Sayfa 3 Toplam 3 Sayfadan BirinciBirinci 123
21 den 27´e kadar. Toplam 27 Sayfa bulundu

Konu: Anneyiz biz

  1. #21

    Standart

    Çocuğumu yatağına gönderemiyorum diyenler...



    Uzmanlar küçük çocukların yatağa gitmeye direnmelerinin doğal olduğunu söylüyorlar. Bazı çocuklar karanlıktan (yatağın altında yaşayan canavarlar, dolabın içindeki öcüler, vb.) veya yalnız kalmaktan korktuğu için yatağa direnç gösterirler. Bazıları da böyle davranarak bağımsızlığını sınamaktadır. Özellikle anne-babası çalışan bazı çocuklar da onları özlediğinden ve birlikte biraz daha fazla zaman geçirmek istediğinden yatmaya karşı direnç gösterirler.

    Yatağa gitme mücadelesini geçmişte bırakmak ve çocuğunuzun kolayca yatağına yatıp, tatlı rüyalara dalmasını sağlamak için bunları deneyebilirsiniz:

    Uyku öncesi rutini oluşturun

    Uyku öncesi rutini günün koşturmalı ve telaşlı değil sakin ve rahatlatıcı bir kısmını oluşturmalıdır. Dişlerini fırçalaması, ılık bir banyo alması, sevilen bir oyuncakla beraber yatağa girmesi, ona kitap okumanız veya aklından geçen herhangi bir konuda onunla hoş bir kısa sohbet etmenizi içeren, rahatlatıcı aktivitelerden oluşan bir yatma öncesi rutini oluşturarak (ve buna sadık kalarak) yatma zamanını çocuğun hoşuna giden bir zamana dönüştürün.

    Birlikte zaman geçirin

    Yatma zamanından uzun bir süre önce "birlikte zaman" geçirin. Çocuğunuzla gün içinde olanlar hakkında sohbet edin. Yatağa gitmek istemiyorsa bunun nedenini sorun ve sorununu çözmesinde ona yardımcı olun.

    Aydınlatın

    Karanlık korkusu varsa odasına gece lambası koyun ve istediğinde açması için bir el feneri verin.

    Müzik açın

    Uykuya dalmasını kolaylaştıracak sakin ve rahatlatıcı bir müzik açın. Müzik diğer gece seslerini de maskeleyerek çocuğun bu seslerden korkmasını önlemeye de yardımcı olabilir.

    Odasını cazip hale getirin

    Odasını içinde bulunmaktan hoşlandığı bir yer haline getirin. Yatak örtüsünü, duvara asılacak tabloyu, vb. onun seçmesine izin vererek odasını kendisinin dekore etmesine yardımcı olun.

    Önceden hatırlatın

    30 dakika önceden uyku öncesi rutininin başlayacağını hatırlatın. 15 dakika sonra bunu yeniden hatırlatın ve zaman gelince rutin faaliyetleri başlatın. Fazladan zaman tanımanız oyalama davranışlarını teşvik edeceği için önceden belirlediğiniz sürelere mutlaka sadık kalın.

    Seçim yapma şansı verin

    Yatağa gitmeyi reddetmek çocuğun yeni keşfettiği bağımsızlığını sınamasının bir yoludur. Örneğin, okunacak kitabı ve giyeceği pijamayı seçmesine, dişlerini banyodan önce mi sonra mı fırçalayacağına karar vermesine izin vererek rutin üzerinde belli bir kontrole sahip olmasını sağlayabilirsiniz.

    Ödüllendirin

    Belli bir rutine bağlı kalırsa bir çıkartma kazanacağını ve örneğin peş peşe üç çıkartma kazandığında yeni bir kitap veya birlikte parka gitmek (ya da beraberce belirleyeceğiniz başka bir şey) gibi bir ödül kazanabileceğini söyleyin (ve söylediğinizi uygulayın).

    Güven verin

    Kendiniz yatmadan önce onu mutlaka kontrol edeceğinizi söyleyin.

    Ceza olarak yatağa göndermeyin

    Yatma zamanı hakkında yanlış mesaj vereceğinden, asla cezalandırmak yatağına göndermeyin.

    Dr. Ayten Erdoğan

  2. #22

    Standart

    Psikoloğa ( çocuk Psikolojisi ) gitmek bir çok insan için, tabu olma özelliğini halen koruyor. Anne-babalar çocuklarını psikoloğa götürmek için defalarca düşünüyor, sorunları çözmek için çeşitli yöntemleri deniyor ve en son çare olarak bir psikoloğa başvuruyor. Psikoloğa gitmeye karar verene kadar sorun iyice ilerliyor, bu da çözüme ulaşmayı güçleştiriyor. Pek çok aile, ilkokuldan itibaren çocuklarının eğitimi için ciddi bir bütçe ayırıyor, oysa çocuklar için yapılacak yatırımın en büyüğü ilk 6 yılda yapılmalı, çünkü kişilik gelişiminin yüzde yetmişbeşi okul öncesi dönemde tamamlanıyor. Bu dönemlerden sonra çocuğunuzu daha iyi koşullarda yaşatabilirsiniz, ama daha sağlıklı ve mutlu, daha güvenli ve sosyal, daha zeki ve kendini geliştiren bir insan olmasına katkınız çok azalır.

