Konu
:
Hayata Daİr Hİkayeler,hayat Derslerİ...
Tekil Mesaj gösterimi
08-07-2007, 04:30 PM
#
9
(
permalink
)
cHoLeRa
Mareşal
çok geç diye bir zaman yoktur...
Okulun ilk günü
ilk derste profesörümüz
önce kendini tanıttı
sonra "Bu yıl
yepyeni bir öğrencimiz var. Çok ilginç biri
bakalım bulabilecek misiniz? dedi... Ayağa kalkıp etrafa bakmaya başlamıştım ki
yumuşak bir el omzuma dokundu.. Döndüm.. Yüzü iyice kırışmış bir yaşlı hanımefendi bana gülümseyerek bakıyordu... "Ben Rose" dedi... "Benim adım Rose
yakışıklı... 87 yaşındayım. Madem tanıştık seni kucaklayabilir miyim?." Güldüm.. "Tabii" dedim.. "Hadi sarıl bana.." Öyle sımsıkı sarıldı ki... "Bu kadar genç ve masum yaşta üniversiteye niye geldin?" diye şaka yaptım... Minik bir kahkaha ile yanıtladı: "Buraya zengin bir koca bulmaya geldim. Evlenip birkaç çocuk doğuracağım. Sonra emekli olup dünya turuna çıkacağım.." Dersten sonra kantine gidip
birer sütlü çikolata içtik. Hemen arkadaş olmuştuk. Ertesi gün ve ertesi üç ay
sınıftan hep birlikte çıktık ve hep kantinde lafladık.. Öyle akıllı ve öyle deneyimliydi ki
onu dinlemekle
derslerden daha çok şey öğrendiğimi hissediyordum. Sömestr boyunca Rose kampusun ilahesi oldu. Nereye gitse etrafı çevriliyor
çok çabuk arkadaş ediniyordu. İyi giyinmeyi seviyor
diğer öğrencilerin ilgisini çekmeye bayılıyordu. Rose hayatını yaşıyordu.. Hepimizden daha canlı
daha dolu yaşıyordu.. Sömestre sonunda
Futbol Balosu'na davet ettik
Rose'u konuşma yapması için... Orada bize verdiği dersi unutmama imkan yok... Konuşmasını önceden hazırlamış ve bir yığın karta kocaman kocaman yazmıştı. Elinde bu deste ile kürsüye yürürken
kartları elinden düşürdü. Konuşma darmadağın olmuştu. Şaşkın
biraz da utanmış mikrofona doğru eğildi... "Ne kadar beceriksizim
değil mi? Özür dilerim... Buraya gelmeden önce heyecanım yatışsın diye bir duble viski attırdım. Sonucu görüyorsunuz.. Şimdi bu kartları toplasam bile onları yeniden sıraya koymam mümkün değil... Onun için en iyisi ben size aklımda kalanları söyleyeyim
olur mu?" Biz kahkahalarla gülerken
o bardaktan bir yudum su aldı ve konuşmasına başladı: "Yaşlandığımız için
eğlenmekten
oynamaktan
yaşamaktan vazgeçmeyiz.. Eğlenmek
oynamak ve yaşamaktan vazgeçtiğimiz için yaşlanırız. Genç kalmanın
mutlu olmanın ve başarıya ulaşmanın sadece dört sırrı vardır: Her gün gülmek ve yaşama katacak mizah bulmak... Bir rüyanız olmalı mutlaka... Rüyalarınızı kaybettiniz mi
ölürsünüz. Etrafımızda dolaşan pek çok kişi aslında ölü ve bundan kendilerinin bile haberi yok... Yaşlanmakla
büyümek arasında çok büyük bir fark vardır.. Eğer 19 yaşındaysanız ve bir yıl hiç bir şey yapmadan
hiç bir şey üretmeden bir yıl sırtüstü yatarsanız
sadece bir yaş yaşlanır
20 olursunuz.. Ben 87 yaşındayım ve ben de bir yıl hiç bir şey yapmadan
hiç bir şey üretmeden sırtüstü yatarsam
88 yaşımda olurum. Herkes bir yılda bir yaş yaşlanır. Bunun için özel bir yetenek ya da bilgiye ihtiyaç yoktur. Oysa bir yaş daha büyümek için
mutlak bir şeyler yapmak
üretmek
kendini geliştirecek fırsatları bulmak ve kullanmak gerekir. Asla pişman olmayın... Biz yaşlılar
genelde yaptıklarımızdan değil
yapmadıklarımızdan pişman oluruz çünkü.. Ölümden korkan insanlar
pişman olanlardır... Pişman olmaktan korktukları için hiçbir şey yapmayanlardır..." Ders yılı sonunda Rose yıllarca önce başlayıp
yaşam mücadelesi içinde ara vermek zorunda kaldığı üniversiteyi derece ile bitirdi... Mezuniyet töreninden bir hafta sonra
uykusunda
huzur içinde öldü. Cenaze törenine iki binden fazla üniversite öğrencisi katıldı. "Yapabileceğimiz her şeyi yapmak için asla geç olmayacağını" hepimize
hem de nasıl öğreten bu muhteşem kadının anısına layık bir törendi bu... Rose'un öğretisi aslında dünyanın bütün üniversitelerinde zorunlu ders olmalıydı: "Çok geç diye bir zaman yoktur!.."
cHoLeRa
Açık Profil bilgileri
cHoLeRa - Özel Mesaj gönder
cHoLeRa - Daha fazla Mesajını bul