Konu
:
Hİpnotİzma
Tekil Mesaj gösterimi
11-01-2006, 12:12 AM
#
1
(
permalink
)
ByemonaR
Mareşal
Hİpnotİzma
Günümüzde
özellikle tıbbın ve dolayısıyla ilacın yararlı olamadığı çoğu durumda hipnoz
insanlığa yardımcı olmaktadır. Hipnozun bütün dünyada analjezik
anesaaaik ve psikolojik tedavide kullanıldığı bilinmektedir. Örneğin
psikojen kökenli ağrılarda
allerjik bünyeler ve organizmanın kimyasal tedaviye elverişli olmadığı durumlarda hipnoz
diğer tıbbi metodların yanında yer almaktadır. Söz gelimi tüm fobileri ilaçla tedavi edebilmek mümkün değildir. Belki uzun zaman alan :-):-):-):-)terapi seansları ile fobiler önlenebilir fakat hipnoterapi ile çok kısa sürede hastalar bu şikayetlerinden kurtulabilmektedirler.
Çeşitli alışkanlık ve davranış bozukluklarının giderilmesinde hipnoterapinin yararı bugün hemen tüm dünyada kabul edilmektedir. Ayrıca hipnoz
tıbbi tedavinin yanı sıra eğitim
güzel sanatlar ve sporda etkili bir metod olarak uygulanmaktadır.
Fakat ne yazık ki günümüzde hipnoz
bazıları "hipnozcu"
bazıları medyum olarak adlandırılan ve psikolojik tedaviler konusunda hiçbir ehliyeti olmayan kişiler elinde sömürülmektedir.
Hipnoz Nedir?
Hipnoz kelimesi eski Yunancada "hypnos=uyku" anlamına gelir. Ancak hipnoz bir uyku hali olmayıp
aksine uyanıklık halidir. Elektroensefalografi (EEG) kullanılan modern araştırmalarda elde edilen beyin ritm örnekleri
hipnotize edilmiş bir kişinin
uyku ile uyanıklık arasında olduğunu göstermektedir. Hipnotizma ise; hipnoz yaparken kullanılan tekniklerin tümüdür. Türk Dil Kurumu'nun Türkçe sözlüğünde hipnoz
"Sözle
bakışla
telkin yapılarak meydana getirilen bir çeşit uyku hali ki
bu halde uyuyan kimse (denek)
uyutanın etki ve telkinlerine açık
fakat dış dünyanın başka etkilerine karşı kapalıdır." şeklinde tarif edilmektedir.
Hipnoz'un Tarihçesi
İlkçağlarda insanlar
hipnoz ve benzeri yöntemleri bilmeden kullanmışlardı. Günümüzde geleneksel yaşam tarzını sürdüren toplumlarda da böyle olaylar görülmektedir. Ritmik tam-tam seslerinin
monoton dini şarkıların ve dansların yarattığı ruhsal durum
insanları hipnotik hale ulaştırmakta
bu durumdaki insanlar da kimi zaman çok şaşırdığımız olayların kahramanları olmaktadır. Örneğin; böyle insanlar ateş üzerinde yürüyebilmekte
uzun süre toprak altında ölü gibi gömülü kalabilmektedirler.
Hipnozun insanlar tarafından kullanılmaya başladığını gösteren ilk yazılı belgelere eski Yunan'da rastlamaktayız. M.Ö. 1400-1300 yıllarından kalan dua taşlarında telkinle ilgili bilgilere rastlanmaktadır. Eski Yunan'da hipnoz
gerginliklerin giderilmesinde ve bazı histerik durumların tedavisinde kullanmıştır. Eski Galyalılar ise hipnoza "sihirli uyku" demişler ve onu
siğili olan kişilerin tedavisinde kullanmışlardır. Uzakdoğu dinlerinde ise bu gibi olaylar çok eskiden beri bilinmekte ve uygulanmakta idi. Hinduizm
Budizm gibi dinlerde otohipnoz başta olmak üzere her türlü psişik ve parapsişik olaylar görülmekte idi. Avrupa'da ise hipnoz
1760 yılına kadar halk tarafından bilinmiyordu. Hipnozun kitlelere yayılmasını sağlayan kişi
onu tedavi vasıtası olarak kullanmanın yanı sıra bir gösteri haline de getirmiş olan
Franz Anton Mesmer'dir. Mesmer
hipnoza "hayvan manyetizması" adını vermiş ve bütün hastalıkların bu hayvan manyetizmasının dengesinin bozulmasından kaynaklandığını söylemiştir. Mesmer birçok hastasında çarpıcı gelişmeler de elde etmiştir. O günlerde bilim adamları Mesmer'in metodunda faydalı bir şey göremediler ve onu ciddiye almadılar. Hatta hipnozu bir şarlatanlık olarak gördüler. Geleneksel tıp çevreleri 1900'lü yıllara kadar hipnozu ihmal etti. 19 yüzyılda bir İngiliz cerrah olan James Braid
hipnotizmayı başlı başına bir olay olarak ele aldı ve ilk defa hipnoz kelimesini kullandı. Braid
birçok büyük ameliyatta hipnozu kullanmıştır.
