Yıllar önce tanıdığım bir erkeğin kıvrımlarında

aradan geçen zamanı yadırgamaksızın yeniden gezinmenin aaafi hakim bugün bedenimde. Dinginliğim bundan olsa gerek. Aldığım tadın ne olduğuna karar veremiyorum. Hem tatlı hem değil

hem aaaifli hem mahcup.
O; gizemli bir dünyaydı eskilerde. Bir sabah kapı zili beni ona çağırana kadar. Keşfedilmenin verdiği kadınsal onur dalgası

keşfetmeye başlamanın sınırlı dünyasında yarım kaldı. Anladım ki

geçmişin bilinmezliklerine fırsat tanımadan bedenlerin kargaşasına kapılıp donakaldık. Gizem içine kapandı ve kendini erteledi.
Zamansız bir buluşma; ve tadına varılamayan bir iki günü kurtaran tek şey nevrotik döngülerin yansıması ile tanışmak oldu. Bir nebze daha yakınlaşmıştım ki bir bilet alıp ikamet adresimin yolunu tuttum.
Yıllar biraz çabuk geçmiş

hafif büyümüşüz – benim için içerikte geçerli olmadığı izlenimi uyandırsam da-

gelişmişiz. Yozlaşmadan korunmuş lakin derinliği yüzeysellik kadar hafife alır tavırlarda bulduğum kendimi örtüştürdüm ağır adamla. Ağırlığı ki; telefonda sesini duyduğum an toparlanma güdüsü geliştiren bir güce erişmiş. Buna rağmen sınırlarını zorlayan şımarıklığıma sadece hafif bir yorgunluk ifadesiyle tepki verdi.