Selçukoğulları
Alaeddin aaakubat

Anadoludaki beylikleri ortadan kaldırdıktan ve burada milli birlik kurmaya ulaştıktan sonra Doğudan akım gelmekte olan Tatar orduları ile uğraşmak zorunda kaldı. Cengiz Han öldükten sonra yerine geçmiş bulunan Oktay Kaan

Cermağun noyin kumandasındaki bir orduyu Selçuk memleketleri üzerine saldırtmış bulunuyordu.
1224 (621) tarihinde Cengiz’in zulmünden çekinerek Mengüçler memleketine gelmiş olan ve Osmanoğulları’nın ceddi bulunan Kayı oymağı

Mengüç- oğulları tarafından Gercenis’in(Refahiye) Kayı ve Saluc köylerine; Suşehri’nin Hünü(hun)

Sündük veya Sevindik

kayı

Anarı veya Onarı Aydoğdu ve dundar; Ş.Karahisar’ın Bayhasan

kızık Etir ve Çakır köyleri ve dolaylarına yerleştirilmişlerdi bu memleketşerin Mengüç oğullarından Selçuk oğulları eline geçmesi ve aynı zamanda Cengiz .hanın ölmüş bulunması sonucu olarak eski yurtları olan Cent ve Mahan şehrine dönmek isteyen Kayı oymağı

başkanları Süleyman şah ve yanındakiler

buralardaki yerleşmiş oldukları bölgelerden ayrılmış ve belli olduğu üzere Süleyman Şah’ın Fırat nehrinden geçerken Caber Kalesi önünde boğulması yüzünden oğulları Sungurtekin ile Aydoğdu yollarına devam etmiş ve öbür oğulları Dündar ile Ertuğrul da geri dönmüşlerdi.
Bu sıralarda Cermagun orduları da Sivas yakınlarına kadar ilerlemişti.Alaeddin aaakubat

Cermağun ordularını önlemek üzere ünlü kumandanlarından Kemalettin Kamyar buyruğunda öncü bir kuvvet göndermiş ve arkasından gereken kuvvetle kendisi Kemalettin Kamyar’ı desteklemişti.
İki ordu Sivas dolaylarındaki( rubat) mevkiinde şiddetli bir savaşa tutuşmuştu 1231 (629). Savaşın en kızgın ve en dar zamanında Ş.Karahisar ve Suşehri yönlerindeki yerlerine dönmekte olan Ertuğrul ve Dündar beyler bu iki savaşcı orduya rastlamışlardı.
Öteden beri Moğollar’dan gördükleri zulümleri ve anayurtlarını bunların zoruyla bırakmış oldukları ve aynı zamanda Mengüçlerden ve Selçuk oğullarından göregeldikleri iyilik ve yardımları hatırlayan ve unutmayan Ertuğrul ve Dündar beyler ve yaındakiler Selçuk oğullarına yardıma kara vermişler ve üstünlüğün bunlarda kalması elde etmeye hakiki bir aracı olmuşlardır.
Kemalettin Kamyar’ın aracılığı ile aaakubat’ın takdirini kazanan bu beyler

belli olduğu şekilde Söğüt kasabası ve dolaylarına yerleştirilmişler ve oralara uçbeyi tayin edilmişlerdir.
Alaeddin aaakubat

Cermagun Noyin işini ortadan kaldırdıktan sonra Harzem hükümdarı Celaleddin Mengüberdi(tanrıverdi) ile uğraşmak zorunda kaldı. Kayseriden ayrılışının yedinci günü Sultanülülemanın meskeni bulunan Akşehir’e geldi.
Akşehir’den Yassıçimen’e kadar uzanan bir yöney üzerinde çarpışan bu iki ordudan Celaleddin’in ordusu yenildi ve bununla iş birliği yapmış bulunan Erzurum Selçukları şubesi de ortadan kaldırıldı. Selçuk Ordularının bu savaştan sonunda zayıf düşmesini ve Alaeddin aaakubat’ın ölmesini ve oğulları Gıyaseddin aaahüsrev’le İzzettin Kılıçarslan’ın saltanat kavgalarını tam bir fırsat bilen Baba İshakı Küfrü Sudi (Rum İshak) Urfa

Maraş

Çorum

Tokat

Sivas

Canik ve Ş.Karahisar’daki avenesini ayaklandırdı. 50 bin kişiyi bulan bu haşeretle eki Rum İmparatorluğunu diriltmek ve yaşatmak kaygısı ile Amasya’dan yürüyüşe geçti. Öbür taraftan Trabzon kralı Yanikomninüs’ te Canik bölgesinde saldırmıştı. Bunların yürüyüşlerini kolaylaştırmada Selçuk hükümdarı Gıyaseddin aaahüsrev’in veziri Azamı Sadettin Köpek’te önemli roller oynamkata idi (ki yaptığı işin cezasını sonradan çekti.
Canik yönlerinde yapılan savaşlarda Yanikomninüs yenilmiş ve vucüdu ortadan kaldırılmıştır

kılıçtan artakalanlar da kaçmayı durmaktan üstün görmüşlerdi. Beri tarafta Baba İshak darağacına asılmış ve iki yıllık savaş da bu suretle sona ererek memleket Babai’lerden temizlenmişti. Daha bu olaylar ortadan kalkalı dört yıl kadar bir zaman olmamıştı ki

Moğol ordularının Erzurum’dan yürüyüşe geçerek Selçuk topraklarına girdikleri

Bayburt- Kelkit yolu ile Ş.Karahisar’a gelmekte oldukları haberi Gıyaseddin aaahüsrev’e ulaşmıştı.
Hükümdarın başkanlığı altında yapılan olağanüstü bir toplantıda

denenmiş kumandanlar

Moğol ordularının Sivas’ta karşılanmasını uygun görmüş ve tavsiye etmişler ise de Gıyaseddin bu uygunluğu ve tavsiyeleri dinlememiş ve yanındaki

’evet efendim’ cilerin sözlerine uyarak var kuvvetiyle Suşehri’ne gelmişti. Moğol orduları Bayconoyin tarafından idare ediliyordu. İki ordu bu dağın Suşehri’ne bakan eteğinde 1243 Mayıs’ında (641 Muharreminin 6 günü) savaşa tutuştu ve Selçuk orduları fena halde bozuldu. Gıyaseddin

güç halde kurtulabildi ve Tokat’a can attı. Moğol orduları da savaşsız Sivas’a girdi. Üç gün şehri yağma ettikten sonra Kayseri’ye yöneldi. Kayseri şehri yağma ve ahalisi katledilerek şehre ateş verildi ve bir kül yığını haline getirildi.
Halktan sağ kalanlar esir yapılarak yürümeğe güçleri yemeyenlerde yollarda kesildiler. En sonuda günde bin altın

bin koyun

bin keçi

bin inek verilmek ve Anadoluda bulundurulacak bir Moğol umumi valisinin ve yanındakilerin maaş ve masrafları ödenmek şartı ile bir barış yapıldı. Bu suretle bütün Selçuk memleketleri ve bu arada Ş.Karahisar ‘da Moğolların buyrukları altına girmiş ve 177 yıllık Selçuk erkinliği de bu suretle sekteye uğramış oldu.
Bu zamanda

yani Danişment’liler

Mengüçler ve Selçuk oğulları zamanında aaagune’deki başlıca eserler şunladır;
1- Halihazır kale

2- Kalecik köyündeki kale

3- Alucra’nın Kovata

Avarak ve Kaledere köylerindeki kaleler

4- Mesudiye’nin Mirahor köyündeki kale ve saray yıkıntıları

5- Ş.Karahisar’daki Avutmuş camii ve buradaki saray ve zaviye yıkıntıları

Kütküt

Biroğul

İkioğul bağları ve bu bağların kurulmasına aracı olan su arkından ibarettir.
İlhanlılar
Selçuk oğulları ile 1243 (641) de yapılan anlaşma üzerine Cengiz soyundan ve Kubilay torunlarından Bayconoyin Anadolu umumi valisi tayin olunarak Büyük Han tarafından buraya gönderildi. Çok zaman Aksaray da oturan Bayconoyin

hükümet işleri her fırsattan bilistifade karışmakta ve halkın her türlü dertlerini ve müracaatlarına bizzat kendisi dinlemekte ve yaptırmakta ve Selçuk sultanlarının otoritelerini her düşürmelerden istifade ederek kırmakta ve ayni zamanda Anadolu’nun dört yönüne çok fazla sayıda Moğol göçmenleri yerleştirmekte idi.
Bayconoyin umumi vali olduktan sonra Karaboğa adında Ş.Karahisar’da bey olarak ulunduğu görülmektedir.
Sonraları Kara Şehinşah adı ile ünlenen bu adamın Ş.Karahisar’a gelişini vilayet mektubi kalemi mümeyyizi Etem Gültenay’dan aldığım eski bir yazı şu suretle anlamaktadır: ‘Kösedağı bozgunluğundan sonra Selçuk ordusu uzun zaman kendini toplayamamış

ümera ve beylerin birçoğu esir düşmüş veya ölmüş

sağ kalanlar da kararı firara bozmuşlardı. aaagune beyi de ölenler arasında bulunuyordu. Bu kalenin yanı başındaki Trabzon Rum İmparatoru yani komninüs fırsatı kaçırmayarak sekiz ay sonra bile ile aaagune’yi elde etmişti. Bunu haber alan Han

kullarından Karaboğa kumandasında onbin kişilik bir ordu göndererek derhal aaagune’nin geri alınmasını emretmişti.
Karaboğa

mevcut kuvveti ile aaagune kalesi önüne gelip hanımevliyası nam mahalde ordugah kurarak kaleyi muhasara etti. Kale esasen Türkler zamanında .ok iyi bir şekilde tahkim edilmiş ve içiçe üç demir kapı ile kapatılmıştı. Kalenin hucümla veya uzun bir muhasara ile zapt edilemeyeceğini anlayan Karaboğa

bir anahtarla açılır kırk sandık yaptırarak içerisine kırk yiğit koyup kale muhafızına bir mektup yazarak derki: Yedi aylık bir sargı sonunda anladım ki artık kalenizi elde edemeyeceğim. Kış bastı

nakliye hayvanatımız hastalıktan ve soğuktan kamilen kırılıyor

bu sebeple mevcut eşyamızdan bir kısmını zaruri olarak götüremeyeceğiz. Göndereceğiniz emin bir adamla birlikte mühürleyeceğimiz eşyamızı muhafaza etmek üzere kaleye kaleye aldırmanızı ve adam gönderdiğimizde noksansız olarak geri göndermenizi ve şayet noksan çıktığı takdirde iki misli tazminat alınacağını beyan eder ve ancak sargının bu suretle kaldırılabileceğini ilave eylerim.
Bunun üzerine iki taraf mutabık kalır

memurlar gelir

gönderilecek eşya bu memurlarla birlikte sandıklara konur ve mühürlenir

o akşam memurlar Karaboğaca yemeğe davet edilir

yedirilir

içirilir

tam kendilerini tutamayacak hale gelince yatak yerine götürülür. Başkanlarının üzerindeki mühür alınıp sandıktaki eşyalar boşaltılır ve kırk delikanlı bu sandıklara yerleştirilir. Sabahleyin bu mühür sandıklar hayvanlara yükletilir ve teahhüdatı havi kağıtlar imzalatılarak eşyanın hüsnü muhafazası için de iki nefer gönderilir.
Bundan sonra Karaboğa da bir ikindi vakti sargıyı kaldırarak mevcut kuvvetleri ile birlikte aaagune önlerinden çekilip gider ve dikmen tepesinin arkasındaki sık ormanlar içerisine karanlıktan istifade ederek saklanır ve birkaç kişiye de tasarruf için Dikmen tepesine çıkarır.
Akşamdan sandıklardaki yiğitlere verilen talimat gereğince elinde anahtar bulunan kolbaşı gece yarısı sandıktan çıkarak Dikmen tepesinde beklemekte olan arkadaşlarına çakmak ateşi ile bir kav yakıp atmak suretiyle gereken işareti verdikten sonra sandıktaki arkadaşlarını çıkarır. Zafer günü için sakladıkları şarapları bitirinceye kadar içmiş ve körkandil sarhoş olmuş bulunan düşmanlar üzerine saldırılar. Ellerindeki hançeri semnakları (zehirli hançer) ile bihuş (akılsız) bir halde yatmakta bulunan düşmanları harcamaya başlarlar. Bu arada işareti almış bulunan ordu da yetişerek birkaç saat içerisinde bu hainlerin vücudu napaklarını (pis vücut) ortadan kaldırırlar. Şafak sökerken kale içerisinde okunan ezanı Muhammedi

civar köyler halkına kalenin Türkler eline geçmiş olduğu müjde haberini iletmiş olur.
Karaboğa’nın 1264 de ölmesi üzerine yerine Amasyalı Gümüşlü Zade Yunus oğlu Saracettin İsmail aynı tarihte Ş.Karahisar Emiri olarak buraya gelmiştir.
Bu tarihte Baba İlyası Horasanı haleflerinden İbik Babanın Ş.Karahisar’da Pehlül Babanın da Suşehri ve dolaylarında gizlice çalıştıkları

Babaı’liği yani Bektaşiliği yaymak ve dağıtmakta oldukları görülmektedir. Bazı çıkan olaylar sonucunda İbik baba Tebriz’e Abaka Han’ın yanına sığınmıştır. İlhanlılar hükümdarını Mısırlılar aleyhine savaşa öğütlemiş ve 1276 da bu isteğine ulaşmıştır. Anadolu İlhan oğullarının himayesinde olduğu için gönüllü gönülsüz Selçuk oğulları ve yanındaki Türklerde bu savaşa sürüklendi.
Selçuklu ordularının başında Muinüddin Süleyman Pernane

İlhanlılar ordusunun başında da Tutagun Noyin bulunuyor ve Mısır ordusuna da hükümdar Baybars kumanda ediyordu.
Ş.Karahisar Emiri Saracettin İsmail de var kuvveti ile Müinüddin ordusuna katılmıştı. Elbistan ovasında karşılaşan bu iki ordudan İlhanlılar yenildi. Ş.Karahisar Emiri ve yanında sağ kalanlar esir edilerek Selçuk ordusundaki birçok asker ve zabitlerle birlikte Mısır’a götürüldüler.
Savaşın

Mısırlılar lehine sona ermesi

Selçuk ordusunu kumandanı Muinüddin Süleyman Pernanenin Mısırlılarla birleşik olduğu kanaatini İlhanlılarda uyandırmış bulunduğundan ve aynı zamanda İbik babanın bu hususta oynadığı rol sonucu olarak müşerünileyh İlhanlılarca 1277 de idam edildi.
Bu içkili suçlarla ilgili olduğu ileri sürülen Erzincan Emiri Seyfettin Toruntay da Abaka Han adamlarına sunduğu binbirtürlü armağanlarla

yüklenen bu ağır suçtan kendini kurtarabilmiştir.
1286 da İlhanlılar hükümdarı Argun Han’ın kardeşleri aaahatu ve Hulaco hanlar ve yanlarında bulunan erler kışı Erzincan dolaylarında geçirmek üzere bu taraflara gelmişler ve Suşehri ovasından faydalanmışlardır. Baharda geri dönen bu hanlar Sivas’tan Erzurum’a kadar olan bütün köy ve yeşil ekinleri hayvanlarına yedirmiş olduklarından o yıl korkunç bir kıtlık baş gösterdi.
1304 (704) de İlhanlılarca Selçuklu sultanlığına tamamen son vermiş ve Selçuk toprakları İlhanlılar yönetimine geçmiştir. Karaman

Kastamonu

Anadolu

Rum

Amit eyaletleri beş bölgeye ayrılmış ve bu eyaletlere birer vali atanmış.
aaagune(Ş.Karahisar) o zaman Amasya

Sivas

Tokat

Çorum

Canik

Kırşehir

Yozgat

Kayseri livalarıyla birlikte Anadolu eyaletine bağlı tutulmuş ve bu eyaletin nazırlığına İşbuga Noyin İlhanlılarca vali olarak getirilmiş.ve eyalet merkezi de Amasya olmuştur.
İlhnlıların Ş.Karahisar’daki Ebusait Han Adına anılan (Busait) köyü ile

Karaboğa adına anılan(Karaşenşe) köyünden başka eserleri ve izleri yoktur. Ş.Karahisar’ da halen 5-6 Tatar evi vardır.