    Hangi durumlarda psikoloğa gidilmeli?

    Aileler psikologlara çocuklarıyla ilgili aşağıdaki durumlar için başvurabilir.

    · Gelişim kontrolü için
    · Davranış ve uyum bozuklukları, hastalıkların tedavisi, sakatlıklar için
    · Aile ile ilgili sorunlar ve yaşam değişiklikleri için
    · Psikolojiyle ilgili sorulara yanıt için

    Gelişim kontrolü
    Psikoloğa gitmek için çocukların herhangi bir sorun yaşamasını veya bir hastalık, davranış bozukluğu geliştirmesini beklemek yanlıştır. 0-6 yaş döneminde çocukları, gelişim kontrolü yaptırmak için düzenli aralıklarla bir uzmana götürmek gerekir. Gelişim kontrolü seanslarına psikoloğun da onayıyla, anne-babalar, çocuk bakıcıları veya çocukla ilişkide olan diğer aile büyükleri de katılabilir. Gelişim kontrolleri sayesinde anne-babaların edinecekleri bilgiler aşağıdaki gibidir;

    · Çocuğunuzun gelişiminin normal olup olmadığını öğrenirsiniz. Gelişim kontrolü seanslarında çocukların gelişimleri 5 grupta incelenir; fiziksel, hareket, dil, sosyal-duygusal, zeka gelişimi.
    · Geriden gelen gelişim alanlarını ve bu alanları desteklemek için yapmanız gerekenleri öğrenmiş olursunuz. Psikoloğunuz size bu alanı geliştirmenizi sağlayacak egzersizler, oyun ve oyuncaklar önerecektir. Örneğin, siz çocuğunuzun konuşma problemi olduğunu ancak 18. ayda farkedebilirsiniz, ancak bir psikolog bunu 8-10 aylar arası farkedip, dil gelişimini destekleyici egzersizlere ağırlık vermenizi sağlayabilir. Bu şekilde sorunlar çıkmadan önleyebilirsiniz.
    · Çocuğunuzun gelişimini desteklemek için neler yapabileceğinizi öğrenirsiniz.
    · Çocuğunuzun zayıf ve güçlü yönlerini, eğilimlerini ve bunları geliştirme yollarını öğrenirsiniz.
    · Çocuğunuzla sağlıklı iletişim kurmayı öğrenirsiniz.
    · Farkına varmadan yaptığınız hataları görme ve düzeltme olanağı bulursunuz.
    · Çocuğunuzla oyun oynamayı ve ona herhangi bir şeyi doğru yöntemlerle öğretmeyi öğrenirsiniz.
    · Spor, sanat veya bilimin herhangi bir dalına çocuğunuzu sağlıklı bir şekilde yönlendirmeyi öğrenirsiniz.
    · Yaşına göre hangi oyun ve oyuncakları tercih etmeniz gerektiğini öğrenirsiniz.
    · Çocuğunuzun içinde bulunduğu dönemle ilgili gerekli bilgileri ve bu dönemlerde dikkat etmeniz gereken konuları öğrenirisiniz. Örneğin; 8 ay civarı yabancılardan korkma, 12 ay civarı özgürlüğünü ilan etme, 18 ay civarı tuvalet eğitimine hazırlık vb.
    · Ortaya çıkabilecek olası uyum ve davranış bozuklukları ve hastalıkları hızla teşhis edebilme, önlem alabilme ve tedaviye başlayabilme olanağı bulursunuz.

    Gelişim kontrollerine başlamak için en ideal dönem 6-8 aylar arasıdır. Psikologlar gelişim kontrollerini farklı periyotlarla yapabilirler. Çocuğun gelişimine göre seanslar daha sık yapılabilir. Ancak gelişimi normal çocuklar için genellikle aşağıdaki program yeterli olmaktadır.

    6 - 36 ay arası 2 ayda bir görüşme
    3 yaş - 6 yaş arası 4 ayda bir görüşme

    Davranış ve uyum bozuklukları, hastalıklar, sakatlıklar
    Aileler, yaygın gelişimsel bozukluklar, cinsiyet anomalileri ve kromozomal bozukluklar için psikologlara başvurabilir. Örneğin, otizm, hiperaktivite ve dikkat dağınıklığı, down-sendromu, zeka geriliği, konuşma bozuklukları, öğrenme güçlükleri gibi hastalıkların tedavisinde psikologlardan yardım alınabilinir. Bu hastalıklarda tıbbi tedavi gerekliyse, psikologlar destek tedavi programlarını yürütürler. Bunun dışında bu hastalıkların tanısının konamadığı durumlar olabilir, ancak çocuğun hastalığa eğilimi vardır; bu durumlarda tıbbi tedavi uygulanamaz ama bir psikologla düzenli çalışarak, egzersiz yapılarak sorunu tamamen çözmek veya sorunun ilerlemesini engellemek mümkün olabilir.

