz.
TORALP: (TR) Gururlu yiğit.
TORAMAN: (TR) Güçlü kuvvetli.
TORAN: (TR) Güçlü kuvvetli iri yan kimse. Yiğit kahraman.
TORCAN: (TR) Çekingen utangaç.
TORGAY: (TR) Serçe tarla kuşu.
TORHAN: (TR) Gururlu hükümdar.
TORKAL: (TR) Hep utangaç ve çekingen ol.
TORKAN: (TR) Gururlu ve tok sözlü soydan gelen.
TORLAK: (TR) Güzel genç yakışıklı. İyi gelişmiş ağaç fidanı.
TORUMTAY: (TR) Yırtıcı bir kuş türü.
TOTUK: (TR) Eski Türkler'de askeri vali.
TOYBOĞA: (TR) Genç boğa.
TOYCAN: (TR) Çok genç ve tecrübesiz.
TOYDEMİR: (TR) Toy - demir.
TOYDENİZ: (TR) Toy - deniz.
TOYGAR: (TR) Tarla kuşu turgay.
TOYGUN: (TR) Genç delikanlı. Çakırdoğan.
TOYKA: (TR) Büyük kalın sopa.
TOZAN: (TR) İnce toz tanesi. Tozu çok olan yer. Kar fırtınası.
TOZUN: (TR) Soylu asil.
TÖKEL: (TR) Çok.
TÖRE: (TR) Eğitim görgü gelenek. Soyluluk asalet. Eksiksiz mükemmel. Geline verilen armağan.
TÖREGÜN: (TR) Geleneksel geleneğe uygun gündemde.
TÖREHAN: (TR) Görgülü er.
TÖREL: (TR) Töreye uygun olan töre ile ilgili.
TORUM: (TR) Yaratılış.
TÖZ: (TR) Kök asıl cevher.
TÖZÜM: (TR) Sabırlı alçak gönüllü.
TUFAN: (AR) Hz. Nuh zamanında Allah'ın kötülüğe sapmış insanları cezalandırmak için gönderdiği bütün dünyayı su ile kaplayan yağmur. Şiddetli yağmur ve sel.
TUGAY: (TR) İki alaydan oluşan askeri birlik liva.
TUĞ: (TR) Eskiden paşalara verilen at kılından yapılmış sorguç.
TUĞAL: (TR) Sancaktar. Tuğ taşıyan.
TUĞALP: (TR) Milli lider.
TUĞALTAN: (TR) Tuğ - altan.
TUĞALTAY: (TR) Altay'a özgü Altay simgesi.
TUĞBAY: (TR) Eskiden tugay komutanlığı yapan albay.
TUĞCU: (TR) At kılından yapılmış tuğları taşıyan kimse.
TUĞKAN: (TR) Tuğ kan.
TUĞKUN: (TR) İzinsiz yanına varılmayan varlıklı saygın.
TUĞLU: (TR) Bayraklı sancaklı. Şımarık.
TUĞRA: (TR) Osmanlı padişahlarının imza yerine kullandıkları özel biçimi olan simge. Mühür.
TUĞRUL: (TR) Ak doğan çakırdoğan yırtıcı kuşlardan bir kuş.
TUĞSAN: (TR) Tuğ san.
TUĞSAV: (TR) Tuğ sav.
TUĞSAVAN: (TR) Tuğ savan.
TUĞSAVAŞ: (TR) Tuğ savaş.
TUĞSEL: (TR) Tuğ sel.
TUĞSER: (TR) Baştuğ.
TUĞTAŞI: (TR) Tuğ taş.
TUĞTEKİN: (TR) Biricik uğurlu tuğ.
TUĞYAN: (AR) Coşma taşma. İsyan.
TULÜ: (AR) Doğma doğuş.
TULÜN: (TR) Dolun.
TUNA: (TR) Çok bol. Yavru. Görkemli gösterişli. Karaormanlardan doğan Karadeniz'e dökülen Avrupa'nın Volga'dan sonra en uzun ırmağı.
TUNCA: (TR) Balkan Yarımadası'nda Meriç ırmağının kolu.
TUNCAL: (TR) Al renginde tunç.
TUNCALP: (TR) Tunç gibi güçlü kuvvetli yiğit.
TUNCAY: (TR) Tunç renginde ay.
TUNCEL: (TR) Tunç gibi güçlü el.
TUNCER: (TR) Tunç gibi güçlü kimse.
TUNÇ: (TR) Bakır çinko kalay karışımı.
TUNÇAL: (TR) Tunç al.
TUNÇALP: (TR) Güçlü yiğit.
TUNÇARAL: (TR) Tunç aral.
TUNÇASLAN: (TR) Tunçaslan.
TUNCAY: (TR) Tunç ay.
TUNÇBAY: (TR) Tunç bay.
TUNÇBİLEK: (TR) Tunç bilek.
UNÇBOĞA: (TR) Tunç gibi sağlam boğa kadar güçlü.
TUNÇBÖRÜ: (TR) Tunç gibi sağlam kurt kadar güçlü.
TUNÇÇAĞ: (TR) Tunç dönemi.
TUNÇDAĞ: (TR) Tunçtan oluşan dağ gibi güçlü.
TUNÇEL: (TR) Tunç gibi güçlü el.
TUNÇER: (TR) Tunç gibi güçlü kimse.
TUNÇHAN: (TR) Tunç han.
TUNÇKAN: (TR) Güçlü soydan gelen. Tunç kanından.
TUNÇKAYA: (TR) Tunç kaya.
TUNÇKILIÇ: (TR) Tunç kılıç.
TUNÇKOL: (TR) Güçlü kuvvetli kimse.
TUNÇKURT: (TR) Tunç kurt.
TUNÇÖVEN: (TR) Tunç öven.
TUNÇSOY: (TR) Kökü güçlü soydan gelen kimse.
TUNÇTÜRK: (TR) Sağlam ve güçlü Türk.
TUR: (AR) Dağ. Delikanlı genç. Gelir kazanç verim. Devir dolaşma.
TURA: (TR) Tuğra. Kalkan siper.
TURAÇ: (TR) Keklik cinsinden eti yenir bir av kuşu.
TURALP: (TR) Genç delikanlı yiğit.
TURAN: (TR) Eski İranlılara göre Türk ülkesi. Bütün Türkler'in ve Turan kavimlerinin birleşmesiyle meydana gelecek devlet.
TURATEKİN: (TR) Emin zararsız ve koruyucu yiğit.
TURAY: (TR) Tur ay.
TURBAY: (TR) Tur bay.
TURCAN: (TR) Genç delikanlı.
TURGAY: (TR) Boz renkli küçük ötücü tarlalarda yuva yapan bir tür serçe torgay. TURGUT: (TR) Konut oturulacak yer.
TURHAN: (TR) Soylu ve seçkin kimse. Eski Türklerde vergi ödemeyen hükümdar huzuruna izinsiz girebilen saygın kimse. Turahan.
TUTKUN: (TR) Bir şey ya da birine düşkün bağlı. Bol verimli. Esir tutsak.
TUYAN: (TR) Semiz şişman. Zengin. Kibirli gururlu.
TUYGUN: (TR) Genç güçlü. Çılgın şımarık. Duygulu hassas.
TUYUĞ: (TR) Şiir şarkı türkü.
TUZ: (TR) Güzellik şirinlik.
TUZER: (TR) Şirin delikanlı.
TÜBLEK: (TR) Soylu asil.
TÜKEL: (TR) Tam bütün mükemmel.
TÜKELALP: (TR) Kusursuz yiğit.
TÜKELAY: (TR) Dolunay.
TÜLEK: (TR) Kurnaz açıkgöz düzenci. Efe. Çok genç delikanlı. Zengin. Saygın kimse. Sakin gururlu.
TÜMAY: (TR) Dolunay.
TÜMBAY: (TR) Tüm bay.
TÜMCAN: (TR) Tüm - can.
TÜMEL: (TR) Temel.
TÜMEN: (TR) On bin. Pek çok. Yığın küme sürü.
TÜMENBAY: (TR) Tümen komutanı onbin kişilik grubun lideri.
TÜMER: (TR) Tam erkek yiğit.
TÜMERDEM: (TR) Çok erdemli.
TÜMERK: (TR) Güçlü kuvvetli.
TÜMERKAN: (TR) Yiğit kandan gelen.
TÜMERKİN: (TR) Olgun.
TÜMKAN: (TR) Kanlı canlı sağlıklı.
TÜMKURT: (TR) Tüm - kurt.
TÜMKUT: (TR) Çok talihli kutlu.
TÜN: (TR) Gece.
TÜNAK: (TR) Işıklı mehtaplı gece.
TÜNAL: (TR) Tün - al.
TÜNAY: (TR) Tün - ay.
TÜNER: (TR) Tün - er.
TÜNEY: (TR) Öğle güneşi alan yer. Güneş battıktan sonraki zaman. Güneşli yer.
TÜRABI: (AR) Toprakla ilgili. Topraktan.
TÜRE: (TR) Görenek gelenek töre. Subay komutan. Hak ve hukuka uygunluk adalet.
TÜREGÜN: (TR) Türe - gün.
TÜREHAN: (TR) Türe - han.
TÜREK: (TR) Tepelerin ortasındaki çıkıntı.
TÜREL: (TR) Hukuksal hukukla ilgili.
TÜRELİ: (TR) Güzel.
TÜREMEN: (TR) Yasa adamı hukukçu.
TÜREV: (TR) Oluşan ortaya çıkan türeyen.
TÜRKAY: (TüR) Ay gibi parlak aydınlık Türk.
TÜRKCAN: (TR) Sevilen Türk.
TÜRKDOĞAN: (TR) Türk soyuna mensup.
TÜRKER: (TR) Türk er.
TÜRKEŞ: (TR) Oğuz yazıtlarında adı geçen bir kahramanın adı.
TÜRKMEN: (TR) Oğuzların bir kolu. Bu koldan olan. Tam göçebe olmayan fakat mevsiminde yaylaya veya yazıya çıkan.
TÜRKOĞLU: (TR) Türk oğlu.
TÜRKOL: (TR) Türk ol.
TÜRKÖZ: (TR) Özü aslı Türk olan.
TÜRKSAN: (TR) Adı duyulmuş Türk gibi ünlü.
TÜRKŞEN: (TR) Şen ve mutlu Türk anlamında.
TÜRKYILMAZ: (TR) Direnişçi sebat eden.
TÜRÜNK: (TR) Çalışan etkin.
TÜVÂN: (FAR) Güç kuvvet.
TÜVANGER: (FAR) Zengin mülk sahibi varsıl.
TÜZEL: (TR) Adalet hukuk.
TÜZEMAN: (TR) Adaletli kimse. Yasa adamı hukukçu.
TÜZMEN: (TR) Doğru adil güvenilir kimse.
TUZUN: (TR) Yumuşak huylu sakin kimse soylu asil.
TÜZÜNALP: (TR) Yumuşak başlı sakin asil yiğit.
TÜZÜNER: (TR) Tüzün er.
ABYSS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-12-2007, 12:31 AM   #18 (permalink)
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart

UCA: (TR) Yüksek yüce.
UCATEKİN: (TR) Yücelikte eşsiz kimse.
UÇANAY: (TR) Ay gibi yüksek anlamında.
UÇANOK: (TR) Hızlı atak yiğit.
UÇAR: (TR) Uçan uçucu.
UÇARER: (TR) Uçar er.
UÇBAY: (TR) Sınır beyi.
UÇBEYİ: (TR) Selçuklu ve Osmanlılar'da sınırlardaki askeri güçlerin kumandanlarına verilen ad.
UÇHAN: (TR) Sınır şehir hanı.
UÇKAN: (TR) Deli dolu havai toy.
UÇKUN: (TR) Kıvılcım. Pahalı yüksek. Uçan çapkın. Becerikli eli aaa.
UÇMA: (TR) Dağın karlarla örtülmüş dik yamacı.
UÇMAN: (TR) Uçan uçucu.
UÇUK: (TR) Uçmuş soluk renk. Çökmüş yer toprak. İyi. Sivri dağ tepesi.
UÇUR: (TR) Vakit an fırsat. Mevsim.
UFKİ: (AR) Ufka ait ufukla ilgili.
UFUK: (AR) Düz arazide ya da açık denizde gökle yerin birleşir gibi göründüğü yer. Anlayış kavrayış görüş düşünce gücü. Çevre dolay.
UĞAN: (TR) Yüce yüksek güçlü.
UĞRAŞ: (TR) Güçlük ve kötülükle uğraşma mücadele.
UĞUR: (TR) İyilik şans talih baht. Fırsat tesadüf. Kimi olaylarda görülen ve insana iyilik getirdiğine inanılan iyilik kaynağı.
UĞURAL: (TR) Uğur + al.
UĞURALP: (TR) Hayırlı yiğit.
UĞURATA: (TR) Hayırlı ata.
UĞURAY: (TR) Uğurlu ay.
UĞURCAN: (TR) İyilikçi ve candan.
UĞUREL: (TR) Eli uğurlu olan.
UĞURHAN: (TR) Hayırlı lider.
UĞURLU: (TR) Uğurlu olan iyilik getirdiğine inanılan kutsal kutlu.
UĞURLUBAY: (TR) Uğurlu -bay.
UĞURLUBEY: (TR) Uğurlu -bey.
UĞURSAL: (TR) Uğurla ilgili uğurlu.
UĞURSAN: (TR) Uğuruyla tanınmış olan.
UĞURSAY: (TR) Uğur say.
UĞURSEL: (TR) Uğur sel.
UĞURSOY: (TR) Uğurlu soydan gelen.
UĞURTAN: (TR) Uğur tan.
UĞURTAY: (TR) Uğurlu genç.
UĞUŞ: (TR) Anlayış zeka bekleyiş. Benzeyiş. Soy kabile soysop.
UĞUZ: (TR) Kutsal mübarek. Saf temiz.
ULA: (AR) Birinci. Şan ve şeref sahibi kimse
ULAÇ: (TR) Bağlayan bağlayıcı. Sınır.
ULAÇHAN: (TR) Sınır hanı.
ULAĞ: (TR) Ulak.
ULAŞ: (TR) Amacına eriş isteğine kavuş.
ULU: (TR) Erdemleri bakımından çok büyük yüce. Zengin saygın.
ULUALP: (TR) Çok erdemli yüce yiğit.
ULUANT: (TR) Kutsal büyük yemin.
ULUBAŞ: (TR) Yüce saygın kimse.
ULUBAY: (TR) Yüce saygın erdemli kişi.
ULUBEK: (TR) Saygınlığı olan bey.
ULUBERK: (TR) Saygın kişilikli yiğit..
ULUCAN: (TR) Erdemli saygın yüce kişi.
ULUÇ: (TR) Selçuklular döneminde Türk beylerine verilen unvan.
ULUÇAĞ: (TR) Hayırlı uğurlu dönem.
ULUÇAM: (TR) Ulu - çam.
ULUÇKAN: (TR) Uluç - kan.
ULUDAĞ: (TR) Çok büyük yüce dağ.
ULUDOĞAN: (TR) Doğuştan yüce uğurlu kimse.
ULUER: (TR) Saygın uğurlu yüce kimse.
ULUERKAN: (TR) Saygın yüce soylu kimse.
ULUĞ: (TR) Ulu büyük saygın.
ULUHAN: (TR) Büyük saygın hükümdar.
ULUKAAN: (TR) Büyük saygın hükümdar.
ULUKAN: (TR) Soylu yüce kandan gelen.
ULUKUT: (TR) Çok uğurlu kutlu kimse.
ULUM: (TR) Ululuk haşmet büyük gösteriş.
ULUMAN: (TR) Ulu yüksek saygın kimse.
ULUMERİÇ: (TR) Ulu meriç.
ULUN: (TR) Büyük ulu. Temrensiz ok. Buğday arpa kökü.
ULUNAY: (TR) Büyük ulu ay.
ULUÖZ: (TR) Özü yüce saygın kimse.
ULUS: (TR) Millet halk insan topluluğu.
ULUSAN: (TR) Adı yüce tanınmış kimse.
ULUSOY: (TR) Ulu yüce soylu.
ULUSU: (TR) Yüce kutlu su.
ULUŞAHİN: (TR) Ulu şahin.
ULUSAN: (TR) Yüce şanlı kimse.
ULUTAN: (TR) Ulu tan.
ULUTAŞ: (TR) Ulu taş.
ULUTAY: (TR) Ulu tay.
ULUTEKİN: (TR) Yüksek şahsiyetli ve sakin kişilikli.
ULVİ: (AR) Yüksek yüce manevi yapısı ön plana çıkabilen.
UMA: (TR) Hediye armağan. Konuk misafir.
UMAN: (TR) Umudu olan bekleyen umutlu.
UMAR: (TR) Çare çıkar yol.
UMMAN: (AR) Ulu büyük engin deniz okyanus.
UMRAN: (AR) Bayındırlık ma murluk. Uygarlık ilerleme refah ve mutluluk.
UMUR: (TR) Görgü bilgi deneyim.
UMURAL: (TR) Görgü bilgi deneyim kazan.
UMURALP: (TR) Görgülü bilgili yiğit.
UMURBAY: (TR) Görgülü bilgili saygın kişi.
UMURBEY: (TR) Görgülü bilgili kişi.
UMUT: (TR) Ummaktan doğan güven duygusu ümit.
UNAN: (TR) Sadakat bağlılık. Hak.
UNAT: (TR) Doğru yolu tutan. Akıllı. Ergin.
UNGAN: (TR) Onmuş kişi mutlu. Yürekli yiğit kişi.
UNSUR: (AR) Öğe ilke eleman.
URAL: (TR) Hazar denizine dökülen ırmak ve sıradağ.
URALP: (TR) Kentli yiğit.
URALTAN: (TR) Ur - altan.
URALTAY: (TR) Ur - altay.
URAM: (TR) Büyük geniş yol.
URAN: (TR) Yetenekli usta becerikli.
URANDU: (TR) Seçkin seçilmiş. Hayırlı.
URANGU: (TR) Savaşçı savaşkan.
URAZ: (TR) Şans talih.
URAZA: (AR) Hediye armağan. Konuğa çıkarılan yiyecek.
URGUN: (TR) Vurulan vurulmuş. Vurgun aşık. Gizli.
URHAN: (TR) Yüksek rütbeli han.
URKAN: (TR) Kale hendeği. Şehir kent. Yüksek ve korunaklı yer.
URLUK: (TR) Aile soy sop. Tohum.
URUÇ: (AR) Yukarı çıkma yükselme ağma.
URUK: (TR) Tane tohum. Nesil kuşak soy.
URUZ: (TR) Hedef amaç gaye.
USAL: (TR) Gamsız kedersiz aaafine düşkün. Önemsiz.
USALAN: (TR) Akıl alan akıllı.
USALP: (TR) Akıllı yiğit.
USBAY: (TR) Akıllı saygın kişi.
USBERK: (TR) Şimşek gibi parlak akıllı kimse.
USBEY: (TR) Akıllı kişi.
USER: (TR) Akıllı kişi.
USHAN: (TR) Akıllı hükümdar.
USKAN: (TR) Akıllı soydan gelen.
USLU: (TR) Akıllı zeki uysal sakin kimse.
USLUER: (TR) Akıllı olgun kişi.
USMAN: (TR) Akıllı zeki kimse.
USUM: (TR) Akıllı.
USUN: (TR) Hüzün.
UTKAN: (TR) Zafer kazanmış muzaffer. Şerefli onurlu soydan gelen.
UTKU: (TR) Birçok emek ve tehlikelerden sonra ulaşılan mutlu sonuç zafer.
UTMAN: (TRR) Şerefli edepli terbiyeli kimse.
UYAR: (TR) Uygun yerinde. Boyun eğen uysal nazik kimse.
UYARALP: (TR) Uysal nazik yiğit.
UYAREL: (TR) Uyar el.
UYGAN: (TR) Uyumlu uyan.
UYGAR: (TR) Kültürlü eğilimli görgülü medeni.
UYGU: (TR) Uyum uygunluk.
UYGUN: (TR) Yakışır yaraşır elverişli yararlı. Oranlı.
UYGUNEL: (TR) Uygun el.
UYGUNER: (TR) Uygun uyumlu olumlu.
UYGUR: (TR) Orta Asya'da büyük devlet ve uygarlık kurmuş yazılı anıtlarla sanat yapıtları bırakmış olan bir Türk ulusu. Uygar medeni.
UYGURALP: (TR) Uygar yiğit. Uygur'a mensup kişi.
UYSAL: (TR) Yumuşak başlı uyumlu boyun eğen. Terbiyeli.
UYUN: (AR) Gözler. Pınarlar kaynaklar.
UZ: (TR) İyi güzel. Uygun doğru. Usta. Temiz dikkatli. Becerikli akıllı anlayışlı. Yakın içten.
UZALP: (TR) İyi temiz akıllı anlayışlı yiğit.
UZAY: (TR) Bütün varlıkların içinde bulunduğu sonsuz boşluk.
UZBAY: (TR) İyi becerikli temiz akıllı ve saygın kişi.
UZCAN: (TR) Uysal uyumlu iyi insan.
UZEL: (TR) Usta becerikli kişi.
UZER: (TR) Becerikli akıllı kişi.
UZGÖREN: (TR) Gerçeği önceden görebilen.
UZHAN: (TR) Ülke ve halkına faydalı olan.
UZKAN: (TR) Erdemli soydan gelen.
UZLET: (AR) Bir kenara çekilip toplum yaşayışından ayrı kalma.
UZMA: (AR) Büyük en büyük.
UZMAN: (TR) Belli bir iş ya da konuda bilgi görüş ve becerisi olan kimse.
UZSAN: (TR) Becerisi ve diğer iyi nitelikleriyle tanınan.
UZSOY: (TR) İyi nitelikli soydan gelen.
UZTAN: (TR) Uz - tan.
UZTAŞ: (TR) Uz - taş.
UZTAV: (TR) Uz - tav.
UZTAY: (TR) Uz - tay.
UZTEKİN: (TR) Uz - tekin
ÜBEYDULLAH: (AR) Allah'ın kulu.
ÜBEYD / ÜBEYT: (AR) Köle kölecik kul.
ÜÇEL: (TR) Yüce yüksek. Arka.
ÜÇER: (TR) Üç er.
ÜÇOK: (TR) Oğuz destanına göre sol kolda bulunan 12 Oğuz boyuna verilen ad.
ÜKE: (TR) Onur şeref.
ÜLFER: (AR) Büyük su ırmak.
ÜLGEN: (TR) Yüce yüksek ulu. İyilik tanrısına verilen ad.
ÜLGENALP: (TR) Yüce ulu yiğit. Ülgen - alp.
ÜLGENER: (TR) Yüce ulu kimse. Ülgen - er.
ÜLGER: (TR) Kumaş vb. şeylerdeki ince tüy.
ÜLGÜ: (TR) Yakışıklı kimse. Pay hisse. Tutum tavır.
ÜLKE: (TR) Bir devletin egemenliği altında bulunan yerlerin tümü. Yurt vatan.
ÜLKEM: (TR) Yurdum vatanım.
ÜLKEN: (TR) Senin yurdun senin vatanın.
ÜLKENUR: (TR) Yurdunu aydınlatan ışık.
ÜLKER: (TR) Boğa burcunda yedi yıldızdan biri.
ÜLKÜ: (TR) Amaç edinilen ulaşılmak istenilen şey.
ÜLKÜM (TR) Amacım ulaşmak istediğim şey.
ÜLKÜMEN: (TR) Ülküsü olan. bir ülküye bağlı olan kimse.
ÜLKÜSEL: (TR) Ülkü ile ilgili ülkü niteliğinde.
ÜLMEN: (TR) Denizci deniz adamı.
ÜMİT: (FAR) (bkz. Umut).
ÜNAL: (TR) Adın duyulsun tanın ün kazan. Ün al.
ÜNALAN: (TR) Adı duyulmuş ün kazanmış.
ÜNALDI: (TR) Ün aldı.
ÜNALMIŞ: (TR) Ün ve şan kazanmış.
ÜNALP: (TR) Tanınmış ünlü yiğit.
ÜNAY: (TR) Ay gibi tanınmış ünü parlak şöhretli.
ÜNEK: (TR) Kahraman yiğit. Ünlü tanınmış.
ÜNER: (TR) Tanınmış ünlü yiğit.
ÜNGÖRMÜŞ: (TR) Ün görmüş.
ÜNGÜN: (TR) Ün gün.
ÜNGÜR: (TR) Mağara.
ÜNKAN: (TR) Tanınmış soydan gelen soylu kan.
ÜNLEM: (TR) Ses seda çağrı.
ÜNLÜ: (TR) Tanınmış adı duyulmuş şöhretli şanlı.
ÜNLÜER: (TR) Tanınmış ünlü kimse.
ÜNLÜOL: (TR) Adın duyulsun ün kazan.
ÜNLÜSOY: (TR) Tanınmış soydan gelen.
ÜNSAÇ: (TR) Adın duyulsun ünlen.
ÜNSAL: (TR) Adın duyulsun.
ÜNSAN: (TR) (bkz. Ünsal).
ÜNSEV: (TR) Adını ününü sev.
ÜNSEVEN: (TR) Ün seven.
ÜNSEVER: (TR) Ün sever.
ÜNSEVİN: (TR) Ün sevin.
ÜNSİ: (AR) Alışmış sokulgan. Arkadaş dost.
ÜNÜVAR: (TR) Ünü var. Ünlü tanınmış.
ÜNVER: (TR) Ünlen tanınmış ol insan ol.
ÜNVERDİ: (TR) Ün verdi.
ÜNVEREN: (TR) Ün veren.
ÜNZİL: (AR) Gönderilmiş indirilmiş inzal olunmuş.
ÜRÜNDÜ: (TR) Seçilmiş seçkin.
ÜRÜNDÜBAY: (TR) Seçkin insan.
ÜSGEN: (TR) Yüksek. Gelişmiş.
ÜSTAM: (AR) Altın veya gümüşten yapılmış at eyeri. Emin güvenilir.
ÜSTAY: (TR) Ay gibi yüksek yüce.
ÜSTEK: (TR) Yüksek yüce.
ÜSTEL: (TR) (bkz. Üstek).
ÜSTER: (TR) Çok değerli kimse.
ÜSTÜN: (TR) Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan onları geride bırakan. Yenen galip gelen.
ÜSTÜNBAY: (TR) Üstün bay. Seçkin başarılı kimse.
ÜSTÜNDAĞ: (TR) Üstün dağ.
ÜSTÜNER: (TR) Üsten - er.
ÜVEYS: (AR) İsteyen arzu eden.
ÜZER: (TR) Üst. Kaymak. Faiz. Can sıkıcı üzücü.
ÜZEYİR: (AR) Kur'an-ı Kerim'de adı geçen peygamber olup olmadığı konusunda ihtilaflı görüşler bulunan kişi.
ABYSS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-12-2007, 12:32 AM   #19 (permalink)
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart

VACİB/ VACİP : (AR) Dini bakımdan terkedilmesi doğru ve uygun olmayan kesinlik bakımından farzdan sonra gelen.Çok lüzumlu bırakılması mümkün olmayan zaruri.
VACİD/ VACİT : (AR) Yaratan meydana çıkaran.
VAFİ: (AR) Yeter tam. Sözünde duran sözünün eri.
VAFİD: (AR) Elçi temsilci.
VAHA: (AR) Çöllerin su bulunan kesimlerinde oluşan bitkili alan.
VAHAB/ VAHAP : (AR) Bağışlayan ihsan eden.
VAHAT: (AR) Çölde suyu ve yeşilliği olan yerler. Vahalar.
VAHDEDDİN/ VAHDETTİN : (AR) Dinin tekliği birliği.
VAHDET: (AR) Yalnızlık teklik birlik.
VAHİB / VAHİP : (AR) Bağışlayan bağışlayıcı.
VAHİD / VAHİT: (AR) Bir tek yalnız. Allah'ın sıfatlarındandır.
VAHİDDİN / VAHİTTİN : (AR) Tek din dinin tekliği.
VAKKAS: (AR) Okçu savaşçı.
VALA: (FAR) Yüksek yüce.
VARGIN: (TR) Ulaşan isteğine kavuşan.
VASIF: (AR) Vasfeden vasıflandıran. Bir kimse veya şeyi başkalarından ayıran kendine has özellik nitelik.
VARLIK: (TR) Yaşam hayat. Var olan herşey.
VAROL: (TR) Yaşa uzun ve sağlıklı bir yaşamın olsun.
VASFİ: (AR) Vasıfla ilgili vasfa ait. Nitelikli.
VECDET: (AR) Zenginlik varsallık.
VECDİ: (AR) Coşkunlukla ilgili coşkunlukla oluşan.
VECHİ: (AR) Yüzle ilgili yüze ait.
VECİD: (AR) Bir şeyin güzelliği karşısında kendini kaybedecek dereceye gelmek coşkulanmak.
VECİH: (AR) Yüz çehre. Tarz üslup. Neden.
VECİHİ: (AR) Güzellik hoşluk uygunlukla ilgili.
VEDAT: (AR) Sevgi dostluk.
VEDİ: (AR) Başkasının malını saklamakla görevli kimse.
VEFA: (AR) Sözünü yerine getirme sözünde durma borcunu ödeme. Sevgi dostluk ve bağlılıkta kararlılık sebat.
VEFAİ: (TR) Vefa ile ilgili.
VEFAKAR: (AR+FAR) Sevgisi geçici olmayan vefası olan.
VEFİ: (AR) Vefalı bağlı. Tam mükemmel eksiksiz.
VEFİK: (AR) Uygun muvafık arkadaş yoldaş aynı fikirde olan.
VEHBİ: (AR) Allah'ın ihsanı sonucu olan. Allah vergisi.
VELİ: (AR) Çocuğun bakımı ve idaresi üzerinde olan hal ve hareketlerinden sorumlu bulunan kimse. Dost yakın. Allah'ın sevgili kulu ermiş evliya.
VELİCAN: (AR) Candan dost yakın.
VELİD: (AR) Yeni doğmuş çocuk.
VERİM: (TR) Ortaya çıkan beklenilen istenilen sonuç.
VESİM: (AR) Güzel yüzlü.
VEYİS: (TR) Yoksulluk muhtaçlık.
VEYSEL: (AR) Aslı Üveys'tir. Kurt anlamında.
VEYSİ: (AR) Yoksul muhtaç.
VEZİR: (AR) Osmanlı devletinde askeri ve idari en yüksek derece olan vezirlik rütbesinde olan kimse.
VİSALİ: (AR) Kavuşma ulaşma ile ilgili.
VİSAM: (AR) Damgalı nişanlı.
VOLKAN: (FR) Yanardağ burkan.
VURAL: (TR) Vur al.
VURALHAN: (TR) Vural +han.
VURGUN: (TR) Birine aşık tutkun.
ABYSS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-12-2007, 12:32 AM   #20 (permalink)
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart

YABGU: (TR) Eski Türk devletlerinde "hükümdar" anlamında kullanılan bir unvan. YADİGAR: (FAR) Bir kimseyi ya da bir olayı anımsatan kimse. Bırakılan anı.
YAFES: (AR) Hz. Nuh'un üçüncü oğlu. Tufandan sonra Hazar denizinin kuzeyine yerleşmiştir. Türk soyunun atası olduğu söylenir.
YAĞAN: (TR). Yağmur kar.
YAĞIN: (TR) Yağmur. Yiğit. Arka sırt.
YAĞINALP: (TR) (bkz. Yağın).
YAĞIZ: (TR) Esmer. Doru. Yiğit.
YAĞIZALP: (TR) Esmer güçlü yiğit.
YAĞIZBAY: (TR) Esmer kimse.
YAĞIZER: (TR) Esmer kimse.
YAĞIZHAN: (TR) Esmer hükümdar. Yeğni katı cesur han.
YAĞIZKAN: (TR) Asil soylu kan.
YAĞIZKURT: (TR) Esmer güçlü kuvvetli kimse.
YAĞIZTEKİN: (TR) Esmer güçlü erkek.
YAHYA: (İBR) 'Allah lütufkardır" anlamında. Zekeriyya'nın oğlu olan peygamber.
YAKUB / YAKUP : (AR) Erkek keklik. İbranice "Takib eden izleyen".
YALAP: (TR) Parıltı. İvedi hızlı çabuk. Sarı renkli bir kuş. Şimşek.
YALAVAC: (TR) Peygamber elçi.
YALAZ: (TR) Alev. Bayrak.
YALAZA: (TR) Alev.
YALAZABEY: (TR) Ateş gibi.
YALAZALP: (TR) Alev gibi parlak yiğit.
YALAZAN: (TR) Berk şimşek.
YALAZAY: (TR) Ayın kırmızı ışıklar açar hali.
YALÇIN: (TR) Sarp. Düz kaygan. Parlak cilalı.
YALÇINER: (TR) (bkz. Yalçın). Çetin sert ve yiğit.
YALÇINKAYA: (TR) (bkz. Yalçın)
YALÇUK: (TR) Parlak parlayan. Elçi.
YALDIRAK: (TR) Ak parlak ışıltılı.
YALGIN: (TR) Serap ılgın. Alev.
YALIM: (TR) Alev ateş. Kılıç bıçak vb. kesici yüzü. Kaya. Sarp yer uçurum. Şimşek. Kuvvet kudret. Onur derece.
YALIN: (TR) Gösterişsiz sessiz sade. Alev ateş. Taş büyük kaya. Çıplak örtüsüz.
YALINALP: (TR) (bkz. Yalın).
YALINAY: (TR) Ayın en görkemli ve sade görüntüsü.
YALINÇ: (TR) Karışık olmayan sade yalın yapılması ve anlaşılması kolay olan.
YALKI: (TR) Yalın tek. Işın.
YALKIN: (TR) (bkz. Yalgın).
YALMAN: (TR) Kılıç kama bıçak mızrak'ın ağzı veya ucu. Sarp dik. Eğik eğinik.
YALTIR: (TR) Parlak parlayan.
YALTIRAK: (TR) Işık parıltı. Kuyruklu yıldız.
YALTIRAY: (TR) Ayın ışıltısı.
YALVAÇ: (TR) (bkz. Yalavaç).
YAMAÇ: (TR) Dağın ya da tepenin herhangi bir yanı. Karşı. Yan. Yakın. Bedel karşılık.
YAMAN: (TR) Kötü korkulan şiddetli. Cesur güçlü. İşbilir kurnaz becerikli.
YAMANER: (TR) Güçlü cesur erkek.
YAMANÖZ: (TR) Özü güçlü olan.
YANAÇ: (TR) Yön taraf.
YANAL: (TR) Yanda olan yana düşen. Alaca değişik renkli. Kırmızı pembe. Nehir yatağı.
YANAR: (TR) Parlayan parıldayan. Kaplıca. Aralık ve Ocak ayı.
YANIK: (TR) Yanmış olan esmer. Duygulu dokunaklı. Kavruk gelişmemiş. Aşık.
YANIKER: (TR) Aşık vurgun kimse.
YANKI: (TR) Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle duyulan ikinci ses ses yansıması.
YAREN: (FAR) Arkadaş dost yakın dost.
YARKIN: (TR) Şimşek ışık ışıklı.
YARLIK: (TR) Buyruk ferman. Yasa kanun. Yoksul acınan. Bağış lütuf.
YARUK: (TR) Işık aydınlık parlaklık parıltı.
YASER: (AR) Bolluk varlık zenginlik varlıklılık.
YASİN: (AR) Kur'an-ı Kerim'in 36. suresinin başlangıcı. Asıl manası bilinmemekle birlikte "Ey insan Ey Seyyid" gibi muhtelif anlamlar çıkarılmıştır.
YASUN: (TR) Tarz üslup töre. Doğa tabiat.
YAŞAM: (TR) Doğumdan ölüme kadar geçen süre hayat.
YAŞANUR: (TR) (bkz. Yaşa).
YAŞAR: (TR) Doğan çocuğun uzun ömürlü olması dileğiyle konulan adlardır.
YAŞIK: (TR) Işık parıltı parlaklık.
YAŞIL: (TR) Yeşil. Erkek ördek.
YAŞIN: (TR) Işık parlaklık. Gizli. Şimşek.
YATMAN: (TR) Boyun eğen uysal yumuşak başlı kimse.
YATUK: (Tür.) Kanun santur vb. sazların genel adı. Saklanan kullanılmayan şey.
YAVER: (FAR) Yardımcı.
YAVEŞ: (TR) Ağırbaşlı yumuşak huylu sakin. Şefkatli sevecen.
YAVUZ: (TR) Yaman güçlü güzel. Sert şiddetli çetin keskin.
YAVUZALP: (TR) Çetin ve mücadeleci yiğit.
YAVUZAY: (TR) Ayın en güzel hali.
YAVUZCAN: (TR) Güçlü kişiliği olan kimse.
YAVUZER: (TR) Cesur güçlü erkek.
YAVUZHAN: (TR) Güçlü hükümdar hakan.
YAY: (TR) Ok atmaya yarayan eğri ağaç ya da :-):-):-):-)l çubuk. Burç.
YAYALP: (TR) (bkz. Yay). Sportmen.
YAYBÜKE: (TR) (bkz. Yay).
YAYGIR: (TR) Gökkuşağı.
YAZGAN: (TR) Yazan yazar.
YAZGANALP: (TR) (bkz. Yazgan).
YAZGI: (TR) Kader alın yazısı.
YAZIR: (TR) Oğuzların Bozok kolunun Ayhan soyundan gelen bir Türkmen boyunun adı.
YEĞİN: (TR) Zorlu katı şiddetli. Baskın üstün. Yiğit güçlü çalışkan. Bereketli bol. İyiliği seven. Yakışıklı güzel ince. Uygun yerinde.
YEĞİNER: (TR) (bkz. Yeğin).
YEĞREK: (TR) İyilik sever. Güzel. Fazla çok.
YEKTA: (FAR) Tek yalnız.Eşsiz benzersiz.
YELER: (TR) Yel gibi hızlı çabuk kimse.
YELESEN: (TR) Yel gibi hızlı çabuk.
YELMEN: (TR) Aceleci hızlı davranan canı aaa kimse.
YELTEKİN: (TR) (bkz.Yeler).
YENAL: (TR) Galip gelmek zafer kazanmaktan emir.
YENAY: (TR) Yeni ay hilal.
YENBU: (AR) Pınar çeşme kaynak.
YENER: (TR) Üstün gelen kazanan.
YENGİ: (TR) Zafer utku yenme alt etme.
YENİSEY: (TR) Eski SSCB'de 3800 km uzunluğundaki ırmak.
YEREL: (TR) Belirli bir yer ile ilgili olan örf.
YERGİN: (TR) Hüzünlü tasalı kaygılı.
YERHUM: (AR) Erkek kartal.
YERSEL: (TR) Yere ait yerle ilgili.
YERTAN: (TR) Güneşin ilk ışıklan.
YESAR: (AR) Varlık zenginlik. Sol sol tarafı.
YESARİ: (AR) Sol solla ilgili sol tarafa ait. Zenginlikle ilgili.
YETEN: (TR) Yetişen ulaşan. Olgun olgunlaşan. Süresi dolan günü gelen. Tüm canlılar herkes.
YETENER: (TR) Olgun erkek.
YETİK: (TR) Yetişmiş erişmiş büyümüş. Bilgili olgun.
YETİŞ: (TR) Amacına ulaş isteğine kavuş.
YETİŞEN: (TR) Ulaşan kavuşan.
YETKİN: (TR) Gerekli olgunluğa erişmiş olan ergin.
YETKİNER: (TR) Olgun kişilikli bilge.
YEZİD: (AR) Emevi halifesi Muaviye'nin 3. oğlu.
YİĞİT: (TR) Güçlü yürekli kahraman alp. Delikanlı genç erkek.
YİĞİTCAN: (TR) Güçlü korkusuz kahraman.
YİĞİTER: (TR) Güçlü korkusuz kahraman.
YİĞİTHAN: (TR) Yiğit cesur hakan.
YİĞİTKAN: (TR) Güçlü cesur soydan gelen.
YILDIRALP: (TR) Parlayan ışıldayan yiğit
YILDIRAN: (TR) Parlayan ışıldayan ışık saçan.
YILDIRAY: (TR) Parlak ışık saçan ay.
YILDIRIM: (TR) Büyük ışık parlaması ve gök gürültüsüyle ortaya çıkan bulutlar arasında veya buluttan yere elektrik boşalması. Şiddetli süratli çabuk!
YILDIZHAN: (TR) Yıldızların hakanı.
YILHAN: (TR) Yıl - han.
YILKAN: (TR) Yıl - kan.
YILMA: (TR) Vazgeçme korkma doğru yoldan yürümekten ayrılma yılma.
YILMAZ: (TR) Yılmayan bıkmayan azimli sebatlı.
YOLAÇ: (TR) Yol gösteren kılavuz.
YORDAM: (TR) Kılavuz rehber. Beceri yatkınlık. Gelenek görenek. Anlayış yerinde davranış.
YORUÇ: (TR) Komutan kumandan.
YÖNAL: (TR) Yönünü cepheni al.
YÖNER: (TR) (bkz. Yönal).
YÖNET: (TR) Uygun doğru. İyi güzel. Becerikli yatkın. Biçim tarz usul.
YÖNTEM: (TR) Yol tarz metod. Yetenek. Uygun kolay.
YÖRÜK: (TR) Göçebe. Çabuk yürüyen hızlı. Hayvancılıkla geçinen göçebe Oğuz Türkleri.
YULA: (TR) Meşale. Kandil.
YULUĞ: (TR) Mutlu mesut. Hak adalet.
YUMLU: (TR) Uğurlu kutlu. Kutsal mübarek.
YUMUŞ: (TR) İş güç çalışma.
YUNUS: (AR) Ilık ve sıcak denizlerde yaşayan memeli hayvan. Bir takım yıldızın adı.Uzun müddet bir balığın karnında kaldığı rivayet edilen peygamber (Yunus).
YURA: (TR) Dağ sırtı.
YURDAER: (TR) Yurdu için doğmuş kimse.
YURDAŞEN: (TR) Yurdu şenlendiren.
YURDAY: (TR) Yurdu aydınlatan.
YURDCAN: (TR) Yurda canlılık veren.
YURTSEVEN: (TR) Yurdunu milletini seven.
YURTSEVER: (TR) (bkz. Yurtseven).
YUSUF: (AR) Yakub'un oğlu olan peygamber Yusuf. İbranice; inleyen ah eden inilti.
YÜCE: (TR) Yüksek büyük ulu.
YÜCEALP: (TR) Büyük ulu yiğit.
YÜCEL: (TR) Yüksel yüce bir duruma gel başarı kazan ilerle.
YÜCELAY: (TR) (bkz. Yücel).
YÜCELEN: (TR) Yükselen yüce bir duruma gelen ilerleyen.
YÜCESAN: (TR) Saygın bir adı olan.
YÜCESOY: (TR) Saygın ulu soylu.
YÜCETEKİN: (TR) (bkz. Yüce).
YÜKSEL: (TR) Yükseklere çık yücel basan kazan ilerle.
YÜRÜK: (TR) (bkz. Yörük). Çabuk ve hızlı yürüyen. Tarihte yeniçerilere katılan yaya asker. Hızlı koşan at.
YÜRÜKER: (TR) (bkz. Yürük).
ABYSS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin
Konuyla Alakalı Etiketler
• nurun cemal idikut • yiğitalp ne demek • oğuzun • keremin • sedat şahinin oğlu şehmi şahin • şirvan yürüker • BATURAY • ikv seviye 39 lar için en yüksek rütbe ye getirme • cihangül paçal • t.a.t.u.tr tekstil • knightfight kıymetli taş hile • knightfight kıymetli taş hile • knightfight kıymetli taş hile • knightfight kıymetli taş hile


LinkBacks (?)
LinkBack to this Thread: http://www.uslanmam.com/bilgi-deposu/135521-isimlerin-anlami.html
Konuyu Başlatan For Type Tarih
abdussettar yarar This thread Refback 09-13-2007 01:39 PM

Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
Eklenti Ekleyemezsiniz
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz