Tekil Mesaj gösterimi
Alt 01-09-2007, 01:51 PM   #1 (permalink)
ABYSS
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart Şebinkarahisar

Büyük Selçuk İmparatoru Alpaslan’la Bizans İmparatoru Romanus arasında 1071 (463)de Malazgirt’te vuku bulan savaşta Bizans ordularının ezici bir saldırış ve vuruşla yıkılması ve imparator Romanus’ün esir düşmesi üzerine Selçuk imparatoru Alpaslan Kemah Divriği ve Erzincan taraflarının zaptını ünlü kumandanlarından Emir Mengücek Gazi’ye ; Malatya Sivas ve kayseri yönlerinin zaptını kendi hısımlarından ve denenmiş kumandanlarından Melik Danişment Ahmet Gazi’ye Erzurum ve yönlerinin zaptını da Saltık oğlu Ebülkasım adındaki değerli bir kumandana havale etmiş ve uzun zamandan beri yabancılar ellerinde kalmış olan öz Türk yurdunun geri alınacak parçalarının kendilerine verileceğini sözlerine eklemişti.

Verilen görevi zamanında ve noksansız olarak yapmayı bilen Türk kumandalarından herbiri bir tarafa doğru gösterilen hedefe varmaya ve yol almaya başlamışlar; gerek bu özverili kumandanların ve gerekse buyrukları altındaki kahraman ve temiz Türk erlerinin gösterdikleri celadetle az zaman içerisinde istenilen ereğe ulaşılmış ve beklenen başarı elde edilmiştir. İşte biz burada konumuzu ilgilendiren Karahisar’ın bu zamanlardaki durumunu ve olaylarını gözden geçirmek fırsatını elde etmiş bulunacağız.

Kadı Burhan’ın ölümünden sonra memleketlerine Osman oğulları el koymuş ve böylelikle Osman oğullarının sınırları Kösedağına kadar genişlemişti. Bu zamanlarda Aksak Timur da doğu yönlerinden Anadolu’ya doğru yönelmiş ve Yıldırım Bayazıt’la arası açılmıştı. En sonra bu iki yüksek Türk kuvveti düşüncesizlik idaresizlik ve milli birliği duygusuzluk yüzünden Ankara ovasında asılsız bir maksat uğrunda çarpışmak ve Türklüğü kökünden sarsacak çılgınlıklarda bulunmak zorunda kalmış ve her iki taraf ta doldurulması hiçbir veçhile kabil olmayan hatayı işledikten sonra Timur üstün gelmiş ve 1402 (804) de Beyazıt esir edilmiştir.

Yıldırım Beyazıt’ın yenilmesi ve esi edilmesi ile idaresi altındaki beylerden bir çoğu erkinliklerini ilan eylemiş bazıları da bu anarşiden faydalanarak çapulculuğa ve vurgunculuğa başlamışlar.

Ankara savaşı bozgunundan Bolu’ya kaçan Yıldırım’ın oğlu eski Amasya valisi Çelebi Mehmet Amasyalıların çağırması üzerine yanındaki askerlerle birlikte Amasya’ya gelmiş ve bu çevrede bir dereceye kadar güvenlik ve düzenlik elde edilmiş Amasya çevresindeki beyler yavaş yavaş Çelebi Mehmet’ e bağlanmaya başlamışlardır. Çelebi Mehmet Kutlu Paşa kumandasında yetecek bir orduyu Tokat taraflarında ayaklan dört tarafı yağma eden ve halka binbir türlü eziyet eden İnal Oğlu İbrahim durdurmak için gönderildi. Tokat sargıya alınmış ve ele geçirilmişti. Gelen ikinci bir kuvvet ile işbirliği yapan Kutlu Paşa İnal Oğlu İbrahimi fena halde bozguna uğratmış ve Tokat bölgesini onun şerrinden kurtarmış ve sonra Amasya’dan yürüyüşe geçmiş bulunan Çelebi mehmet ile birleşip aaagune bölgesindeki Ali Bey’inden hakkından geldikten sonra bu bölgeyi eşkıyadan tamamen temizlemişlerdi. Bu suretle 14 yıl kadar Ş.Karahisar bölgesinde halk dirlik ve düzen içerisinde yaşamıştır.

