Burda olursam anlat bana yeniden umudu. Zamanı

sabretmeyi özgürlüğü anlata bana yeniden her gün...

Gitme yağmur! Yağmur taneleri alın götürün içimdeki duygularımı. Nefret ve sevgi olmuyor aynı anda. Ya nefretimi al kalbimden ya da sevgimi. Yağmur kokusu

sen tanırsın yanlızlığı. Seninle birlikte yüreğime çöken hüznün arkadaşı olmalı yanlızlık. Her zaman bitmeye mahkum mu aşklar? Neden unutulur ki insanü; anlat bana yağmur! Neden unutur insan sevdiğini? Gitme yağmur... Daha anlatacaklarım

soracaklarım var sana. Sende gitme yanımdan. Arkadaşım ol ve kal yanımda. Ne kadar güzel ve özgürsün sen yağmur! Peki sen neden gülümsemiyorsun? Baktım da etrafın çok karanlık. Gülmüyor gökyüzü

solmuş gibi sanki. Neden mutsuzsunuz? Güneşde seni mi bırakıp gitti yoksa? Alış yağmur buna! ''Hiç unutmayacağım'' sözleri tutulmuyor ne yazık ki... Yanlızsın benim gibi besbelli. Karanlığı aydınlatan ve anaında sönen o ışık ne? sabrı mı anlatmak istedin bana; yoksa umudu mu anlatmak istedin o bembeyaz ışıkla? Ya da sabredersem yanlızlığıma alişebileceğim umudunu mu gösterdin? Hayır

bağırma o kadar lütfen! Zaten en küçük bir ses çığlık gibi geliyor bana. Anladım kızmışın unutanlara ama sende sabret. Sabret...
Git artık! Özgürsün

git başkalarının yanlızlığını paylaşmaya. Ama yine gel olur mu? Eğer burada bulamazsan beni

yağ istediğin kadar toprağıma! Burda olursam anlat bana yeniden umudu. Zamanı

sabretmeyi özgürlüğü anlata bana yeniden her gün...