FADİLE: (AR) Faziletli

fazilet sahibi. Erdemli

üstün.
FADİME: (TR) (bkz. Fatma).
FAHAMET: (AR) Fahimlik

ululuk. İtibar

kıymet

değer.
FAHİME: (AR) Akıllı

anlayışlı

kavrayışlı. Ulu

büyük

sayan.
FAHİRE: (AR) Övünülecek

iftihar edilecek. Şerefli

kıymetli. Parlak

mükemmel.
FAHRİYE: (AR) Bir karşılık beklemeden yalnızca şeref ve iftihar vesilesi olarak kabul edilen iş. (İş

sıfat

unvan). Fahri üye; maaşsız

ücretsiz veya kurum için gurur kaynağı olan kişi.
FAHRUNNİSA: (AR) Çok övünen

şanlı

şerefli

onurlu kadın.
FAİKA: (AR) Üstün

seçkin

yüksek

ileri. Mümtaz

manevi olarak üstün olan.
FAİZA: (AR) Fevz bulan

muradına ulaşan

başarı kazanan.
FATİNE: (AR) Zeki

anlayışlı. Zihni açık

kavrayışlı. Uyanık.
FATIMA / FATMA: (AR) Sütten kesilmiş. Kendisi ve zürriyeti cehennemden uzak kılınmış.
FATMAGÜL: (AR) (bkz. Fatma).
FATMANUR: (AR) (bkz. Fatma).
FAYİHA: (AR) Çiçek veya meyve kokusu. Güzel kokulu nesne.
FAZILA: (AR) Faziletli

fazilet sahibi.
FAZİLET: (AR) İnsanda iyilik etmeye ve fenalıktan çekinmeye olan devamlı ve değişmez yetenek

güzel vasıf. Kişiyi

ahlaklı ve iyi hareket etmeye yönelten manevi kuvvet. İnsanın yaratılışındaki iyilik

iyi huy

erdem.
FECRİYE: (AR) Sabaha karşı güneş doğmadan önce ufkun gündoğusu tarafından görülen aydınlığı

tanyerinin ağarması.
FEHAMET: (AR) (bkz. Fahamet).
FEHİME: (AR) Zeki

anlayışlı

pek çok anlayan.
FEHMİYE: (AR) Zeki

anlayışlı

pek çok anlayan.
FERAH: (Ar) Gönül açıklığı. Sevinç

scvinme.
FERAHENGİZ: (FAR) Ünlü bir çeşit lale.
FERAHET: (FAR) Şan ve şeref.
FERAHFEZA: (AR-FAR) Ferah artıran. Türk müziğinin birleşik makamlarından. Meşhur bir lale türü.
FERAHNA: (FAR) Bolluk

genişlik. Geniş yer.
FERAHNAK: (AR-FAR) Sevinçli. Türk müziğinin birleşik makamlarından.
FERAHNAZ: (FAR) Nazlı kız.
FERAHŞAN: (AR-FAR) Sevinç veren. Ferah saçan.
FERASET: (AR) Anlayışlılık

çabuk seziş.
FERAY: (FAR) Aydınlık

parlak ay

canlılık

süs

zinet.
FERDA: (FAR) Yarın. Gelecek zaman

ati. Ahiret

öbür dünya.
FERDANE: (AR) Tekli

yalnız.
FERDİYYE: (AR) Fertle ilgili

ferde has

tek başına yapılan.
FERHUNDE: (FAR) Mübarek

mesut

meymenetli

kutlu

uğurlu
FERİDE: (AR) Tek

eşsiz

eşi olmayan

kıyas kabul etmez

ölçüsüz

üstün. Kendi iradesiyle hareket eden

kibirli

gururlu kimse.
FERMA: (FAR) Emreden

buyuran. Amir.
FERZAN: (FAR) İlim ve hikmet.
FERZANE: (FAR) Alim

bilgin

seçkin. Benzerlerinden

akranlarından ileride. Hakim

düşünür.
FESAHAT: (AR) Açıklık

duruluk.
FETANET: (AR) Zihin açıklığı

zihnin yaratılıştan bir şeyi çabuk ve iyi kavraması.
FETHİYYE: (AR) Fethe mensup. Fetih hakkında yazılan kaside.
FEVZİYE: (AR) Kurtuluşla ilgili. Zafere ait. Galip gelen

üstün olan.
FEYZA: (AR) Suyun taşıp akması. Bolluk

çokluk

verimlilik

fazlalık

gürlük

ilerleme

çoğalma. İlim

irfan. Feyz ile dolu olan.
FEZA: (AR) Ucu bucağı bulunmayan boşluk. Dünyanın sonsuz olan genişliği

sema.
FEZZAN: (AR) Büyük Sahra'da

Trablus ülkesinin güneyinde bir ülke.
FİDE: (YUN) Bahçıvanlıkta

yastıklarda tohumdan yetiştirilip başka yerlere dikilmek için hazırlanan sebze veya körpe çiçek.
FİGEN: (FAR) Atıcı

yıkıcı

düşürücü. Çiçek demeti / Gölge yapan

gölge düşüren
FİKRİYE: (AR) Fikre ait

fikirle ilgili

düşünerek meydana getirilen şey.
FİLİZ: (AR) Bitkilerde yeni sürgün

tohumdan çıkan yeni uçlar. Ocaktan çıkarılmış

eritilmemiş ham maden

cevher

gümüş

filiz. Betonarmede demirleri eklemek için bırakılan uzantılar. İnce taze ve güzel vücutlu.
FİRDEVS: (AR) Cennet . Bostan

bahçe.
FİRUZE: (AR) Açık yeşil

dağ yeşili ile gök mavisi arasında ve bal mumu parlaklığında kıymetli taş.
FİTNAT: (AR) Zihin açıklığı

zeyreklik. Zihnin herşeyi çabuk anlayışı.
FULYA: (İTA) Nergisgillerden

san renkte çiçeği keskin ve güzel kokulu bir bitki

sarı soğançiçeği.
FUNDA: (TR) Kırcık yerlerde yetişen ve birçok çeşidi olan çalı.
FÜREYYA: (FAR) Parlak

ışıltılı günler
FÜRUZAN: (FAR) Parlayıcı

parlayan

parlak.
FÜSUN: (AR) Büyü sihir. Şaşırtıcı güzelliğe sahip

hayret verici derecede güzel.