Tekil Mesaj gösterimi
Alt 05-04-2008, 04:52 PM   #1 (permalink)
BaL
Admin
 
BaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Thumbs up Uslanmam Öykü Yarışması Oylama..

Sabırsızlıkla beklediğiniz öykü yarışması oylaması başladı.
Tarafımıza birçok öykü geldi.Katılımlarınız için Teşekkür ederiz.
Ancak içlerinden kendi kaleminizle yazılmış ve kurallara uyumlu öyküler katılabildi oylamaya.

İşte Adaylar;



CeHeNNe_T ve öyküsü

Bugün Güneş Doğmasın

Lanet olsun diyor bütün benliğiyle doğan güneşe sitem ediyordu küçük yüreği.Her sabah onun için yeni bir çileydi biliyordu ki bir ta$ dikilicekti tepesinde yine ve bir şamar yicek poposunayarı aç yarı tok sokaklara dönücekti.Çaresizce kalktı yerindensu o kadar soğuktu ki yüzünü yıkamak bile geçmedi içindendoğruca mutfağa yöneldi.Sofraya baktı göz ucuyla bir parça kuru ekmek yinebelli dünden kalma odaüç beş zeytin attı ağzına.Paltosuna uzandı eli bir tek ona bakınca gözleri ışıldıyordutek dostu oydu belkideküçük kırmızı paltosu ve yine aynı renk botlarıonlar olsaydi daha çekilmezdi ayazlar unutmuyordu.Çocuk işte sevinçle giyindisermayesi kolunun altında düştü yola.Çoktan başlamıştı saniyeleriyıllar gibi geçen bir kış günü yine.Derme çatma evinin kapısından çıktı döndü baktı arkasına boyaları dökülmüş rengi bile seçilmeyen tek katlı evlerebirde mendil sattığı yerler geldi aklınaiç geçirdi çamurlu yoldan bata çıka yürümeye başladı bir müddet böle yürüdükten sonra asfatlı yola ulaştı.Gözleri bot uclarına kaydı çamurdan gözükmüyordu kan kırmızı botları.Sermayeyi boşa harcayamazdiötede bir gazete parçası ilişti gözüne büyük bir titizlikle silmeye başlı.Yaşam sürüyorduelden bir şey gelmezdi onun gibi bir çok arkdaşı vardı onlari düsünerek yürüyordu az ilerde gördü onları.Şanslıydı o yinekırmızı paltosu vardı üstünde ve botlarıküçük bir tebessüm yayıldı yüzünde.Kolkola giripyürümeye başladılar.Bedenleri küçük yürekleri büyük işçilerdi onlar.Belkide hiçbirinin yaşı 12yi geçmezdi.Yere serdikleri naylonlarının üstüne itinayla dizdiler sermayeleriniönlerden onlarca insan geçicekti dönük bakmıcaklar bile ha belki ihtiyacı olan varsa oda eğilip almak için çeviricekti başını onlara.Gün yarılamıştıaçlık bastırmıştı minik bedeninibir yandan da alamadığı uykusu ama açlık önde gidiyordu öle bir hale gelmiştiki iki büklüm etmişti bedenini arkadan soğuk bastırıyodu boş dururmu gelirse birden gelirdi zaten felaketleriyice sarılmıştı kan kırmızısı paltosunaayaklarını karnına çekip ellerini karnında birleştirdi.Biliyordu gerçi faydası yok akşama kadar burdaydıevdeki kücük kardesine yemek götürmeliydi.Geçmiyordu zamangeçmiyordu işte.Dişleri gıcırdıyor yüzü buruş buruş oluyor elleri mosmor yüzü kıpkırmızı olmuştu.Geçmiyordu zaman belki bu son sitemiydi güneşe belki son lanetiydi doğan güneşe...





---------------------------------------------------------------------------------------------------
olum_melegi ve öyküsü;

dünyaya insanlar iki şekilde gelir....

karanlık dünyaya şanslı doğanlar....ve karanlığın tam ortasında bir mum ışığı bile bulamayanlar...

ben şanslı doğanlardan biriydim....sahip olmam gereken herşey vardı elimde....özel okullarda okumuş oyuncaklar içinde büyümüştüm..
ama bu bollluk beni doyumsuzlastırmıs hep daha fazlasını ister olmus ve elimdekilerle mutlu olmayı çoktan unutmuştum...uyumsuz huysuz ve şımarık bir genç kız
olmuştum sonunda.......nerde akşam orda sabah gezer tozar..hayatımı etkilemiycek hiç kimse beni ilgilendirmez benden başka kimsenin derdi umrumda olmazdı...
para duygularımın önündeydi herzaman.....

o güne kadar........

hani hereşeyin bir miladı olurmuş ya sanırım o gün de benim yaşamaya başladığım miladımdı......

yağmurlu bir gündü.....markalardan erkeklerden onun parasından bunun yeni aldığı elbiseden başka konu olmayan arkadaş toplantılarından birine gidiyodum..
kırmızı ışıklara geldiğimde fark etmedim bile önüme atlayan küçük kızı....
arabanın önünden çekilmiyor yoluma gitmeme engel oluyordu....çocukça oyun sanıp öfaaale aşşağıya inip ona gerekeni yapmalıyıdm...aşşağıya indim bir kaç söz söylemek için yanına yakşatığımda..
bir anda bacaklarıma sarılıp...

-abim cok hasta... yardım et ona diyip bacaklarıma sarıldı.....
napcağımı bilemez bir halde eğildim dizlerimin üstüne kaldırdım kolunu ozaman gördüm o yaşlı o buğulu gözleri....
soguktan üşümüştü elleri morarmıştı dudakları gözlerinden akan yaşlar yanağında donmuş soğuktan keçeleştirmişti yüzünü.......
ozaman anladım işte asıl soğuğun havada veya o minik kızın ellerinde olmadığını....
benim kalbimin tam ortasında yer aldğını.........

abisini gözterdi küçük morarmış parmaklarıyla....kaldırımda kırmızı çeketle yerde o sogukta 3 5 mendilin yanında yatıyodu....küçük kızdan en fazla bir iki yaş büyüktü..
neyi var abinin dedim küçük kıza hasta dedi....
tutuum elinden arabaya bindirdim küçük kızı...sonra koşup kaldırımdan abisini aıp en yakın hastaneye götürdüm.....
neden yaptığımı bilmeden....kalbimin ilk kez bana bunu yapmalısın dediği için belkide......

hemen yoğun bakıma aldılar küçük coçugu soguktan zatüre olmuştu....biraz acı çekicek ama iyi olucak demişti doktorlar.....
doktorla konusmaya gitmeden önce küçük kızı bir sandelyeye oturtmuş ve beklemesini söylemiştim....geri döndüğümde gözlerinden hala yaşlar akıyodu.....
söyle bana neolur oda annem gibi cennete mi gidicek beni yanlız bırakıp deyip boynuma sarıldığında dayanamayıp bende ağlamaya başmaıştım...
o güne kadar istediğim olmayınca ağlardım oysaki sadece dediğiömi yaptırabilmek için sadece.....
kendime gelip yüzüne bakıp gözlerini sildim ellrimle ve hayır gitmiycek seni bırakıp hiç biyere diyebildim.....


tam bir hafta sürdü küçük bedeni ama kocamannn bir kalbi olan onurun tedavisi........
esrayla birlikte bütün gün abisinin yanında geçiriyoduk zamanımızı akşamlarıda evime geliyodu benimle.....
bir hafta sonra sormak aklıma geldi.....kimi kimselerinin olup olamdığını.....
onur anlattı annem vardı hastalıktan öldü...üvey babam var haftada bir esrayla yaşadığımız insaata gelir sattım mendillerin parasını alır gider dedi....

işte benim yaşamaya başladığım gün o küçük kızın karşıma çıktığı gündür....kalbimi dünyaya kapattığım kendimden başka hiç bir şeyi görmediğimi anlamama sebep
olan o küçük kıza.......
artık benimle birlikte ikiside belki annelerinin yerine geçemedim ama küçücük kalpleriyle sıcacık abla deyişleri asıl hayat bu dedirtiyo bana.....



-----------------------------------------------------------------------
MüHüRLü_KaLP ve öyküsü;

SoKaK ÇoCuĞu

Ben sokak çocuğuyum abi
Hani şu uçurtması gökyüzünde asılı kalan
Bilyelerini rüyalarında unutan
Ve oyuncaklarını masal kahramanlarına çaldıran
Çocuk var ya o benim işte o benim abi...
Sahi bir annem olmalıydı değil mi?
Ben dudaklarımda sokakları besteliyorum oysa!
Sahi abi tadı nasıldı anne sütünün?
Anneler nasıl okşardı çocuklarını?
Anne kokusu nasıldır kim bilir?
Ana ha bir anne çizebilir misin benim için
Karanlığın kar soğuğu parmak uçlarına bir anne?
Ve yanına beni ekler misin abi
Tıpkı suluboya resimlerdeki gibi sımsıcak?
Sahi abi senin gözlerini kesmiyor değil mi
Bir köprünün soğuk gergin ve karanlık bedeni?
Sahi sen hiç seyrettin mi aydedeyi bir köprünün altından
Üşüdün mü abi kayan bir yıldıza bakarken?
Boşver...
Gel boyat istersen ayakkabılarını.
Ben şu ayakkabıların bağcıklarından asılıyorum hayata!
Gel boyat ayakkabılarını
Boyat da resmi çıksın dostun düşmanın tüm kaldırımların.


------------------------------------------------------------


daydream ve öyküsü;
UMUT
Üşüyen ellerini cebine soktu Ahmet. Sabahtan beri ancak 5 selpak satabilmişti.Fakat daha çok satması gerekiyordu.Yürümeye devam etti.Bir parkın önünden geçerken içerideki neşeli çocuklara ilişti gözü.Ne de güzel oynuyorlardı. Her türlü sıkıntıdan uzak.Üzerlerinde güzel elbiseler.İç geçirdi Ahmet.Şöyle bir kendi üzerine baktı.Ayağında yırtık çizmeler.Elbiseleri hep yamalı.Ama hayal kurmaya bile vakti yoktu.Elindeki selpakları satmalıydı.Yoksa hasta babasının ilaçlarını nasıl alacaktı.Yine düştü yollara. ''3 tane 1 lira3 tane 1 lira''...
Birkaç selpak daha sattıktan sonra artık iyice yorgun düştü Ahmet.Hava zaten soğuktu. Yağmurda başladı.Yırtık çizmeleri su almıştı.Ayakları artık soğuktan ve ıslanmaktan hissetmez haldeydi.Bir ağırlık çöktü üzerine.Şimdi sıcacık evinde olsa ne güzel olurdu.Annesi yemekde koyardı.Yavaş yavaş büzüldü üzerindeki yırtık kabanın içine.Ufacık omuzlarında daha bu yaşta çok fazla yük vardı.Buna rağmen hep direnmişti Ahmet.Ama artık yoruldu.O hep içine akıttığı gözyaşları dışarı çıkıp yağmura karışmaya başladığında umutlarınıda beraberinde götürüyordu Ahmet'in...



---------------------------------------------------------------------------------------------------

AvatarAang ve öyküsü;

Yanlızlık

Herkese yardım eden bir çocuk varmış. Birgün annesi ve babası trafik kazasında ölmüş. Ama bu çocuğun birde hizmetlisi varmış. Bu çocuk çok zenginken bu durumdan dolayı kendini affetmemiş. Ama zamanında herkese yardım etmiş ve şuan bile elinden geldiğince yardım ediyormuş. Bu çocuk parasının %50'sini okulsuz çocuklara yardım fonuna yatırmış. O sokağa gelen hırsızlar bu durumu öğrenmişler. Hırsızlar çocuğun güçsüz olduğunu anlamışlar. Eve akşam 3.00 girmişler. O saatte hizmetli evindeymiş. Hırsızlar gördüğü herşeyi almışlar. O kız çocuğu parası olmadığından sokakta kalmış ve hiçkimse o çocuğa yardım etmiyormuş. Birgün kız çok kötü hastalanmış. O sokağa yeni taşınan bir kadın kızı görmüş ve evine almış. Kızı hemen hastaneye götürtmüş. Kız son dakikada ölümden kurtulmuş ve o kadınla mutlu bir şekilde yaşamışlar.


--------------------------------------------------------------

RaPiMisT ve öyküsü;
Sabredeceğim Anne!!!
Sabah saatin 07.00'siydi..
Gözlerini açtığında başındaki iri yarı adam büyük bir kinle bakıyordu yüzüne
Bu anı görmek istemiyordu...Gözlerini kaçırdı ama fayda etmedietmeyecektibiliyordu...
Adam kolundan tuttu ayağa kaldırdı ve silkti...O an kalbi sanki çıkacaktı yerinden...
Adam bağırıyordu:Bu saate hala uyuyor musun sen çabuk defol çabuk..
Adam koca ellerini çekmişti üstünden....
Hemen koşarak mendil dolu poşetini kaptı ve paslı yıkık dökük kapıyı açıp çıktı.
Yağmur yağıyordu delicesine sanki alıp herkesi götürecekmiş gibi...
Minicik elleri titriyordu...Elindeki poşete sıkı sıkı sarılmış ara sokoklardan yürüyordu.
Bir köşe arıyordu yine kendine her zamanki gibi....Bir yer arıyordu elindeki mendilleri satacak.
Etrafındaki insanlara bakıyordu..Hepsi bir yerlere koşturuyordu.Belki de yağmurdan dolayı sıcacık evlerine gidiyorlardı...
Koca bir iç çekti...Ve koşar adımlarla ilerlemeye devam etti...
Yağmur şiddetleniyordu...Kalbi çarpıyordu..Gözleri doluyordu.Titriyordu..
Bir yer kestirdi gözüne ve oraya gitti...Oturdu..
Sırılsıklam olmuştu üstü başı ve oturduğu yerde öyleydi..Ama başka çaresi yoktu..
Mendillerini çıkardı poşetten ve bir kaçını dizdi önüne...
Hızlı hızlı adımlarla yürüyen insanlara '1 mendil istemez misiniz'diyordu....
Kimse dönüp bakmıyordu...Elleri titriyor titriyordu...
Hala gözünden uyku akıyordu ama onun mendil satması gerekiyordu..
Kendi yaşıtları gibi olamazdı..Evet olmazdı...
Oyun oynarsa mendilleri satamazsa o iri yarı cellat gibi adamın onu nasıl dövebileceğini biliyordu...
Takati kalmamıştı..Gelen geçene ''1 mendil 1 mendil alır mıydınız?''demekten yorulmuştu...
İstem dışı kendini yere attı..Dizlerini büktü ve büzüştü olduğu yerde...
Dayanacak gücü kalmamıştı...Kendini bıraktı..
O anda öyle tatlı bir rüyaya dalmıştı ki
Annesi sesleniyordu'':Yavrum merak etme Allah senin yanında sabret biraz meleğim''
Annesine yanaştı'Bıktım anneciğim sen gittiğinden beri beni tutsak alan o adam beni ağlatıyor
Annesi:''Dayan meleğim biz seni babanla hep bekliyoruz dayan nur kokulum dayan
''Sen öyle diyorsan dayanırım anne babamada selam söyle olur mu anne sizi çok özledim anne..
Birden şimşek çakmıştı...Tatlı rüyası öyle bölünmüştü ki gerçek sanmıştı birden rüyayı
Etrafına baktı herşey yine aynıydı anlamıştı rüya olduğunu..Gözleri doldu ve ellerini büzüştürdü.
Artık engel olamıyordu gözyaşlarına ağlıyordu hıçkıra hıçkıra..
Yağmur alıp götürüyordu gözyaşlarını ve içinden:
Sabredeceğim anne'dedi...


-------------------------------------------------------------------------------------------------
crazymannnn ve öyküsü;

Yanlızlığın Mutluluğa Gülümseyen Işığı
Birgün Koskocaman bir şehirde küçücük bir ev varmışorada yanlız bir çocuk yaşıyormuş bazen açbazı zaman ise karnı az çok doyuyormuş Babası ölmüş birtek annesi ve küçük kardeşi varmış öksüz çocuğun yanında ve bir Allah'ın kulu gelip yardım etmiyormuş oysaoysa ne kadar günah olduğunu bir bilseler bir baksalar keşke yarınlarasonra aradan hatalar geçmiş Melek gibi bir dede onların küçük evini ziyaret etmiş birde bakmış ki kanı donuş yaşlı dedenin durumuda iyi imiş çok yardım sever alçak gönüllü bir dede imiş sanki ufuktan nur gibi inmişti yaşlı dede küçük eve girmiş birde bakmış ki çocuklara içi cız etmiş adamcağız'ın içinden
-Ya Rabne Cahil bir Toplumdur bu Sen Kadir'sin Islah Eyle İnsanlarıNe olursun! demiş.
Çocukları kucağına alıp sıkıca kendi çocuğu gibi sarılıp okşamış öpmüş uzun zamandır bu sıcak kucağın hasreti ile yanıp tutuşan çocuklar yaşlı dedelerine ağlayarak bakmış. Yaşlı dede
-Ağlama yavrumgeçecek bu zulümAğlama! demiş.
Çocukların gülümsemesi can çekişen bir Ceylan'ın iç sızlatan elvedasını andırıyormuş.Yaşlı dede çocukların annesi ile konuşmuş
Yaşlı Dede
-Evladım GençsinGüzelsin Yaşlanan bir ağaç gibi yıpranıyorsun Yılların çelebesi ile Ne olur Size Yardım etmeme İzin Ver! demiş.
Çocukların Annesi
-PekiAllah Sizden Razı OlsunAllah Ne Muradınız var ise versin Çocuklarım gülümsesin Ben ölsem Ne olur ki? demiş.
Yaşlı Dede
-Öyle Deme Evladım Üzülme Güzel Günler gelecek demiş.
Yaşlı DedeÇocukları alıp biraz gezdirmiş market e götürmüş ve bir kaç erzak almışLunapark a götürmüş çocukların mutluluğunu görünce birden içi ürpermiş Yaşlı Dede'nin çocukluğu gelmiş aklına birden ve çocukların yorulduğunu görünce evlerine götürmüş. Eve gidince Çocukların Annesi
-Allah binbir kere Razı Olsun sizden Tuttuğunuz Altın olsun Siz Çocuklarımı Mutlu ettiniz ya Mekanınız Cennet olsun! demiş.
Yaşlı Dede
-Önemli değil Canım KızımBen Görevimi Yapıyorum şu Fani Dünya'da Kısacık Ömrüm Sonbaharda Yaprakların Dökülmesi misal Hızlıca Tükeniyor! demiş.
O günden sonra Küçük evdeki Küçük Çocuklar ve onların Annesi Mutlu bir şekilde Hayatlarına devam etmişler.Hayat mutlu geçiyordu ama Kalplerindeki yara Gülümsemiyordu hiç bir zaman.


---------------------------------------------------------------------------------------------------

Lost Dreams ve öyküsü;

Küçük Adam

5 indeydi babasını kaybettiğinde . Boşa çırpınışlar sonucunda 7 yaşında küçük omuzlarında kaldırabileceğinden çok daha büyük bir yük vardı . Bilincini kazanmış 7. yaşın getirdiği o olası saflığa göre oldukça alımlı bir olgunluk vardı yüzünde . Yaşam savaşı başlamıştı onun için ve artık hiç bir şeyin kolay olmayacağının da bilincindeydi . Küçük adam hayatının henüz başında evinin reisi olmuştu . 3 kardeşi ve annesi akşam eve gelirken Küçük Adam ‘ ın getireceklerini bekliyorlardı . Küçük Adam ise her gün evden aynı düşüncelerle çıkıyor sabah erken saatlerde çıktığı kapıdan gece yarısı girdiğinde de düşünceler hep aynı boyutu alıyordu .
Her gün evden çıkarken veya eve girerken çalışacak kadar sağlıklı olduğu için şükrediyordu .
Küçük Adam o gün yine erken çıkmıştı evden . Kendisini yorgun hissediyordu ama akşam eve eli boş dönmemek için katlanmalıydı çalışmalıydı . Sabah erken saatlerde işe giden insanlar ondan hep içecek yiyecek bir şeyler alırlardı o da bunu düşünerek adımlarını hızlandırdı ve her günkü aaagahını yine durağın yanı başına kurdu . Görenler bu yaşta bu azmi üstü kapalı takdir etmek için bir şeyler alıyor ve Küçük Adam ‘ ın yüzündeki güzelliğe bakarak gülümsüyorlardı . Küçük Adam da ise hak etmişliğin getirdiği gurur vardı .
Akşam oldu ...
Küçük Adam artık eve geri dönmenin zamanı olduğunu kardeşlerinin acıkmış olabileceğini düşünerek hızlı adımlarla evin yolunu tuttu . Evin kapısına gelmişti ama unuttuğu bir şey vardı . Alışveriş yapmamıştı . Kardeşlerine ne alacağını düşünürken ve yorgunluğunun da etkisiyle aklından çıkmıştı . aaagahını kapının önüne bıraktı ve geri döndü .
O ana kadar onu izleyen gözleri fark etmemişti . Birden arkasını döndü ve kendini izleyen 3 çocuğu gördü . Niyetlerini anlamıştı . Bir anda kardeşleri annesi geldi aklına ve küçük bacaklarıyla koşmaya başladı . “ Ya elimdekileri alırlarsa akşam kardeşlerim ne yapar “ diye düşünerek delice koşmaya başladı . Çok geçmeden çıkmaz bir yola girdi . Önündeki duvara tırmanıp kaçmayı denedi ama mümkün değildi . Yalvarmak istemiyordu . Babasını çok yaşamamış olsa da birkaç şey hatırlıyordu onun hakkında . Babası da canını dişine takarak çalışıyordu . Azimliydi çalışkandı ...
O anda babasının yalvarmasını istemeyeceğini düşündü . Kafasını yerden kaldırdı ve önündeki 3 çocuğa baktı . Ne istediklerini sormak saçma olurdu biliyordu .
Anne oğlunu merak etmeye başlamıştı . Hiç bu kadar geç kalmamıştı . Kardeşleri acıkmaya başlamıştı ve anneleri evde bulduğu birkaç ekmek dilimiyle açlıklarını bastırmaya çalışıyordu . Anne meraktan deliye dönmüştü .
Kapı çaldı ...
Küçük Adam kapıdan içeri girdi . Hali haraptı . Yüzünde kollarında kanlar vardı ve topallıyordu . Bir eli karnının üstündeydi .
Ne annesinden ne de kardeşlerinden çıt çıkmıyordu . Küçük Adam ‘ ın gözlerinde yaş yoktu . Gözleri boşluğa ve ailesinin üzerine gidip geliyordu .
Anne ‘ nin “ Oğlum “ demesiyle yere yığıldı . Gözleri açıktı ve o an boşlukla konuşuyordu .
“ Bıraktığın emanetlere elimden geldiğince sahip çıkmaya çalıştım baba . Ama benden bu kadar . Sensizliğin getirdiği acı ile çırpındım ayakta durdum . Bugün düşüyorsam bu vazgeçmişliğimden değil senin yolundan gittiğimdendir “ dedi ve gözleri kapatmaya dahi fırsat bulamadan öylece kalakaldı yüzündeki eşsiz tebessümle .
Günler hızla geçip gitti . Anne her gün pencere kenarında eskileri düşünerek gözyaşlarını içine akıtmaktan hiç vazgeçmedi . Oğlunu özlüyordu . Her gün nasılsa duraktaki Küçük Adamdan bir şeyler yiyip karnımı doyururum diyenler bile Küçük Adamı özlüyordu . Küçük Adam hayatın nimetlerinden erken tat almıştı . Bu tat onu hırslandırıyor gurur veriyordu . Bu yüzdendi son nefesindeki tebessüm bu yüzdendi acı çekerken bile akmayan gözyaşları .


----------------------------------------------------------
Gizli Özne ve öyküsü

Kırmızı yağmurluk

Sabah uyandığında kendini çok yorgun hissetti.Halbu ki daha dün akşam yatarken kendine söz vermişti.İyice dinlenip sabah erkenden uyanacak ve o üstgeçitte işinin başına geçecektiAnnesine bir nebze olsun yardımda bulunmak istiyordu..Halsizliğine rağmen yatağından kalktı ve bir çırpıda kıyafetlerini giydi.Sessizce yatağının altından dün aldığı mendilleri çıkarıp poşete koydu ve evden çıktı.Hızlı adımlarla evlerinin biraz uzağında ki üstgeçite yöneldi.
Babasını 1 sene önce kaybetmişti.Hem de ona çok ihtiyacı olduğu bir zamanda.Çünkü daha 8 yaşındaydı ve babasıyla geçireceği öyle güzel günleri vardı ki…Ama babasının bir akşam iş dönüşünde hazin bir kaza sonucu ölüm haberini almıştı annesiyle…Ve o akşam tüm hayalleri kaybolup gitmiş yerine kocaman bir hüzün almıştı.Artık annesiyle yaşıyor ve kendini evin erkeği ve annesinin koruyucusu olarak görüyordu.Elbette artık o da kocaman bir erkekti ve evin bazı masraflarını karşılamalıydı.Yani o da çalışmalıydı artık.Annesinin akşam işten yorgun geldiğini gördüğünde öyle üzülüyordu ki.Ve yine böyle bir akşam da karar vermişti çalışmaya.Ama bunu annesine söyleyemedi;biliyordu ki annesi buna karşı çıkacaktı.
Bir gün önce mendilleri alacağı köşedeki bakkal amcaya gitti ve bunları satacağını söyledi. Şimdilik birkaç paketle başlamayı uygun gördü eğer satarsa gelip daha çok mendil alacağını söyleyip sevinçle bakkaldan uzaklaştı.
Sabah havanın kapalı olduğunun farkında bile değildi. Kendini yapacağı işe vererek mendillerinden kazanacağı parayla eve ilk olarak “et” alıp annesini sevindireceğini düşünüyordu. Yaşadığı kasabanın en işlek caddelerinden birinde mendillerini satmaya başladı; fakat yağmur sanki ona inat öyle hızlı yağmaya başlamıştı ki sırılsıklam olmuştu. Ama bugün mendillerini satmak zorundaydı. Keşke bir yağmurluğu olsaydı da yağmura aldırmadan elindekileri bitirebilseydi. Demek ki ilk önce parasıyla bir yağmurluk almalıydı. Bu fikri hoşuna gitti. Yağmur dindiğinde kazandığı parayla yağmurluk satan bir dükkâna girdi. Yaşlı amca karşısında bu üstü başı ıslak ama gözleri pırıl pırıl parlayan bu ufaklığa neredeyse yarı fiyatına bir yağmurluk verebileceğini ve en sevdiği rengi de seçebileceğini söyledi.En sevdiği renk kırmızıydı.Artık kırmızı bir yağmurluğu olmuştu ve yağmur yağsa da ıslanmadan işini yapabileceğini düşündü..
Üstgeçide geldiğinde kendini daha da yorgun ve halsiz hissetmeye başladı.Acaba dün çok mu ıslanmıştı?.Halbu ki bugün daha çok mendil satacak ve eve yiyecek götürüp annesini mutlu edecekti.Şimdiden annesinin yüzündeki o tatlı sevinci görür gibiydi.
Dün akşam annesi gelmeden saçlarını kurulamış ıslandığını fark etmesin diye üstünü de değiştirmişti.Ama öyle ıslanmıştı ki akşam erkenden yatmıştı.
Şimdide tirtir titriyordu.Halsiz vücudu onun daha fazla ayakta durmasına izin vermedi.Ve mendillerinin önüne yığıldı kaldı


---------------------------------------------------------------------------------------------------


Yarışma hakkında daha fazla bilgi için;
Uslanmam Öykü Yarışması

Oylarımızı atmayı unutmayalım..Hepsi aslında çok güzel bana kalsa 1. yok 1.ler var..Herkeze bol şans diliyorum..

BaL isimli Üye şimdilik offline konumundadır