    Kaza sonucu ve doğuştan olan sakatlıklarda da, tıbbi tedavilerin yanı sıra, psikolojik destek almak hem tedaviye uyumu artırır, hem de çocuğun ve ailenin sorunla başaçıkmasını kolaylaştırır. Bu tür sakatlıklara örnek olarak, körlük, sağır ve dilsizlik, ortopedik sakatlıklar, ağır konuşma bozuklukları vb. Verilebilinir.

    Uyum sorunları ve davranış bozukluklarının tedavisinde çoğunlukla psikolojik yardım tek başına yeterli olmaktadır. Bu sorunlar çok yaygındır ve bir çok aile bunları yardım almayı gerektirir bir sorun olarak görmez. Anne-babalar genellikle, bu tip sorunların kendiliğinden geçmesini bekler veya sorunu gidermek için o kadar sağlıksız yöntemler dener ki, sorun yer değiştirerek başka bir forma girer veya büyüyerek çözülemez hale gelir. Uyum ve davranış bozukluklarına örnek olarak aşağıdaki sorunları sıralayabiliriz;

    - Gece korkuları
    - Fobiler
    - Kaygı bozukluğu
    - Parmak emme (bebeklik dışında)
    - Tırnak yeme
    - Öfke ve saldırganlık
    - Altını ıslatma
    - Dışkı kaçırma veya tutma
    - Kekemelik
    - Tikler
    - Yalan söyleme
    - Çalma
    - Kardeş kıskançlığı
    - Cinsel sorunlar ve mastürbasyon
    - Yeme bozuklukları
    - Uyku bozuklukları
    - İçe kapanıklık
    - Aşırı inatçılık

    Ailelerin bu sorunları çözmede yaptıkları en büyük yanlışlardan biri sorunu ortadan kaldırmaya çalışmaktır. Oysa, soruna yol açan sebebi ortadan kaldırmak gerekir. Yoksa sorun ya büyüyerek veya yeni bir sorun olarak bir süre sonra yeniden ortaya çıkar. Örneğin tırnağını yiyen bir çocuğu baskı yoluyla veya çeşitli cezalarla bu alışkanlığından vazgeçirebilirsiniz, ancak tırnak yeme alışkanlığına yol açan duygusal sebepler ortadan kalkmadıkça sorun tekrarlar veya çocuk altına kaçırma vb. Gibi yeni bir sorun geliştirir.

    Aile ile ilgili sorunlar ve yaşam değişiklikleri
    Boşanma, aile bireylerinden birinin ölümü, bakıcının değiştirilmesi, şehir veya ev değişikliği, okula başlama, kreşe başlama, kardeş doğumu ve annenin işe başlaması gibi yaşam değişiklikleri çocuklar için önemli duygusal sorunlara yol açabiliyor. Yetişkinler gibi, çocuklar da bu tip değişimlerden farklı düzeylerde etkilenebiliyorlar. Bu değişimlerden önce psikoloğa başvurarak çocukların bu değişime hazır olup olmadıklarıno öğremekde ve hazır değillerse bu olayların çocuklara nasıl anlatılabileceği konusunda danışmakta yarar vardır. Özellikle boşanma ve kardeş doğumu konularında mutlaka birkaç seanslık danışmanlık alınması gerekir; birçok çocuk bu değişimlerden çok etkilenmektedir.

    Psikolojiyle ilgili sorulara yanıt
    Aileler çocuklarının psikolojilerine zarar vermeden bazı basit sorunları çözebilmek için de psikologlara başvurabilirler. Bu sorunların bir kısmı basit önerilerle giderilebilir. Sağlıksız yöntemlerle çözüldüğünde ise yukarıda sayılan uyum bozukluklarına veya duygusal sorunlara yol açabilir. Sorunların hepsinin çocukluk çağlarında ortaya çıkmadığını, çocukluk dönemlerinde yaşanan olayların ve sağlıksız eğitim yöntemlerinin ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde ortaya çıkan sorunlara zemin hazırladığını da unutmamak gerekir. Ailelerin yanıtlarını merak ettiği sorulara aşağıdaki örnekler verilebilir;

    - Çocuğumu kreşe hangi yaşta göndermeliyim?
    - Başını duvara vuruyor, nasıl engel olabilirim?
    - Yüzümüze vuruyor, bu davranışından nasıl vazgeçirebilirim?
    - Çok inatçı, her dediği yapılsın istiyor, ne yapabilirim?
    - Yatağını ne zaman ayırmalıyım?
    - Bana çok düşkün, onu kendimden nasıl uzak tutabilirim?
    - Ders çalışmayı sevmiyor, nasıl ders çalışmasını sağlayabilirim?
    - Okula gitmek istemiyor, ne yapmalıyım?
    - Kardeşine vurmasını nasıl engellerim?

    Psikologlarla ilgili yanlış bilgiler

    Psikologların herkese uygulanabilen hazır reçeteleri vardır.
    Psikologların sihirli değnekleri vardır; bir seansta sorunları ortadan kaldırırlar.
    Psikologlara herşeyi anlatmaya gerkek yoktur, ailelerin sırlarını paylaşmaları gerekmez.
    Psikolağa gitmek için hastalık geliştirmek gerekir.
    Psikologlara sadece tedavi amacıyla gidilir, bir sorun yoksa ve herşey yolundaysa gidilmez.
    Psikologlara danışmanlık ve kontrol amacıyla gidilmez.
    Psikologlar sizin farkedemediğinizi fa
    rkedemez; sizin çocuğunuzu sizden daha iyi tanıyamaz...

  3. #23

    Standart

    Pişik" deyip geçmeyin


    Yenidoğanı bekleyen birçok değişikliğin başında, bebeğin tamamen su ile dolu bir ortamdan kuru bir ortama geçmesi gelir. Zamanında doğan bir bebeğin cildini doğal olarak koruyan “vernix” tabakası silindikten ve cilt yıkandıktan sonra, kuru ortama alışmaya çalışan deri; olgunlaşmaya ve kendini, sıvı kaybından, toksinlerden ve enfeksiyondan korumak için mekanizmalar geliştirmeye başlar. Isı regülâsyonunda da önemli rol oynadığı için, cildin bakımı son derece önemlidir.

    Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi Pediatri Bölümü Direktörü Dr. Pınar Dayanıklı: “Banyo, bebeğin cildinden idrar ve dışkı kalıntısını temizlemekle beraber; mikroplardan da arındırmaktadır ancak bebeğin banyo ile tahriş edici bir takım maddelere de maruz kalacağı unutmamalıdır.” diyor ve sözlerine ekliyor: “Bebeğe banyo yaptırırken çoğunlukla sabun veya sentetik deterjanlar kullanılmaktadır, alkali olan bu maddeler, cildin normal asiditesini bozarak, yenidoğanın cildini enfeksiyonlara karşı daha duyarlı hale getirir. Bebek sabunu seçilirken; parfümsüz ve katkısız olmasına dikkat edilmelidir. Bebek cildi, sabun ile temizlendikten sonra suyla tamamen durulanmalıdır. Dr. Pınar Dayanıklı’dan; bebeklerde pişik oluşumunun nedenleri, bez bölgesinin bakımı ve pişik tedavisi konusunda bilgi aldık.

    Pişiklerin Oluşma Nedenleri
    Bez bölgesi pişiği %12- 15 sıklıkla rastlanan bir durumdur, bu durumu kolaylaştıran nedenler ise;

    Islak Kalmak
    Bazı bebeklerin altı uzun süre değiştirilmediği, bazen de bebek cildi aşırı hassas olduğu için pişik oluşabilir. Dışkıdaki enzimler, idrar pH’ı (dışkıdaki enzimleri aktifleştirebilir), dışkılama sıklığı ile dışkının kıvamı da pişik oluşumunda rol oynayabilir.

    Tahriş
    Bezin deriye sürtünmesi (tahriş) de derinin kızarmasına ve soyulmasına neden olabilir. Bezdeki kimyasal maddeler ve/veya parfümler (kontak dermatiti) de bebeğin cildini tahriş edebilir. Bu her bebek için geçerli olmayıp; hassas ciltli bebeklerde görülebilir.

    Yeni Gıdalar
    Anne sütü alan bebeğin formül mamaya başlaması ya da katı gıdalara geçmesi, dışkının kimyasını değiştirerek bebeğin cildini tahriş edebilir. Anne sütü almaya devam eden bebeklerde ise; annenin yediği-içtiği besinler, bebeğin hassas olduğu maddelerden oluşuyorsa yine pişik görülmesine neden olabilir.

    Mantar veya Bakterilere Bağlı Cilt Enfeksiyonları
    Bu tür enfeksiyonlar genellikle bebeğin nemli ve ılık cilt kıvrımlarında bakteri veya mantar türü mikropların yerleşmesi ve çoğalmasıyla oluşur. En sık görülen etkenler; stafilokok bakterisi ve “kandida” türü mantardır. “Kandida”ya bağlı enfeksiyonlar; içi dolu sivilce şeklinde kırmızı pütürlere ya da yanmış, sıyrılmış gibi bir görüntüye neden olur. Kızarıklık yukarılara, karın bölgesine doğru ilerleyebilir. Bu durum 2- 3 gün içerisinde geçmiyorsa ve farklı görünümlü pişikler oluştuysa pişik kremleri de artık yetersiz kalmaya başlar.

    Emziren annenin ya da bebeğin antibiyotik kullanması, vücutta mantar enfeksiyonunu kolaylaştırırken ağızda mantar enfeksiyonunun oluşması da, bez bölgesinde enfeksiyona yol açabilir. Bu durumda mantara karşı geliştirilmiş özel kremler ile tedavi gerçekleştirilir.
    Standart tedaviye yanıt vermeyen pişiklerde; kronik deri hastalıkları ya da sistemik hastalıklar akla getirilmeli ve deri hastalıkları uzmanına danışılmalıdır.

    Bez Bölgesinin Bakımı
    Bebeğin bez bölgesi için ideal bakım; gece- gündüz bezi sık sık değiştirerek ve cildi kuru tutarak sağlanmalıdır. Cilt, yumuşak hareketler ile temizlenmeli ve kurulanmalıdır. Bastırarak ve ovuşturarak silmek, cildin koruyucu tabakasını zedeleyerek, bebek cildinin hassaslaşmasına neden olabilir.

    Normal şartlarda bebeğin cildinin kremler ile kaplanması gereksizdir ancak bebek sık sık pişik olduğu zaman; bez değişimlerinden sonra, ince bir kat krem ile korunma sağlanabilir. Böyle dönemlerde parfüm ve kimyasal maddeler içeren ıslak silme bezleri, iyileşmeyi geciktirebilir.

    Bebeğin bezinin sıkı kapatılması yerine hava alacak şekilde rahat bağlanması daha doğrudur. Mümkün olduğunca çok sıklıkta bebeğin poposu açılarak havalandırılmalı ve cildin kuru kalması sağlanmalıdır.

    Pişik önleyici kremler genellikle petrolatum (vazelin) ve çinko oksit madde içermektedir. Eczanelerde ve bebek mağazalarında bulunabilecek ürünlerin hemen hepsi değişik oranlarda bu maddeleri içerir. Pişik önleyici ve tedavi edici kremlerin içerik ve oranları az da olsa farklılık gösterir; bu oran değişiklikleri ise koruyuculuğu etkileyebilmektedir.

    Talk pudrası artık çok sık kullanılmamaktadır. Bebek nefes aldığında, pudranın bebeğin solunum yoluna kaçması, ciğerlerine zarar verebilir. Pudra kullanılması gerekli ise mısır nişastasından olanını kullanmak daha doğrudur. Pudra öncelikle ele dökülüp, sonra bebeğin cildine sürülmeli, cilt katlarında pudra kalmamasına dikkat edilmelidir.

    Anne sütü ile beslenen bebeklerde de pişik oluşabilmektedir ancak bu durum sıklıkla ek gıdalara başlandığında görülür. Bebekler bazı gıdalara karşı duyarlıdır, bu duyarlılık, cildin farklı yerlerinde ve bez bölgesinde kızarıklıklar olarak belirti verebilir. Etkeni daha iyi anlamak için besinlerin teker teker tanıtılması önerilmektedir.

    Hafif derecede tahrişe bağlı pişiklerde tedavi:

    Bebeğin bezi sık değiştirilmelidir.

    Sabun ya da başka tahriş edici temizleme maddeleri kullanılmamalıdır.

    Her bez değişiminde, içinde çinko ya da vazelin bulunan kremlerden kullanılmalıdır.

    Bez gevşek bağlanmalıdır.

    Geçmeyen durumda doktora başvurulmalıdır.

    Orta-ciddi derecede tahrişe bağlı pişiklerde tedavi:

    Hafif derecede pişikte yapılması gerekenler uygulanmalıdır.

    Doktora danışarak, kortizonlu bir krem uygulamak gerekebilir.

    Düşük dozda kortizonun yan etkisinden korkulmamalı, tedavi geciktirilmemelidir. Bazen günde bir kereden fazla krem kullanılması gerekebilir. Bu şekilde uygulanan tedavi, 5 günden fazla sürmemelidir.

    Mantar olasılığına karşı, her bez değişiminde bir mantar kremi kullanılmalıdır.

    Kronik tedaviye karşı yanıtsız pişiklerde tedavi:

    Bebeğin ağzında tedavi edilmeyen mantar enfeksiyonu (pamukçuk), olup olmadığı kontrol edilmelidir.

    Bakteri enfeksiyonu olduğuna dair bulgular var ise anti-bakteriyel bir merhem kullanılmalıdır. İçleri cerahat dolu sivilce şeklindeki pişiklerde bazen ağız yoluyla alınacak antibiyotiklere de gerek olabilir

  4. #24

    Standart

    Çocuğunuzun öfkeli tepkilerini kontrol altına alın!




    Kişilik dediğimiz karmaşık görüntü; doğuştan getirilen ve adına “mizaç” denilen özelliklerin, genetik faktörlerin aile ve çevre etkileşimiyle bir senteze ulaşması sonucu oluşur. Uzman Psikolog Eylem Ayrancı: “Bizler, mesleklerimiz için ciddi eğitimlerden geçerken ‘Bir insan yetiştirmek.’ gibi belki de dünyanın en önemli işi için çok az bilgiye sahip olarak çocuklarımızı yetiştirmeye çalışıyoruz. Çocuk yetiştirme tutumlarımız genellikle, kültürel öğelerden ya da kendi anne babalarımızın bizleri yetiştirme biçimlerinden etkilenir.” diyor.

    Çocuğunuzu yetiştirirken doğru bilgilenin

    Her gelişim döneminin, kendine özgü özellikleri ve yaşantıları vardır. Bunlarla ilgili doğru bilgiler edinmek, hangi davranış biçiminin sorun olup olmadığıyla ilgili daha sağlıklı düşünmenizi ve tutumunuzu doğrudan etkiler. Çocuğunuzu yetiştirirken, farklı dönemlerde, farklı davranış biçimleriyle karşılaşabilirsiniz. Bu noktada telaşa kapılmamalı ve doğru bilgilenerek, en uygun yolu izlemelisiniz.

    Anne babaların en çok şikayet ettiği konulardan biri, çocuklarının öfke tepkileridir. Çocuğunuzun, sinirlendiği zaman kendine ve çevresine saldırganca davranışlar sergilemesi (vurma, ısırma, kafasını duvarlara, yerlere çarpma gibi), sizi, ne yapacağınız ve nasıl bir tepkide bulunacağınız konusunda şaşkına çevirebilir. Çocuklar dürtü ve isteklerini kontrol altına almayı, geciktirmeyi, ertelemeyi bilmezler. Olmadık yerlerde ve zamanlarda isteklerinin karşılanmasını isterler ve çoğunlukla tuttururlar. Engelleyici nesne ve durumlar, çocukta öfke yaratır. Çocuklar da, anne ve babalarından “Hayır!” cevabını aldıklarında; istedikleri bir şey olmadığında öfkelenirler ama ilk sekiz yıl içinde görülen öfke duygusu ve ardından gelen tepki, kısa sürer (ortalama 5 dakika), daha sonra çocuğun neşeli bir havaya girdiği görülür. Önemli olan; bu durumda çocuğunuza nasıl davranmanız gerektiğini bilmeniz ve bu davranışları çocuğunuzda kalıcı hale getirmemenizdir.

    Çocuğunuza karşı çok katı bir tutum sergilemeyin

    2,5 yaş, çocuğun, asi, uyumsuz, dengesiz, inatçı, olumsuz olduğu ve gelişim dönemleri içersinde, en zorlu olan dönemlerden biridir. Bu şekilde davranan çocuğun davranışları, anne-babayı endişelendirir. Anne ya da baba, “Kontrolü kaybediyorum.” korkusuyla çocuğu, olması gerekenden daha çok denetlemeye, kısıtlamaya çalışır. Hareket ve davranışları kısıtlanan çocuksa öfkelenir, istediğini yapmakta direnir ve daha çok kısıtlandığında saldırgan davranışlar içine girer; kafasını duvarlara çarpma, ısırma, çimdikleme, vurma gibi davranışlar sergiler. Bu dönemde, eğer çok katı bir tutum gösterirseniz, inatçılık ve direnç, çocuğunuzda kalıcı hale gelebilir. Oysa çocuğunuzun davranışlarının, olgunlaştıkça, daha olumlu ve dengeli hale geldiğini, sürtüşmelerin azaldığını göreceksiniz. Bu dönemde öfke tepkilerine karşı yapacağınız en uygun davranış; bu tepkilerin kısa süreli olduğunu düşünerek, çocuğunuzun dikkatini başka yöne çekmek olacaktır.

    Öfke nöbetleri geçicidir

    Çocuğunuz olumsuz ve hırçın davranışlar sergilediğinde, kısa bir süre ilgisiz davranmanız, umursamamanız, onunla sürtüşmeye girmemeniz, dikkatini o an, ortamda bulunan başka bir şeye çekmeye çalışmanız, yapacağınız en doğru davranışlardır. O an başka şeylerle meşgul olup, çocuğunuzun olumsuz davranışı bittikten sonra onunla ilgilenmeniz daha uygun olur. Bu anlarda sakin ve sabırlı davranmanız çok önemlidir. Çocuğunuzun öfkesi geçtiğinde, bu duygusunu anlayarak kabul eden bir yaklaşımla ama kararlı bir ses tonu ile onunla konuşmanız en doğrusudur ve unutmayın, bu dönem geçicidir.

    Üç yaşından sonra ise, çocuğunuzun bu olumsuz, dengesiz, hırçın davranışlarının azaldığını ve ani öfke tepkilerinin, çoğunlukla eşyalara yöneldiğini görürsünüz. Bu yaş döneminde, çocuğunuza yapmanız gereken en iyi davranış; belli kurallar ve sınırlar çerçevesinde saltanatını sürmesine izin vermeniz olacaktır. 4 yaşından sonra da, çocuğunuz her istediğinin karşılanmayacağını, belli kuralların olduğunu öğrenmeye başlar.

    Öfke duygusu da diğer tüm duygular gibi doğal bir duygudur. Çocuğunuzun öfke duyması, kızgın olması, yanlış değildir; bu duyguyu gösteriş biçimi saldırgansa yanlıştır. Bu nedenle çocuğunuzun öfke nöbetini geçirirken, yaptığı davranışları değerlendirip, yaşına uygunluğuna bakarak davranmanız en uygunudur. Öncelikle bu öfke duygusunu anlamaya çalışmanız gerekir. Çocuğunuz, haksız istekleri reddedilince; sürekli ilgi görmek, dikkat çekmek istediği için bu davranışları yapıyorsa, bir şeyle uğraşırken başaramayıp öfkeleniyor, saldırganlaşıyorsa, bu davranışı o zaman uygunsuz demektir.

    Çocuğunuzun saldırgan davranışlarını önleyin

    • Öncelikle çocuğunuz için iyi model olmanız gerekir. Unutmayın ki çocuklar, anne-baların davranışlarını gözlemleyerek, model alarak öğrenirler. Eğer çocuğun bulunduğu ortamda, saldırgan davranışlar sergileyen bir ebeveyn varsa, çocuk bu davranışları sergileyecektir. Dayağı, şiddeti, bir disiplin aracı olarak çocuğunuza kaştı kullanmayın.

