Türk'ler Öncesi Şebinkarahisar
Ş.Karahisar belli olduğu üzere küçük Anadolu parçasının doğu kuzeyinde

Karadeniz kıyısına 118 Km. Kemah demiryoluna Asya’nın 115 Km. Sivas ve Erzincan’a 160 Km.Ordu ve Tokat’a 180 Km. uzaklıkta tarihi bir kasabadır.
Bu tarihi kasabanın kimler tarafından ve ne zaman kurulduğu işini şimdilik bir tarafa bırakarak eskiden beri buralarda yaşamış

gelmiş geçmiş insanların

kimler olduğunu

buralarda ne gibi izler ve eserler bırakmış bulunduklarını araştırmak suretiyle şehrin kurulması işini meydana çıkarmaya çalışalım.
Tarih şimdilik bize Anadolu’nun en eski sakinlerinin ETİLER olduğunu bildirmekte ve göstermektedir.
Elde bulunan ve görülen bütün tarih ve haritalarda kayıt ve işaret edildiği üzere Etiler’in Kelkit ırmağı havzasını ihtiva eden bir sınıra sahip oldukları bilinmekte ve görülmekte olmasına nazaran Ş.Karahisar’ın en eski sakinlerinin de Etiler olması tabiidir.
Etiler Dönemi
Orta Asyadan gelmiş büyük Türk milletinden bir kol oldukları son incelemeler ve kazılar sonucu anlaşılan Etilerin Milattan 2000 yıl önce Anadolu’da birleşik hükümetler şeklinde büyük bir devlet kurmaya muvaffak oldukları görülmektedir
Etiler; ME. 1341 de ve ikinci Murşil zamanında Gaşgarlarla yaptıkları savaşlarda sınırlarını Erzurum’a kadar genişletmeye muvaffak olmuşlar ve bu zaman ve meyanda Ş.Karahisar’ı da ellerine geçirmişlerdir.
Bu devirde Etiler’in sınırları doğudan Erzurum

Diyarbakır; batıdan Egedenizi

güneyden Mısır

kuzeyden Karadenize kadar uzanıyordu.
Murşil öldüğü zaman Muatalla ile Hatusil adında iki oğlunu bırakmıştı. Muatalla ME. 1320 de İmparator olunca kardeşi Hatusil’i Karadeniz sahili memleketlerinin ( ve bu arada bittabi Ş.Karahisarın da) idaresine memur etmişti.
Eti İmparatorluğu

gerek uzayıp giden iç ve dış savaşlarının

gerekse batıdan büyük bir akın halinde gelen Torlar’ın tesirile ME. 1200 de ortadan kalkmış

halkın bir kısmı Mısır ve Asur’a bir kısmı Lidya ve Fikiryaya önemli bir kısmıda kendilerinden bir parça olan Mazit şubesine iltica etmişlerdir.
Bu birleşik devletin yıkılmasından Mazit şubesi de müteessir olmuş

Kapadokya ‘nın önemli bir kısmını elden çıkarmış ve hükümetinin nüfuzsu Amasya

Yozgat

Çorum

Canik

Sivas ve Ş.Karahisar ‘a inhisar etmiştir.
Etiler’in

bugünkü Anadolu köylerinde giyilen urbalar ve uçları kalkık çarıklar gibi ayakkabılar giymekte oldukları ve bu çarıkları şimdiki şekilde bağlamakta bulundukları

parmaksız eldiven kullandıkları ve arkalarında örme saçlar veya sadece tepelerinde perçem bıraktıkları Pontüs adlı eserde yazılmaktadır.Parmaksız eldiven ve çarık işi halen köylerimizde bir teamül halindedir. Yalnız perçem işi tepede değil

alnın üzerindedir.
Amozanlar Dönemi
Etiler’in ortada kalkması sonucu Anadolunun Kayseri taraflarında Koman ve Kaskiler’in

Malatya taraflarında Taballar’ın

Kilikya ‘ da Koeler’in merkezde

Firikya ve batıda Lidyalılar’ın hükümet kurmuş oldukları görülmektedir.
Bunlardan başka Karadeniz’in doğu güneyi taraflarında Mileliler’in ( Yunan göçmenleri ) bir takım ticaretgah kurmuş oldukları

Karadeniz’in güneyinde ve bu kısmın iç taraflarında (yani : şimdiki Ş.Karahisar

Koyluhisar

Mesudiye

Ordu

Fatsa

Çarşamba

Ünye

Reşadiye

Niksari Erbaa

Tokat

Amasya) Anadolunun eski kavimlerinden hal ve gidişileri belirsiz bir takım insanların bulunmakta oldukları göze çarpmaktadır. Eski Yunan tarihçileri bu yerlerde oturan ve erkekleri gibi kadınları da savaşçı olan bu kavme ait bazı bilgiyi Etiler konusunda görmüştük.
Amazonların

Eti mabetleri müritlerinden teşekkül etmiş bir kadın cemaatı oldukları

Temisküra ( Ünye ) denilen mevkide bir merkezleri bulunduğu ve Eti İmparatorluğunun ortadan kalkması sonucu saldırıcı düşmanlara karşı hayatlarını koruyarak dini ve askeri bir kadın şövalye tarikatı teşkil eylemiş oldukları da kuvvetle sanılmaktadır.
Diğer bazı tarihler de

Amazonların İskitlerden bir şube olduğunu yazmakta ve iskit kadınları gibi savaşçı olan bu cemaat kadınlarının silah kullanmasına engel olmaması için sağ memelerini dağladıklarını ve bir aralık sınırlarını doğudan Asuya’ya

batıdan Ege denizine kadar genişlettiklerini İzmir

Manisa

ve Ayasloğ şehirlerini bunların kurmuş olduklarını yazmaktadır.
Birçok kaynaktan aldığım yukarıki bilgilerdende anlaşılacağı üzere Etiler’in ME. 1200 de ortadan kalkması sonucu Karadeniz’in doğu güney sahilleri ve bu sahillerin iç kısımları Amazon veya Matiz adı verilen bir zümrenin idaresinde ME. 7. yy. başlarına kadar kalmış olduğu ve sonradan bu tarihlerde Kimriler’in bu tarafları ele geçirmeleri sonucunda bunların da ortadan kalkmış oldukları anlaşılmıştır.
Halen Ş.Karahisar’da Eti ve Amazonlara ait bir iz ve eser bulunamamıştır. Yalnız Akören köyünün kabaktepe mevkiinin Kuruerik geçesinde toprak altından çıkarılan 4-5 m. uzunluğunda ve 12-15 cm. çapında künkler

çok geniş ve büyük küpler

sütunlar

başlık taşları ve bina yıkıntıları

bir takım resimleri havi yazılar ve kabartmalar Eti ve Amazonlara ait eserler olarak tahmin edilmektedir.
Kimriler Dönemi
Anadolu’ya ilk olarak Kırım ve Trakya yolları ile geçen ve İskitler’den bir kol olduğu anlaşılan Kimriler

şimdiki Kastamonu

Sinop bölgelerini kendilerine merkez edinerek bu hakim bölgeden o zamanki komşuları bulunan Asurlar’ı

Lidya ve Firikyalılar’ı sürekli ve şiddetli akınlarıyla sindirmişler ve sınırlarını Karadeniz boyunca Erzuruma kadar uzatmışlar ve bu arada Ş.Karahisar’ı da ellerine geçirmişlerdir.
Firikya kralını

kendi kendini öldürmeye zorlayan ve kralları Toktamış zamanında büyük bir varlık göstererek Lidya ordularını yok eden Kimriler

en sonra kralları boş zamanında ME. 633 de Met kralı Madya tarafından tamamen ezilmişler ve artık Anadolu’da barınamayacaklarını anlayarak bir kısmı Suriye’ye bir kısmı da Mısır’a gelmiştir.
Kimriler;karanlık mağara ve inlerde yaşayan ve savaşı çok seven bir kavim idiler. Bu sebepten dolayıdır ki

eski Yunan tarihçileri Kimriler’in bulundukları yerlere uyku memleketi adını vermişlerdir.
Gerek Etiler ve Amazonlar ve gerekse Kimriler zamanında Ş.Karahisar kasabası bugünkü İsola köyünde bulunuyordu. Derebeylik şeklinde idare edilen bu kasaba sakinleri; üstüste vuku bulan yedi yıllık bir kıtlık ve açlık dolayısıyla barındıkları yerleri bırakarak önemli bir kısmı göç etmiş ve bir kısmı da Ordu ile Ş.Karahisar arasındaki 3094 m. yüksekliğinde bulunan Karagöl dağının Kırklartepesi’ne çıkıp sığınmışlar ve bu kıtlık yıllarını orada geçirmişlerdir. Eski yerlerine döndükleri zaman burada bir yıkıntıdan başka bir şey bulamayan halk o zamanın müdafaa gereğine uygun yakın mahallelerden yerler yaparak orada barınmışlardır.
İsola kalesi

bir ucu Karadeniz sahiline uzanan Eşgünye yolunun dar boğazı ağzına kurulmuş bir yerdi. Sahile uzanan ikinci önemli bir geçit de Saydere yolu ve mevkii idi ki geri dönen halk bu dar boğazın ağzına şimdiki Eskiköy ile Avutmuş’un başındaki taşın üzerine iptidai şekilde bir kale kurmuşlar ve burada barınmışlardır.
Zamanın en ileri bir milleti olarak anılan İskitler ve bunlardan bir şube olan Kimriler

hiç içgil götürmez ki medeniyet alanında da İskitleri izlemekten uzak kalmamışlardır.
Halen Ş.Karahisar’ın Bozbayır

Akkaya

Güneytepesi

Dişkaya

mevkilerindeki in ve mağraların bunlara ait eser olduğu tahmin edilmektedir.
Bunlardan başka Koyunluhisar’ın Eğriçimen yaylasının Yedipınarlar mevkiinde görülen

bir kısmı yerle beraber öbür kısmı yerden 3-5 m. yükseklikte bulunan 50 ye yakın höyük ve gene aynı mevkideki yaylalardan her zaman akmakta olan bir Debi kesafetindeki suyu bir saniyede içerisine aldığı halde meydana çıkarmayan Dipsiz kuyu adını taşıyan eserler ve Naipli nahiyesinin Yukarıgörede ile Gelengeç köyleri arasındaki bir tarlanın içersinde bulunan ve köyün doğu kuzeyine düşen bir semtte

etrafı taşlarla çevrili

5 m. yüksekliğindeki büyük bir höyük te Kimriler’e ait başlıca eserler olarak söylenmektedir.
Bu höyüklerden birisi her nasılsa o bölgedeki köylüler tarafından gizlice açılmış ve birçok eski eserler çıkarılmıştır. Çok zaman sonra haber alan hükümetin

bu iş üzerinde yaptığ ısıkı araştırma ve izlemelere rağmen esaslı bir sonuç elde edememiş olduğu anlaşılmış

yalnız bir takım kutular ve bağzı eşyalar bulunarak Koyluhisar kaymakamlığınca müzeye gönderilmiş olduğu kaza jandarma komutanın ifadesiyle teeyyüt etmiştir.
Bu ve bu havalideki höyükler üzerinde yapılacak esaslı araştırmalar bizleri bu iş üzerinde durumdadır. Ayrıca Koyunluhisar’ın Elvesi mahallesinin mevkiinde 200 metre kadar derinlikte bir su deposu sellerin bu dereyi oyması sonucu meydana çıktığı görülmüştür.
Bundan başka bahçe köyünün güneyindeki kale mevkiinde büyük bir höyük bulunmuş ve yapılan kazıda 6-7 tane küp çıkarılmıştır. Diğer yerlerde kazı yapılamamış ise de buralarda höyüklerin varlığını belirtecek birçok özellikler müşahade edilmiştir.
Medler ve Persler Dönemi
Kimriler’in ortadan kalkması sonucunda yavaş yavaş bunların topraklarına sahip olan Medler

önceden Asyalar’la ME. 633-625

sonra İskitlerle ME. 607 ve daha sonra gene Asurlar’la çarpışmak zorunda kaldılar ME. 585 de Lidyalılar’la yaptıkları bir savaşta tutması olayı ile karşılaşmış bulunan bu iki savaş kuvvet

bunu gökten verilen bir işaret sayarak Kızılırmak sınır kalmak suretiyle savaşlarına son verdiler Medler de bu suretle Kızılırmak’a kadar olan bölge yani Pont ve Kapadokya’yı ve bu arada Ş.Karahisar’ı ellerine geçirmiş oldular.
İranlılar’ın aslı olarak düşünülen ve fakat hakikat aslen ve neslen Türk oldukları kabul edilen Medler ME. 550 de ve Astiyağ zamanında Perslerin idaresi altına girmek zorunda kaldılar.
İranlılar

Arap istilasına kadar Kiyanlılar

Partlar ve Sasanlar adı verilen üç önemli soy tarafından yönetilmişlerdir. Bunlardan Kıyanlar ME. 546 dan 334 e kadar 212 yıl hükümet sürmüşler ve İskender istilasından sonra memleket Selositler adı verilen birtakım generaller idaresi altına girmiş ve ME. 312 den 256 ya kadar 56 yıl bu idare şekli buralarda hakim olmuştur. Sonra Partlar’dan Arses adlı biri bunlara karşı ayaklanarak ME. 256 da Part sülalesini kurmuş ve bu sülale MS. 214 e kadar 470 yıl hüküm sürmüştür. Partlar

belli olduğu üzere Çitler’den bir şubedir.
Çitler ise

bildiğimiz gibi Turanlı’dır

yani :Türktürler
Partlar iş başına geçtikten sonra uzun zaman Romalılarla uğraşmak ve savaşmak zorunda kaldılar. MS. 226 da Partlara karşı ayaklanan ve bir kunduracı çırağı bulunan Erdeşir

dördüncü behramla yaptığı bir savaşta onu yenmiş

esir yaptıktan sonra Behram’ı öldürerek Sasanlılar sülalesini kurmuştur.
Bu sülale zamanında dahi Romalılar’la yapılan savaşlar durmadan devam etmiş ve neticede Ş.Karahisar kah İranlılara

kah Romalılara harp alanı olmaktan kendini kurtaramamıştır.
MS. 632 de tahta geçen Yezirtgert zamanında İranlılarla Araplar arasında savaşlar başlamış

636 da yapılmış bulunan Kadisye meydan savaşında yenilen İranlılar bir daha kendilerini toparlayamamış ve Arapların boyunduruğu altına girmek zorunda kalmışlardır.
Halen Ş.Karahisar’da İranlılara ait

Avutmuş bağları ve bu bağların kurulmasına yardımcı olan su arkından başka bir şey yoktur. Bu bağların kuruluşuna dair Naima tarihinde yazılı bulunan bir öyküyü Osmanoğulları devrinde Abaza Ahmet ve Murtaza Paşalar vak’ası dolayısıyla gözden geçireceğiz.