Braid'in takipçilerinden Liebeault
sabit bakış metoduna
sözle telkini de katarak uzun süre hipnotizmayı başarı ile uygulamıştır. Daha sonra Prof. Bernheim
yaptığı denemeler sonunda Liebeault'un metodunu benimseyerek bu yoldaki çalışmalara devam etmiştir. Pierre Janet ise
telkin ile hipnoz'un ayırımını yapan ilk düşünür olmuştur. Başlangıçta Janet ile aynı görüşte olan Sigmund Freud
psikanaliz açısından hipnozu ele alıp açıklamıştır. Freud
arkadaşı Breuer ile birlikte hipnozu hastalıkların tedavisinde kullanılacak bir metod olarak benimsemiştir. Ancak nevrozlu hastalar üzerinde yaptığı uygulamalarda olumsuz sonuç alması
onun bu metodu terketmesine sebep olmuştur. Daha sonra "serbest çağrışım" metodunu kullanarak üne kavuşmuştur. 1955'de İngiliz Tıp Birliği (British Medical Association) ve 1958'de Amerikan Tıp Birliği (American Medical Association)
hipnozun
tıpta kullanılabileceğini kabul etmişlerdir. Günümüzde dünyanın birçok yerinde hipnozla ilgili araştırmalara devam edilmektedir.
Hipnoz nasıl gerçekleşir?
Hipnoz yapılacak denek bir iskemleye oturtulur. Hipnotizör onun karşısına geçerek (çeşitli metodlar kullanarak; ışık
obje
bakış
telkin vs) onu hipnotize etmeye başlar. Denek ilkönce kendisinde bir ağırlık hissi duyar. Bu ağırlık hissi deneğin iradesini kırar ve onu hareketsizliğe
uyuşukluğa iter. Bu sırada deneğin bilinci de bulanmaya başlar. Bazan ağırlık hissi çok güçlü bir hal alır. Deneğin gözleri kararır
etrafı yavaş silinmeye yüz tutar. Bu hallerin belirmesi
deneğin dış dünya ile ilişkilerinin gittikçe gevşediğinin ifadesidir. Deneğin bulanan bilinci bir süre sonra deneği
dış dünyadan tamamen koparır. Ve denek kendi bilinç alanı üzerindeki kontrolünü tamamen kaybeder. Ve hipnotizör deneğin iradesine yön vermeye başlar. Burada önemli olan şey
deneğin hipnotizöre inanmış olmasıdır.
Hipnozun dereceleri nelerdir?
Hafif Trans: Hipnozun başlangıcında görülür. Hafif bir gevşeme
hafif bir sersemlik halidir. Deneğin gözleri kapandığı halde göz kapaklarında titremeler olur. Deneğin zihinsel faaliyetlerinde zayıflama
kol ve bacaklarda ağırlaşma
fizyolojik faaliyetlerde yavaşlama görülür. Bütün bunlara rağmen deneğin bilinci yerindedir.
Orta Trans: Orta trans safhasında hipnoz hali açık-seçik biçimde görülür. Denek
hipnotizörün sesine tam olarak şartlanır. Duygular hipnozun bu safhasında kesinlik kazanır.
Tam ve Derin Trans: Tam ve derin transta
trans hali bozulmaksızın deneğin gözleri açtırılabilir. Deneğin gözleri açık olmasına rağmen
donuktur. Çevresindeki gürültülerin hiçbirini duymaz. Kendisine hipnotizörün verdiği şekli aynen
bozmadan korur. Deneğin gözlerinin bakışı sabittir. Tam uyuşukluk hali tüm vücuda yayılmıştır. Bu safhada denek üzerinde çeşitli testler rahatlıkla yapılabilir.
Değişik Hipnoz Çeşitleri
Kişisel hipnoz: Bir kişinin hipnoz edilmesidir.
Grup hipnozu: Birden çok kişinin aynı anda birlikte hipnotize edilmesidir.
Kollektif hipnoz: Kalabalık sayılabilecek insan grubunun topluca hipnoz edilmesidir. Grup hipnozundan farkı
hipnotize olan insanların sayıca farklı oluşudur.
Sosyal hipnoz: Genel olarak toplum baskısı ve kontrolü sonucu ortaya çıkar. Bireylerin toplu olarak uyumlu davranış göstermeleri sosyal hipnozun en belirgin yanıdır. Sosyal hipnozda hipnotizör rolünü toplum liderleri üstlenirler.
Otohipnoz: Kişinin bir başkasına ihtiyaç duymaksızın kendi kendini hipnotize etmesidir.
Yol hipnozu: Özellikle uzun ve düz yolda otomobil kullanan sürücülerin yol hipnozuna girdikleri bilinir. Aşırı yorgunluk
uykusuzluk
sessizlik
trafiğin serbest ve rahat oluşu yol hipnozunun meydana gelmesini kolaylaştırır.
Uyanıkken hipnoz: Hipnozlu kişi
gözleri açık olarak uyuması telkin edilmişse
gözleri açık bir şekilde uyuyabilir.
Sürekli hipnoz: Denek önce derin transa sokulur ve sonra da telkin yapılarak
bu durumun uzun süre sürdürülmesi sağlanır.
Herkes hipnotize olabilir mi?
Eğer isterse olabilir
yaklaşık olarak kişilerin %80'i belirli bir ölçüde hipnotize olabilirler. Bu bireyin telkin alma derecesine bağlıdır. Kişilerin ancak % 25'i derin hipnoza girebilir. Zeki ve hayalgücü zengin olanlar çok iyi hipnotize olurlar. Aydınlar
disipline alışkın kişiler
askerler
hemşireler
sporcular
ilkokul ve lise çağındaki öğrenciler kolaylıkla hipnotize edilebilirler.
Kimler hipnoz olamaz?
5-6 yaşından küçük olan çocuklarla
70 yaşın üzerindeki büyüklerin hipnoz olması zordur. Zihinsel herhangi bir rahatsızlığı olan kişiler
zeka seviyesi (IQ'su) düşük kişiler
bunaklar
konsantrasyon zorluğu yaşayan kimseler
hipnoz olmak istemeyen
korkan
oto kontrolü elden bırakmak istemeyen kişiler de hipnoz olamazlar.
Hipnoz nerelerde kullanılır?
Hipnoz'un bugün dünyada kullanım alanları şunlardır:
Tıpta: Genellikle psikiyatri
cerrahi
anesaaaioloji
dermatoloji
nöroloji
kadın doğum ve diş hekimliği'nde. Psikiyatride; anksiyete ve kaygı bozukluklarında
histeri
astım
uykusuzluk
fobiler (her türlü korkunun giderilmesinde)
sigara
alkol
uyuşturucu alışkanlıkları
aşırı kilo ve yeme bozuklukları
konsantrasyon eksikliği
günlük stres ve sıkıntıların giderilmesinde kullanıldığı gibi
ameliyat ve diş çekimi öncesi anesaaaide
doğum ağrılarının kontrolünde kullanılmaktadır.
Eğitimde: Konsantrasyonun temininde
özgüvenin geliştirilmesinde
hafızayı kuvvetlendirmede
ders çalışmada
stresin giderilmesinde.
Hukukta- Emniyette: Amerikada polis
istihbarat
tanıkların başlarından geçenleri veya gördüklerini detaylı olarak anlatmaları için hipnozdan faydalanmaktadır.
Sanat ve iş dünyasında: Stresden kurtulmada
dikkat ve konsantrasyon arttırmada
yeni projeler ve işler üretmek için düşünce berraklığı sağlamada vs.
Hipnozu tedavi metodu olarak kullanan doktor sayısı çok azdır. Çoğunluğu hipnozu olağan tedavilerine
özellikle ameliyat ve ilaca ek olarak kullanırlar. Hastalıkların tedavisi için sıradan hipnoterapistlere başvurmak sakıncalıdır. Çünkü genellikle tedaviye
teşhisi tam olarak belirlemeden başlarlar ve nerede durmaları gerektiğini iyi belirleyemezler. Bu yüzden hastalıkların tedavisi için
hipnozu
bir tedavi metodu olarak kullanan insanlara başvurmalıyız.
ByemonaR
Açık Profil bilgileri
ByemonaR - Özel Mesaj gönder
ByemonaR´nin Web Sitesini ziyaret edin
ByemonaR - Daha fazla Mesajını bul