    • Çocuğunuzla iyi bir iletişim kurun, ona, yeterli sevgiyi, ilgiyi, yakınlığı, şefkati, anlayışı gösterin.

    • Çocuğunuzun saldırgan davranışları, hem sizin tarafınızdan hem de çevredeki yetişkinlerce ödüllendirilmemeli, bu davranışın yanlış oluğunu çocuğunuza hemen anlatın. Bu davranışlarından sonra, çocuğunuzun isteklerini yerine getirmeyin; saldırgan davranışlarının, ona istediklerini elde etmede bir şey kazandırmayacağını, hatta ona daha çok zarar vereceğini anlatın.

    • Çocuğunuzun dışarıda oynamasına, enerjisini boşaltacak faaliyetlerde bulunmasına imkan sağlayın. Ayrıca saldırganlığını dışa vuracak, atmasını sağlayacak, gürültü çıkaran oyuncaklar, çekilip itilen arabalar gibi oyuncaklar da işe yarayabilir.

    • Çocuğunuzun başarma duygusunu pekiştirin ve sorumluluk duygusunu geliştirmek için ona yaşına uygun görevler verin.

    • Çocuğunuzun babası ile iletişiminin güçlü olması, birlikte daha fazla vakit geçirmeleri büyük önem taşır.

    • Televizyonda şiddet içeren film ve dizileri izlemesine, saldırganlık içeren bilgisayar oyunları oynamasına izin vermeyin. Eğer bunlara engel olamıyorsanız, bu davranışların doğru olmadığını, gösterilen şeylerin kurmaca olduğunu, çocuğunuzun yaşına uygun, yalın, açık ve net bir iletişim diliyle ona anlatın.

  5. #25

    Standart

    Minikler de renkten anlıyor.

    --------------------------------------------------------------------------------

    Hacettepe Üniversitesi Mesleki Teknoloji Yüksek Okulu Ağaç İşleri Endüstri Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Erol Burdurlu ile Araştırma Görevlileri Cankız Elibol ve yılmaz Kılıç tarafından çocukların oyuncakları ve çevrelerindeki nesnelerde tercih ettikleri renkleri belirlemek üzere bir araştırma yapıldı. Çalışma anket yoluyla Beytepe Anakolu'nda gerçekleştirildi. Renk seçenekleri; kırmızı, sarı, turuncu, mavi, mor, yeşil, pembe ve siyah olan anket çalışması 4- 6 yaş arası 100 çocukla yüz yüze görüşme yoluyla yapıldı.

    Çalışma sonucuna göre, erkek çocuklarda kırmızı; kız çocuklarında ise pembe en çok tercih edilen renk. En az tercih edilen renk ise kız çoçuklarında siyah, erkek çocuklarında turuncu.

    Araştırma sonucuna göre 4 -6 yaş arası çocuklarda renk tercihinin yüzdelik dağılımı şöyle:

    Kırmızı- Kızlarda yüzde 8, erkeklerde yüzde 28

    Sarı- Kızlarda yüzde 8, erkeklerde yüzde 12

    Turuncu- Kızlarda yüzde 4, erkeklerde yüzde 2

    Mavi - Kızlarda yüzde 12, erkeklerde yüzde 20

    Mor - Kızlarda yüzde 8, erkeklerde yüzde 14

    Yeşil- Kızlarda yüzde 6, erkeklerde yüzde 6

    Pembe- Kızlarda yüzde 54, erkeklerde yüzde 8

    Siyah- Kızlarda yüzde 0, erkeklerde yüzde 10.

  6. #26

    Standart

    Bebeği Sallayarak Uyutmayın...


    Annelerin bebeklerini uyutmak için gelenekler ve yanlış bilgiler sonucunda ayağında ya da salıncakta hızlı sallamasının beyinde 'bebek sallama sendromu' denilen ciddi hasara yol açarak, beyin kanamalarına neden olabildiği bildirildi.

    Bursa Acıbadem Hastanesi Nöroşirürji Uzmanı Prof. Dr. Kaya Aksoy, beyin kanamasının, pek çok sebebe bağlı olarak meydana gelebileceğini söyledi. Genel olarak beyin zarları arasında, beyin içerisinde veya kafatası ile saçlı deri arasındaki kanamaların tümüne birden beyin kanamaları denildiğini ifade eden Aksoy, beyin kanamaların en fazla travmaya uğramış olgularda görüldüğünü bildirdi.

    Travma sonrası cilt altında oluşan kanamaların özellikle çocuklarda çok önemli sonuçlar doğurabildiğini vurgulayan Aksoy, “Çünkü bunlar herhangi bir şekilde tedaviye ihtiyaç göstermese bile, çocuğun kan miktarı az olduğu için, cilt altıyla kafatası arasında biriken kanama çocukta kansızlığa neden olabiliyor. O yüzden bu kanamanın miktarının mutlaka saptanıp çocuğa kan takviye edilmesi gerekiyor” dedi.

    BEBEK SALLAMA SENDROMU

    Prof. Dr. Aksoy, bir başka kanama türünün de beynin son orta ve alt zarı arasında, su toplanması nedeniyle oluşan kanamalar olduğunu dile getirerek, şunları söyledi: “Bu durumda problem su toplanmasının içerisine ufak kan sızması şeklinde görülebiliyor. Özellikle ülkemizde annelerin bebeklerini uyutmak için gelenekler ve yanlış bilgiler sonucunda ayağında ya da bir örtü yardımıyla oluşturulan salıncakta hızlı sallaması beyinde 'bebek sallama sendromu' denilen ciddi hasara yol açabiliyor.

    Bu durumlarda, beyin zarlarının yırtılması, beyinle kafatası kemikleri arasında veya beynin en son zarı arasındaki askı toplardamarları denilen bölümlerin yırtılması sonucunda kanamalar oluşabilir. Annelere çocuklarını bu şekilde sallamamalarını öneriyoruz. Sallamak çocuğun beynini sallamakla eşdeğerdir. Çocuk sallanmadan da uykuya dalacaktır.

  7. #27

    Standart

    Çocuklar için gribe karşı aşı şart




    Soğuk algınlığının ve gribin nedenleri çeşitli virüslerdir. 200’e yakın soğuk algınlığına yol açan virüs vardır. 2 yaşına kadar her çocuk yılda 8-10 tane üst solunum yolu enfeksiyonu geçirir. Bu durum, burun tıkanıklığı, hapşırma, burun akıntısı, öksürük, gözlerde kızarıklık, baş ağrısı, aşırı yorgunluk ile seyreder. Kusma ve mide bulantısı gripte daha çok görülür.

    Bulaşma elle temas, öksürük ve hapşırıkla(damlacık yolu) olur. Korunmak için ellerin sık yıkanması gerekir. Eller en az 20 saniye ılık suyla yıkanmalıdır. Hasta çocuklara öksürürken elini değil dirseğini kullanması öğretilmelidir. Çünkü gribal hastalıklar dokunarak bulaşır.

    Kapı kolu, musluk, oyuncaklar ve elektrik prizleri virüs öldüren kimyasal maddelerle silinmelidir. Hasta kişilerden uzak durmak, hasta çocuğu okula, yuvaya göndermemek doğru olur. Bir yaşından küçük bebeklerde hastalık ağır seyredebileceğinden hasta kişilerle karşılaştırmamak doğru olur.

    Grip vakaları en fazla kış aylarına girerken artar. Ancak ocak - mart ayları arasında grip vakalarına daha sık rastlanır.

    Tedavi yöntemleri

    Viral enfeksiyonlarda tedavide şikayetleri hafifletmek mümkündür. Burun tıkanıklığı için serum fizyolojik ile burun temizliği yapılmalıdır. Hem burundaki virüs miktarı azalır, hem de burun nemlendirilmiş olur. Günde 6 - 8 kez ılık serum fizyolojik burun deliklerine damlatılır ve 1 dakika sonra aspire edilir.
    Çocuğun yatak odasında soğuk nemlendirici kullanılması oda havasını nemlendirir ve burun tıkanıklığını engeller.

    Ateş ve ağrı kesici olarak ilaç kullanılabilir. Bol sıvı verilmesi önerilir. Virüslerin mukozaya yapışmasına engel olan bitkisel ilaçlar hastalığın hafiflemesine neden olur.

    Grip ya da soğuk algınlığında ateş 1-2 gün sürebilir, bu dönemde ağrı kesici verilmesi işe yarar. Boğaz ağrısına da iyi geleceğinden beslenebilmesine yardımcı olur.

    İlk bulgular hissedildiğinde(ilk 24-48 saat) 1 yaşından büyük çocuklarda antiviral ilaçlar ile İnfluenza(Grip) tip A tedavi edilebilir. Yine, hastalığın başlangıcından itibaren Avrupa’da çok kullanılan, bağışıklık sistemini aktive ederek virüslere karşı direnci artıran immunmodülatör umckaloabo kullanılabilir. Avrupa’da giderek yaygınlaşan immunmodulatörler hastalığın başlangıç döneminde bağışıklık yanıtını artırarak tedavi sağlamaktadırlar.

    Soğuk algınlığı ya da grip geçiren çocuğun genellikle 1 haftada iyileşmesi beklenir. Eğer öksürük 1 haftadan uzun sürerse, kulak ağrısı olursa, burun akıntısı yeşil - sarı renk olursa gribin komplikasyonları pnömoni, otit, sinüzit gelişiyor demektir, doktora gitmek tanıya göre antibiyotik komplikasyon gelişirse kullanmak gerekir. Vücudun savunma sistemini zayıflatacağından gereksiz yere antibiyotik kullanılmamalıdır. Bitki çayları çocuğun boğaz ağrısına ve sıvı alımına yardımcı olur, ancak hastalığın süresini değiştirmez. Bu dönemlerde vitamin alınmasının(C vitamini gibi) hastalığın süresini kısaltmada ya da semptomları hafifletmede yararı olduğu ispat edilmemiştir.

    Dr. Arzu Özgeneci

Sayfa 3 Toplam 3 Sayfadan BirinciBirinci 123

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • Eklenti Ekleyemezsiniz
  • You may not edit your posts
  •  
[Gizlilik Politikası]-[UslanmaM Kuralları]-[UslanmaM İletişim/Contact]