Tekil Mesaj gösterimi
Alt 01-09-2007, 02:02 PM   #10 (permalink)
ABYSS
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart

Osmanlılar



Kadı Burhan’ın ölümünden sonra memleketlerine Osman oğulları el koymuş ve böylelikle Osman oğullarının sınırları Kösedağına kadar genişlemişti. Bu zamanlarda Aksak Timur da doğu yönlerinden Anadolu’ya doğru yönelmiş ve Yıldırım Bayazıt’la arası açılmıştı. En sonra bu iki yüksek Türk kuvveti düşüncesizlik idaresizlik ve milli birliği duygusuzluk yüzünden Ankara ovasında asılsız bir maksat uğrunda çarpışmak ve Türklüğü kökünden sarsacak çılgınlıklarda bulunmak zorunda kalmış ve her iki taraf ta doldurulması hiçbir veçhile kabil olmayan hatayı işledikten sonra Timur üstün gelmiş ve 1402 (804) de Beyazıt esir edilmiştir.

Yıldırım Beyazıt’ın yenilmesi ve esi edilmesi ile idaresi altındaki beylerden bir çoğu erkinliklerini ilan eylemiş bazıları da bu anarşiden faydalanarak çapulculuğa ve vurgunculuğa başlamışlar.

Ankara savaşı bozgunundan Bolu’ya kaçan Yıldırım’ın oğlu eski Amasya valisi Çelebi Mehmet Amasyalıların çağırması üzerine yanındaki askerlerle birlikte Amasya’ya gelmiş ve bu çevrede bir dereceye kadar güvenlik ve düzenlik elde edilmiş Amasya çevresindeki beyler yavaş yavaş Çelebi Mehmet’ e bağlanmaya başlamışlardır. Çelebi Mehmet Kutlu Paşa kumandasında yetecek bir orduyu Tokat taraflarında ayaklan dört tarafı yağma eden ve halka binbir türlü eziyet eden İnal Oğlu İbrahim durdurmak için gönderildi. Tokat sargıya alınmış ve ele geçirilmişti. Gelen ikinci bir kuvvet ile işbirliği yapan Kutlu Paşa İnal Oğlu İbrahimi fena halde bozguna uğratmış ve Tokat bölgesini onun şerrinden kurtarmış ve sonra Amasya’dan yürüyüşe geçmiş bulunan Çelebi mehmet ile birleşip aaagune bölgesindeki Ali Bey’inden hakkından geldikten sonra bu bölgeyi eşkıyadan tamamen temizlemişlerdi. Bu suretle 14 yıl kadar Ş.Karahisar bölgesinde halk dirlik ve düzen içerisinde yaşamıştır.

1415 yılında bu bölgelerde çok şiddetli bir zelzele olmuş birçok ev yıkılmış binlerce insan ve hayvan telef olmuştur.

Bu olaylardan sonra 1457 (861) de Ş.Karahisar Akkoyunlular’ın eline geçmiştir



Akkoyunlular


Akkoyunlular; Maverayıünnehir ve Horasan taraflarından gelmiş bir Türk omağıdır soyları Oğuz Han’a ulaşmaktadır. Bu devletin kurucusu Kadı Burhan’ı Öldüren Osman bey olarak kabul edilir. Osman bey Yıldırım’ın yenilmesinden sonra Timur tarafından Diyarbakır Harput ve Erzincan yönlerinin beyliğine tayin edilmiştir. Osman bey’in ölümü üzerine yerine oğlu Tor Ali bey geçmiştir. Ali bey kardeşi Hamza beyle uzun zaman taht kavgası yüzünden uğraşmış ve sonunda Mısır’a gitmekten başka çare bulamayarak yerini Hamza beye bırakmıştır.

Bir zaman sonra Mısır’dan dönmekte olan Ali beyin yolda ve Hamza beyin Diyarbakır’da ölmeleri üzerine Tor Ali bey’in oğlu Cihangir Mirza Akkoyunlular tahtına geçmiş kardeşi Uzun Hasan’la amcası Pir Ali’nin oğlu Erzincan Emiri Kılıçarslan’ın kendisi ile savaşları ile karşılaşmış en sonundada yerini Uzun Hasan beye bırakmıştır.Uzun Hasan aaaguneyi(Ş.Karahisarı) ele geçirmeğe muvaffak olmuştur. Düşürdüğü ikinci bir fırsatla Koyulhisar beyi ve Hüseyin beyi elde etmeye muvaffak olmuş.

Bu devirde Akkoyunluların en büyük hasmı Osmanlılar’dan ziyade Karakoyunlulardı. Karakoyunlu hükümdarı Cihanşah 1466 (871) de Akkoyunlu hükümetini; ya idaresi altına almak ve yahut tamamen ortadan kaldırmak üzere Diyarbakır istikametinde yürüyüşe geçti ve Uzun Hasan’a bir haberle şartsız ve kayıtsız teslim olması için teklif etti ve bir taraftan da Osmanlı Sultanı Fatih Mehmet’ten yardım istedi. Cihanşah’ın isteğini reddeden Hasan bey bütün kuvvetiyle buna karşı koymak için hazırlanıyordu. Fakat kışın bastırmasıyla savaş bahara ertelendi. Mevcut casusları eliyle hasmının her türlü iş ve gidişinden haberdar olan hasan bey Cihnşah2ın bu gidişinden tam bir fırsat bilerek 6000 kişilik bir kuvvetle birdenbire hasmının üztüne atıldı. Cihanşah’ı ele geçirerek idam etti. Bu galibiyetinden sonra da Orta Asya hükümdarı Timur ‘un torunu Ebusait Han’ıda pusuya düşürerek esir etti ve yendi. Bunun da başını keserek Mısır Sultanına gönderdi. Aynı zamanda bu yengisini de uzun bir mektupla Karaman Beyi ve Fatih’e mağrurane bir şekilde duyurdu.

Hasan beyin bütün bu hal ve gidişini inceden inceye izleyen ve gözden kaçırmayan Fatih Mehmet Hasan Beye gereken karşılığı verdikten sonra karaman oğlu Pir Ahmet’le İsfendiyar oğlu Kızıl Ahmet üzerine saldırdı. Saldırı karşısında Ahmet beyler Uzun Hasan Beyin sarayına sığındılar ve hoşlukla karşılandılar


Otlukbeli Seferi


Bu hadiseler olup dururken Fatih’le Uzun Hasan arasında küskünlüğü artıracak mektuplar durmadan alınıp veriliyorsu. Bu mektuplarda sonra Fatih gereken hazırlıkları yaparak İstanbul’dan Uzun Hasan’ın üzerine varmak üzere yola çıktı.Akkoyunlu kuvvetinin çokluğu ve önemi sebebiyle Hasan bey Osmanlı devletini ileri gelenlerinden bir kaçını esir aldı ve bu esirleri kendisi ile birlikte gezdirdi. Daha sonra Erzincan yakınlarında Uzun Hasan’a karşı ilk önemli başarı kazanan Fatih altı gün sonra Akkoyunlular sınırındaki Tercan kazasını batı güneyinde ve Kelkit doğusundaki Otlukbeli sırtlarında Hasan Beyin esas kuvvetleriyle karşılaştı.

Akkoyunluların sol yanına Hasan beyin küçük oğlu Zeynel sağ yanına büyük oğlu Uğurlu Mehmet merkezde bizzat Hasan bey kumanda ediyordu. Osman oğulları kuvvetlerinin sağ yanı Fatih’in oğlu Bayazıt sol yanı öbür oğlu Mustafa ve merkezde bizzat Fatih’in kumandası altında olduğu halde savaş:1473 (878) yılı yazında olanca şiddetile ve çetinliği ile başladı.Mustafanın sürekli saldırışlarına dayanamayan Zeynel askerleriyle beraber yenildi. Kendisi de savaş alanında öldürüldü.Ve bu suretle Fatih’ın görmüş olduğu düşte doğru olarak çıkmış oldu! Öbür yönden Bayazıt dahi saldırışlarını artırarak Uğurlu Mehmet kuvvetlerini yenmeğe ulaşınca Akkoyunlular perişan bir halde dağılmağa başladılar.

Durumun inceliğini ve kötülüğünü gören Hasan bey istekli ve isteksiz bir şekilde kaçmak zorunda kaldı ve güç hal ile başını kurtarabildi.

Fatih her ne kadar Hasan beyin takibini ve yakalanmasını istedi ise de başvekil Mahmut Paşa takibin gereksiz olacağını ve Hasan Bey’in bir daha kendini toplayamayacak bir dereceye gelmiş bulunduğunu söyleyerek Fatih’i bu düşüncesinden vazgeçirdi. Ve öz Türklerin düşüncesiz ve gereksiz boğuşmaları da bu suretle sona erdi.

Savaş yerinde 3 gün kalan asker 50000’e yakın esirle Ş.Karahisara doğru yol almaya başladı. 878 Rebiyülevvelinin 27. ve 1473 Ağustosunun 22. Pazar günü Ş.Karahisar doğusundaki Hanevi köyüne gelindi buradan gönderdiği bir elçi ile kalenin anahtarlarını Karahisar Beyi Darap Bey’den istedi ve Darap Bey’de derhal anahtarları teslim etti.

Halbuki baş vekil Mahmut Paşa Uzun Hasan Beyle savaşa tutulmazdan önce bu kalenin alınmasını ve müstahkem bir mevkiin arkada bırakılmasının çok tehlikeli bir iş olacağını Fatih’e arz etmiş. Fakat Fatih’in “Maksat kaleler feth etmek değilordular yenmektir ! ” gibi kısa bir ihtari ile karşılaşmıştı.

Darap Bey’in gönderilen buyruk üzerine çarçabuk gelip kale anahtarlarını Fatih’e teslim etmesi hoşuna gitmiş olmalıdır ki Darap Bey’in bir yazılışta ve söylenişte Gelibolu’ya öbür yazılış ve söylenişte Bulgaristan’da Cermen sancağı beyliğine göndermiş ve yerine Belban Bey’i Ş.karahisar beyliğine bırakmış ve bu suretle Mahmut Paşaya da gereksiz yere kuvvet harcamanın doğru olmayacağını anlatmıştır.

Hanevi köyünde anahtarları teslim alan ve oradan yürüyüşe geçerek Karahisar kasabasına gelip kale burcunun en yüksek noktasından geniş bir sahayı gözden geçiren Fatih Otlukbeli zaferi dolayısıyla Tanrı’ya olan şükran borçlarını ödemek üzere beraberinde esir olarak getirmiş olduğu 40000’den fazla askeri ile 10000’ e yakın kadınerkek çoluk ve çocuğu burada Salı vermek sureti ile hürriyetlerine kavuşturmuş savaşa tutmazdan önce askerini ödünç olarak dağıtmış olduğu on milyon akçayı onlara bağışlamış Ş.karahisar dan yazdığı zafer nameler ile Avrupalıların ve bilhassa Papa 4. Sigizt ile Venediklilerin umduklarını boşa çıkarmıştı.

Üç gün kadar burada kalan Fatih Mehmet kasaba yakınlarındaki şap madenlerinin fazlalığı dolayısıyla karahisar sözüne bir “şebin” sözünün eklenmesi sureti ile buranın isminin Şebinkarahisara çevrilmesini ve aynı zamanda bütün Vilayet ve Sancaklara Otlukbeli zaferi şerefine şenlikler yapılmasını Kaylıhisar’a Suşehri’nin büyük güzel köyüne ve Şkarahisar’a birer camii yaptırılmasını emrettikten sonra buradan hareket ederek İstanbul’a gitmiş ve bu suretle 17 yıllık bir ayrılıktan sonra Ş.karahisar tekrar Osman oğulları eline geçmiştir.

Akkoyunlular zamanında verilip Kanuni Süleyman zamanında değiştirilmiş olan Hasan Şeyh vakfiyesinin birkaç noktası aaagune adının (bazı tarihteki şüpheyi gidermek bakımından) buraya aidiyetini ispat maksadıyla tarihimize geçirmeyi faydalı bulurum.

“... Vesaddakkahu cariyetüssultanülazam vel hakanül muzzam Sultan Hasan Bayındır bini Ali Bey zadallahü hasenatü hüma ve celalel cennete mesvahüma...... vecealet tevliyete velmeşiate min evladihi ve evladı evladihi Şeyh Hasan bini Şeyh Bulduk neslen bade neslin.... fikasabatil aaagune... sümme araze hazel evkafi ilahid metissultanülazam ve hakanülmuazzam Sultan Süleyman Han bini Sultan Selim Han halledallahü... Sitte sittin ve tisamie (966)


Şah İsmail’in Saldırısı


Fatih’ten sonra yerine geçen 2.Beyazıt zamanında 1502 (908) de Şah İsmail Safavi’nin Osman Oğulları ülkesine el uzattığı devre kadar olan olaylar hakkında esaslı bir bilgi edilememiştir. Bu tarihte Acem Şahı İsmail Safavi 12000 süvari 35000 kemenkeşle Erzincan ve Bayburt taraflarını vurmuş ve aynı zamanda yağma ettirmiş ve buraların bir kısmını dahi elde etmiş olduğundan o zaman Trabzon valiliğinde bulunan Yavuz Selim Şah İsmail kuvvetlerine karşı mukabelede bulunmuş ve Şahın bütün gayretlerini boşa çıkarmış elde ettiği yerleri tamamen geri almıştır.

Bu olaylardan bir müddet sonra Yavuz Selim oğlu Süleyman’ın (Kanıni) ş.karahisar valiliğine gönderilmesini babasından rica eylemiş ise de Trabzon’a yakınlığı dolayısıyla Yavuz’un bu husus da ki dileği kabul olunmamış Süleyman Kefe Sancağı beyliğine gönderilmiştir
ABYSS isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla