Tekil Mesaj gösterimi
Alt 01-09-2007, 02:01 PM   #4 (permalink)
ABYSS
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart

Türk'ler Öncesi Şebinkarahisar
Ş.Karahisar belli olduğu üzere küçük Anadolu parçasının doğu kuzeyinde Karadeniz kıyısına 118 Km. Kemah demiryoluna Asya’nın 115 Km. Sivas ve Erzincan’a 160 Km.Ordu ve Tokat’a 180 Km. uzaklıkta tarihi bir kasabadır.

Bu tarihi kasabanın kimler tarafından ve ne zaman kurulduğu işini şimdilik bir tarafa bırakarak eskiden beri buralarda yaşamış gelmiş geçmiş insanların kimler olduğunu buralarda ne gibi izler ve eserler bırakmış bulunduklarını araştırmak suretiyle şehrin kurulması işini meydana çıkarmaya çalışalım.

Tarih şimdilik bize Anadolu’nun en eski sakinlerinin ETİLER olduğunu bildirmekte ve göstermektedir.

Elde bulunan ve görülen bütün tarih ve haritalarda kayıt ve işaret edildiği üzere Etiler’in Kelkit ırmağı havzasını ihtiva eden bir sınıra sahip oldukları bilinmekte ve görülmekte olmasına nazaran Ş.Karahisar’ın en eski sakinlerinin de Etiler olması tabiidir.



Etiler Dönemi


Orta Asyadan gelmiş büyük Türk milletinden bir kol oldukları son incelemeler ve kazılar sonucu anlaşılan Etilerin Milattan 2000 yıl önce Anadolu’da birleşik hükümetler şeklinde büyük bir devlet kurmaya muvaffak oldukları görülmektedir

Etiler; ME. 1341 de ve ikinci Murşil zamanında Gaşgarlarla yaptıkları savaşlarda sınırlarını Erzurum’a kadar genişletmeye muvaffak olmuşlar ve bu zaman ve meyanda Ş.Karahisar’ı da ellerine geçirmişlerdir.

Bu devirde Etiler’in sınırları doğudan Erzurum Diyarbakır; batıdan Egedenizi güneyden Mısır kuzeyden Karadenize kadar uzanıyordu.

Murşil öldüğü zaman Muatalla ile Hatusil adında iki oğlunu bırakmıştı. Muatalla ME. 1320 de İmparator olunca kardeşi Hatusil’i Karadeniz sahili memleketlerinin ( ve bu arada bittabi Ş.Karahisarın da) idaresine memur etmişti.

Eti İmparatorluğu gerek uzayıp giden iç ve dış savaşlarının gerekse batıdan büyük bir akın halinde gelen Torlar’ın tesirile ME. 1200 de ortadan kalkmış halkın bir kısmı Mısır ve Asur’a bir kısmı Lidya ve Fikiryaya önemli bir kısmıda kendilerinden bir parça olan Mazit şubesine iltica etmişlerdir.

Bu birleşik devletin yıkılmasından Mazit şubesi de müteessir olmuşKapadokya ‘nın önemli bir kısmını elden çıkarmış ve hükümetinin nüfuzsu Amasya Yozgat Çorum Canik Sivas ve Ş.Karahisar ‘a inhisar etmiştir.

Etiler’inbugünkü Anadolu köylerinde giyilen urbalar ve uçları kalkık çarıklar gibi ayakkabılar giymekte oldukları ve bu çarıkları şimdiki şekilde bağlamakta bulundukları parmaksız eldiven kullandıkları ve arkalarında örme saçlar veya sadece tepelerinde perçem bıraktıkları Pontüs adlı eserde yazılmaktadır.Parmaksız eldiven ve çarık işi halen köylerimizde bir teamül halindedir. Yalnız perçem işi tepede değil alnın üzerindedir.



Amozanlar Dönemi


Etiler’in ortada kalkması sonucu Anadolunun Kayseri taraflarında Koman ve Kaskiler’in Malatya taraflarında Taballar’ın Kilikya ‘ da Koeler’in merkezde Firikya ve batıda Lidyalılar’ın hükümet kurmuş oldukları görülmektedir.

Bunlardan başka Karadeniz’in doğu güneyi taraflarında Mileliler’in ( Yunan göçmenleri ) bir takım ticaretgah kurmuş oldukları Karadeniz’in güneyinde ve bu kısmın iç taraflarında (yani : şimdiki Ş.Karahisar Koyluhisar Mesudiye Ordu Fatsa Çarşamba Ünye Reşadiye Niksari Erbaa Tokat Amasya) Anadolunun eski kavimlerinden hal ve gidişileri belirsiz bir takım insanların bulunmakta oldukları göze çarpmaktadır. Eski Yunan tarihçileri bu yerlerde oturan ve erkekleri gibi kadınları da savaşçı olan bu kavme ait bazı bilgiyi Etiler konusunda görmüştük.

Amazonların Eti mabetleri müritlerinden teşekkül etmiş bir kadın cemaatı oldukları Temisküra ( Ünye ) denilen mevkide bir merkezleri bulunduğu ve Eti İmparatorluğunun ortadan kalkması sonucu saldırıcı düşmanlara karşı hayatlarını koruyarak dini ve askeri bir kadın şövalye tarikatı teşkil eylemiş oldukları da kuvvetle sanılmaktadır.

Diğer bazı tarihler de Amazonların İskitlerden bir şube olduğunu yazmakta ve iskit kadınları gibi savaşçı olan bu cemaat kadınlarının silah kullanmasına engel olmaması için sağ memelerini dağladıklarını ve bir aralık sınırlarını doğudan Asuya’ya batıdan Ege denizine kadar genişlettiklerini İzmir Manisa ve Ayasloğ şehirlerini bunların kurmuş olduklarını yazmaktadır.

Birçok kaynaktan aldığım yukarıki bilgilerdende anlaşılacağı üzere Etiler’in ME. 1200 de ortadan kalkması sonucu Karadeniz’in doğu güney sahilleri ve bu sahillerin iç kısımları Amazon veya Matiz adı verilen bir zümrenin idaresinde ME. 7. yy. başlarına kadar kalmış olduğu ve sonradan bu tarihlerde Kimriler’in bu tarafları ele geçirmeleri sonucunda bunların da ortadan kalkmış oldukları anlaşılmıştır.

Halen Ş.Karahisar’da Eti ve Amazonlara ait bir iz ve eser bulunamamıştır. Yalnız Akören köyünün kabaktepe mevkiinin Kuruerik geçesinde toprak altından çıkarılan 4-5 m. uzunluğunda ve 12-15 cm. çapında künkler çok geniş ve büyük küpler sütunlar başlık taşları ve bina yıkıntıları bir takım resimleri havi yazılar ve kabartmalar Eti ve Amazonlara ait eserler olarak tahmin edilmektedir.


Kimriler Dönemi


Anadolu’ya ilk olarak Kırım ve Trakya yolları ile geçen ve İskitler’den bir kol olduğu anlaşılan Kimriler şimdiki Kastamonu Sinop bölgelerini kendilerine merkez edinerek bu hakim bölgeden o zamanki komşuları bulunan Asurlar’ı Lidya ve Firikyalılar’ı sürekli ve şiddetli akınlarıyla sindirmişler ve sınırlarını Karadeniz boyunca Erzuruma kadar uzatmışlar ve bu arada Ş.Karahisar’ı da ellerine geçirmişlerdir.

Firikya kralını kendi kendini öldürmeye zorlayan ve kralları Toktamış zamanında büyük bir varlık göstererek Lidya ordularını yok eden Kimriler en sonra kralları boş zamanında ME. 633 de Met kralı Madya tarafından tamamen ezilmişler ve artık Anadolu’da barınamayacaklarını anlayarak bir kısmı Suriye’ye bir kısmı da Mısır’a gelmiştir.

Kimriler;karanlık mağara ve inlerde yaşayan ve savaşı çok seven bir kavim idiler. Bu sebepten dolayıdır ki eski Yunan tarihçileri Kimriler’in bulundukları yerlere uyku memleketi adını vermişlerdir.

Gerek Etiler ve Amazonlar ve gerekse Kimriler zamanında Ş.Karahisar kasabası bugünkü İsola köyünde bulunuyordu. Derebeylik şeklinde idare edilen bu kasaba sakinleri; üstüste vuku bulan yedi yıllık bir kıtlık ve açlık dolayısıyla barındıkları yerleri bırakarak önemli bir kısmı göç etmiş ve bir kısmı da Ordu ile Ş.Karahisar arasındaki 3094 m. yüksekliğinde bulunan Karagöl dağının Kırklartepesi’ne çıkıp sığınmışlar ve bu kıtlık yıllarını orada geçirmişlerdir. Eski yerlerine döndükleri zaman burada bir yıkıntıdan başka bir şey bulamayan halk o zamanın müdafaa gereğine uygun yakın mahallelerden yerler yaparak orada barınmışlardır.

İsola kalesi bir ucu Karadeniz sahiline uzanan Eşgünye yolunun dar boğazı ağzına kurulmuş bir yerdi. Sahile uzanan ikinci önemli bir geçit de Saydere yolu ve mevkii idi ki geri dönen halk bu dar boğazın ağzına şimdiki Eskiköy ile Avutmuş’un başındaki taşın üzerine iptidai şekilde bir kale kurmuşlar ve burada barınmışlardır.

Zamanın en ileri bir milleti olarak anılan İskitler ve bunlardan bir şube olan Kimriler hiç içgil götürmez ki medeniyet alanında da İskitleri izlemekten uzak kalmamışlardır.

Halen Ş.Karahisar’ın BozbayırAkkaya Güneytepesi Dişkaya mevkilerindeki in ve mağraların bunlara ait eser olduğu tahmin edilmektedir.

Bunlardan başka Koyunluhisar’ın Eğriçimen yaylasının Yedipınarlar mevkiinde görülen bir kısmı yerle beraber öbür kısmı yerden 3-5 m. yükseklikte bulunan 50 ye yakın höyük ve gene aynı mevkideki yaylalardan her zaman akmakta olan bir Debi kesafetindeki suyu bir saniyede içerisine aldığı halde meydana çıkarmayan Dipsiz kuyu adını taşıyan eserler ve Naipli nahiyesinin Yukarıgörede ile Gelengeç köyleri arasındaki bir tarlanın içersinde bulunan ve köyün doğu kuzeyine düşen bir semtte etrafı taşlarla çevrili 5 m. yüksekliğindeki büyük bir höyük te Kimriler’e ait başlıca eserler olarak söylenmektedir.

Bu höyüklerden birisi her nasılsa o bölgedeki köylüler tarafından gizlice açılmış ve birçok eski eserler çıkarılmıştır. Çok zaman sonra haber alan hükümetin bu iş üzerinde yaptığ ısıkı araştırma ve izlemelere rağmen esaslı bir sonuç elde edememiş olduğu anlaşılmış yalnız bir takım kutular ve bağzı eşyalar bulunarak Koyluhisar kaymakamlığınca müzeye gönderilmiş olduğu kaza jandarma komutanın ifadesiyle teeyyüt etmiştir.

Bu ve bu havalideki höyükler üzerinde yapılacak esaslı araştırmalar bizleri bu iş üzerinde durumdadır. Ayrıca Koyunluhisar’ın Elvesi mahallesinin mevkiinde 200 metre kadar derinlikte bir su deposu sellerin bu dereyi oyması sonucu meydana çıktığı görülmüştür.

Bundan başka bahçe köyünün güneyindeki kale mevkiinde büyük bir höyük bulunmuş ve yapılan kazıda 6-7 tane küp çıkarılmıştır. Diğer yerlerde kazı yapılamamış ise de buralarda höyüklerin varlığını belirtecek birçok özellikler müşahade edilmiştir.


Medler ve Persler Dönemi


Kimriler’in ortadan kalkması sonucunda yavaş yavaş bunların topraklarına sahip olan Medler önceden Asyalar’la ME. 633-625 sonra İskitlerle ME. 607 ve daha sonra gene Asurlar’la çarpışmak zorunda kaldılar ME. 585 de Lidyalılar’la yaptıkları bir savaşta tutması olayı ile karşılaşmış bulunan bu iki savaş kuvvet bunu gökten verilen bir işaret sayarak Kızılırmak sınır kalmak suretiyle savaşlarına son verdiler Medler de bu suretle Kızılırmak’a kadar olan bölge yani Pont ve Kapadokya’yı ve bu arada Ş.Karahisar’ı ellerine geçirmiş oldular.

İranlılar’ın aslı olarak düşünülen ve fakat hakikat aslen ve neslen Türk oldukları kabul edilen Medler ME. 550 de ve Astiyağ zamanında Perslerin idaresi altına girmek zorunda kaldılar.

İranlılar Arap istilasına kadar Kiyanlılar Partlar ve Sasanlar adı verilen üç önemli soy tarafından yönetilmişlerdir. Bunlardan Kıyanlar ME. 546 dan 334 e kadar 212 yıl hükümet sürmüşler ve İskender istilasından sonra memleket Selositler adı verilen birtakım generaller idaresi altına girmiş ve ME. 312 den 256 ya kadar 56 yıl bu idare şekli buralarda hakim olmuştur. Sonra Partlar’dan Arses adlı biri bunlara karşı ayaklanarak ME. 256 da Part sülalesini kurmuş ve bu sülale MS. 214 e kadar 470 yıl hüküm sürmüştür. Partlar belli olduğu üzere Çitler’den bir şubedir.

Çitler ise bildiğimiz gibi Turanlı’dır yani :Türktürler

Partlar iş başına geçtikten sonra uzun zaman Romalılarla uğraşmak ve savaşmak zorunda kaldılar. MS. 226 da Partlara karşı ayaklanan ve bir kunduracı çırağı bulunan Erdeşir dördüncü behramla yaptığı bir savaşta onu yenmiş esir yaptıktan sonra Behram’ı öldürerek Sasanlılar sülalesini kurmuştur.



Bu sülale zamanında dahi Romalılar’la yapılan savaşlar durmadan devam etmiş ve neticede Ş.Karahisar kah İranlılara kah Romalılara harp alanı olmaktan kendini kurtaramamıştır.

MS. 632 de tahta geçen Yezirtgert zamanında İranlılarla Araplar arasında savaşlar başlamış 636 da yapılmış bulunan Kadisye meydan savaşında yenilen İranlılar bir daha kendilerini toparlayamamış ve Arapların boyunduruğu altına girmek zorunda kalmışlardır.

Halen Ş.Karahisar’da İranlılara ait Avutmuş bağları ve bu bağların kurulmasına yardımcı olan su arkından başka bir şey yoktur. Bu bağların kuruluşuna dair Naima tarihinde yazılı bulunan bir öyküyü Osmanoğulları devrinde Abaza Ahmet ve Murtaza Paşalar vak’ası dolayısıyla gözden geçireceğiz.
ABYSS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla