GELİRSEN
Gelirsen

pırıl pırıl bakışlarınla gelmelisin ve mutluluğu asarak sol omzuna… Kinden

nefretten her türden tuzaktan arınarak çıkmalısın yola. Hayatı taşıyacak kadar yürekli olmalı küçük parmakların

avuçlarının içi ise her dem ıslak… Gelirsen

parçalayıp yeni bir evren yaratama için tek bir yıldız getirmelisin bana.
Gelirsen

gözlerini getirmelisin

içlerinde şatolar yapıp kaybolacağım kadar engin gözbebeklerini de almalısın yanına…
Gelirsen

bir ceylanı bile kıskançlık intiharlarına sürükleyecek o nefis süzülüşlerini getirmelisin bana... Yürek titreten gülüşlerini de almalın yanına. Ve akmalısın yüreğime daha ilk sözcük için hazırlık yaptığım anda…
Tanrının şaheserlerinden olan o öpülesi dudaklarınla gelmelisin ve ardında bıraktığın sözcüklerin tümünü silerek hafızandan. Acıyı bal eylemeyi bilerek gelmelisin ve hesapsızlıkların bile hesabını yapmadan çıkmalısın karşıma… Güneşi getirmelisin gelirsen. Karanlıkların üzerine çullanmalıyız seninle ve içimize gömmeliyiz güneşimizi. Hayatla başa çıkabilecek kadar sert

en küçük bir kırılmada parçalanacak kadar yumuşacık bir yürekle gelmelisin bana… Gelirsen

minicik öykülerinle gelmelisin. Bir kedi kadar sessiz

bir kaplan kadar yırtıcı olmalısın yola çıktığın andan itibaren. Pervasız bir gezgini limana bağlayacak kadar keskin zekanla gelmelisin bana ve ben senin beyninin içinde kurmalıyım yatak odamı… Seni dinleme zevkini getirmelisin bana

dudaklarından dökülen her sözcüğü içmeliyim… Anlam yüklü olmalı yine söylediklerin… O kısacık ıslak saçlarınla gel gelirsen… Ve içinden topladığın kır çiçeklerini ver bana. Bir tabak sıcak çorba getir eğer sabah gelirsen

yanında bir bardak çay ve sigarayı unutmayarak… İçinden sessizce süzülen nehirlerini getir bana… Utangaçlıklarını

sokulganlıkları

çılgınlıklarını da yoldaş yaparak gel bana… Biliyorum… Yine kendimi tutamadım ve uzattım... Olsun... Aldırma sen sakın...
Gelirsen

sadece kendini getir bana…