devam..
Osmanlı idaresinde bir krallık olan Erdel Kralı Apafi ile birleşerek Osmanlı ordusuyla aynı safta çarpışan Orta Macar Kralı Tökeli İmre'nin Osmanlı Devleti'ne karşı itaat ve bağlılığını göstermek için mührüne:
"Muin-i Ali Osman'a itaat üzreyim emre

Kral-ı Orta Macar'ım ki namım Tökeli İmre" beyitini kazıttığını...(1)
10. yüzyılda Endülüs'te ilim ve irfanın Avrupa ile kıyaslanamayacak kadar gelişmiş olduğunu ve Halife el Hakem kütüphanesinde altıyüzbin yazma kitabın bulunup

bunların kırk dördünü katalogların teşkil ettiğini...
O tarihten dörtyüz sene sonra bile Avrupa'da bilgili Charles diye tanınan Fransa Kralı V. Charles'in krallık kütüphanesinde sadece ve sadece dokuzyüz eser bulunduğunu...(2)
19. Yüzyılda bile batıda karanlık fikirlerin hüküm sürdüğünü ve Klönische Zetung(18 Mart 1819) gazetesinin bir yorumunda

"Geceleri yolların sokak lambalarıyla aydınlanmasının teolojik sebeplerle ayıp birşey olduğu

İlahi nizam ve karanlığı insanın bozamayacağı" gibi düşünceleri ileri sürdüğünü..
Bundan yıllar önce 950 yılında Endülüs'teki Kurtuba şehrinin arabalarla düzenli olarak temizléndiğini ve evlerin dış duvarlarına yerleştirilen lambalarla caddelerin aydınlatıldığını...(3)
İzmir'e yerleşmiş ve Bergama

Marmaris ve Bodrum civarında maden işletmeciliği yapmakta olan
İngiliz ailelerinden Percy Hatkinson'un II. Dünya Savaşı yıllarında

Cizvit papazlarıyla birlikte Türkiye aleyhine casusluk yaptıklarını.
Bergama'da ele geçen bu casusluk şebekesinin belgeleri arasında

harpten evvel İsviçre'nin Friburg şehrinde toplanan Beynelmilel Hristiyan Misyonerler kongresinde alınan kararlar bulunduğunu...
Bunların bir tanesinde: "Türkleri Hristiyan yaparmıyız? Bu iş için sarfettiğimiz paranın yarısıyla onlara papaz yerine şantöz gönderelim.böylece corription(fesat) yolu ile zaafa sürüklenirler ve biz de kuvvetimizi artırırız diye yazdırdığını...(4)
16. yüzyılın kudretli padişahı Yavuz Sultan Selimin huzuruna girerek yer öpüp itaatnamesini sunan Venedik elçisi Antonio Jüstiniani'ne ülkesine döndüğünde Padişahın nasıl biri olduğu hakkında bilgi istediğinde elçinin şaşkınlık içinde: 'Kılıcı öyle parlıyordu ki yüzünü göremedim" diye itirafta bulunduğunu...
Elçinin bu itirafının daha sonraları Yavuz Selim tarafından öğrenilmesi üzerine Haşmetli Hünkarım

Paşalarım Osmanlının kılıcı parladığı sürece düşmanların başı daima önde olur.Ama Allah korusun bu kılıç kınına girer ve paslanmaya başlarsa o zaman bu kafalar yavaş yavaş dikilir ve birgün bize yukardan bakar dediğini...(5)
Sık sık ihtilal yapılan Güney Amerika ülkelerinin birinde

batılı bir gazetecinin

kaldığı otelin müdürüne: "Burada niçin bu kadar çok ihtilal yapılıyor?" diye sorması üzerine otel müdürünün :
"Anayasamıza göre herkesin devlet başkanı olmaya hakkı var. Bu yüzden her vatandaş bir defa devlet başkanı olmayı deniyor" diye cevap verdiğini...(6)
Sömürgeleştirmek gayesi ile gittikleri Kuzey Amerikada

Kızılderili kabilelerinin hayat tarzlarını ve kültürlerini araştıran bir misyonerin :
"Son derece hayret uyandırıcı nokta şu ki karşılıklı münasebetlerde

medeni dünyanın alelade insanları arasın da görülemeyecek şekilde nazik ve lütufkarlar. Bu da şüphesiz

bizim kalplerimizdeki cömertlik şefkat hissini söndüren 'benim' ve 'senin' kelimelerinin bu insanların dilin de bulunmadığı için" diyerek itirafta bulunduğunu...(7)
Osmanlı Devleti'nin 1521'de Belgrad'ı

1522'de Rodos'u fethetmeleri ve 1526'da da Mohaç'ta büyük bir zafer kazanmalarının ardından batı dünyasında büyük bir panik yaşandığını...
Çeşitli kentlerde toplanan Alman Meclisleri' nin (Reich stag)

Türklere karşı ordu toplayıp sefer düzenleyebilmek için "Türk Vergisi" adı altında yeni bir vergi konulmasını kararlaştırdıklarını...(8)
Tarihin en korkunç emirlerinden birinin 1799 yılında Rus Çar'ı I Paul tarafından verildiğini...
Bir sabah

önünde resmi geçit yapan birliğin yürüyüşünü beğenmediği için: "Sibirya'ya marş marş!" diye emir verdiğini ve dörtyüz kişilik bu birlikten bir daha haber alınamadığını...(9)
Mehmet Akif Ersoy'un
"Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker

Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer
Ne büyüksün ki

kanın kurtarıyor tevhidi

Bedr'in arslanları ancak bu kadar şanlı idi."
diyerek başlayan muhteşem Çanakkale Destanı'nı yazmadan önce ellerini Yüce Dergah'a açıp:
Allahım! Bana

bu aciz kuluna

bu destanı yazma imkanı bahşet... Bu ulvi vazifeyi bana nasib et. Sonra canımı al. Ya Rabbi!.. Bana bu lütfu çok görme. İn'am ve ikramının hazinesinden bu aciz kulunun şu duasını barigah-ı uluhiyetinde kabuleyle!.." diye gözyaşları içinde dua dua yalvardığını...(10)
biliyor muydunuz?
1-Ayverdi

Samiha; Hatıralarla Başbaşa

Kubbealtı Neşriyat

İst 1977

s.64
2-Niyazi

Mehmed; Medeniyet Ülkesini Arıyor

Tuğra Neşr.

İst 1991

s. 60
3-Niyazi

Mehmed; Medeniyet ülkesini Arıyor

Tuğra Neşr.

İst 1991

s. 147
4-Moralı

Nail; Mütarekede İzmir

Tekin Yay.

İst 1976

s. 112
5-İlgi dergisi. sayı:24. Eylül/1976
6-Sur dergisi

Kasım/92

sayı:200

s. 47
7-Durant

Will; Medeniyetin Temelleri

Boğaziçi Yay. İst 1978

s. 42
8-Kula

Onur Bilge; Alman Kültüründe Türk İmgesi

Gündoğan Yay . Ankara/1993

s. 86
9-Sur dergisi

Kasım/92

s. 53
10-Fergan

Eşref Edip; Mehmet Akif

Hayatı

Eserleri ve 70 Muharririn Yazıları

cilt 2
Burhaneddin Matbaası

İst 1939

s. 216