Tekil Mesaj gösterimi
Alt 01-09-2007, 02:01 PM   #6 (permalink)
ABYSS
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart

1054 (446) de Selçuk orduları üç koldan yürüyüşe geçerek Van Kars ve Bayburt yörelerini zaptedip Kelkit vadisine kadar ilerlemiştir.

1058 (450) de bu ileri yürüyüş Tuğrul beyin yeğeni Yakutihan tarafından daha ziyade genişletilmiş Kolonya (Ş.Karahisar) Neoksara (Niksar) Erzincan Kemah Sivas Aleşkirt Malazgirt Muş ve Malatya elde edilmiş ve buraların idaresi İbrahim İnal’a verilmiştir.

Sonradan bu iki kardeşin aralarının açılmasından ve İbrahim İnal’ın ölümünden faydalanan Pont valisi Halkis Pont topraklarının önemli bir kısmını ve bu arada Ş.Karahisar’ı da 1054 (451) de elde etmeğe muvaffak olmuşsa da 1071 (463) de Erzurum’da Sandık beyle ve Malazgirt’te Alpaslanla yapılan meydan savaşı sonucu bütün Anadolu ve gene bu arada Ş.Karahisar sonsuz olarak yabancı ellerden kurtulmuş ve asıl sahibi olan Türklerin eline geçmiştir.

1323 tarihli Sivas salnamesinin 227 inci Kamusül alam’ın 5 inci cildinin 3625 inci sahifelerinde bugünkü kalenin Trabzon Rum İmparatorluğu zamanında ve Komninüs hanedanı tarafından yapıldığı yazılıyorsa da bu doğru değildir. Çünkü : Trabzon imparatorluğunu kuran Birinci Aleksis Komninüs 1185 (581) de ailesi efradının Bizans imparatoru ikinci İsak zamanında öldürülmesi üzerine Trabzon’a kaçmış bu bölgede bazen gizlenmiş bazen meydanlamış ve sonradan anılarak ve sayılarak 1204 (600) de Trabzon devletini kurmuş oluğu tarihen belli olup bu tarihte ise Ş.Karahisarın mengüçler elinde bulunduğu gene tarihen müsbettir.

Yalnız bu hal ve ifade bize Romalılar devrinde şimdiki kalenin mevcut olmadığını ve o zamanlarda (yukarıda yazdığımız gibi) şimdiki kale taşının kasabaya bakan kısmının toprakla bir seviyede olduğunu isbata kafi bir delildir.

Aynı zamanda bu tarihi ve ifade hali hazır kalenin Romalıların inhizamından sonra Türkler tarafından yapılmış olduğunu ve Rumların bu kaleyi kendilerine maletmek istemiş olmalarının da ayrıca ve açıkca delillerindendir.

Ş.Karahisar’da Romalılardan kalma yalnız Bayram köyündeki Nikopolis şehri yıkıntısı ile Suşehri’nin küçük güzel köyündeki bina yıkıntılarından başka bir şey yoktur



Beylikler



Büyük Selçuk İmparatoru Alpaslan’la Bizans İmparatoru Romanus arasında 1071 (463)de Malazgirt’te vuku bulan savaşta Bizans ordularının ezici bir saldırış ve vuruşla yıkılması ve imparator Romanus’ün esir düşmesi üzerine Selçuk imparatoru Alpaslan Kemah Divriği ve Erzincan taraflarının zaptını ünlü kumandanlarından Emir Mengücek Gazi’ye ; Malatya Sivas ve kayseri yönlerinin zaptını kendi hısımlarından ve denenmiş kumandanlarından Melik Danişment Ahmet Gazi’ye Erzurum ve yönlerinin zaptını da Saltık oğlu Ebülkasım adındaki değerli bir kumandana havale etmiş ve uzun zamandan beri yabancılar ellerinde kalmış olan öz Türk yurdunun geri alınacak parçalarının kendilerine verileceğini sözlerine eklemişti.

Verilen görevi zamanında ve noksansız olarak yapmayı bilen Türk kumandalarından herbiri bir tarafa doğru gösterilen hedefe varmaya ve yol almaya başlamışlar; gerek bu özverili kumandanların ve gerekse buyrukları altındaki kahraman ve temiz Türk erlerinin gösterdikleri celadetle az zaman içerisinde istenilen ereğe ulaşılmış ve beklenen başarı elde edilmiştir. İşte biz burada konumuzu ilgilendiren Ş.Karahisar’ın bu zamanlardaki durumunu ve olaylarını gözden geçirmek fırsatını elde etmiş bulunacağız.



Danişmentliler


Danişment Ahmet Gazi Alparslan’dan aldığı emir ve talimat üzerine Malatya Sivas ve Amasya’yı bir atılışta ele geçirdikten sonra Amasya’da kuvvetlerini ikiye bölerek bu kuvvetlerden birinin başına amcazadesi Çavlı beyi getirip ÇorumÇankırı Yozgat ve havalisini almaya memur etmiş ikinci kuvvetin başına da öbür amcazadesi ve güveyisi Sevli beyi getirerek Samsun Giresun Trabzon ve Ş.Karahisar yönlerinin alınmasını emretmiştir.1075 (467)

Selvi bey aldığı emir ve talimat üzerine Ladik taraflarından harekata geçerek az zamanda Samsun Çarşamba Ünye Giresun taraflarını elde edip Trabzon’a kadar ilerlemeye ve orayı almayı başarı kazandıktan sonra sahilden içerilere doğru yönelmiş Helgüne (Kegune) önlerinde karşılaştığı Roma orduları ile çetin bir savaş yaptıktan sonra onlara kaçırmaya muvaffak olmuşlar ve bu suretle Helküne kalesini de elde etmiş

Bu başarı üzerine merkezi Trabzon olmak üzere Giresun Ş.Karahisar Ünye Samsun ve havalisi beyliği Danişment Ahmet Gazi tarafından güveğisi Sevi’i beye verilmiştir.

1075 (467) den 1085 (478) e kadar geçen on yıllık bir müddet içersinde Türkler bu bölgelerde Ortaasyadan ve azerbaycan taraflarından akın halinde gelmekte olan Türk boylarını yerleştirmeye çalışmışlardır.

Gerek bu zamanda ve gerekse daha sonraları Ş.Karahisar’a ve havalisine gelmiş olan başlıca Türk oymakları ve yerleştikleri bölgeler aşağıda gösterilmiştir :

1 – Afşar veya avşar oymağı: İş gören ve atılgan anlamına gelen bu oymak halkı Suşehrinin Avşar ve Akşar köyleri havalisi ile Tamzara’ya yerleştirilmişlerdir. Alucara Giresun Şiyran ve havalisine de bu oymaktan önemli kollar iskan edilmiştir.

2 - Çepni veya Çapan oymağı: Pehlivan yiğit ve kahraman anlamına gelen ve Ş.Karahisar’ın en esaslı Türk kollarından birini teşkil eden bu oymak halkı merkez kasabaya ve mevcut köylerin hemen hepsine yerleştirilmişlerdir.

Bu gün burada çokça olarak kullanılan “işin altını fazla karıştırma sonucu çopanoğlu çıkar” şeklindeki dönüp dolaşan atasözü burada var olan Türk boylarının kökünün Çapanoğullarına dayandığının açık bir ifadesidir.

Bu oymağın önemli bir kısmı da Çorum Yozgat ve Gümüşhaneye ve havalisine yerleşmişlerdir.

3 – Karaöylü veya karlı oymağı: Kara evli veya kara çadırlı anlamına gelen bu oymak halkından bir boyu Ş.Karahisar’ın Bige Köpekli Karlı Karaköy Ozanlı Kezanç Kuzgeçe köylerine ve havalisine yerleşmişlerdir.Diğer boyları da Erbaa Niksar Reşadiye Çarşamba Fatsa Ünye ve Tokat yönlerine geçmiş ve yerleşmişlerdir.

4 – Kızık oymağı: İşine kavi ve kazaplı anlamına gelen bu oymak halkı; Bayhasan Kızık Etir ve Düzgevezit köylerine yerleşmişlerdir. Suşehri Zara Sivas ve yönlerine de bazı boyları yerleşmiştir.