1415 yılında bu bölgelerde çok şiddetli bir zelzele olmuş birçok ev yıkılmış binlerce insan ve hayvan telef olmuştur.

Bu olaylardan sonra 1457 (861) de Şebinkarahisar Akkoyunlular’ın eline geçmiştir.





1916 yılının temmuz ayında Ruslar Görele’yi alıp Harşit Çayı Vadisinden Kelkit Çayının yukarı kısımlarına girdiklerinde Şebinkarahisar savaş alanına oldukça yaklaşmış bulunuyordu. Rusların ilerlemeleri karşısında Şebinkarahisar nüfusunun bir kısmı Anadolu’nun içlerine göç etmiş geri kalanlarda büyük açlık ve sıkıntılara maruz kalmışlardır. 1915 yılında başlayıp ve büyük güçlüklerle bastırılan Ermeni isyani ile Ermeni sorunu halledilememiştir. Ruslarla işbirliği halinde cephe gerisindeki halka akla gelmeyecek eziyetlerde bulunmaktan kendilerini alıkoymamışlardır.

19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’a ayak basan Mustafa Kemal III. Ordu Müfettişi sıfatiyle 26 Haziran 1919 tarihinde Suşehrinden geçerek Erzurum’a gitmiştir. Erzurum Kongresinden sonra Eylül 1919 da Sivas’a gelmiştir. Mondros anlaşmasından sonra ulusca karşılaştığımız haksızlıklar ve saldırılar bütün yurtta olduğu gibi Şebinkarahisar’da da derin yankılar yapmış ve üzüntülere sebep olmuştur.

Erzurum Kongresine Şebinkarahisar’dan Dr.Cemil Şencan gönderilmiştir.Mustafa Kemal Sivas Kongresini müteakip Ankara’ya geçtikten kısa bir müddet sonra 1920 yılı başlarında Şebinkarahisar Müdafaayı Hukuk Cemiyeti kuruldu. Şubenin geçici yönetim kurulu üyeliğine Hacı Şerif Efendi (Selimoğlu) Rıza Bey Menzilcilerden Asım Efendi Piyazoğlu Kara Hüsnü Küçükzade Ethem Efendi Tevfik Yücel Rüştü Özsan Yakupzade Hafız Asım Efendi ve Mustafa Sabuncu seçildiler. Kızıllı Vasil adında bir Ermeninin başkanılığında kurulmuş bulunan haydut çetesinin mezalimine karşı koymak üzere Müdafaayı Hukuk Cemiyeti tarafından Şebinkarahisar gençlerinden oluşan ve Çakmakçı Mustafa Efendinin oğlu Baha Ertem’in komutasında kırk kişilik milis kuvveti teşekkül ettirildi.Milis Bölüğü bir süre eğitim gördükten sonra Şebinkarahisar zapıta kuvvetiyle beraber çalışmaya başlamıştır.

1921 tarihinde Sivas’ın Zara ilçesinin Koçgiri nahiyesinde başlayan ayaklanma gittikçe büyümüş mahalli zapıta kuvvetleriyle bastırılmadığı için Şebinkarahisar Liva Bölüğü ve Giresun’dan Feridun oğlu Topal Osman Ağanın komutasında teşekkül etmiş bulunan mahalli milis kuvvetleri isyanın bastırılmasına yardıma koşmuşlar ve isyanın bastırılmasında büyük yararlıklar göstermişlerdir. Topal Osman komutasındaki kuvvetler Şebinkarahisar’dan Giresun’a dönerken Baha Ertem komutasındaki Şebinkarahisar Milis Bölüğü de Topal Osman kuvvetlerine katılmıştır. Bu kuvvetlerin elbiseleri Tamzara Mahallesinde haki renge boyanarak giyimde birlik sağlanmıştır. Giresun’da kurulan gönüllü alayına Baha Ertem komutasındaki bölük dışında daha birçok Şebinkarahisar’lı genç katılmış Milli Mücadeleye katılan erlerin dışında bu gönüllü alayı İstikla Savaşının kazanılmasında büyük gayret ve yararlıklar göstermişlerdir.

1923 tarihinde çıkan bir yasa ile Türkiye’den bulunan livalar il haline getirildiğinden Şebinkarahisar’a gelmiş bu askeri birliğin Şebinkarahisar’a gelişi ile ilin ekonomik ve sosyal yaşantısında büyük değişiklikler meydana gelmiştir. 29 Ekim 1923 tarihinde saltanatın kaldırılması ve Cumhuriyetin ilanı Şebinkarahisar’da coşku ile karşılanmış yapılan büyük şenliklerde halk kendinden geçmiş şenliklerde atılan kurşunlarla Taş mahalleden Füruzoğlu Hacı Ömer ve Nalbantbaşıların Nusret vurularak ölmüşlerdir.

Cumhuriyetin ilanı ve şehrin il haline gelmesiyle imar hareketleri de başlamış mahalle yolları açılmış her mahalle bir okul inşaatına başlamıştır.

Lozan Barış Antlaşması nedeniyle 1924 yılı mayıs ayı içerisinde Yunanistan’da bulunan Türkler ile Türkiye’de bulunan Rum’ların yer değiştirme işlemine başlamış Şebinkarahisar iline verilen göçmen Türkler Şebinkarahisar İskan Müdürlüğü’nce Rumlardan boşalan köylere yerleştirilmiştir.

Erzurum ve çevresinde meydana gelen bir deprem dolayısıyla Erzurum’a gitmek üzere 28 Eyüll 1924 tarihinde Sivas’tan hareket eden Gazi Mustafa Kemal aynı gün akşamı geldiler. Ali Sururi başkanlığındaki Şebinkarahisar heyeti büyük Gazi’yi Şebinkarahisar’a davet ettiler. Gelen heyetle bir süre görüşen Mustafa Kemal dönüşte Şebinkahasir’a uğramaya söz verdiler.

Şebinkarahisar ve yöresi halkı Gazi Mustafa Kemal’in dönüşünü sabırsızlıkla bekledi. Nihayet Gazi’nin 11 Ekim 1924 tarihinde şehrimize geleceği bildirildi. O gün Şebinkarahisar’da yer yerinden oynadı. Köylüsü kentlisiyle tüm Şebinkarahisar ve yörenin halkı Şebinkarahisar-Sivas yoluna düştüler. Bekleme noktasında davullar çalındı oyunlar oynandı nihayet Gazi Hazretleri saat 21.00’de bekleme noktasına geldiler. Bu sırada kaleden toplar atıldı meşalelerle şehir gündüze döndürüldü. O gece Çakmakçı Mustafa Ertem’in Halil Rıfatpaşa caddesi üzerindeki evinde misafir kalan Büyük Kurtarcı ertesi gün Türkocağını ziyaret ettiler. Türk ocağını ziyaretlerined toplanan kalabalığa hitaben “Ben bu güzel şehri çok beğendim. Bu sevgimin bir nişanesi olarak Karahisar’ı Şarki olan şehrin ismini Şebinkarahisar olarak tashihini teklif ediyorum. Şabı başta olmak üzere Fatihlerin otağ kurduğu bu toprakların içinde daha neler varsa ele alınmalı ve tarihen olduğu kadar iktisaden de bu şehri ileri götürmek vazifemiz olmalı. Sürekli yangınlar germüşsünüz memleketiniz bir harabeye dönmüş fakat esef etmeyin şu tek gözlü mütevazi ocağınızda derin bir samimiyet geniş ve anlayışlı bir kültür buldum. Kalkınacaksınız mesut olacaksınız. Türk Ocakları modern dekorlaral ölçlmez. Türk’ün bu şan ocakları sönmez alevlerle ilelebet tütecektir ve bu harabeler birgün birer mamureler haline gelecektir.” İsyanların doğal afetlerin yakmış yıkmış olduğu Şebinkarahisar şehrini Türk Ocaklarından başlayarak gezmiş Belediye halk fıkrası hükümet konağı ve alay komutanlığını ziyaretinde özel deftere şunları yazmıştır: “Türk Ocağı Türk’ün has ocağı varlık ve birlik ocağı yüksek alvelerletütsün muhitine nurlar saçsın yaşasın ve yaşatsın.”

Ulu Önder 12 Ekim 1924 tarihinde akşam üzeri şehrimizden ayrılmıştır.

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal’in şehrimizi ziyaretlerinde geçmiş iki olayı buraya alıyoruz. Bu olaylardan birincisi şehrimize gelişlerinde meydana gelmiştir. Ulu Önder’in şehrimize geleceğini duyan Tamzara İmamı İsmail Kazım şehrin girişinde Katırcı çeşmesinde otomobilin önüne çıkarak Atatürk’ün otomobilden inmesini sağlamış kendisini tanıtmış ve Atatürk’e “Paşa iki dileğim vardı bunlardan biri sizi yakından görmek konuşmak ayak bastığınız topraktan bir avuç toprak almak ve sizi dua ile selametlemekti. Hamdolsun muradıma erdim. İkinci dileğim geçimimle ilgilidir. Bugüne kadar fahri olarak imamlık yaptım. Artık yaşlandım. Tamzara cami imamına bir maaş bağlanırsa kendimi tamamen camiye vermek istiyorum” der İmamın sözlerini ilgi ile dinleyen Atatürk kendisine bir miktar para vermek ister hoca almamak için direnirse de kabul etmek zorunda kalır. Atatürk’le beraber resim çektiren Tamzara İmamı İsmail Kazım hayır ve dualarla kendini yolcu eder.

İkinci olay Atatürk’ün geceyi geçirdikleri ve halen müze olan Tüfekçizade Mustafa Efendi (Mustafa Ertem’in evinde cereyan etmiştir. Yemek yenilen sofrada hazır bulunan ve Belediye Reisi olan Rıza Bey’e Atatürk “Reis Bey Türk Ocağı şöyledir Türk Ocağı böyledir der dururuz Türk Ocağı nedir” diye sorar. Rıza Bey cevaben:

“Gazi Paşa oğlumuz Türk Ocağı denilen Ocak muazzam bir mabettir. O’nun Ocağında yanan ateşin alevi yükselir yükselir ondan hasıl olan kıvılcım dünyayı şakar” Rıza Bey’in bu cevabını çok beğenen Atatürk kalkarak elini öper ve “Belediye Reisi pederin şerefine” diyerek kadehini kaldırır.

Vilayetlerin yeniden düzenlenmesi çalışmaları çerçevesinde birçok il ilçe haline getirilmiş bu arada Şebinkarahisar’da 20/5/1933 tarih ve 2197 sayılı kanunla ilçe haline getirilmiştir.

Başbakan İsmet İnönü Dışişleri Bakanı Teşfik Rüştü Aras Jandarma Genel Komutanı General Kazım Orbay ile birlikte 3 Ağustos 1935 tarihinde ilçemizi ziyaret etmişlerdir. Konuklar öğle yemeğini Mehmet Kömbe Hoca’nın bugünkü evinde yedikten sonra Giresun’a gitmek üzere Şebinkarahisar’dan ayrılmışlardır.

ABYSS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla