BADE: (FAR) Şarap

içki.
BADEM: (FAR) Gülgillerden ülkemizin her bölgesinde yetişen ağaç. Bu ağacın yaş ve kuru yenen meyvesi.
BADİYE: (AR) Çöl

kır.
BAĞDAGÜL: (TR) Değeri ölçülemeyen gül. Bağda yetişen gül.
BAĞDAT: (AR) İrak'ın başkenti.
BAĞIŞ: (TR) Bağışlanan şey

ihsan. Sıçrayış

atlama.
BAĞLAM: (TR) Cinsleri ayrı ya da birbirlerine yakın olan şeylerin bir arada bağlanmışı

demet

deste. Bir koşuttaki dörtlüklerin herbiri. Herhangi bir olayda

olaylar durumlar ilişkiler örgüsü ya da bağlantısı. Dilbilgisinde

önce veya sonra gelen kelimeyi etkileyen belirleyen birim ya da birimler bütünü.
BAHAR: (FAR) Kışla yaz arasındaki mevsim. 22 Mart'la Haziran arası

ilkyaz. Güzellik

güzel. Karanfil

tarçın

karabiber gibi kokulu şey.
BAHİRA: (AR) Kulağı yarık dişi deve veya koyun. Hayvan yavru doğurduğunda veya 5 yavru dişi olduğu zaman hayvanın kulağı kesilerek belirtilirdi.
BAHİRE: (AR) Işıklı

parlak

güzel. Dikenli ağaç. Açık

apaçık. Çok koşan cins deve. Vapur.
BAHİSE: (AR) Söz eden

bahseden.
BAKİYE: (AR) Şehvetli kadın.
BAHRİYE: (AR) Donanmaya ait (bkz. Bahri). Gönlü geniş

cömert vaha gibi verimli.
BAHTINUR: (AR) Talihli

şanslı

yazgısı parlak.
BAHTİSER: (AR-FAR) Talihli

şanslı

iyi yazgılı. İşleri başından beri iyi giden.
BAHTİŞEN: (AR-FAR) Talihi

kaderi

kısmeti şen. (bkz. İkbal).
BAHTİYAR: (AR-FAR) Bahtlı

talihli. Mesut

mutlu.
BAKANAY: (TR) Gökyüzünde duran ay

açık seçik.
BAKİNAZ: (FAR) Sürekli nazlanan

çok nazlı.
BAKİYE: (AR) Ağlayan kadın. Hüzünlü kadın.
BAKYAZI: (TR) Sevilen bir olaydan sonra verilen ziyafet.
BALAHATUN: (TR) Üstün

asil kanlı. Değerli soy mensubu.
BALCA: (TR) Bal damlası

bal gibi.
BALDAN: (TR) Bal gibi tatlı

şirin

hoş.
BALGIN: (TR) Bala doymuş. Çok tatlı

bal gibi.
BALHAN: (TR) Bal+ Han. Hazar denizi sahilinde bir dağ silsilesi.
BALIM: (TR) Kardeş. Çok sevgili

samimi arkadaş.
BALIN: (TR) (bkz. Balım).
BALKI: (TR) Parıltı

ışık. 2. Güzel parlak

süslü. Şimşek.
BALKIZ: (TR) Şirin

tatlı

hoş. Belkıs adının bir başka söyleniş biçimi.
BANU: (FAR) Kadın hatun

hanım. Kraliçe

prenses. Gelin. Şarap ve gül suyu gibi şeylerin şişesi.
BANUHAN: (FAR) (bkz. Banu).
BARÇIN: (TR) Bir tür ipekli kumaş.
BARİKA: (AR) Şimşek

yıldırım parıltısı.
BASİRET: (AR) Göz açıklığı

inceden inceye etraflı derin görüş. Ön görüş

seziş.
BASRİYE: (AR) Gören

görme ile ilgili

görebilmek.
BAŞAK: (TR) Tahıl tanelerini taşıyan kısım

Buğday başağı. Hasattan artakalan şey. Okun uç kısmındaki sivri demir.
BAŞAY: (TR) Birinci

ilkay.
BAYÇA: (TR) Zengin

varlıklı.
BAYLAN: (TR) Nazlı

şımarık. Saygın

sevilen.
BEDEL: (AR) Değer

kıymet. Bir şeyin yerine verilen

yerini tutan şey

karşılık.
BEDİA: (AR) Yüksek estetik değerde

sanat eseri. Beğenilen ve takdir edilen şey. Eşi az bulunur güzellikte. Ülkü

ideal.
BEDİHE: (AR) Düşünmeden

birden bire söylenen güzel söz. Başlangıç.
BEDİNUR: (AR) (bkz. Bedi).
BEDİRAN: (FAR) İşleri kötü idare eden. Çapkın kadın.
BEDRAN: (FAR) Sert başlı at. Daima. Hoş latif

yakışıklı.
BEDREKE: (FAR) Yol gösteren

kılavuz.
BEDRİYE: (AR) Ay gibi. Ay kadar güzel. Ay'a ait.
BEGÜM: (FAR) Kadın hükümdar

prenses.
BEHİCE: (AR) Şen

güzel

güleryüzlü kadın.
BEHİRE: (AR) Güzel kadın. Soylu kadın.
BEHİYE: (AR) (Beha kökünden) Güzel kadın.
BEHNANE: (AR) Güleryüzlü

iyi huylu ve daima gülen kadın.
BEHRA: (FAR) Onun için ondan dolayı.
BEHREM: (AR) Asfur çiçeği kırmızı gül.
BEKRİYE: (AR) Her şeyin evveli

ilk çocuk. Genç ve taze kız. Dişi deve yavrusu.
BELEN: (TR) Dağ beli

dağın aşılacak yeri

dağlık yer.
BELGİN: (TR) Alamet

nişan

marka. Tam ve kesin olarak belirlenmiş

sarih.
BELİK: (TR) Saç örgüsü.
BELİN: (TR) Gözlerini açıp baka kalmış şaşkın.
BELKIS: (AR) Müslümanların seba melikesine verdikleri isim.
BENAN: (AR) Parmaklar

parmak uçları. Parmakla gösterilecek kadar güzel
BENDE: (FAR) Bağlanmış kimse

tutsak. Kul

köle. Yürekten bağlı. Büyük aşkla seven.
BENGİ: (TR) Sonu olmayan

hep kalacak olan

sonsuz

ebedi.
BENGİSU: (TR) İnsana ölmezlik verdiğine inanılan su / Abıhayat
BENGÜ: (TR) Ebedi

sonu olmayan.
BENGÜL: (TR) Üzerinde benekler bulunan gül
BENNA: (AR) Yapı yapan

mimar

kalfa

dülger.
BENSU: (TR) Su gibi aziz benlik
BERAY. (TR) Ayın en ışıltılı

en parlak hali
BERCA: (FAR) Yerinde tam doğru ve uygun.
BERCESTE: (FAR) Seçilmiş

beğenilmiş. Güzel

hoş

latif.
BERCİS: (AR) Müşteri yıldızı

Jüpiter gezegeni. Sütü çok olan deve.
BERÇİN: (FAR) Toplayıcı.
BEREKET: (AR) Bolluk. Saadet

mutluluk

Allah vergisi.
BERFİN: (FAR) Kardan yapılmış. Tertemiz

kar gibi beyaz.
BERGÜZAR: (FAR) Hediye

hatıra

andaç.
BERGÜZİN: (FAR) Seçkin

beğenilmiş makbul.
BERİA: (AR) Olgunluk ve güzelliğiyle akranlarından üstün olan sevgili.
BERİL: (AR) Arınmış

aklanmış. (TR) Mücevher olarak kullanılan bir maden.
BERİRE: (AR) İhsan ve yardım sahibi.
BERMAL: (FAR) Dağ tepesi

doruk.
BERNA: (FAR) Genç delikanlı

yiğit.
BERRA: (AR) Doğru sözlü

hayır işleyen kimse.
BERRAK: (AR) Duru

saf

nurlu. Şimşek

parıltı. Kulağa hoş gelen ses.
BERRİN: (FAR) Yüksek yüce.
BERŞAN: (FAR) Ümmet. Bir peygamberin din ve kitabını kabul eden

onaylayan kimse.
BERŞE: (TR) Hep

bütün

çok.
BESAMET: (AR) Güleryüzlülük

şenlik.
BESİME: (AR) Güleryüzlü

güleç.
BESTE: (FAR) Kapalı

bağlı

bağlanmış. Müzikte

şarkının makam ve ahengi.
BEŞARET: (AR) Müjde

muştu

iyi haber. Güler yüzlülük

gülümseme.
BEŞİRE: (Ar.) Müjde getiren

müjdeci. Güleryüzlü

güleç hanım
BETİGÜN: (TR) Gün gibi aydınlık yüzlü.
BETİK: (TR) Yazılı olan şey

yazılmış yapıt.
BETİM: (TR) Bir nesnenin kendine özgü belirtilerini tam ve açık bir biçimde

söz ya da yazıyla anlatma

tasvir. Herhangi bir şeyin resmi ya da heykeli.
BETÜL: (AR) Bakire. Erkekten çekinen

erkeklere yaklaşmayan namuslu kadın. Ayrı kök salan fidan.
BETÜLAY: (bkz. Betül).
BEYAN: (AR) Bildirme

söyleme

açıklama. Belli apaçık.
BEYAZ: (AR) Ak

en açık renk. Aydınlık. Deri rengine göre bir insan ırkı.
BEYDA: (AR) Tehlikeli yer. Sahra

çöl.
BEYHAN: (TR) Hükümdarların üstünü. Seçkin han.
BEYTİYE: (AR) Eve ait

evle ilgili.
BEYZA: (AR) Daha ak

çok beyaz. Günahtan kaçınmış. Günahla kirlenmemiş.
BEZEN: (TR) Süs

benek

zinet.
BEZMİ ALEM: (AR) Dünya meclisi

sohbet toplantısı.
BİDAYET: (AR) Başlama

başlangıç.
BİGE: (TR) Evlenmemiş

çouğu olmamış.
BİHRUZ: (FAR) İyi gün

güzel gün anlamında.
BİHTER: (FAR) Pek iyi

daha iyi.
BİHTERİN: (FAR) En iyi

pek iyi.
BİKE: (TR) Benzersiz

eşsiz.
BİLAY: (TR) Ay gibi asil ol.
BİLEN: (TR) Bilgili

görgülü

anlayışlı.
BİLGE: (TR) Bilgili

iyi geniş

derin

bilgi sahibi kimse.
BİLGEN: (TR) (bkz. Bilge).
BİLGİNUR: (TR-FAR) Bilginin ışığı

bilginin aydınlığı.
BİLGÜN: (TR) (bkz. Bilgin).
BİLLUR: (AR) Bazı cisimlerin tabi olarak aldıkları geometrik şekil. Duru

berrak

kesme cam

kristal. Necef taşı. (Mecazi anlamı) Temiz

pırıl pırıl insan.
BİLSEN: (TR) Kendini bil.
BİLUN: (*) Yarım Ay
BİNAY: (TR) Bin tane ay

çok kuvvetli ışık.
BİNHAN: (TR) Hanların hanı.
BİNNAZ: (TR) Nazlı. Cilveli.
BİNNUR : (TR) Nurla özdeşleşmiş. Bin tane nur.
BİRAY: (TR) Ay gibi tek

eşsiz.
BİRCE: (TR) Tek

eşsiz

biricik.
BİRCİS: (AR) Gezegen

Jüpiter

müşteri yıldızı

bercis.
BİRGÜL: (TR) Bir tane

tek gül. Kıymetli gül.
BİRHAN: (TR) Tek yönetici.
BİRİCİK (TR) Tek

bir tane

emsalsiz
BİRİM: (Fars.) Bir tanem

biriciğim.
BİRKE: (AR) Büyük havuz. Gölcük. Göğüs.
BİRSEN: (TR) Sadece sen

tek sen.
BİRSEV: (TR) Tek sevgili.
BİRSİN: (AR) Yonca. (TR) Bir tanesin.
BİRSU: Özel bir su biricik su gibi
BİTENGÜL: (TR) Güllerin bitmesi.
BUCAK: Genellikle

geniş verimli bakımlı alanlara verilen ad (Köşe bucaktaki anlamı gibi)
BUHAYRA: (AR) Küçük deniz. Mısır'ın kuzeybatısında bir şehir.
BUKET: (FAR) Çiçek demeti.
BUKLE: (FAR) Kıvrılmış

küçük lüle şeklinde saç.
BURCU: (TR) Güzel koku.
BURÇAK: (TR) Baklagillerden

taneleri yemiş olarak kullanılan bir bitki.
BURÇİN: (TR) Dişi geyik.
BUSE: (FAR) Öpüşmek

öpmek.
BÜKLÜM: (TR) Bükülmüş kıvrılmış şeylerin oluşturduğu halka.
BÜLBÜL: (AR) Sesinin güzelliğiyle ünlü ötücü kuş. Sesi çok güzel olan kimse.
BÜLENT: (FAR) Yüce yüksek

ala

ulu.
BÜRGE: (TR) Bir yerde duramayan canlı

taşkın kimse.
BÜRKE: (AR) Martı. Havuz

gölcük.
BÜŞRA: (AR) Müjde

sevinçli haber.
BÜTE: (TR) Fidan.
BÜTEYRA: (AR) Güneş. Sabah.