Konu
:
Türkiye'nin en çok izlenen annesi ve kızları
Tekil Mesaj gösterimi
05-11-2008, 01:18 PM
#
1
(
permalink
)
stalker_shadow
Mareşal
Türkiye'nin en çok izlenen annesi ve kızları
İşte “Yaprak Dökümü”nün Tekin ailesi... 4 kadın ve 4 ayrı hikaye...
Şu sıralar memleketin her adımını takip ettiğimiz en gözde ailesi kim desem
ne cevap verirsiniz? Hiç uzatmayayım
iki sezondur çarşamba akşamlarından zaferle çıkan “Yaprak Dökümü”nün Tekin ailesi... Reşat Nuri Güntekin’in 1930’larda yazdığı romanın bu uyarlaması
Türk televizyon tarihinin en başarılı dizilerinden biri oldu. Çarşamba gününün reyting listesinde birinci sırayı bırakmadığı gibi
diziden önce yayımlanan özetiyle ikinci sıranın da müdavimi olmuş durumda.
Anneler Günü münasebetiyle biz de Tekin ailesinin annesi ve kızlarını ziyaret edelim dedik; Beylerbeyi’ndeki köşkün yolunu tuttuk.
Köşkten içeri girince gerçekten de “Yaprak Dökümü”ne girmiş gibi oluyorsunuz. Salon
odalar
mutfak orada bir aile yaşıyormuşçasına düzenli. Telefonun üstündeki örtüden tutun da kanapenin üzerindeki yarım bırakılmış
örgüye kadar. Kahvaltı sofrası hazır
taze ekmekler konmakta... Çünkü aile kahvaltıda buluşacak bu bölüm...
Halil Ergün
Güven Hokna
Gökçe Bahadır ve Fahriye Evcen çekime hazır. Bennu Yıldırımlar’ın oynadığı Fikret evlenip yuvadan ayrıldığı için sahnesi yok
ama ricamızı kırmayıp katılıyor ekibe. Halil Ergün’den izin isteyip Tekin ailesinin hanımlarıyla söyleşiyoruz.
“Babama karşı hislerimi tarif edemiyorum”
Gökçe Bahadır (Leyla)
Leyla’ın en belirgin özellikleri duygusallığı ve kendine güveninin olmaması. Leyla’nın hareketlerinin altı birazcık boş
çok gelgitleri olan bir karakter. Bence daha çok babasına benziyor
zaten ona çok düşkün. Ben de babama çok düşkünümdür. Annemle babamı sevgi anlamında ayıramam ama babama karşı olan tarif edemediğim bir duygu.
Leyla’nın annesine pek düşkünlüğü yok. Leyla kocasıyla mutlu olmadığını söylediğinde annesi “Git
yuvanı kurtar” dedi. O zaman düşünmüştüm anne olsaydım ve kızım bana gelip mutlu değilim deseydi
“Çık gel” derdim
başka bir şey düşünmezdim.
Ben tek çocuğum. Bu senaryoyla da bambaşka bir hayatla tanıştım. Bir geldim abi var
abla var
kardeş var
küçük kardeş var... O yüzden bana çok aaaifli geldi.
Sanki Leyla benim hayatımdaki biri gibi olmaya başladı
çok fazla iç içeyim onunla. Bazen bir durumda kalıyorum
Leyla olsa ne yapardı acaba diye düşünüyorum. Rol yaparken ister istemez kaptırıyorum
gözlerim doluyor. Sonuçta gencecik bir kız; hayatımda böyle biri olsa ona çok üzülürüm.
Zamanla sette ekip olarak birbirimizi tanımaya
sevmeye başladık
anlaşmaya başladık ve bir aile gibi olduk. Bu köşke girince evime gelmiş gibi hissediyorum.
Seyirciler sokakta durdurup hırslandıklarını
üzüldüklerini
biz ağlarken ağladıklarını
biz sevinirken sevindiklerini ya da şu aile hiç sevinemeyecek mi diye düşündüklerini söylüyor. Ben bile her şeyini bildiğim halde izlerken sinirleniyor
üzülüyorsam onlar nasıl üzülmesinler?
Anneler Günü'nde babamla birlikte annemi bir yere götürürüz. Zaten öncelikle bir anneanne babaanne ziyareti yapılıyor bizde. Ben özel günleri
sürprizleri
şaşırtmayı çok severim.
“Almanya’daki Türk aileler dizidekine çok benziyor”
Fahriye Evcen (Necla)
Ben Almanya’da büyüdüm. Oradaki Türk aile yapıları “Yaprak Dökümü”ndeki aile yapısına çok yakın. Biz de büyük bir aileyiz; üç ablam var. Babam asker gibi bir adamdır. Annem daha yumuşak...
Ali Rıza bey her şeye iyi tarafından baktığı için bazı kötülükleri belki göremiyor
belki de görmek istemiyor. Ağırlığını koyuyor zaman zaman
ama biraz daha sert bir tavırla koysa belki daha farklı olur.
Hayriye anne modeli olarak ne derece doğru bilmiyorum ama çok idareci. Sonuçlara baktığımızda aslında başarısız. İdare ettim sanıyor ama büyük felaketlere yol açabiliyor. “Yaprak Dökümü”nde çocuklardan dolayı yaprak dökümü yaşanıyor ama annenin de bunda payı büyük.
Necla’nın en baskın özelliği
yaşına göre bazen çok olgun davranabilmesi. Mantıklı tarafı daha ağır basıyor
çok duygusal bir kız değil.
Necla çok büyük bir hata yaptı ve kardeşinin kocasıyla kaçtı. Aynı şeyi yaşayan kadınlarla karşılaşıyorum ve diyorlar ki “30 senedir kız kardeşimle görüşmüyorum”. Bu aile Necla’yı affetti
birlikte tekrar o gücü toplayıp normale dönebildiler. İnanıyorum ki
olumlu tarafından bakarak felaketleri hafifletebilirsiniz.
Senaryolar haftada bir geliyor. Her hafta büyük bir heyecanla ne olacak diye bekliyorum.
Annem Almanya’da. Ona şimdilik günü gününe bir hediye veremeyeceğim ama sezon sonunda Almanya’ya gideceğim. Ona en büyük hediyem bu olacak.
“Romandaki Hayriye bugüne uyarlanınca konumu
durumu ve anneliği de değişti”
Güven Hokna (Hayriye
Anne)
Senaristlerimiz çok kıvrak ve güzel yazıyor
her aile kendinden bir şey buluyor. Başarının sırrı; senaryo ve doğru gözle çekim tabii. Ama sanatçıların bu uyarlamaya katkıları da hiç yadsınamaz. Bu başarıda tesadüfi hiçbir şey yok. Çalıştığım bütün işler tavan yapmıştır dikkat ederseniz
böyle bir uğur taşıdığıma inanıyorum. İddialı olmak gibi bir sorunum yok
o amatör işidir. Ben yaptığımdan o kadar eminim ki...
Romanın orijinalinde anne karakteri daha zayıf. Günümüze uyarlandığı zaman Hayriye’nin konumu
durumu
anneliği de farklılaştı.
Hayriye yalan da söylüyor
yeri geliyor kocasına cephe de alıyor. Bana göre Hayriye çok da akıllı bir kadın değil.
Her insan hata ve yanlış yapar. Anneler hata yapmaz diye bir kural yok. Ama annenin yaptığı hataya karşı öyle bir özverisi vardır ki; o unutulur
hoşgörülür.
İçimde daha dışarı çıkmamış ne karakterler var. Mesela Cahide Sonku’nun hayatı çok büyük dramlar içerir
onun son günlerini oynamak isterim. Bir ekoldü bana göre
bir daha gelmez.
Biz bir aileyiz ve bir ailede olan her türlü şeyi yaşıyoruz. Hatta bir kez o kadar güzel yazılmış ki senaryo
Ali Rıza'nın gelip Şevket ile ilgili gerçekleri açıkladığı sahneyi oynarken sanki biz oyduk. Bir anda “Biz şu anda rol yapmıyoruz
gerçekten bir aileyiz ve gerçekleri yaşıyoruz” dedim.
İki kere evlenip ayrıldım. Bir kızım
8 yaşında bir torunum var. Kızım benden hiçbir şeyini saklamaz. Kardeş ve arkadaş gibiyizdir.
Kızım Ankara’da yaşıyor. Şimdi uzağız ama Anneler Günü’nü kutlarız. Kendimi annesi olmayan bütün genç dostların annesi yerine koyuyorum ve onları kucaklıyorum.
“8
5 yaşındaki kızımla çok geniş zamanlara yayılan bir anne-kız ilişkisi kuramadık”
Bennu Yıldırımlar (Fikret)
Fikret'in romandaki yoğunluğu bu kadar değildi. “Yaprak Dökümü” 150 sayfalık bir roman
biz her hafta 90 sayfa çekiyoruz. Şehir Tiyatroları'nda sahnelenen “Yaprak Dökümü”nde de Fikret rolünü oynuyorum. 430 küsur oyun oynadık
hep kapı pencere yıkıldı. Bizim toplumumuz bu romanın kahramanlarını çok seviyor.
Fikret çok sabırlı. Bu
bizim toplum için bir meziyet diyebilirim. Aslında inatçı bir kişiliği var.
Toplum olarak çocuklarımızı çok korumacı yetiştiriyoruz. Kendi ayakları üzerinde döküp saçarak da olsa bir şeyleri halleden çocuklarla çok mutlu olamayan insanlar görüyorum ben.
Kızım 8
5 yaşında. Çocukla birlikte dünyanın başka türlü algılanması gerektiğinin farkına varıyorsunuz. Çok geniş zamanlara yayılan bir anne-kız ilişkisi yaşadığımız söylenemez.
Çok özel bir Anneler Günü geleneğimiz yok. Biz anne-baba olarak da yoğun çalışıyoruz ama kızım da yoğun. İleride “Evde annemi babamı beklerdim
canım da çok sıkılırdı” demesin diye onu da boş bırakmadık.
Şehir Tiyatroları'nda Anton Çehov’un “Üç Kızkardeş”inde de oynuyorum. Oyunun sonunda gelip biz sizi “Yaprak Dökümü”nde seyrediyoruz diyebiliyorlar. Televizyon dolayısıyla gelen
sizi sahnede canlı görmek isteyenlerin genelde tepkileri böyle oluyor
stalker_shadow
Açık Profil bilgileri
stalker_shadow - Özel Mesaj gönder
stalker_shadow - Daha fazla Mesajını bul