USLANMAM

UslanmaM En Kaliteli Bilgi Adresiniz
USLANMAM öğesini iGoogle sayfanıza ekleyin.
Geri git   USLANMAM > AŞK & SEVGİ > Aşk Hikayeleri
UslanmaM Resim AlbümleriSosyal Gruplar
Kayıt ol Sosyal Gruplar Ajanda Konuları Okundu Kabul Et

Aşk Hikayeleri Hepimizin Bir Aşk Hikayesi Vardır Anlatmaya Ne Dersiniz?


Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 07-02-2008, 08:57 PM   #1 (permalink)
Mareşal
 
qothic_agamus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart İkİ GöZLüM:)


Bilirim ki aşkın bahçesinden bir gül koklayan şeyda bülbül olurmuş. Bilirim ki aşkın pınarından bir damla içen ömrünce sarhoş gezermiş. Bilirim ki kavuşmak olmasa sevdalılar ağlayı ağlayı kör olurmuş.

Biliyor musun iki gözüm; bugün ayın kaçı? Hangi mevsimdeyiz? Bahar mı kış mı sonbahar mı yaz mı; inan farkında değilim. Sıla ne yana düşer gurbet ne yanda? Nerdeyim nasılım? Bilmiyorum.

Derdim kederim ne ? Biliyor musun yanıtını?... Neşemi sevimcimi yaşama gücümü yitirdim. O coşkulu mutlu umutlu günlerimi ne de çok özlüyorum. Öylesine bir özlem ki bu; ne sen sor ne ben söyleyeyim. Sevdiklerim özlediklerim ve bana dost olanların her biri başka bir yerde; hiç birine kavuşamıyorum.

Dalları fırtınada kopmuş bir ağaç gibiyiz iki gözüm. Her dalımız bir sınır boyunda her yaprağımız bir ülaaae savrulmuş. Bir yanımız vizeli bir yanımız kaçak. Çocukluğumu ilk gençliğimi geçmişimi memleketimi velhasıl eskiye ait herşeyimi nasıl özlüyorum biliyor musun? Özümü özlüyorum özümü.....Kendim olabilmeyi sözümde durmak için verdiğim çabayı kendime dürüst olmak için kendimle olan mücadelemi özümle barışık yaşamayı özlüyorum. En iyi sen bilirsin bir huyumu terk etmek için sarf ettiğim gayreti. Doğaya insanlara hayvanlara çocuklara olan sevgimi tutkumu ve yüreğimdeki ateşi dimağımdaki tadı da en iyi sen bilirsin.

Zaman geçiyor hayat geçiyor ömrümde akşam çanları çalmaya başladı bile. İnsanın mutlulukları heyecanları hayatı yaşadıkları geride kalıyor iki gözüm. Bizim gibileri yıllar geçtikçe daha bir duygusallaşıyor. Toplumların gittikçe bencilleştiği duyarsızlaştığı dünyamızda olup bitenler beni hüzünlendiriyor. Acaba bu durumun bilincinde ve farkında olan çevremizde kaç insan var ? Binbir düşünce üşüşüyor beynime. Anılarla özlemlerle boğuşmak beni yıpratıyor. İç acısıyla dolu yaralı bin yerinden vurgun yemiş bir gönülle acılara karşı umarsız olmaya çalışıyorum ama olmuyor. Belki bir gün son bulacak ufuklarda solar hüznümüz. Hala bir şeyler bekleyerek bulutsu bir sise gömülüyor her şey.

Şimdi ise gülmek-ağlamak arası monoton bir hayatın girdabında kaldım. Üzerime ölü toprağı serpilmiş gibi. Silkinip çıkamıyorum. Gün ışığına suya hasret bitkiler gibi tatsız ve tuzsuzum. İşte şimdi böyle bir insan oldum iki gözüm. Gayesiz ve huysuz . Evden sokağa her çıkışımda penceremden dışarı her bakışımda karabasan gibi çöken sis ve karanlık dokunuyor bana. Oysa ışık umut umutsa hayat demektir. Ben mi o ışığı yitirdim yoksa o ışık mı beni; bilmiyorum.

Nedense hep geçmişe bir özlem duygusu büyüyor içimde... İşte böyle iki gözüm. Hangi gündeyiz? Bugün ayın kaçı? Hangi mevsimdeyiz ? Bilmiyorum. Bilsem de benim için artık hiç bir önemi yok..........

Uzun yıllar önce sevdamı yüreğime yükleyip geldiğim bu yabancı ülkede koynunda volkanları taşıyan bir dağ gibi sustum. Suskunluğumu delicesine haykırmak isterken içime ağuları akıttım ve öylece sustum. Kara bir diken gibi yuttum ve içime yığılıp öğlece kalakaldım. İçimdeki yangını yüreğimdeki yarayı gözlerimdeki damlayı sorma. Hasretlere dayayıp başımı hüzünle geçip giden günlere gecelere döndüm sırtımı iki gözüm. Yorgun yetim ve yaralı. Gönlümün duvarına kocaman bir sevda resmi çizdim bir de ateş yaktım ocağıma dağ gibi.Ki okyanuslar söndüremez.

İnsanlar var olalı beri kabullenmiş sevdayı. Herkes kendi sevdasının Mecnunu; kendi hasretinin delisi olmuş. Kendi hikayesini kendi sevdasını en büyük sanmış ve saymış; büyütmüş yüreğinde dağ dağ. Sabır sabır beyninin gergefine işlemiş. Benim sevdam da benim için dünyanın en büyük en kutsal sevdası....

Ben ki sevdanın çöllerinde ayrılıkların en büyük hasretini çektim Leyla ‘mın. Ferhat oldum dağları deldim. Kerem oldum yaktım kendimi. Pir Sultan oldum asıldım Nesimi oldum yüzüldüm. Kavuşmak için gönlümü yollara düşürdüm. Horlandım ezildim hakaretlere işkencelere maruz kaldım.

Yüreğimdeki yangını gözlerimdeki hicranı sorma iki gözüm. Acılarımı kimsesizliğime yükleyip uzayıp giden yollara düştüm. Yorgun yetim ve yaralı. Aşık oldum yaktım kendimi. İçimde bin yangınla çıktım yola. Sevgilime şiirler yazmak şarkılar bestelemek türküler yakmak en büyük ibadetimdi. Kavuşmak ise en inanılmaz hayalim.

Bilirim ki aşkın bahçesinden bir gül koklayan şeyda bülbül olurmuş. Bilirim ki aşkın pınarından bir damla içen ömrünce sarhoş gezermiş. Bilirim ki kavuşmak olmasa sevdalılar ağlayı ağlayı kör olurmuş.

Aşk olmasa iki gözüm içimde biriktirdiğim bu yangın olmasa dolmasa iliklerime aşkın hasreti bu yangın yüreğimi sarmasa avuçlarımı yakmasa bu ateş akar mı damarlarımdaki kan! Bir gün kavuşmak hayali olmasa nasıl dayanılır bu yaşama bu kimsesizliğe bu gurbete bu hasrete iki gözüm nasıl?


İki Gözüm

Dokunma iki gözüm
sorma
ben kimim adım ne nereden geldim
kim açtı bu kahrolası çukuru yüreğimde
kimi sevdim kime özlemim
kaç yıl sevda doldu iliklerime
kaç yıl eksildim.

tut ki bir pınarım suyu kesik
akamadım nazlı nehirlere tut ki
tut ki susturulmuş binlerce türkü
bastırılmış binlerce acıyım
baştanbaşa aşk ve ateş

say ki küle gömülmüş bir sevdadan
düşleri islenmiş bir gecenin acısı damlıyor içime
hasreti yaraya dönmüş bir ayrılığın sancısı
uzun bir zaman evel
toplayıp suskularımı yüreğimden denizlere fırlattım
yalnız balıklar görsün
yalnız balıklar öpsün diye gözyaşlarımı

sorma ben kimim yaşım kaç adım ne
nasıl düştüm bu kahrolası kaldırım taşlarına
hangi anılar acılar ihanetler geçti üzerimden

düşlerime hüzünler el koydu
deli rüzgarların öfkesinde savruldu bahçelerim
güllerim bir ihanetin girdabında kavruldu
bütün sevdiklerimden ayrıyım şimdi
bütün sevenlerım kırgın
iflah olmam ben iki gözüm iflah olmam
düşmüş içime bir kez bu sevda
bağışlamasin beni artık hiç bir hatıra

tut ki incinmiş bir gülüşüm
gecikmiş bir düş
bir ateşin çemberinde
yarım kalmış sevinçler kanayan

tut ki kar altında sevincim
bütün mevsimlere küsüm

kanadı kırık bir serçeyim tut ki
dağlarda koparılmış kınalı bir çiçek

ateşin zulmünü gördüm
suyun ihanetini
baştanbaşa aşk
baştanbaşa hasret
susturulmuş
milyonlarca türküyüm
gerisini ne sen sor ne ben söyleyim

dokunma iki gözüm
sorma
ben kimim adım ne nereden geldim
yaşamak neyin karşılığıdır ölmek neyin
nasıl unutulur ölümsüz bir aşkın hazin öyküsü
kaç mevsim ardından gözlerimi bırakıp gitti

bir sarı çiçek
bir sarmaşık belki
çözer dilini yüreğimin

upuzun yolların düğümlediği
ihanetlerin kilitlediği....



Nuri CAN

qothic_agamus isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
Eklenti Ekleyemezsiniz
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz