USLANMAM

UslanmaM En Kaliteli Bilgi Adresiniz
USLANMAM öğesini iGoogle sayfanıza ekleyin.
Geri git   USLANMAM > AŞK & SEVGİ > Aşk Hikayeleri
UslanmaM Resim AlbümleriSosyal Gruplar
Kayıt ol Sosyal Gruplar Ajanda Konuları Okundu Kabul Et

Aşk Hikayeleri Hepimizin Bir Aşk Hikayesi Vardır Anlatmaya Ne Dersiniz?

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08-29-2007, 03:55 PM   #1 (permalink)
Admin
 
GaMzeLi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart Yalnızlık Seramonisi...

Ve birden kapı çalınır. İçini bir ürperti sarar. Keşke hiç gelmeseydin keşke seni hiç tanımasaydım keşke...Keşkelerle dolu yığınla cümle geçer aklından. Gelen yalnızlıktır. Seni en kötü zamanlarında bile kucaklayan aslında sensizken de seninle olan en vefalı yarin... ama kabullenmek istemezsin hiçbir zaman. Orada olduğunu bilirsin ama anlamsızlıklar içinde süregiden hayat sanki o hiç olmayacakmış gibi davranmanı ister. Ama o tüm ihtişamıyla orda kapıdadır. Uzun uzun çalar kapıyı “Ben çoktandır kapıdaydım. Sen fahişe aşklarda sahte gülücüklerdeyken beni farketmedin” diyordur aslında! İstemeyerek gidersin kapıya elin titrer yüreğin burkulur ama gelen seni bu halinde bile senle bırakmayacak olan yalnızlıktır...

Kapıyı açarsın acı bir tebessümle boş boş bakarsın yüzünezor bela “hoş geldin” dersin. Aslına bakarsan hiç de hoş gelmemiştir ama kabahat bulamazsın. Çünkü bağıra bağıra geliyordur da sen hayal dünyanda fark edememişsindir. Bunun ağırlığı çöker yüreğine yutkunamaz boğulursun. Bu saatten sonra sen istesen de istemesen de içeri girecek olan yalnızlığına yani öteki yarına şöyle bir bakarsın ve “Hadi bakalım yine beraberiz buyur” dersin. Buyur gönül tahtıma kara bahtıma buyur...

Ve sessizlik. Hiçbir zaman aynı odada olmayı istemediğin bir kabus gibi orda durur. “Evet evet bu kabus olmalı” dersin ama o güler sana acır haline. “Hayır” der “Ben burdayım” Tokat gibi iner yüzüne ardı arkası kesilmeyen sözler. İrkilirsin ve anlarsın ki terkedilmişliğin sevgisizliğin bir elçisi gelmiştir yalnızlık...

Tekrar dünyana dönersin ve düşünmeye çalışırsın. Ondan gelen ses yine şaşırtır yorgun düşüncelerini. “Düşünme! Zamanında düşünmedin aldığınla yetinmedin hep fazlasını istedin; sen sen sen...Onu hiç düşündün mü? Senin için anlamı ne onu hayatının neresinde ve nasıl görmek istedin? Neleri göz ardı ettin bir düşün kendi isteklerinin olmasını isterken onunkileri mi önemsedin??? Sen sen ona en son ne zaman “seni seviyorum” dedin? En son ne zaman güzel sözler sarf ettin ve ne zaman “bugün bir başka güzelsin” dedin?” ağlamanın yakınmanın hiçbir anlamı yoktur artık. “Yaptığın hataları görmen için birinin gitmesi ve illa benim gelmem mi gerekiyor.” Doğru ya sahiden öyle mi olması gerekiyor?

Göz yaşların bu defa farklı yağmurlara ıslanır pişmanlığa utanca ıslanır durmadan yağar yağmadan durmaz...sonra bir an duru ve kendine kızmaya başlarsın ama bir taraftan da benlik ağır basar ve ona da söylenirsin uzak diyarların soğuk sözleri çıkar dilinden. “hani bensiz yapamaz bacalardın? Hani ben senin eş yarındım seni tamamlayanındım. Hani bensiz yaşayamaz nefes bile alamazdın? Beni sensiz yarınsız bırakma ne olur!..” doğru işte bunlar onun sözleri nerde şimdi? Hani bizde söz ağızdan bir kere çıkacaktı hani sonuna kadar varacaktı hani...Bu kadar basit miydi herşey ve hayat bu kadar acımasız mıydı? Neden insanlar yapamayacakları şeyleri sevgi ölçütü olarak kullanırlar ki? Neden sadece yalın ama sıcak ve içten bir “seni seviyorum” yetmez ki? Neden sevgiyi sınırlı tutup kendi karanlıklarımıza sürüklüyoruz ve neden olmayacak kalıplarda taşıyoruz? Neden...

“Tamam tamam yeter artık herkes dışarı yeter bu kadar çıkın artık! İşgal etmeyin beynimi gidin artık gidin ne olur. Yalnız kalmak istiyorum beni yalnızlığımla başbaşa bırakın ne olur ne olur...” Bu haykırışlarınla yankır odan.

Yüzleşmek istiyorsundur artık korkmuyorsundur. Çünkü yanında seni yargılayacak anlattıkça rahat edeceğin bir yalnızlığın vardır. İçindeki kin’i kanı kusuyorsundur belki. Ona verdiğin acı ve yaralardan incittiğin duygularından kalan kin’i... Artık yavaş yavaş O’nu anlıyor ve hak veriyorsundur. Pişmanlığın göze çarparken gurur maskesine sığınmaya çalışırsın. Hani yine de tüm bu olup bitene rağmen bu pişmanlığa üzüntüye ve kedere rağmen bir gurur vardır ya! “Neden ben? Bir de o benim gibi düşünse o da beni anlasa böyle mi olurdu” dersiniz. Ama o sırada bu olanları tüm sessizliği ve suskunluğuyla gözleyen ve sadece düşünmen ve doğruyu bulman için sana karımayan yalnızlığının sesi yine çınlar duvarlarında. “Bak dostum ben sen’im sen de ben. Bensiz olmayı istesen de benle yaşamaya hatta buna alışmaya mecbursun. Beni silemezsin ne atarsın ne de satarsın sadece gizleyebilirsin. Şimdiyse önünde iki seçeneğin var. Ya benimle yaşamayı seçer ve ömür boyu pişmanlığı tadarsın ya da...” İşte karar zamanı gelmiştir seçim zamanı büyük an...Derken yalnızlık geldiğinden de ihtişamlı bir şekilde ayağa kalkar ve seni düşüncelerinle başbaşa bırakır. Korkmaya başlarsın bocalayacaksın ya yanlış karar verirsen ya yalnız kalırsan ya yalnızlık ta seni bırakırsa...Ama o gitmemiştir köşede duran müzik setine doğru ilerleyip dokunuverir. “Bir bu eksikti tam sırasıydı şimdi” diyeceğin ve yalnızlığına eşlik edermişcesine bir şiir çıkıverir ansızın.

Gözlerin kal diyor dudakların git. Yüreğin kelepçe gözlerin kilit. Gözlerin kal diyor dudakların git. Gidersem bir daha dönmeyeceğim kalırsam sevdama kalbime yenileceğim çözemedim seni delireceğim çözümler kal diyor dudakların git. Ayrılık dönüşü olmayan bir nehir kaç sevda böyle kül oldu kim bilir göz yaşın kal diyor dudakların GİT...


Masada yarım kalan kadehi alırsın ve tekrar içmeye devam edersin. Hatırladıkça içersin içtikçe de hatırlar ve kahrolursun. Aklına yaşananlar gelir ve o güzel günleri anarsın. Bir ses sana “farkındaysan böyle bir anda bile artık kızmıyorsun değişiyorsun” diye fısıldar. Evet haklıdır artık sinirin öfken ona değil kendinedir.

“Peki ama ya geri gelmezse ya bir daha hiç olmayacaksa...Kimle gideceksin sinemaya kimle öpüşecek kime dokunup kimle sevişeceksin? Kime ağlayacak kime sevineceksin kimin saçlarına dokunacak tenini hissedeceksin? Kim için çarpacak artık o boş kalbin? Kimden sigara isteyeceksin de kimden bunun için azar işiteceksin? Kim sana eşlik edecek gecelerden sabahlara muhabbetlerde kim içecek seninle kim arayacak kim mesajlayacak doğum günümü kim hatırlayacak?..”

Ürperirsin umutsuzluğa kapılırsın ve belli belirsiz kelimeler geçer suçluluk duyan aklından ve karamsarlık dökülür dudaklarına hakim olamazsın titremeye başlar.

“Hayalini sevmek bile güzeldir ama sen o değer verdiğin ve tavizden kaçtığın gurur düşmanını yenmeden bu iş olmaz. Benimle kalırsın” der yalnızlığın. Hoş artık onun demesine gerek de kalmamıştır. Sen farkına varışsındır geçte olsa.
Dalarsın uzaklara hayallere dalarsın. Eskiye özlem duyarsın ev ansızın birkaç cümlecik düşer sevdiğin şarkılardan.

Gönlümü teslim aldı hüzün içimde senden kalan cam kırıkları. Aynada sensiz yüzüm sensiz hiç kimse dindiremedi bu hıçkırıkları. Bir gece yarısı ansızın pencerenden dışarı bak göreceksin köşe başında nöbet tutuyordur gözlerim. Öyle kolay değildir beni unutmak hala hala sokaklarındadır ayak izim...
Gökyüzünde bir gün duygu yüklü bulutlar görecesin. Yağacak üstüne gözyaşları ıslanacaksın. Ve pişmanlığımı anlayacaksın. Ardından gökkuşağı çıkacak rengarenk. Gözlerinin rengini göreceksin anlayacaksın. Bir gün ey sevgili bir gün. Gökkuşağını ve bulutları sende çok seveceksin

GaMzeLi isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
Eklenti Ekleyemezsiniz
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz