USLANMAM
USLANMAM öğesini iGoogle sayfanıza ekleyin.
UslanmaM En Kaliteli Bilgi Adresiniz
Geri git   USLANMAM > HANIMEFENDİLER ve BEYEFENDİLER > Bakım ve Makyaj
Google
 
UslanmaM Resim AlbümleriSosyal Gruplar
Kayıt ol Sosyal Gruplar Ajanda Konuları Okundu Kabul Et

Bakım ve Makyaj Nasıl Daha Güzel Olunur? Bakım ve Makyaj Nasıl Yapılır?

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 03-14-2007, 06:30 PM   #1 (permalink)
Administrator
 
SuyunGizemi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart Estetiğin Tarihçesi...

İnsanoğlu tarih boyunca bedenini güzelleştirmek için çareler aramıştır. Bunun en belirgin örneği ilkel toplulukların yüzlerini bitkisel veya madensel boyalarla boyamalarıdır. Eski çağlarda yalnız kadınlar değil erkekler de güzelleşmek için çeşitli yöntemlere baş vururlardı. Hippokrates Plutharkos Herodotos Büyük Plinius Paul d'Egine Ovidius Galen gibi ünlüler bu üzerinde durmuşlardır.

Yapılan ilk merhemin reçetesine Ebers papirüsünde rastlanır: Saçları uzatmaya yarayan bu merhem firavunların birinci hanedanı zamanında milattan üç yüz yıl önce Teta kralının annesi tarafından hazırlanmıştır. Herodotos'a göre Seytes kadınları da servi ve sedir ağaçlarının odunu ile günlüğü sert bir taşın üzerinde ezerek suyla karıştırıp bir macun haline getirir ve bu karışımı yüzlerine bedenlerine sürerlermiş. Bu sıvı ancak ertesi gün çıkarılırmış. Böylece bedenlerinde hoş bir koku kalır ciltleri de yumuşaklık ve parlaklık kazanırmış.

Hristiyanlıktan binlerce yıl önce Babilliler ve Mısırlılar yağlı parfümler kullanırlardı. Eski Mısırlılar banyolarına çeşitli kokular koyar bedenlerini kille temizlerlerdi. Banyodan çıkınca da ciltlerinin kuru kalmaması için bedenlerine güzel kokulu yağlarla masaj yaparlardı. Zamanla bu gelenekler eski Yunan Uygarlığı'na da yayıldı. Aristoteles Ksenephon gibi filozoflar zamanında güzelliğe büyük önem verildi. Ortaçağ'da Araplar bu gelenekleri Avrupa'ya geçirdiler. Araplar için kına her zaman gözde bir saç boyası olmuştur; hala da öyledir. Saç boyalarını yüze sürülen müstahzarları banyoya konan tuvalet losyonlarını Batı ülkelerine Haçlı Seferleri'nden dönenler tanıtmıştır. Eski çağlarda doğu ülkelerinde "kohl" denen antimondan yapılmış bir sürme kullanılırdı. Asurlular ise gözlerine mavi bir sürme sürerlerdi ve bu rengin kızgın güneşin olumsuz etkisini hafiflettiğine inanırlardı.

Kokulu yağların yurdu Asya ülkeleri olmuştur. Moğol İmparatorluğu zamanında Hindistan'da pek çok parfüm kullanılırdı. Çinliler de bitkilerden yaptıkları yağları kullanırlardı. Çinliler akupunkturu ilerlettikleri sırada eski Mısırlılar esanslar üzerinde bilgi edinmeye çalışıyorlardı. Eski Mısırlılar yüzlerine beyaz bir renk vermek için çok az miktarda beyaz kurşun sürerlerdi (az sürerlerdi çünkü kurşun zehirlidir). Esans kullanan yalnız Mısırlılar değildi. Babil'de bulunan bir toprak tabletten milattan 1800 yıl önce sedir selvi ve mürrüsafi ağaçlarının yağının ithal edildiği anlaşılmaktadır. Bu tablet esans ticaretinin 4000 yıl öncesine dayandığım kanıtlıyor. Eski çağlarda Suriyeli uzmanların Korintos kentini parfüm yapımı merkezi haline getirdikleri anlaşılıyor. Bu konuyla eski Yunanlılar da ilgilenmiş ve Mısırlılar'dan pek çok şey öğrenmişlerdir. Parfüm sanatını zamanla ilerletmeyi başaran Yunanlılar çeşitli bileşimler yapmışlardır. O çağın en ünlü parfümü "magaleion" du. Bu parfüm yapımcısı Magallum'un adından ötürü böyle adlandırılmıştı.

Romalılar Yunanlılar'a oranla parfüm kullanımında daha eliaçık davrandılar. Saçlarına elbiselerine bol bol parfüm sürerlerdi. Yataklarının güzel kokması için de parfümden yararlanırlardı. Roma İmparatorluğu çöktükten sonra kaçan Romalılar parfüm sanatını beraberlerinde İstanbul'a da getirdiler. Böylece Bizans saltanatı 'kokulu' bir saltanat oldu. Kozmetik müstahzarlarının ilk kez Mısır'da kullanıldığı kanıtlanmıştır. Bundan elli yıl kadar önce Amerikalı arkeologlar piramitleri yaptıran Mısır Firavunu Keops'un annesinin mezarını kazdıklarında çeşitli hazineler buldular. Bunlar arasında güzellik müstahzarları ile dolu bir kutu da vardı. Damıtma imbikten geçirme işlemi X. yüzyıl sonlarında Arap fizikçisi İbni Sina tarafından bulunmuştur. Bu büyük bilgin bitkilerin yalnız esansından değil güzel kokulu sularından da yararlanmasını bilmiştir. Gülsuyu Avrupa'ya ilk kez Haçlı Seferleri sırasında getirilmiştir. Bu maddeler Avrupalı bir iş adamının güzel kokular ise zamanın güzel kadınlarının dikkatini çekince Avrupa XII. yüzyılda parfüm yapımına başlamıştır. Unutmamalı ki kozmetik müstahzarları yalnız kadınların tekelinde kalmamıştır. Kuzey Amerikalı Kızılderililer ve bazı Afrikalı kabileler ayinlerinde ve toplu danslarda erkeklerin yüzlerine türlü boyalar sürerler.

Rönesans çağında yeni bir sınıfın oluşması lükse karşı büyük bir düşkünlük yaratmıştır. XVII. yüzyılda erkeklerin de makyaj yaptığı görülmüştür. XIX. yüzyıl sonlarında ve XX. yüzyıl başlarında kozmetik ticareti belirgin bir yön almaya başlamıştır. Yeni keşiflerin sabunsuz şampuan soğuk perma ve daha birçok saç cilt yüz bakımıyla ilgili maddenin yapımında büyük rolü olmuştur.

Pudraya gelince : İlk olarak M.Ö. 2500 yıllarında Mısır ve İran'da ortaya çıkmıştır. Cildi beyazlaştırmak için bazı maddeler karıştırılarak yüze sürülüyordu. Bu karışıma "talak" deniyordu. Bugünkü "talk" kelimesi "talak"tan gelir. Eski Mısırlılar yüzlerini alçı sürerek beyazlaştırırlarmış. Kleopatra'nın da yüzüne bol bol pudra sürdüğü bilinir. Ortaçağ'da da yüze soluk bir renk sağlamak için pudra sürülürdü. Zamanla bunun yerini buğdaydan elde edilen nişasta aldı. Daha sonraları ise pudra pirinçten elde edilmeye başlandı. Fransa kralı XV. Louis zamanında erkek kadın çoluk çocuk herkes yüzüne hatta basma geçirdiği perukaya pudra sürerdi. Pudranın askerlerin kılığında da yeraldığı görülür. Fransızlar devrim sırasında bile süse karşı meraklarını unutmamışlardır. Napolyon'un İtalya Seferi'nde pudra kullandığı bilinir.

SuyunGizemi isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla

Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
Eklenti Ekleyemezsiniz
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan UslanmaM Cevaplar Son Mesaj
Botoxun tarihçesi ByemonaR Bayanlara Özel 0 01-10-2007 10:26 PM
HAMAM'IN Tarihçesi ABYSS Genel Tarih 0 01-08-2007 11:17 PM
Rize'nin Tarihçesi ABYSS Türk Kültürü 0 12-27-2006 12:29 AM
Balıkesir'in tarihçesi ABYSS Türk Kültürü 0 12-27-2006 12:12 AM
Reiki'nin Tarihçesi ByemonaR Psikoloji 1 12-09-2006 06:50 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:06 PM .
Üyelerimiz görüşlerini önceden onay olmadan anında yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir, UslanmaM yoneticileri itina ile icerik kontrolleri yapmaktadir, yine de UslanmaM' da yasalara aykırı unsurlar bulursanız İLETİŞİME veya 0555 582 46 56 numaralı telefona bildirebilirsiniz, gereği yapılacaktır.
English Explanation: Our users can give their opinions without getting any approval in our site, all the responsibilities which can rise from these articles belong to these users, the managers of UslanmaM control the contents very carrefully, but if you find any item opposite to the rules CONTACT or dial +90555 582 46 56


Powered by vBulletin Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd