Konu
:
Birşeyler Eksik Ama Ne ?
Tekil Mesaj gösterimi
07-22-2007, 07:57 PM
#
1
(
permalink
)
ÇiÇEK
Mareşal
Birşeyler Eksik Ama Ne ?
Birşeyler Eksik Ama Ne??????
Eskiden dünyada
görünüşte dağınık ama iç dünyaları derli toplu insanlar vardı.
Oysa şimdikilerin dış görünüşleri derli toplu ama iç dünyaları dağınık.
İnsansız kaldığımızda ruhumuzun yırtılacağını biliyoruz. “Yalnız kalmak istiyorum” demek için bile bir insana ihtiyacımız var. Bu yüzden ortak mekanlar oluşturup yan yana geliyoruz. Şakalar yapıyor
sırlarımızı anlatıyoruz birbirimize. Ama birden bir kurt düşüyor içimize. “Bir şey eksik” diyoruz. “Bir şey eksik ama ne?...”
Hevesle dokunuyoruz raflardaki yeni çıkmış kitaplara. Kitaplar okuyoruz durmadan. Bizimle hiç tanışmayan
bizi hiç tanımayan bir yazarın yolculuğuna eşlik ediyoruz; içimizde kocaman bir düş coğrafyası açılıyor. Ancak son yaprağı da bitirip
kitabı kapatınca
yapayalnız kalıyoruz o coğrafyanın ortasında. Bütün cümlelerin tamam
bir tek cümlenin eksik olduğunu hissediyoruz. Düşünüyoruz
eksik olan ne?...
Ders çalışıyoruz geceler boyu. Dem tutması hiç eksilmiyor ocağın üstündeki çayın. Küllükler bir boşalıp bir doluyor. Okulu bitirirsek her şeyin yoluna gireceğine inanıyoruz. İnanıyoruz ki
şu koridorlardan
ay başında beklenen harçlıklardan
sıkıcı anfilerden kurtulduğumuzda her şey yoluna girecek. Okulun uzaması ödümüzü koparıyor neredeyse. Nihayet gülümseyerek bakıyoruz
duvarlara öylesine asılmış
buruşuk imtihan sonuçlarına. Yumruğumuzu sıkarak
“bitti” diyoruz
“işte bitti
şükürler olsun.” Fakat birden kaçıyor hevesimiz. Bir şeyin hiç bitmediğini
hiç bitmeyeceğini anlıyoruz. Kafamızı kurcalıyor bu eksilik. Bitmeyenin ne olduğunu soruyoruz kendimize hücumla. Hevesimiz kursağımızda kalıyor. Bir eksikle ayrılıyoruz koridorlardan...
Cebimiz para görürse
hayatın yoluna gireceğini düşünüyoruz. Kapılar aşındırıyoruz bu yüzden. Dil döküyoruz boyunları yağdan kaybolmuş
gözleri karanlık bir kuyudan bakan patronlara. Bütün becerilerimizi sıralıyoruz
beceremediklerimizi bile. Nihayet gözüne giriyoruz
bize kuşkuyla bakan ketum cebin. Müjdelerle koşuyoruz ev halkına
arkadaşlara. Herkese söz verdiğimiz ilk maaşla
yine herkese az buçuk bir şeyler alıyoruz. Kuyruğu doğruluyor böylelikle işimizin. Ama bir sabah işe giderken
o malum kuşku oyuyor içimizi. Asıl eksik olanın işimiz olmadığını
başka bambaşka bir şeyin eksik olduğunu hatırlatıyor uyuklayan belleğimize. Yırtınmaya başlıyor belleğimiz: “Bir şey eksik
ama ne?...”
Aşık oluyoruz o kocaman eksiği telafi etmek için. Geceler boyunca yıldızları sayıyoruz
uykumuza veda ediyoruz aşk için. Bütün çıkarcılığımız bitiyor aşk kapıyı çalınca. Gözlerimiz cennetten koparılmış bir parça gibi bakıyor hayata. Dilenciye merhamet ediyoruz mesela
cebimizi sebil gibi açıyoruz herkese. Herkesten bize dua etmesini istiyoruz: aşk için. Öylesine kırılgan
öylesine çaresiz bekliyoruz ki sevdiğimizi
gecikmesi akla hayale gelmedik endişeler doluşturuyor içimize. Ve şu hain endişe: acaba aşk bitti mi? Birden bütün kalabalığın arasında onu görüyoruz. Yeniden dönmeye başlıyor dünya. Irmaklar yeniden akıyor. Göğsümüzde hesapsız bir ferahlık
“hoş geldin” diyoruz. Gelin görün ki günlerin cenderesine nasıl sıkışıyor bir yerimiz. Aşkın bile telafi edemediği bir şeyin eksik kaldığını kavrıyoruz dehşetle. Bitkinlikle soruyoruz: “aşk değilse ne?...”
Sonra annelerimize dönüyoruz yeniden. Dünyadaki en korunaklı sığınağımıza. Bütün yaşadıklarımızı
bütün yaşayacaklarımızı bir kenara bırakıp
onun ocağındaki aşı yudumluyoruz iştahla. Tam karşımıza geçip hevesle bizi seyrediyor anne. Göğsünden hayata uğurladığı kırlangıcı. Hevesi azalmasın diye
daha bir kocaman alıyoruz lokmaları ağzımıza. Gizli bir oyun başlıyor anneyle çocuk arasında. Çok iyi hatırlanan
çok eskilerde kalmış. Sonra yumuşak yataklar seriyor altımıza. Gece
bir girip bir çıkıyor odamıza merakla: acaba yorganı tekmeleyip üstümüzü açtık mı? Mahsus üstümüzü açıyoruz azcık; gelip nizama sokuyor yorganı
kafamızı yastığa gömüyoruz
yeşil yosuna sokulan kuğunun başı gibi. Ama birden
bizim aralanmasın diye can attığımız bir sorunun üstü açılıyor
yılan gibi kıvrılıyor yorganın içinde. İniltiyle dökülüyor ağzımızdan cümleler: “Allahım
bir şey eksik ama ne?...”
Sonra gelecek günlerimizi boyadığımız tablonun renkleri karışıyor birbirine. Hep kaçtığımız o soruyu soruyoruz kendimize: “Yoksa eksik olan biz miyiz?...”
ÇiÇEK
Açık Profil bilgileri
ÇiÇEK - Özel Mesaj gönder
ÇiÇEK´nin Web Sitesini ziyaret edin
ÇiÇEK - Daha fazla Mesajını bul