Mucitliğin (creativity) 50’den fazla tarifi olduğu söylenir. Mesela bazılarına göre mucitlik

hayal gücüne dayalı bir kabiliyettir. Bu kabiliyeti gelişmiş bir kimse

daha önce mevcut olmayan bir şeyin imajım zihninde şekillendirir. Eğer bu bir telifse

hafızasına ve mevcut tecrübelerine dayanarak senaaalediği imajlarla yeni ifadelere ulaşır

yani yazıda mucitliği yakalar.(1)
Mucitlik için belli bir hazırlık devresi gereklidir. Her insan belli bir konuda mucit olabilir

yeter ki buna hazır olsun. Gerçekten de insan

ancak görmeye hazır olduğu şeyleri görebilir

öğrenmeye hazır olduğu şeyleri öğrenebilir ve icat etmeye hazır olduğu şeyleri icat edebilir. Gerek maddi gerekse manevi his ve lâtifelerimize ait kanallar açık olmadan uyarılan

malumatı

ipuçlarını ve verilen almam ız mümkün değildir. “Yeni” mesajları alabilenler

“yeni” imajlar oluşturabilirler.
Bu hazırlık safhasında “tecessüs” büyük bir rol oynar. Mütecessis (gözlem yapan

meraklı) insanlar

başkalarının dikkat etmediği şeylere dikkat ederler

başkalarının fark etmediği şeyleri fark ederler. Muğlâk görünen fenomenlere tolerans ve sabırla yaklaşırlar. Bütün hislerini aktif hale getirerek nesneleri ve olguları

yepyeni tecrübelerle özümlerler. Yeni mesajları kaydederler. Kısacası sıradışı bir hassasiyet taşırlar.(2) Bediüzzaman Hazretleri bu “hazırlık”

“açıklık”

“tecessüs” ve “hüşyar olma” kavramlarına dikkat çekerken

hâyâlâttan tecerrüd etmeyi

külliyetle o hususi fenomene dalmayı

latifelerle ona karşı teveccüh etmeyi veya kalbin gözüyle

ruhun nazarıyla ona mukabil durup

gözü ona tevcih edip beklemeyi tavsiye eder.(3)
Mucitlik için hem mefhumlara hâkim olmak

hem de mevcut malumatı stratejik bir şekilde kullanmasını öğrenmek gereklidir. Bilme anlama

keşfetme nedir

bunları bilen bir insan icatlara yaklaşmıştır. Maddi idrak ötesi (aaaa-kognitif) kabiliyetler olarak tanımlanan ve tefekkürü şuurlu bir şekilde yönlendirerek etkin malumat yardımıyla orijinal fikirler üreten bu istidatlar mucitliğin şartlarından biridir.(4) Öte yandan akıcılık

detaylara inip ince işlemler gerçekleştirme

esneklik ve özgünlük de mucitliği ortaya çıkaran kabiliyetler arasındadır.(5) Mesela

öğrencilere yarım kalmış bir hikaye vererek onlardan bunu tamamlamalarını istemek

bu tür kabiliyetlerin tesbiti için güzel bir yoldur. Ortaya çıkan eserler

insicam açısından ne kadar akıcı

mana yönünden ne kadar ince işlenmiş

alternatif kurgu bakımından ne kadar esnek ve yorum açısından ne kadar açık ve özgün ise

o öğrencilerin o kadar çok mucitliğe sahip oldukları söylenebilir. Ancak mucitlik

beyinden ziyade ruhun bir fonksiyonu olduğu için

tam olarak tarif edilmesi çok güçtür (Benzer bir güçlük zekâ için de geçerlidir). Ortaya çıkan eserlere göre farklı yorumlar yapıldığı için

farklı tariflerin yapılmasını yadırgamamak gerekir.(6)
Mucitliği geliştiren bir vesile de dile olan hâkimiyettir. Bir nesne veya hadiseyi olabildiğince detaylı tasvir edebilen bir insan

daha önce tespit edilemeyen unsurları fark edebilir. Bu ayrıntılı tasvir için de yeni bir dile

yani muhtevası geniş

çağrışımları zengin kavramlara ve terimlere ihtiyaç vardır. Yeni kavramlarla yeni tasvirler yapanlar

detayları tetkik ederken genel ilişkileri de göz ardı etmeyenler icatlara ulaşabilirler. Mevcut tecrübelere

“taze” yorumlar ancak bu şekilde getirilebilir. Ülfet perdesi ancak bu yeni dille yırtılabilir.(7)
Mucitlikle alakalı önemli bir husus da

icatların birer tesadüf eseri olarak ortaya çıkmamasıdır. Zannedildiğinin aksine bir icat

“hazır” bir zihinle tesadüfî bir hadisenin etkileşiminden aaaahür etmez. İngilizcede “beklenmedik şeyleri bulma şansı veya icatlara kazara ulaşma kabiliyeti” anlamında “serendipity” diye bir kelime vardır. Bu kelime

Batılıların mucitliğe bakış felsefelerini özetlemektedir.(8) Hâlbuki “hazır” bir ruh

sebeplere riayet ettiği için

kendisi farkında olmasa bile bir tür duada bulunmaktadır. Zamanı geldiyse

bu duası kabul edilir. Cehalet ve aczine binaen ilhama mazhar olur. Yani çevresindeki nesne ve hadiselere daha dikkatli baktırılır ve icatlar ihsan edilir. Penisilin

X-ışınları gibi icatlar hep böyle bir duanın eseridir

tesadüfün değil.
Özetle hepimizin içinde bir mucitlik tohumu saklıdır. Önemli olan bu tohumu keşfedip onun yeşermesi için gayret etmektir. Tohum çatladıktan sonra

“faydalı” eserler verilmezse

mucitliğin de bir manası yoktur. Ulvi maksatlar için

insanlığın yararına kullanılmayan bir mucitlik

afettir.