Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında. sevdalanmış onun deli dalgalarına... hırçın hırçın kayalara vuruşuna

yüreğindeki duruluğa demişki suya "gel sevdalım ol! hayatıma anlam katan mucizem ol!"
Su dayanamamış gözlerindeki sıcaklığa "ol" demiş "yüreğim sana armağan"
sarılmış ateş ve su birbirine

sıkıca

kopmamacasına

doymamacasına...
Zamanla su buhar olmaya! Ateş kül olmaya başlamış. Ya kendi yok olacakmış

ya aşkı… Baştan alınlarına yazılmış olan kaderle yüreğindeki kaderi de alıp

gitmiş uzak diyarlara su.
Ateş kızmış yakmış ormanları aramış suyu diyarlar boyunca. Günler boyu

geceler boyu

birgün gelmiş suya varmış yolu bakmış

o duru gözlerine suyun; biraz kızgın

biraz hırçın. Ve o an anlamış aşkın bazen gitmek olduğunu ama gitmenin yitirmek olmadığını… ateş durmuş

susmuş

sönmüş aşkıyla
İşte o zamandan beridir ki ateş sudan

su ateşten kaçar olmuş. Ateşin yüreğini sadece su

suyun yüreğini de sadece ateş alır olmuş.
alıntı