Aldırma sen gözyaşlarıma

elinde mendilin rüyalarıma girip durma...
Kızıldın ... Rengin kadar karanlıktı gölgen

ışığınsa bir o kadar parlak..
Güneşsiz günlerimde tanımıştım seni

o zamanlar ışığa düşman

geceye dost bir takvimin kenarına sızan bir mum yanığı gibi hissetmeni sağlayan kendi islerimdi aslında.. Yıllarca

yaşamlarca kovaladığım gökkuşağı seferlerinin uzun bir nefes alımlık durağıydı rengin içimde ve hiçbir zaman sana renkli sözcükler sunmayacak kadar önemsiyordum seni.. Yoruyordum seni kendi yangınlarımda

kendi depremlerimde dinlendiriyordum.. Her gidişin bir düğündü benim için

başka başka savaşlarda kendi saflığını araman yüreğime sürülmüş kına rengindi.. Kızıldın

hatta beni aşan detaylarda bile kendini barındıran bir kızıl . Oysa ben mekansızlığı seven beynimin seyahatlerini ancak yüzeyindeki parıltılar kadar erteleyebiliyordum.. Kendi olmayı unutmuşluğumun bir darbesiydi yüreğindeki ay tutuluşlarındaki bulutların gölgesi..
Renk oburu bir zamandı yaşanan

zaman arsızdı

doymak bilmezdi zaman.. Senin vejeteryan duygularına biraz tersti arsızlığım

sen huzurdun

bense kayboluş.. Dipsiz bir kuyuya uçurduğun umutların ses veriyor mu bugün acaba yüreğine

yankılar renkleniyor mu beyninin en ucra köşelerinde bilemiyorum ama zamanı dondurduğum kızıl siyah fon hala hararetli

hala içten cümleler fısıldıyorsa hala kırmızısın demektir.. Kimbilir ne çok renk bulaşmıştır göğüne

içinde ne çok bulutla geziniyorsundur.. En çok merak ettiğim hala sağnak mı yağışların

güneşin yakıcı mı

güzün hüzünlü

ilkbaharın candan mı.. Kızıl bir mevsim dörtgeni varlığını özlüyorum bazen

özlerken güçsüzleşiyorum

sonra kafamı çevirdiğim uzak ufuklardaki kızılımsılığa sarmalıyorum yüreğimi

uzaklarından

uzaklarınla içimi ısıtıyorum.. Acaba sesimin o şehirde yankılandığı hatıralar çıkıyor mudur yoluna

gönderdiğim kokular seni sarmalıyor mudur..? Acaba şehirdeki bırakılmışlıklarımı sahipleniliyor mudur?
Cümleler arasına gizliyorum seni

adını anmıyorum

kendini arayıp bulmanı istiyorum satır aralarımda

kendini hatırlamanı ve bana kendimi hatırlatmanı istiyorum.. Yine yükler koyuyorum sırtına

yine sana

özünün bildiği

limanları keşfetmen için yollar açıyorum.. Biliyorum

artık eminim

ruhuma dair bir yeniden karşılaşma senaryosu seninle yaşanan ve son satırın yeni satırları müjdelediği bir bitmezlikle tanıyorum seni.. Tanıdıkça daha çok özlüyor

tanıdıkça daha çok yaklaşıyorum.. Gövdenin kocaman salıncağında huzurla sallanarak gelecekten geçmişe bir yolculuk serüveni tadında yol alıyorum zamanda..
Seni cümlelere giydirmek

rengine ağıtlar yakmak misali sanki

kelimeler ağlaşıyor öksüzlüğünde

bir gülüşün

bir kızışın

bir de huysuz sevimliliğin canlanıveriyor beynimde.. Ne çok birikmiş kızıl hediye paketleri kalmış senden geriye

senden ne çok hediye gövdemde.. Yalnızlığımı sarmaş dolaş sarmaladığım hediye ayıcığının boynu büküklüğüne benzer bir fiziksel uzaklık şarkısı sanki takvimin sen sonrası eskiyişleri.. Kızıl bir hüzün

kıpkızıl bir özlem adın şimdi.
Rahat ol sen
Söz verdiğim gibi ben beklerim seni sen gelene dek!!