Tekil Mesaj gösterimi
Alt 06-12-2007, 12:33 AM   #23 (permalink)
ABYSS
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart

BADE: (FAR) Şarap içki.
BADEM: (FAR) Gülgillerden ülkemizin her bölgesinde yetişen ağaç. Bu ağacın yaş ve kuru yenen meyvesi.
BADİYE: (AR) Çöl kır.
BAĞDAGÜL: (TR) Değeri ölçülemeyen gül. Bağda yetişen gül.
BAĞDAT: (AR) İrak'ın başkenti.
BAĞIŞ: (TR) Bağışlanan şey ihsan. Sıçrayış atlama.
BAĞLAM: (TR) Cinsleri ayrı ya da birbirlerine yakın olan şeylerin bir arada bağlanmışı demet deste. Bir koşuttaki dörtlüklerin herbiri. Herhangi bir olayda olaylar durumlar ilişkiler örgüsü ya da bağlantısı. Dilbilgisinde önce veya sonra gelen kelimeyi etkileyen belirleyen birim ya da birimler bütünü.
BAHAR: (FAR) Kışla yaz arasındaki mevsim. 22 Mart'la Haziran arası ilkyaz. Güzellik güzel. Karanfil tarçın karabiber gibi kokulu şey.
BAHİRA: (AR) Kulağı yarık dişi deve veya koyun. Hayvan yavru doğurduğunda veya 5 yavru dişi olduğu zaman hayvanın kulağı kesilerek belirtilirdi.
BAHİRE: (AR) Işıklı parlak güzel. Dikenli ağaç. Açık apaçık. Çok koşan cins deve. Vapur.
BAHİSE: (AR) Söz eden bahseden.
BAKİYE: (AR) Şehvetli kadın.
BAHRİYE: (AR) Donanmaya ait (bkz. Bahri). Gönlü geniş cömert vaha gibi verimli.
BAHTINUR: (AR) Talihli şanslı yazgısı parlak.
BAHTİSER: (AR-FAR) Talihli şanslı iyi yazgılı. İşleri başından beri iyi giden.
BAHTİŞEN: (AR-FAR) Talihi kaderi kısmeti şen. (bkz. İkbal).
BAHTİYAR: (AR-FAR) Bahtlı talihli. Mesut mutlu.
BAKANAY: (TR) Gökyüzünde duran ay açık seçik.
BAKİNAZ: (FAR) Sürekli nazlanan çok nazlı.
BAKİYE: (AR) Ağlayan kadın. Hüzünlü kadın.
BAKYAZI: (TR) Sevilen bir olaydan sonra verilen ziyafet.
BALAHATUN: (TR) Üstün asil kanlı. Değerli soy mensubu.
BALCA: (TR) Bal damlası bal gibi.
BALDAN: (TR) Bal gibi tatlı şirin hoş.
BALGIN: (TR) Bala doymuş. Çok tatlı bal gibi.
BALHAN: (TR) Bal+ Han. Hazar denizi sahilinde bir dağ silsilesi.
BALIM: (TR) Kardeş. Çok sevgili samimi arkadaş.
BALIN: (TR) (bkz. Balım).
BALKI: (TR) Parıltı ışık. 2. Güzel parlak süslü. Şimşek.
BALKIZ: (TR) Şirin tatlı hoş. Belkıs adının bir başka söyleniş biçimi.
BANU: (FAR) Kadın hatun hanım. Kraliçe prenses. Gelin. Şarap ve gül suyu gibi şeylerin şişesi.
BANUHAN: (FAR) (bkz. Banu).
BARÇIN: (TR) Bir tür ipekli kumaş.
BARİKA: (AR) Şimşek yıldırım parıltısı.
BASİRET: (AR) Göz açıklığı inceden inceye etraflı derin görüş. Ön görüş seziş.
BASRİYE: (AR) Gören görme ile ilgili görebilmek.
BAŞAK: (TR) Tahıl tanelerini taşıyan kısım Buğday başağı. Hasattan artakalan şey. Okun uç kısmındaki sivri demir.
BAŞAY: (TR) Birinci ilkay.
BAYÇA: (TR) Zengin varlıklı.
BAYLAN: (TR) Nazlı şımarık. Saygınsevilen.
BEDEL: (AR) Değer kıymet. Bir şeyin yerine verilen yerini tutan şey karşılık.
BEDİA: (AR) Yüksek estetik değerde sanat eseri. Beğenilen ve takdir edilen şey. Eşi az bulunur güzellikte. Ülkü ideal.
BEDİHE: (AR) Düşünmeden birden bire söylenen güzel söz. Başlangıç.
BEDİNUR: (AR) (bkz. Bedi).
BEDİRAN: (FAR) İşleri kötü idare eden. Çapkın kadın.
BEDRAN: (FAR) Sert başlı at. Daima. Hoş latif yakışıklı.
BEDREKE: (FAR) Yol gösteren kılavuz.
BEDRİYE: (AR) Ay gibi. Ay kadar güzel. Ay'a ait.
BEGÜM: (FAR) Kadın hükümdar prenses.
BEHİCE: (AR) Şen güzel güleryüzlü kadın.
BEHİRE: (AR) Güzel kadın. Soylu kadın.
BEHİYE: (AR) (Beha kökünden) Güzel kadın.
BEHNANE: (AR) Güleryüzlü iyi huylu ve daima gülen kadın.
BEHRA: (FAR) Onun için ondan dolayı.
BEHREM: (AR) Asfur çiçeği kırmızı gül.
BEKRİYE: (AR) Her şeyin evveli ilk çocuk. Genç ve taze kız. Dişi deve yavrusu.
BELEN: (TR) Dağ beli dağın aşılacak yeri dağlık yer.
BELGİN: (TR) Alamet nişan marka. Tam ve kesin olarak belirlenmiş sarih.
BELİK: (TR) Saç örgüsü.
BELİN: (TR) Gözlerini açıp baka kalmış şaşkın.
BELKIS: (AR) Müslümanların seba melikesine verdikleri isim.
BENAN: (AR) Parmaklar parmak uçları. Parmakla gösterilecek kadar güzel
BENDE: (FAR) Bağlanmış kimse tutsak. Kul köle. Yürekten bağlı. Büyük aşkla seven.
BENGİ: (TR) Sonu olmayan hep kalacak olan sonsuz ebedi.
BENGİSU: (TR) İnsana ölmezlik verdiğine inanılan su / Abıhayat
BENGÜ: (TR) Ebedi sonu olmayan.
BENGÜL: (TR) Üzerinde benekler bulunan gül
BENNA: (AR) Yapı yapan mimar kalfa dülger.
BENSU: (TR) Su gibi aziz benlik
BERAY. (TR) Ayın en ışıltılı en parlak hali
BERCA: (FAR) Yerinde tam doğru ve uygun.
BERCESTE: (FAR) Seçilmiş beğenilmiş. Güzel hoş latif.
BERCİS: (AR) Müşteri yıldızı Jüpiter gezegeni. Sütü çok olan deve.
BERÇİN: (FAR) Toplayıcı.
BEREKET: (AR) Bolluk. Saadet mutluluk Allah vergisi.
BERFİN: (FAR) Kardan yapılmış. Tertemiz kar gibi beyaz.
BERGÜZAR: (FAR) Hediye hatıra andaç.
BERGÜZİN: (FAR) Seçkin beğenilmiş makbul.
BERİA: (AR) Olgunluk ve güzelliğiyle akranlarından üstün olan sevgili.
BERİL: (AR) Arınmış aklanmış. (TR) Mücevher olarak kullanılan bir maden.
BERİRE: (AR) İhsan ve yardım sahibi.
BERMAL: (FAR) Dağ tepesi doruk.
BERNA: (FAR) Genç delikanlı yiğit.
BERRA: (AR) Doğru sözlü hayır işleyen kimse.
BERRAK: (AR) Duru saf nurlu. Şimşek parıltı. Kulağa hoş gelen ses.
BERRİN: (FAR) Yüksek yüce.
BERŞAN: (FAR) Ümmet. Bir peygamberin din ve kitabını kabul eden onaylayan kimse.
BERŞE: (TR) Hep bütün çok.
BESAMET: (AR) Güleryüzlülük şenlik.
BESİME: (AR) Güleryüzlü güleç.
BESTE: (FAR) Kapalı bağlı bağlanmış. Müzikte şarkının makam ve ahengi.
BEŞARET: (AR) Müjde muştu iyi haber. Güler yüzlülük gülümseme.
BEŞİRE: (Ar.) Müjde getiren müjdeci. Güleryüzlü güleç hanım
BETİGÜN: (TR) Gün gibi aydınlık yüzlü.
BETİK: (TR) Yazılı olan şey yazılmış yapıt.
BETİM: (TR) Bir nesnenin kendine özgü belirtilerini tam ve açık bir biçimde söz ya da yazıyla anlatma tasvir. Herhangi bir şeyin resmi ya da heykeli.
BETÜL: (AR) Bakire. Erkekten çekinen erkeklere yaklaşmayan namuslu kadın. Ayrı kök salan fidan.
BETÜLAY: (bkz. Betül).
BEYAN: (AR) Bildirme söyleme açıklama. Belli apaçık.
BEYAZ: (AR) Ak en açık renk. Aydınlık. Deri rengine göre bir insan ırkı.
BEYDA: (AR) Tehlikeli yer. Sahra çöl.
BEYHAN: (TR) Hükümdarların üstünü. Seçkin han.
BEYTİYE: (AR) Eve ait evle ilgili.
BEYZA: (AR) Daha ak çok beyaz. Günahtan kaçınmış. Günahla kirlenmemiş.
BEZEN: (TR) Süs benek zinet.
BEZMİ ALEM: (AR) Dünya meclisi sohbet toplantısı.
BİDAYET: (AR) Başlama başlangıç.
BİGE: (TR) Evlenmemiş çouğu olmamış.
BİHRUZ: (FAR) İyi gün güzel gün anlamında.
BİHTER: (FAR) Pek iyi daha iyi.
BİHTERİN: (FAR) En iyi pek iyi.
BİKE: (TR) Benzersiz eşsiz.
BİLAY: (TR) Ay gibi asil ol.
BİLEN: (TR) Bilgili görgülü anlayışlı.
BİLGE: (TR) Bilgili iyi geniş derin bilgi sahibi kimse.
BİLGEN: (TR) (bkz. Bilge).
BİLGİNUR: (TR-FAR) Bilginin ışığı bilginin aydınlığı.
BİLGÜN: (TR) (bkz. Bilgin).
BİLLUR: (AR) Bazı cisimlerin tabi olarak aldıkları geometrik şekil. Duru berrak kesme cam kristal. Necef taşı. (Mecazi anlamı) Temiz pırıl pırıl insan.
BİLSEN: (TR) Kendini bil.
BİLUN: (*) Yarım Ay
BİNAY: (TR) Bin tane ay çok kuvvetli ışık.
BİNHAN: (TR) Hanların hanı.
BİNNAZ: (TR) Nazlı. Cilveli.
BİNNUR : (TR) Nurla özdeşleşmiş. Bin tane nur.
BİRAY: (TR) Ay gibi tek eşsiz.
BİRCE: (TR) Tek eşsiz biricik.
BİRCİS: (AR) Gezegen Jüpiter müşteri yıldızı bercis.
BİRGÜL: (TR) Bir tane tek gül. Kıymetli gül.
BİRHAN: (TR) Tek yönetici.
BİRİCİK (TR) Tek bir tane emsalsiz
BİRİM: (Fars.) Bir tanem biriciğim.
BİRKE: (AR) Büyük havuz. Gölcük. Göğüs.
BİRSEN: (TR) Sadece sen tek sen.
BİRSEV: (TR) Tek sevgili.
BİRSİN: (AR) Yonca. (TR) Bir tanesin.
BİRSU: Özel bir su biricik su gibi
BİTENGÜL: (TR) Güllerin bitmesi.
BUCAK: Genellikle geniş verimli bakımlı alanlara verilen ad (Köşe bucaktaki anlamı gibi)
BUHAYRA: (AR) Küçük deniz. Mısır'ın kuzeybatısında bir şehir.
BUKET: (FAR) Çiçek demeti.
BUKLE: (FAR) Kıvrılmış küçük lüle şeklinde saç.
BURCU: (TR) Güzel koku.
BURÇAK: (TR) Baklagillerden taneleri yemiş olarak kullanılan bir bitki.
BURÇİN: (TR) Dişi geyik.
BUSE: (FAR) Öpüşmek öpmek.
BÜKLÜM: (TR) Bükülmüş kıvrılmış şeylerin oluşturduğu halka.
BÜLBÜL: (AR) Sesinin güzelliğiyle ünlü ötücü kuş. Sesi çok güzel olan kimse.
BÜLENT: (FAR) Yüce yüksek ala ulu.
BÜRGE: (TR) Bir yerde duramayan canlı taşkın kimse.
BÜRKE: (AR) Martı. Havuz gölcük.
BÜŞRA: (AR) Müjde sevinçli haber.
BÜTE: (TR) Fidan.
BÜTEYRA: (AR) Güneş. Sabah.
ABYSS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla