![]() |
![]()
|
![]()
|
||||||
| Aşk Hikayeleri Hepimizin Bir Aşk Hikayesi Vardır Anlatmaya Ne Dersiniz? |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Mareşal
![]() |
Günlerden bir gün güneşe uyandı gönül. İlk kez gözlerini açtı
varlığa. Önce aslına baktı. Yüzünde binlerce ışık gezinen bir aynaydı özü. Aynasında iç içe geçmiş binlerce göz saklıydı. Sonra baktıkça baktı etrafına. Bir çiçeğe değdi gözleri önce. Zarif boynu incecik renkli yapraklarıyla ne hoşşeydi bu. Çiçeğin kokusuna büründü gönül binbir rayihadan geçip beyazı seçtien çok alın morun sarının arasından. Beyazı sevdi. Aklığa saflığa![]() katışıksızlığa özlemdi bu belki. Beyaz renklerin sultanı beyaz sinesindegökkuşakları saklı. Kök salar her renk boyasına beyazın ya sevdası beyazaondandı. Sonra bir kuşu sevdi gönül. Kanatlanıp alabildiğine kucak açtımasmavi göklere. Uçtu uçtu uçtu sonsuz ufuklara. Gökler hiç kimseninolmadığı kadar onundu. Bir düş gördü gönül kuşun kanatlarında. Apak bulutlar ![]() uçuşan kar taneleri düşüne renkler kattı. Düşe sevdalandı gönül. Adı hürriyetti onun. Sonra bir ağaca özendi gönül. Bir tepeye kurulup sapasağlam gövdesiyle yüzyıllarca yaşayan kolları göklere uzanan kökleri toprağındamarlarına karışmış bir ulu ağaçtı o. Güneşin altın ışıklı ikindilerinde yemyeşil yaprakları tatlı hışırtılarla bir o yana bir bu yana salınırdı usulca. Gelinlik giyerdi baharlarda meyvelerle dolardı elleri yazlarda. Kuşlara sincaplara yuvaydı merhametli kolları. Ağaç bir türkü söylüyordu ılıkbir meltem gibi yalayarak geçerken ona bakan gözleri. Yemyeşil ovalarda asırlardır duyulurdu sesi. Ağacın türküsü huzurdu. Gönül huzuru sevdi. Sonra gönül toprağı gördü. Sımsıcak ve kara yüzüyle ana toprağı. Bağrında nice nazireler saklıydı. Vakti gelince kapıları açılırdı hazinelerin ![]() fışkırırdı ağaçlar otlar cümle nebatat. Toprağın elleri sımsıcaktı cömertlikkokuyordu; hele de yağmur sonrası. Severdi gönül vereni. Toprağa sevgisi bu yüzdendi. Sonra göklere uzandı gönül. Uçsuz bucaksız maviliklerde yüzenbulutları sevdi. Susayan canlara damla damla serinlik göklerden gelirdi. Çöllere dönerdi yeryüzü buluşmasaydı suyla. Çölü kim severdi?Ve gönül gördü daha binlercesini. Sevdi ayrı ayrı her birini. Sevdikçe yüzünü sevdiğine çevirdi. Ona hep gülümseyecekti ebedî. Madem ki cömertlik huzur sevgi güzellik yüzündeydi her birinin. Varlık en değerliydi. Gönül sevdi her gördüğünü aynasında. Yüzüne tutulan renklere bulandı her gördüğüyle. Doğduğundan beri sevdi hayatı yaşamayı sonsuz varlığı. Hepsürseydi bu böyle düşünmeden fazla ötesini oh ne güzeldi! Hangi çocukoyuncaklarla oynamaktan bıkardı ki? Bir gün ama bir gün... Ölümü gördü gönül. Nefesini duydu tam da yanında. Daha önce gördüklerine benzemiyordu ölüm. Korktu kaçtı önce![]() gözlerini yumdu binlerce kere. Oysa kaçış yoktu hiçbir nefse göz yummaknafile. Dünya güzel dünya capcanlı dünya onun iken ölüm de ne demekti? Elveda tüm sevgililere gülen yüzlere öyle mi? Bir kara deliğin bağrına dökmekvarlığı ve varlığını ölüm bu mu? Ölüm yokluk mu bitiş mi son mu?Ölümü şikâyete gitti gönül sevgililerine. Dile geldi onca varlık. Ölümün kapısından giremezdi onunla ne çiçekler ne kuşlar ne toprak neağaçlar ne gökler. Gelmeyecekti hiçbiri beraberinde. Arkadaşlıkları vealıştıkları yoktu yalnızlığın en koyusundayken gönle. Elleri uzanmazdı hiçbirinin o an ellerine. Gönül küstü gönül darıldı tüm sevdiklerine. Güler yüzler solmuştubirdenbire. Gönül acı çekti bir zaman kendi içinde. Arayanı soranı olmadıölümün eşiğinde. Peki bunca güzellik sevgi hikmet temizlik sanat ilim.. neydivarlığın bedeninde görülen? Köksüz ağaç olur mu? Güneşsiz ışık gelir mi? Öyleyse neydi kaynağı buncanın? Özünde neler saklıydı varlığın? Nihayetinde gönül anlamaya başladı. Önce hayatı anladı ölümün yüzünde. Ölüm anlattı hayatı. Göründüğü gibi değildi özü hiçbir şeyin. Ne toprak cömert ne gökler güzel ne bulutlar merhametliydi. Gönül aynasınayansıyanların ışıkları başka yerdendi. Sonra hayat anlattı ölümü. Herkesin ebedî yolculuğunda uğrayacağı bir eşikti o. Lezzetleri acılaştıran son değil ![]() bitiş değil sadece bir duraktı ölüm. Ve ne mutluydu hazırlığını yapanlara.Cennetlere açılan kutlu bir koridora dönüşürdü o zaman ölüm. Gönül kendine dönüp baktı... Anlamı neydi öyleyse varlığının. Sonra duydu ansızın uzaklardan bir seslenişi. Aradıkça kuvvetlendi sesleniş ![]() aradıkça çoğaldı sisler dağıldı. Tatlı bir çağrıydı bu. Samimî katışıksız![]() apaydınlık. Çiçeklerin olmadığı güzellikte ağacın tatmadığı huzurda göklerinbilmediği özgürlükte toprağın hissetmediği merhametlilikteydi sesleniş.Gel... Gel... Batırıp gidenlere yitip kaybolanlara bağlanma. Onlar sadece Yaratan'a götüren vasıtadır. Bedenleri kırılmaya mahkûm aynadır. Işıklarının kaynağı Yaratan'dır. O ki Ebedî Dost'undur senibekliyor varlıkların dilleriyle sana mesajlarını yolluyor. Ne duruyorsun. Gel... Gel... Gel... Gönül ayağa kalktı. Varlığın silinmişliğinde aaaaaaarken yalnızlığın en koyusunu çağrıya uydu. Gönül cennetlere çağrılıyordu. Gönülaşk denizine daldı. Sonsuz damlaların arasına kendi özünü de kattı. Aktı ![]() aktı aktı ebediyetlere... Gönlün adı artık 'ilâhî aşk'tı. |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|