5 – Kınık oymağı: İnat cesur ve kahraman anlamına gelen bu oymak halkı da Çapanoğlu derecesinde Ş.Karahisar’ın esaslı Türk kollarından biridir. Önemli bir kısmı Kınıklar köyü ile Dikmen tepesi etrafındaki köylere yerleşmişlerdir. Burayı ilk zapteden Danişment oğulları ve Selçukiler de bu oymaktandırlar. Anadolu’nun dört bir tarafına dağılmışlardır.

6 – Salur oymağı: Saldırıcı atılgan anlamına gelen bu oymak halkı Suşehri’nin Hünü (hun) ve Refahiye’nin Salur köylerine ve havalisine yerleşmişlerdir.

Salur dede veya Salur han Hünü’de yatmaktadır. Halk tarafından her zaman ziyaret edilir Karamanoğulları bu oymaktandırlar.

7 – Çavdur veya Çavdar oymağı: Şanlı ve namuslu anlamına gelen bu oymak halkı da Mesudiye’nin Çavdar köyüne Çorum ve havalisine yerleşmişlerdir.

8 – Kargın oymağı: Derin ve çok bol anlamına gelen bu oymak halkı Ş.Karahisar’ın Tepeltepe Hocaoğlu Yumrucaktaş köyleriyle Koyluhisar’ın Sökün Kargın köyleri ve havalisine yerleşmişlerdir.

Bu yeni gelen oymaklarla Miladın 391- 453 nci yılları arasında Ortaasya’dan gelen Peçenek inallarından Helkin Zara ve koman oymakları yerleştikleri mahallelerde cinsiyet ve milliyetleri icabı olarak az zamanda birbirleri ile kaynaşmış ve bu bölgede bir çoğunluk halini almışlardır.

Türkler buralara yerleşe dursunlar; Konya’da oturan Selçuk hükümdarı Süleyman bir fırsat bularak Kayseri ve Sivas’ı ele geçirmek ereğini güdmeğe başladı. Süleyman’ın bu ereğini anlayan Danişment Gazi ile Sivas emiri Yığıbasan Süleyman’ın bu düşüncesini önlemek hususunda ihmallık göstermediler.

Bizans imparatoru Aleksiyüs’te bu durumdan faydalanmak fırsatını kaçırmadı ve ünlü kumandanlarından Kalidis’i Ş.Karahisar ve mihail’i Niksar bölgelerinin alınmasına memur etti ve buyruklarına büyük ordular verdi.

Kendi yanındaki askerlerin azlığından dolayı gelen bu ordularla dövüşemeyeceğini anlayan Selvi bey ister istemez Niksar’a kadar çekildi ve olan işi Danişment Ahmet Gazi’ye bildirdi. Bunu haber alan Ahmet gazi hemen ordusunu alarak Niksar’a geldi; Kalidis ve Mihail ordularının fena halde bozguna uğrattı ve bunları Ş.Karahisar sınırı dışarısına kadar kovaladı. 1085 (478)

Bizans orduları bu yenilgiden sonra 12 yıl hiçbir deprenmede bulunamadı. İmparator Aleksiyüs kendi kuvvetleriyle Türkleri yenemeyeceğini anlayınca Avrupa’nın yardımına başvurdu ve Papa Urban’dan merhamet dilemeye başladı. Papa ile Piyerlermit adlı ve pinti kılıklı bir papaz Avrupa’da dini duyguları ayaklandırmak suretiyle büyük bir haçlı ordusu hazırladılar ve Anadolu’ya yardıma koşturdular.

Gelen bu ordu batı yönünden harekata geçerken Kalidis kumandasına verilen ikinci büyük bir ordu da Trabzon’a saldırdı ve orasını alarak aaagune’ye (Herkune Ş.Karahisar) doğru ilerlemeye başladı.

Olan işten haber alan Danişment Ahmet Gazi oğlu Seyfettin İsmail’i gerektiği kadar yardımcı elde ederek kendisini izlemek üzere Amasya’da bırakıp yanında bulunan askerlerle birlikte çarçabuk Helküne (aaagune) önlerine geldi ve biraz sonra önemli bir kuvvetle oğlu Seyfettin İsmail de babasını burada destekledi.

1097 (490) Yılında Helküne şehri önlerinde karşılaşan bu iki ordu çok çetin ve çok kanlı bir savaş verdikten sonra Rum orduları bozulmaya ve kaçmaya yüz tuttu. Fakat yapılmış olan bu şiddetli savaşta Ahmet Gazi birçok yerinden derin surette ok yaraları almış bulunduğundan Helkune’de kalmak zorunu duydu Kaçan Kalidis ordusunu Bayburt’a kadar kovalayan Seyfettin İsmail haçlı ordularının Sinop’a çıktıklarını haber alınca hükümet merkezleri bulunan Amasya’yı korumak maksadıyla Kalidis’i kovalamaktan vazgeçerek aaaguneye geldi ve yaralı babasını alarak çarçabuk Amasya’ya doğru yol aldı. Niksar’a vardıklarında babası Ahmet Gazi yaraların tesiriyle burada öldü.

Uzun zaman Anadolu’da ve bilhassa Pont topraklarında Türk satvetini tanıtan yaşatan Türk varlığını ve birliğini kuran Türk bayrağını zaferden zafere ulaştıran bu yüksek Türk kumandanı göz yaşları arasında hazırlanan mezarına gömülerek buyruk ve kumanda orduca büyük oğlu Seyfettin İsmail’e verildi ve durmadan yürüyüş yapılarak Amasya’ya gelindi.

İsmail Bey yanındaki asker Amasya’ya ulaştıkları sırada haçlı orduları da selahil adlı Alman ve Etariç adlı Fransız Generalleri kumandasında Amasya’ya gelmiş bulunuyorlardı.Bir sel gibi akıp gelmekte olan bu haçlı orduları ile üç aya kadar geceli gündüzlü savaştan Türkler bunları geldikleri yola göndermeğe muvaffak oldular.

Fakat bu defa da haçlı ordularının Amasya yönlerindeki iş ve gidişlerinden haberdar olan ve Danişmentlilerin oralardaki uğraşmalarından faydalanmayı bilen Kalidis ve yanındakiler yeniden Trabzon üzerinden harekata geçerek Helküne ve Niksar şehirlerini sargıya aldılar ve düşürdüler. Aynı zamanda Helküne’yi karargah yaparak ellerine geçirdikleri Türkleri canavarca parçalamağa ve bir önemli kısmını da hristiyanlaştırmağa koyuldular.

Emir İsmail Danişment Gazi Amasya yönlerinde dirlik ve düzenlik kurduktan ve gereken hazırlıkları yaptıktan sonra Kalidis üzerine yüklendi ve bir atılışta Niksar ve Ş.Karahisarı düşman elinden kurtararak her ikisini birleştirip emaretini 1085 (478) savaşında şehit olmuş bulunan Niksar emri Hüseyin Gazinin oğlu Ahmet beye verdi.1098 (491)

Ahmet bey Niksar’da ve bazen de Ş.Karahisar’da oturmak suretiyle 1111 (505) tarihine kadar bura emaretinde kaldı. Gerek Niksar ve gerekse Ş.Karahisar’da vuku bulan zararları doldurmağa ve halkı iyilik ve rahatlığa ulaştırmaya çalıştıve aynı tarihte Sivas emanetine nakledilmiş olduğundan buradan ayrıldı. Bir yıl sonra da emir İslam bey öldü.

Şu hale göre bu devirlerde Ş.karahisar ve Niksar’ın bir emir buyruğunda yönetildiği anlaşılmakta ve bu halin Danişmentlilerin ortadan kalkmasına kadar sürdüğü görülmektedir.

İsmail beyin ölümünden sonra yerine geçen kardeşi Melik Gazi veya Şemseddin İbrahim Gazi Danişment hükümetinin başına geçti 1112 (506). Bunun zamanında Niksar ve Ş.Karahisar beyliği yiğeni ve İsmail beyin oğlu Sungur beye verildi.

Amasya tarihine göre 4 Sivas şehri ve kitabeleri ve Düveli İslamiye’ye göre 32 yıl hükümet başında kalan Melik Gazi zamanında Ş.Karahisar yönlerinde önemli olaylar olmamış bulunduğu anlaşıldı.

Sungur bey 1123 (517) de Amasya emaretine geçmiş bulunduğundan merkezi Niksar olmak üzere Canik ve Ş.Karahisar birleştirilerek emareti Nizamettin Yağıbasan Gazi’ye verildi ve 1134 (528) de Melik Gazi’nin ölümü üzerine yerine büyük oğlu Mehmet Gazi Danişment’liler hükümetinin başına getirildi.

Mehmet Gazinin hükümetin başına geçmesi yiğenleri Aynüddevle Ahmet ve Yağıbasan Gazilerin itirazlarını ve ayrılıklarını mucip oldu ve sonunda bu itiraz ve ayrılık savaşa döküldü.Sivas’ta vukubulan savaşta Aynüddevle yenildi ve öldü.

Fakat sonradan Niksar beyi Yağıbasan 1041 (535) de Amasya ve Sivas taraflarını elde ederek amcası Ahmet Gaziyi önceden Niksar’a sonradan da Kayseri emaretine göndermeğe muvaffak oldu.

Mehmet Gazi yiğeninin iş ve gidişinden içlenerek Kayseri’den harekata geçti ve Yağıbasan’la Sivas vilayetine bağlı Aziziye kasabası yakınlarında savaşa girişti. Yapılan bu savaşta Danişment Ahmet Gazinin kızdan torunu ve Ş.Karahisarın ilk fatihi Selvi beyin oğlu Arslandoğmuş beyle Mehmet Gazi yenilerek öldüler bu suretle Yağıbasan Gazi Danişmentliler hükümetinin başına geçmiş oldu 1142 (537).

Danişmentlilerin bu iç ayrılıklardan ve bozuşmalardan faydalanan Konya’daki Selçuk hükümdarı Mesut; Elbistan Kayseri Ankara Çankırı Çorum Yozgat Canik ve Ş.Karahisar yönlerini ve gene bu tarihte Doğu Roma İmparatoru Manoel de Kastamonu ve Trabzon’u elde etmeğe muvaffak oldular.

Aynüddevle’nin oğlu Zünnuna Malatya ve dolayları Yağıbasan Gaziye de Sivas Tokat ve Niksar kalmış oldu.

Ele geçirdiği fırsatı ganimet bilen imparator Manoel eski Pont ve Kapadokya kıtalarını baştan başa kaplamak hayaline kapıldı ve yeğeni Andronikos’un kumandasına verdiği önemli bir kuvvetle onu Bafra ve Giresun yönlerinden harekata geçirtti. Selçuk hükümdarı Mesut bu saldırışı sertlikle karşıladı. Adı geçen bölgelerde yapılan savaşlarda Bizans orduları yenildi ve Giresun kazası sınır kalmak şartı ile barış yapıldı.

Mesut ölmezden önce memleketinin kızıl ırmağın doğusunda kalan parçasını oğlu Nasirüddin Şehinşah’a ve bu ırmağın batısında kalan parçasını da öbür oğlu Kılıç Arslan’a vermek sureti ile hatalı bir iş yaptı. 1160 (555)de (1) öldü.

Mesut’un ölümünü ve bu bölme işi ikinci bir fırsat bilen Manuel Komninüsbüyük bir ordu ile 1161 (556) da Selçuk topraklarına saldırdı. Dış düşmanlara karşı birleşmede vakit geçirmeyen bu iki kardeş ordusu Bizans ordularını Ankara da karşıladı. Yapılan çok çetin ve çok sert bir savaştan sonra Bizans orduları fena halde bozuldu. Manuel güçhalle kaçmağa ve kendini kurtarmaya fırsat buldu ise de yiğeni Vatakis’in kellesini Türk mızrağına dikilmekten kurtaramadı.

Bu arada Selçuk oğullarının Bizanslılar’la uğraşmasında istifade eden Danişment’liler Selçuk oğulları arasındaki iç boğuşmaları doğurmakta gecikmedi. 1166 (561) dan 1174 (569) a kadar süren bu savaşlar sonunda Danişmentli’ler yenildiler ve ortadan kalkmış oldular.
ABYSS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla