Adnan Menderes
Demokrasiye Doğru Adım Adım
Alıntı:
İkinci Dünya Savaşı’nda demokrasiler arasında yer almış olan Türkiye'nin

savaştan sonra iç politika bünyesinde esaslı bir gelişme görülür. Milli Kurtuluş Hareketi'nin birinci bölümünü yurdu yabancı kuvvetlerin istilasından kurtarmak teşkil eder. İkinci bölümü ise büyük bir iç değişme

bir devrim hareketi olarak devam etmiştir. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Türkiye'de demokrasinin gelişmesi bu devrim hareketinin devamından başka bir şey değildir.
Yüzyıllarca mutlak bir idare altında yaşadıktan sonra

milli egemenlik sistemine geçmek kolay olmamıştır. Bu bakımdan Büyük Millet Meclisi kurulduktan ve Cumhuriyet ilan edildikten sonra Büyük Millet Meclisi’nin çalışmaları

bazı nedenlerle tek parti sistemine dayanmaktaydı. 1924'te girişilen çok partili rejime çeşitli olaylar yüzünden son verilmişti. Fakat İkinci Dünya Savaşı esnasında diğer özgür demokrasilerle ilişki kurulunca siyasi bünyeyi daha demokratik bir şekilde geliştirmek gerekti. Çünkü iki dereceli bir seçim ve tek parti hakimiyeti bağımsız demokrasinin kurulmasına engeldi. Bu nedenle savaş bitince çok partili sisteme geçmek zorunluluğu doğdu. Esasen devrimlerimiz bu yolda bir gelişme için gereken ortamı hazırlamış ve hür demokrasi fikrini milli bir dava olarak bilinçlendirmiştir.
Toprak Kanunu Meclis’te görüşülürken kuvvetli bir muhalefet grubu belirmişti. Gerek Meclis’teki muhalif grup gerekse basın

Seçim Kanunu’nun değiştirilmesini

çok partili bir rejime girilmesi aaaini savunuyorlardı. İktidarda bulunan Halk Partisi

Tek Dereceli Seçim Kanunu'nu çıkardı.
1946'da

Büyük Millet Meclisi’nin sekizinci devresinde tek dereceli seçim uygulandı. Yeni Seçim Kanunu ile gizli oy

açık tasnif sistemi kabul edilmişti. O zaman kurulmuş olan Demokrat Parti

64 milletvekili ile Meclise girdi. Bu Meclis

1950 yılında hukukçulardan meydana gelen bir heyet tarafından hazırlanan "Yeni Seçim Kanunu"nu kabul etti.
1945'te Büyük Millet Meclisi’nde belirmeye başlayan muhalefet

zamanla Meclis’te kuvvetli bir grup kurmayı başardı. Özellikle Toprak Kanunu’nun görüşülmesi sırasında

iktidarı şiddetle eleştiren muhalifler Halk Partisi’nden çekilmeye karar verdiler ve istifa ettiler.
Demokrat Parti’nin(DP) Kuruluşu:
Halk Partisi’nden istifa eden Celal Bayar

Adnan Menderes

Refik Koraltan

Fuat Köprülü aralarında anlaşarak 7 Ocak 1946'da Demokrat Parti adıyla yeni bir parti kurdular. Demokrat Parti

az zamanda faaliyet alanını genişleterek

kuvvetli bir muhalefet partisi haline geldi. 15 Ekim 1951'de toplanan Üçüncü Büyük Kongre’de tüzük ve programını yeniden saptadı.
Demokrat Parti’nin Programı:
Demokrat Parti

programının birinci maddesinde kuruluş amacını şöyle belirtmekteydi: "Siyasi hayatımızın

birbirine karşılıklı saygı gösteren partilerle idaresi lüzumuna inanan Demokrat Parti

Türkiye Cumhuriyeti’nde demokrasinin geniş ve ileri bir anlayışla gerçekleşmesine ve umumi siyasetin demokratik bir görüş ve zihniyetle yürütülmesine hizmet maksadıyla kurulmuştur"
Diğer Partiler:
1945 yılından itibaren kurulan diğer partiler; Nuri Demirağ'ın kurduğu "Milli Kalkınma Partisi"

Mareşal Fevzi Çakmak

General Sadık Aldoğan ve Hikmet Bayur'un kurdukları "Millet Partisi"dir. (1953'te kapatıldı) Daha sonra bu parti kurucularından bazıları birleşerek 1954'te Cumhuriyetçi Millet Partisi'ni kurdular. Bir de Türkiye Köylü Partisi vardır.
1946'da yapılan seçimlerde altmış dört milletvekili çıkaran Demokrat Parti

1950 seçimlerine kadar Meclis’te muhalefet görevini yaptı. 1950’de Dokuzuncu Büyük Millet Meclisi devresi için yapılan seçim sonucunda 487 milletvekilliğinden 408'ini Demokrat Parti

69'unu Cumhuriyet Halk Partisi

1'ini Millet Partisi

9'unu da bağımsızlar kazandı. Böylece Demokrat Parti büyük bir çoğunlukla iktidarı ele aldı.
Dokuzuncu Büyük Millet Meclisi

384 oyla Cumhurbaşkanlığı’na İstanbul Milletvekili Celal Bayar'ı seçti. Celal Bayar Türkiye'nin üçüncü Cumhurbaşkanı oldu. Celal Bayar da hükümeti kurma görevini Adnan Menderes'e verdi.