Çocukken geceleri yıldızlara bakardım.Başımı gökyüzüne kaldırır heyecanla yıldızları sayardım; kaçında aşk vardı, kaçından böyle görünürdü gökyüzü, kaçında denizler bu kadar güzel ve kaçında aşk maviydi.Yıllar sonra senin gözlerinde gördüm yıldızları. Gözlerinde o çocukluk heyecanımı yaşadım yeniden.Mavi denizleri, mavi gökyüzünü, mavi aşkı gördüm.Belki de onun için sen gözlerini kapattığında sönüyor yıldızlarım.Gözlerinden bir yol çizdim kendime, yıldızlara tutunarak ulaştım aşka.Aşk maviydi; gözlerinde aşka bulandım.Şimdi belki de bu yüzden;gözlerini kapadığında yolumu kaybedişim.Şiirler okurdum gökyüzüne bakarak;nefesimden cam buğulanırdı.Adımı yazardım o şiirli buğuya, yanında bir boşluk bırakarak.Sonra yanına eklenecek mavi aşkımı hayal ederdim saatlerce. Şöyle olmalı, böyle bakmalı, böyle konuşmalı.Şimdilerde gözlerine bakarak şiirler okuyorum içimden, sen duymuyorsun.Gözlerinin buğusuna adımı yazıyorum, yanına da mavi aşkımı; yani seni.Kapasan gözlerini, buğusu silinecek, adım silinecek gözlerinden, aşk silinecek.

Bir şiir okuyorum soğuk cama yaslanıp;

“Yokluğun cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum kapama gözlerini” diye biten...


...Seni anlatabilmek seni.
İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni anlatabilmek seni,
Namussuza, halden bilmeze,
Kahpe yalana.
Ard- arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu
Dışarda gürül- gürül akan bir dünya...
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım,
Bir o yana
Bir bu yana...
Seni bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara.
Akan yıldıza.
Bir kibrit çöpüne varana.
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne.
Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamdan,
Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,
Seni anlatabilsem seni...
Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini...


Şimdi gözlerini kaparsan; gözlerindeki yıldızlar sönecek...
Şimdi gözlerini kaparsan; maviler çok üşüyecek...